

Öncelikle selâm edip, hasret ve hararetle sizlere sarılmak isterdim ama yapamam.
Sizleri sevmiyorum. Sevgili arka plândaki derin Kaffedciler.
Boşuna bu mektubun muhatabı siz değilmişsiniz gibi başınızı başka yönlere çevirmeyin.
Biliyorum, birçoğunuz yine bölücü, mikrocu, faşist edebiyatına başlayacaksınız. Bu argüman fakirliğinizle de elinizden bir şey gelmesi mümkünde değil zaten.
Belli ki bugünlerde oldukça telaşlısınız. Çünkü üzerine fikirlerinizi empoze etmeye çalıştığınız sentetik kimlik ve çatınızdaki imal hataları oldukça canınızı sıkıyor.
Elinizi hangi işe atarsanız yüzünüze gözünüze bulaştırıyorsunuz.
Önce Abaza'ları küstürdünüz, Abhazya'nın sahibi gibi her işlerine burnunuzu sokup adamlara illallah dedirttiniz. Sonra Abaza'lar federasyonlaşmaya gidince her türlü yalan dolanla bu oluşumun Abhazya tarafından desteklenmediği yalanını atıp, bu oluşuma ölü bir çocuk doğdu dediniz. Ölü doğdu dediğiniz çocuk şimdi tosun gibi maşallah. Hemde ölü doğmuştur kaşesi bastığınız o çocuk bugün Abhaz Devleti’nin protokolünde oturuyor, siz nerede oturuyorsunuz bilemiyorum ama karşıdan el sallarsanız belki görürler sizi.
Onların içinde sorunlar tartışmalar kavgalar olmuyor mu? Hem de nasıl oluyor bir bilseniz, ama kurumlarını zora düşürecek politikalardan ve söylemlerden uzak duruyorlar, tabanlarını dinliyorlar. Ha unutmadan söyleyeyim; Abazalar, Abhazya Devleti’ne danışmadan, onların fikrini almadan, Abhazya’nın sorumluluklarını taşıdıkları için, kongre bile düzenlemezler bilesiniz.
Ayrıca Abaza'ların kurumlarında gelen evrak ve dilekçeleri yandaşlara yetiştirme servisi de bulunmuyor bildiğim kadarı ile. Bir yerlere not alasınız. Sizin ölü dediğiniz tosun gibi oluyor, ‘maşallah’ dediğiniz kaç ay yaşar bilemem.
Abhazya’daki toplu konut projenizi yutturamadınız, neden iptal edildiği hiç konuşulmadı.
Boşuna “Abhaz -Fed Abaza'ların temsilcisi değildir” diye yalan söylemeyin, uzayan burnunuzla bir yere giremez olacaksınız.
Sonra siz ne yaptınız? Kaffed içindeki Abaza ve diğer kökenli insanların meşru’iyetleri sorgulanır, buradaki hegomanyamızı kaybederiz korkusuyla sentetik bir kimlik yaratmaya çalıştınız. Son seçimden önce de “ben çerkesim” demeyen ve sizinde yok saydığınız bir abazayı kullanarak orada çalışan Adiğe bayanların onca yıllık emeklerini bir günde harcayıp hâkimiyetinizi ve kontrolünüzü devam ettirmek için kendi ekibinizi yerleştirdiniz. O emeğini ve alınterini heba ettiğiniz bayanların aileleri, eminim ki en az sizin kadar, hattâ sizden daha fazla Çerkestirler. Unutulmamalı kî; Bu toplum; birilerinin kafa yapısına göre değil reel ve mutlak değerlerimize göre yönetilebilir. Aksi taktide yukarıda belirttiğim gibi yüzünüze, gözünüze bulaştırırsınız.
Herkesi Çerkes yaptınız Kabulümüz ama, ne hikmetse kendi içinizdeki Adiğelerin dışındaki kardeş halklardan olan (zatlarınız), topluma Çerkes kimliğini kabul ettiklerini ve Çerkes olduklarını bildiren bir beyanda bulunmadılar. Abhaz derneklerine ve Abhazya Demografyasına düşünceleri hiç sorulmadı nedense?
Oysa herkes Çerkes söylemi yerine “Ben Çerkes'im diyen Çerkes'tir” diyebilseydiniz kimse de itiraz etmezdi. Diyemediniz çünkü temsiliyet yetkileri bizde dediğiniz çoğunluğun ötekileştirme iddiası ve talebi yoktu. Her seferinde Uzunyaylalı Abazaları öne sürüp, kendinize kalkan yapmaktan utanmadınız. Oysa onlarla kimsenin hiçbir sorunu olmadı olamazda. Hattâ daha da ileri giderek ‘Çerkes diye bir kimlik yoktur’ diyenleri salonda çılgınlar gibi alkışladınız. O zaman her şey fevkalâdenin fevkindeydi değil mi?
Madem ki Çerkes diye bir kimlik yok, öyleyse derdiniz ney arkadaş? diyemediniz.
Şimdi koltuk altınıza karpuz gibi sıkıştırıp dolaştırdığınız Çerkes kimliğini kaptırdınız, karpuzu halâ koltuğunuzun altında sanıp eliniz belinizde geziyorsunuz.
Bunun farkında olan kimileriniz, kabul etmediği kimliğin arkasından ahlıyor, vahlıyor.
Bari bu kongrede “Çerkes Kimliğimizi kaybettik, hükümsüzdür. Bulanların insaniyet namıma herhangi bir Kafkas'a teslim etmeleri rica olunur” gibi bir bildiri yayınlayın da günü kurtarın.
Sözlüğe bakın, utanma diye bir kelimeyi mutlaka bulacaksınız.
Elinizi vicdanınıza koyup şu soruyu sorun: Bunca yıl Adiğelere ne kazandırdık?
Ne kazandırdığınızı bilemem ama kaybettirdikleriniz, daha önemlisi küstürdüğünüz insanları sıralasak buradan Maykop'a, Nalçik'e düzineler çıkardı sanırım. Bugün *“gönüllü muhacerette” en fazla nüfusa sahip Çerkeslerin kendi karakteristik özelliklerini yansıtan bir yapılanma yolunda ilerlemelerini engellediniz.
Sevgili kapalı kapılar arkasındaki derin Kaffed, ‘yenilen pehlivan güreşe doymaz ve ölürüm giderim, kuyruğum dik giderim’ deyimi geliyor aklıma her nedense. Çünkü icraatlarınız dedikodularınız Brezilya dizilerine rahmet okutacak düzeye geldi.
Halâ bugün bir şeyler yapmaya çalışanları, direnenleri “federasyondan ayrılırız” şantajı ile baskı altına almaya çalışıyorsunuz. Bırakın Adiğe ismini, üst kimlik dediğiniz Çerkes isminden bile korktunuz. Kurumların içinde Adiğe isminin geçmesi neredeyse suç sayılacak. Bazı yöresel etkinliklerde, faaliyetlerde, Adiğelerin dışındaki dostlar, Adiğeler demek yerine ‘diğer kardeş Kuzey Kafkas Halkları’ deyimini kullanıyorlar dikkat ettiniz mi hiç? Ama en büyük korkunuz Adiğelerin kendi kendilerini yönetmeleri oldu.
Anavatanla ortak bir ulusal vizyonda buluşmak işinize gelmedi, bunun yerine ahbap çavuş, ağabey kardeş ilişkileri hep ön planda oldu sizler için.
Farklı görüşleri, farklı düşünceleri zenginlik değil, varlığınıza karşı bir tehdit düşman olarak algıladınız. Bunları; ‘Kafkas kardeşliği, halkların kardeşliği’ gibi söylemlerle örtmeye, kendinizi haklı çıkarmaya çalıştınız. Size göre bu kardeşliğin tesisi, korunması, kollanması ve memuriyetinden sadece Adiğeler yükümlüydü, diğer kardeş halklara yönelik bir tenkitinizi de bir çağrınızı da hiç duymadık her nedense?
Sevgili kapalı kapılar ardındaki derin Kaffed, bu saatten sonra zihniyetiniz değişmedikçe Çerkes isminin kontrolünüz altındaki kurumun tabelasında yer alıp almamasının çok bir kıymeti kaldığına inanmıyorum. Sadece şunu bilmenizi istiyorum; insanlarımız için kardeşlik, bağlılık oldukça önemli ve etkiliyeci bir kavramdır. Bunun için bilime, sosyolojiye, matematiğe gerek yok. Basitçe insanlar hep fazlasını ister. Daha fazlasına sahip olmak, diğer insanları tahakküm ve kontrol altına almak üzerine kurulmuştur. Egoların ve arzuların doğrultusunda ne kadar ilerlerseniz ilerleyin istesenizde istemesinizde birçok insanın üzerine basmış olursunuz. Dostluktan, kardeşlikten bahsedilirken, her ne kadar eski tarihler referans alınsada günümüzün dünyası tamamen bu anlayışın üzerine kurulu. Herkes bir rekabet ve yarış içerisinde. Ben alamazsam sen alırsın, sen alma diye seni engellemeliyim, mümkünse bu uğurda her yol mubahtır anlayışıyla seni kulvarın dışına atmalıyım...
Sevgili arka plandaki derin Kaffedciler, bu noktadan sonra bir insan olarak sınırlarımı ve ahlaki duruşumu sadece ben belirleyebilirim. Kendimi ancak ben kontrol edebilirim, sizlerin bizleri bölücükle, ayrımcılıkla suçlamasına karşın, Çerkes kimliğinin fıtratında faşizanlık ve bölücülük olmadığının bilinci beni sizin suçlamalarınıza karşı dirençli kılar.
Hiç bir kurumsal çalışma, etkinlik, halklar arasındaki dayanışmaya ve sevgiye engel değildir. Bir federasyonun isminin Çerkes ya da Adiğe olması, bir Abaza'nın o kuruma üye olmasına, orada çalışmasına katkı sunmasına engel değildir. Hatta bir Adiğe Derneği’nde bir Abaza üye bizlere mutluluk verir. Bir Abaza Derneği’nde bir Adiğe' ye “sen burada ne geziyorsun” dendiğini hiç duymadım.
Artık Kaffed içindeki yerinizi meşrulaştırmak için kurguladığınız bu çirkin ve mesnetsiz söylemlerden vazgeçin lütfen! Çerkes'lerin Abaza'ların ve diğer kardeş halkların gönülleri de evleri de sofraları da kurumları da hep birbirine açıktır. Açık olmalıdır. Bu kardeşliğin temeli kurumlar ve dernekler üzerine kurulmamıştır. Bunun binlerce yıllık bir geçmişi, doğası ve kendine özgü bir hukuku vardır. Bu kardeşliği bu kadar dar bir çerçeveye oturtarak bu halkları küçümsemekten vazgeçin artık.
Bu kardeşliğin çimentosu ortak kültür, ortak geçmiş ve ortak tarihtir. Kardeşler doğar, büyür evlenir ve doğası gereği ayrı ev kurarlar ve aile değerlerine saygı gereği birbirlerinin iç işlerine karışmazlar. ‘Ev içinde ev olmaz’ demiş atalar. Ayrı evlere rağmen, aynı bütünün parçası, aynı neslin devamıdırlar.
Sevgili arka plandaki derin Kaffedciler, son olarak şunları söylemeliyim; biliyorum bu kurumda çok sağlam ve düzgün insanlar var. Bu işi yüreği ile götüren çok insan var. Bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa başka bir zaman, bu kurumun içinden doğruları görenler, bilenler ve mücadele etmeyi kafasına koyanlar çıkacak ve bu devran böyle dönmeyecek eminim. Bu benim haddim, görevim olmasa da o kürsülerden sizlere hesap soranlar da çıkacaktır. Ne yaparsanız yapın, bir gün daha çok diyalogların kurulduğu, daha çok işbirliğinin yapıldığı, kimsenin kimseyi yok saymadığı, kimsenin birbirinin iç işlerine karışmadığı, Çerkes ve Abaza başkanlarını yan yana, kol kola göreceğimiz günlerde gelecek. Çerkes ve Abaza derneklerinin ortak etkinliklerinde, ortak konferanslarında bir araya gelebileceğimizi göreceğiz. Kardeşlerimizin “Diğer Kardeş Kuzey Kafkas Halkları” yerine korkmadan, gocunmadan “Adiğe” kardeşlerimiz diye hitap edeceği günleri de göreceğiz. Bir gün gerekirse bu Federasyonları ortak bir çatı altında da göreceğiz.
Ama sizler açısından olumlu bir şey de yok değil:
Birincisi, biliniz ki artık sizlere kızmıyoruz, sadece gülüyoruz. İkincisi, Türkiye'yi halâ sürgün sananlar var. Bunun sizlerle ve konumuzla alakası yok. Son olarak biz kendimizi burada Diaspora sanıyoruz halâ, ne yalan söyleyeyim bunu ben bile yedim...
Unutmayalımki; her Adiğe’nin Çerkes olduğu gibi, Çerkesim diyen herkes Çerkestir.
Bunları bilmiyorduk derseniz elcevap: Bu konuda bilmediklerinizi ayağınızın altına koysanız başınız göğe değer derim.
Not: *gönüllü muhaceret* Telif Sahibi: Necdet Hatam
SN: HATKO A ve SN: Murat KURTULMUŞ A CEVABEN
Sn: HATKO A,
Sanırım bahsettiğim olaylarda nedense Adiğe’leri suçladığım izlenimine kapılmışsınız. Bu yargıya hangi cümleden ötürü vardınız anlayamadım. Abazaları küstüren yok demiş ve KADK nın süreci hakkında örnekleme yapmışsınız. Oysa o dönemi bilmeyenler ve hatırlamayanlar olabilir ama o dönemde Kaffed içinde ve KADK arasında hakaretlere tehditlere varan tartışmaların kayıtları yazıları belki hala duruyordur. Mesela başkanın inkar edemediği uçakta söylediği o sözler…
Mesele bunlar değil, ayrıca “Abaza örgütleri Abhazya yönetiminin çizdiği yolda yürüyor diyorsunuz.” Böyle bir cümlem yok, Danışma ve fikir alma yani ortak hareket etmek istemeleri emir talimat alan bir kuruluş oldukları anlamına gelmez.
Asıl mesele her iki kurum içindeki bazı insanların iktidar savaşları ve kendilerini kabul ettirme mücadelesinde; bir takım fikirlerin üzerine basmaları kendi düşünceleri dışındaki tüm fikir ve söylemleri varlıkları için tehdit olarak algılamalarıdır. Hiç kıvırmadan söylemek gerekirse bu kavgada kurban Adiğe’ ler olmaktadır.
Son olarak, Kurumun Abhaz-Fed ile diyaloglarının ve işbirliğinin önüne set çekilmesi, Yönetim kurulunun önüne bir çok engel konulması, gizli ellerin uzandığı delegelerin aniden fikir değiştirmeleri, hiçbir sebep ve malümat göstermeden imza çekmeler, (Bana inanmıyorsanız Adana Dernek Başkanın isyanını okuyabilirsiniz) bunlarda bahsettiğiniz Berrak ve Demokratik tavır tutunmaya hiç benzemiyor maalesef.
Adiğe özgür değil, Abhazların yurdu sonuna kadar açık sözlerinize ve bu konudaki tespitlerinize katılıyorum.
Sizde kabul edersiniz ki Berraklık ve Demokrasi herkese lazımdır.
SN. MURAT KURTULUŞ,
Bu cümle son 2 gündür önüme çok çıkarıldı onun için son kez detaylı bir açıklama yapma gereği duydum.
Her Adiğe’nin Çerkes olduğu gibi, Çerkesim diyen herkes Çerkestir\\\" , sözümün arkasındayım. (Lütfen Çerkes= Herkes ile karıştırmayın ) Neden Çerkes= Adiğe’ dir? Çünkü Adiğe’lerin hepsi bu ismi kabul etmiş toplumsal bir mutabakat sağlanmış, hatta Anavatan dışındaki muhaceretteki Adiğe’ ler Çerkes kimliğini öne çıkarmıştır. Bir çok tarihçi Çerkes derken Adiğe’ lerden bahsetmiştir.
Dünya da Abhaz , Oset ve Çeçen devletleri Çerkes kimliğini kabul etmezler ve toplumsal olarak böyle bir talep ve temennileri yoktur, sadece bir takım kişilerin kimliksel tercihleri, istisnaların reel kayideyi bozacağı temennisi ile durmadan önümüze çıkarılarak Kafkas kökenli herkesin Çerkes olduğu yutturulmaya çalışılır.
Burada Anavatandaki Abaza’lara, Wıbıhlara ayrı bir parantez açmak gerekir.
Kimlik sadece ırksal tanımdan ibaret değildir. Bunun yanında ortak tarihi, ortak vatanı ortak amacı ve bir bu kadar da önemlisi o vasfı taşımayı gönülden kabul edenleri temsil eder.
Bu konuda kişisel bazda önemli olan kişilere ya da zümrelere atfedilen kimlik değil, kişi ve zümrelerin o kimliğin bir parçası olmayı yürekten benimseyip benimsemedikleridir.
Irksal anlamda Çerkes=Adiğe diyecekseniz, bundan çok çok uzun yıllar önce, Adiğe dilini kültürünü benimsemiş topraklarını Adiğe’lere başkent yapmış , Adiğelerle bütünleşmiş bugün üstüne basa basa grurla ben Çerkes’im, hatta Adiğe’ yim diye bağıran Wıbıhları,
Bugün hala Uzunyaylada ve Anavatan topraklarının ortasında yer alan, yine Adiğe dilini kültürünü benimsemiş, iç içe geçmiş ortak bir gelecek kurgusu olan ben bir Çerkes’im diyen ve Çerkes kimliğini benimseyerek gereğini bir çok Adiğe’ den daha iyi yapan Abaza’ ları nereye konumlandıracaksınız?
Çerkesim diyen herkes Çerkestir, cümlesi bundan dolayı kaynaklanmaktadır.
Bunların hepsi geçmişimizin, bugünümüzün ve topraklarımızın ortak değer yargıları ve gerçekleri değilmidir?
Çerkes kimdir değildir kavgasının asıl sebebi nedir biliyormusunuz?
Bugün Tüm Kafkas kökenli insanları Çerkes kimliği altına altına sokmak isteyenler ve buna alet olanlar çok kirli ve karaktersiz bir politika sergilediler. Çerkes kimliğini kabul etmeyenleri zorla bu kimliğin içine sokmaya çalıştılar, Sanki bu kimliği kabul etmeyenlerinde temsilcisiymiş gibi davranıp onların böyle bir talepleri varmış gibi davrandılar.
Buna karşı çıkanları mesnetsiz suçlama ve iftiralarla baskı altına alıp sindirmeye çalıştılar.
Ama dikkat edin hiçbirisi Çerkes Kimliğini kabul eden bir beyanatta bulunmadı. Şimdi bize bu kimlik kavgası mirasını bırakanlar kürsülerde dürüstlük kardeşlik ve işbirliği dersi veriyorlar, mağdur edebiyatı yapıyorlar.
Biz ise kucağımıza attıkları bu pisliği birbirimize sürerek kurtulmaya çalışıyoruz.
Not: Bunlar şahsi görüşlerimdir.
Selam Ve saygılar
Zawurkan Zolan (Erdinç Ünsalan)
Sayın Yazar,
Abazaları küstüren kimse yok. Önce Duneypso Adıge Xase (DÇB) içinde Abazin ve Abhaz örgütleri de vardı. Kendileri ayrıldılar ve Dünya Abhaz- Abazin Birliği'ni kurdular.
Türkiye'de de aynı kopuş süreci yaşandı. İstanbul'da Kafkas- Abhazya Derneği'ni kurup ayrı örgütlenme yolunu seçenler de Adıgeler değil.
Az laf çok iş. Bilmece gibi ve kişiyi yoran yazılardan kaçınmak gerekiyor.
Abazinlere gelince, kırmızı zemin üzerinde 7 yıldız ve el işaretini bayrak olarak kabul etmeleri de Adıgelerin işi değil. 12 yıldıza ne oldu?
Suriyeli Adıge'ye anayurt kapıları kapalı. Ama Abhaz için böyle bir kısıtlama yok, arkasında koca Rusya var.
Adıge özgür değil, anayurduna giremiyor, Abhaz'a ise kendi anayurdunun kapıları sonuna değin açık.
Bu ikisi bir değil, taban tabana zıt. Birinin Rusya birlikte yürüttüğü bir politikası, diğerinin Rusya'ya karşı demokrasi ve özgürlük mücadelesi, sorunu var. Bu ikisini aynı kaba koyabilir miyiz?
Abaza örgütleri Abhazya yönetiminin çizdiği yolda yürüyor diyorsunuz. Adıgelerde de benzeri bir durum var. DÇB de Rusya'nın çizdiği yolda yürüyor. Kaffed de DÇB çizgisinde yürüyor. Bir de aykırı Birkaf ve yeni Çerkes-Fed var.
Sivil örgüt, iktidar karşısında, yasalar çerçevesinde bağımsız hareket eden ve temsil ettiği kitlenin çıkarına hareket eden örgüttür. İktidarlardan emir ve talimat alan kuruluş değildir. Siz iktidar uydusu uydu örgüt anlayışlarını mı öneriyorsunuz?
Berrak ve demokrat bir tutum takınmanızda yarar var.
Tebrik ediyorum tespitler için. Bu Herkes Çerkesciler den Çerkes(Adige) halkının bir an önce kurtulması gerekiyor.
Yalnız son cümlenizin yurtsever duruşa yakışmadığını düşünüyorum.
"Her Adiğe’nin Çerkes olduğu gibi, Çerkesim diyen herkes Çerkestir" değil
"Her Adiğe’nin Çerkes olduğu gibi, Çerkesim diyen herkes de ancak ve ancak Adiğe olmalıdır"
Wopsow
