Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
İSTEMEK YETMEZ AŞK ve AKILLA KAZANMAK
19 Haziran 2012 Salı Saat 12:56

“Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide; şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki...”                                                 MEVLANA

“Aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır!”

Kim söylemiş bilmiyorum, ama kim söylemişse aşırıp yazımın başına koymak istedim. Emanet aldığım affetsin beni.

Sanırım sayfalar dolusu yazıdan daha güçlü bir mesajı var bu cümlenin.

Çerkesya ve Çerkes ulusu diyoruz, mütemadiyen yineliyoruz bu sözcükleri. Bu bilinç dışı bir istek değil aslında, akılla, yürekle varılmak istenen bir nihayet!

Fakat bu güzel amaçlara ulaşmak için kuru bir istek yeter mi? Bugün bunu sorgulamak istedim. Elinde başka bir silahı, enstrümanı olmayan, çaresiz biri için evet istek, tutulacak tek dal olabilir. Hatta duada son nokta. Ama ulaşabilmek için yeterli midir?

             

İstemek belki her şeyin başlangıcı olabilir. Ancak sonu değildir.

İstemek belki bir serüven boyunca sizi bırakmayacak vefalı bir yoldaş olabilir. Ancak sizi uçurmaya yetmez.

İstekler sizi yürüyerek, en fazla koşarak, sevdiğinize, istediğinize yaklaştırabilir. Oysa yüksek ideallere ulaşabilmek için uçmak gerektir.

İstekler, sizi kaplumbağa hızıyla sevdiklerinize yaklaştırabilir.

Oysa sizi isteklerinize, ses hızıyla yaklaştıracak bir şeyler olmalı.

Yaşam zira o kadar hızlı akıyor ki!

Gecikmiş kurumsallaşmalar, ideolojiler, kentler vb her şey, gecikmiş olmanın, öncü olamamanın, deneyimsiz olmanın zayıflıklarına karşı, yeni, amatör, taze, ezbere dayalı olmayan, sürprizli olmanın avantajlarını kullanmalıdır.

                                                       

İstanbul’a Metro çok geç geldi. XX.yy’ın son aylarında.

Oysa dünyanın ilk metrosu, Londra’da 1863 yılında -Euston Square- açıldı.

Dünyanın önemli başkentlerinden Paris’te ise Metro 1900 yılında açılmıştı.

Her şeyin şerefi ilklere aittir doğru. Ancak son yapılanlarda, ilk yapılanlardan çok daha hızlı, çok daha güçlü, çok daha teknik, çok daha donanımlı olacaktır.

Nitekim demiryollarına gereken önemi çok geç vermiş olsa da İstanbul’un metroları, yeni ve son teknoloji olmanın avantajlarını, kentlilere sunmaktadır.

Artık İstanbul halkı, bir Parisli, bir Londralı’dan daha hızlı, daha konforlu, daha mükemmel metroları kullanıyor.

Öyleyse Çerkesya ve Çerkes Ulusu için yapılacaklar da geç olmasına nispeten, en iyisi olmalıdır, olacaktır.

“Milliyetçilikler çağının artık neredeyse kapandı” denildiği bir çağda, Çerkes Ulusal Hareketi kendine şimdi yeni bir yön arıyor.

Bence hiç saçma değil. Çokta mantıklı ve olumlu.

Üstelik XIX.ve XX.yy’ın ideolojilerinin zayıflıklarını, ahmaklıklarını görüp, fazlalıkları törpülenmiş, eksikleri giderilmiş donanımlı, insani, özgürlükçü bir Ulusal Hareket, en azından, bu tür değerlere uzun süredir hasret kalmış, dünyanın bu unutulmuş bölgesine iyi gelecektir.

                                                         

Her ulus gibi Çerkes ulusu da, kendi soyunun ve geleceğinin teminatını, kendi özgür iradesiyle kazanmak istiyor.

Bir ülke kurmak, bir ulusu düşmüş olduğu yerden ayağa kaldırmak büyük iştir.

Böylesi işler de, sadece istemek yeterli olmadığı gibi, olağanüstü bir çaba gereklidir.

İyi bir planlama, kronoloji, metodoloji, rehberlik, lojistik, organizasyon her şey bu çabanın alt dallarıdır.

Ulusal hareketlerin birçok sıkıntıları vardır. Yokluklar, üzüntüler, kayıplar, gerginlikler, her şey “Olabilirler listesi”ndedir.

Bu idealleri gerçekleştirebilme endişeleri kadar, hareketleri başka yönlere saptırma ve kullanılma olasılıkları da!

Ulusal hareketlerin temsilci ve izcilerinin en önemli özellikleri, tutkulu ve coşkulu bir dinamizm ikliminde gelişiyor olmalarıdır.

Bu da onların, çok zaman dizginsiz ya da başka akım ve güçlerin planlarının figüranı yapabilir.

Bu her zaman böyle değildir. Ancak deneyimlerimiz bize bunun olabildiğinin sayısız örneklerini sunmaktadır.

Onun için ideoloji örülürken, sınırlar, ilkeler belirlenirken, geçmiş ülke, bölge ve tarihlerde ki deneyimlerden doğru çıkarımlar yapmalı ve hastalıklar daha baştan titizlikle ayıklanmalıdır.

                                                        

Çerkes Ulusal Hareketi, her şeyden önce işte tam bu noktada, bağımsız, özgür ve iradi bir hareket olarak kendi rüştünü kanıtlamak zorundadır.

Tutkulu ve coşkulu olmanın verdiği hareket serbestisi, tabii ki etrafı kırıp dökmeye izin vermeden.

Bağımsız, bağlantısız ve özgür bir hareket olma adına; dostları kırmadan, hareketle ilişkisiz güç ve kurumları gücendirmeden, gereksiz düşman kazandırmadan…

Yani!!! Aşırılıklara kaçmadan.

Yani!!! Düşmanda dahi saygı uyandıracak kadar!

                                                           

Ulusal hareketler, içeriği itibarıyla Politikalarının öznesine “Kendi Ulus”larını koyarlar.

Fakat bu özne, o hareketin, “Saf-Irkçı”, “Şiddetsever”, “Baskıcı”, “Sert-Ben-Merkezci”, “Halkı Yalnızlaştırmacı”, “Başka Halklara Saygısız” olması anlamına gelmez, gelmemelidir.

Tam tersi, Ulusal Hareket, Uluslararasılaşmak zorundadır. Baskıyı ve şiddeti reddetmek zorundadır.

Tanınmak, iletişim becerisi göstermek, özgürleştirmek, dünyalılaşmak, normalleşmek ve küreselleşmek, açık bir zorunluluktur.

Sonuçta bir ulus olmanın yolu, uluslar zincirinin bir halkasına iyi-kötü girmektir.

Yalnızlık sadece Allaha mahsustur. Bireye ya da topluma yalnızlık yakışmaz.

Bir zamanlar dünyada yalnızlığı deneyen insanlar oldu.

Ne Tarzanlar gördük, ama şimdi çok komik!

Ne ülkeler, devletler ve ideolojiler gördük, güdük!

“Küçül  de cebime gir” dedikleri sanki onlar için söylenmişti.

                                                         

Politika zor bir sanat.

Saatin iki sarkacı arasında bir o yana bir bu yana sallanmak değil.

Belirlenmiş ve sınırları çizilmiş bir hareket için bile, beklenmedik her tür yol kazasıyla karşı karşıya kalmak mümkün.

Uyanık olmak, akılcı olmak kadar, aşkla, engelleri aşmak gerekecek.

Zaman giderek kısalıyor, yol ise giderek büyüyecek.

Her tür yol ve koşula, ayak uyduracak, hızla adapte olacak, trendleri iyi okuyacak, bir rehberlik ortaya çıkmalıdır.

Gözümüz de, gönlümüz de engellerin ve yolların uzamaması, büyümemesi için severek, iç huzuruyla, yoldaşlarımıza güvenerek, büyük bir özveriyle yürüyüşe geçmeliyiz.

Unutmamalı! Çerkesya, Çerkes halkı kadar, dünya ve insanlık da bizi bekliyor; umutlu fakat ayakları yere sağlam basanlar, ülkeye ve geleceğe, mührünü vurmayı başaracaklar…


Bu yazı toplam 7085 defa okundu.





Ömür Zafer Özdemir Şapsığ Jade

Aşk muvvakkat, izdivaç ise daimidir. İzdivacı aşkın devamı zannetmiş nice safdil çiftler üç ay geçmeden dudaklarda aşkın söndüğünü görmüşler ve bir akşam kendilerini karşı karşıya esner bulmaktan hayret etmişlerdir. Aşk değişmeyince ölür. (AHMET HAŞİM)

19 Haziran 2012 Salı Saat 15:27
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net