Karakter boyutu :
Problem üretimi.....

23 Mart 2012 Cuma Saat 00:44

Çerkeslerin sorunu açık ve net;
Büyük çoğunluğu, vatanlarında yaşamıyor, vatanlarında yaşayanlarda kendi topraklarında bölünmüş idari birimlerdeler, işte temel sorun bu.
Çözüm net; Bu idari birimlerin birleştirilmesi için çalışmak, dünyaya dağıtılmış ulusumuzun yeniden vatanda bir araya gelmesini sağlamak için çabalamak. Kısaca Çerkesya’nın inşası yolunda ilerlemek.
Yurt dışında yaşayanların, yaşadıkları ülkelerde olan sorunları, ve bu ülkelerde vatanlarına geri dönecekleri zamana kadar yok olmalarının önüne geçici her türlü çalışmayı yapmakta gerekiyor. Elden geldiği her şekilde vatana geri dönmek ve bu dönüşü kolaylaştırıcı hukuki, siyasi, ekonomik yapılanmalar içine girmek bu zemini hem yaşanılan ülkede hem de vatanda sağlamak için çabalamak.
Yurduna çeşitli sebeplerden geri dönemeyecek olanların ise bulundukları ülkelerde varlıklarının devamını sağlayacak zeminlerin oluşumu için mücadele etmek.
İşte yapılması gereken en temel şeyler bunlar.
***
Bütün bu yapılması gereken netlikler arasında, üzerinde çalışılacak yolun, izleneceklerin aleniliğine karşın bu konuda çabalama isteğine veya inancına sahip olmayanların ise izledikleri bambaşka çizgiler var.
Örneğin;
Çerkesler için bu konulardan önce mesela latin esaslı, çin hiyerogliflerine benzeyen sembolleri kapsayan veya olmadı arap harfleriyle bir alfabe düzenleyelim, komisyon kuralım, bunu da vatanımızdaki cumhuriyetlere kabul ettirelim..
İyi güzel, hoş, fakat yerimi, zamanımı, ilk önceliklerimizden mi bu?
Elbetteki hayır.
Vatanımızda yaklaşık 700 000 Çerkes, kril esaslı alfabe ile eğitim görmekte. Ayrıca Rf içerisinde yaşayan Çerkeslerin şu an ki en büyük sorunları da bu değildir. Bunun yanısıra Rf. İçerisinde daha önce latin harflerine geçmek üzere çabalar sarfeden Tatarlar bu konuda başarılı olamamışlardır. Çünkü mahkemeler, Rf. kanunları gereği kril esaslı alfabelerin kullanılması gerektiği sonucu ile bu girişimi engellemiştir.
Evet, bu aşamada Dünya’nın bir ucundaki bir çerkesin hiyeroglif esaslı veya latin, arap, hindu esaslı alfabe önerileri vatanımızda kanunen şu an kabul edilebilir değildir ve yeni bir problem çıkartılması anlamına gelir. Ve en enteresanı bu yeni düşünülmüş alfabe ile eğitim almış hiç kimsede yoktur.
Ayrıca diğer diaspora ülkelerinde de bunu kabul ettirecek hatta bulunulan ülkedeki tüm çerkeslerin bunu kabul etmesini sağlayacak bir mekanizma dahi ortada yoktur.
***
Meselalar bitmiyor; bir mesela daha;
21 Mayısta; Taksim mi, kefken mi, beşiktaş mı, bizim evin arka bahçesimi, yoksa balkonda serin havada mı analım-bulunalım?
İşte bu tamamen, külliyen, sadece ve sadece gerçekte hiç bir şey yapmamak üzere yola çıkmışlarca üretilmiş bir suni problemdir. Hatta problem bile değildir.
21 Mayıs’ın bir kaç şekilde anılması gerekiyor.
1) Atalarımızın başlarına gelenleri unutmadığımız için onları anmak, onlara faydalı olmak için yapacağımız şeyler. Allah razı olsun, atalarımızı, bu günü, camilerde, evlerinde onların ruhlarına kur’anlar okuyarak geçirecek olanlarımız var. Ve onlar bu konuda emin, net oldukları için velveleye vermeden her yıl kuranlarını okuyorlar. Çünkü ne yaptıklarını biliyorlar..
2) Atalarımızın uğratıldığı soykırımı ve sürgünün getirdiği durumdan kurtulunması için muhatapları olan yapılar karşısında bunların unutulmadığını göstermek ve bu konudaki istemlerini net olarak ortaya koymak ta bir diğer yöntem.
Adres belli, RF. elçiliklerinin önü... Bunun adı ne taksim, ne de başka bir yer. RF. elçiliklerinin önü.
Taksim ise bu yol... Taksime gidip dikilmek değil amaç. Böylece Taksim hiç bir şey demek. Sadece elçiliğe giden yol.
3) İçinde yaşanılan toplumun ülkenin kamuoyu desteğinin sağlanması ve bu soykırım ile sürgün neticesinde düşülen durumun getirdiği olumsuzlukların ortadan kaldırılması için verilen mücadele... Kısaca Türkiye kamuoyunun gözü önüne gelmek, kamuoyu nezdinde isteklerimizin ve mağduriyetimizin sorgulanmasını sağlamaya çalışmak. Yaşanılan ülkeden taleplerin dile getirilmesi…
Bununda anlamı Beşiktaş, kadıköy, Ankara ulus vs. vs. vs.
Elçilik önünde çığıralım, biz Rusyayı ve Türkiyeyi muhatap almayız, biz kendi kendimize bunu gelenekleştirdik, elçilik önünde, görüne görüne, çığıracağız veya sahilde meşale yakalım artistik gözükelim amaç değil.
Amaç ise elçiliğin önüne de başka yerlere de sadece çözüm aramak için çıkmak. Ne Taksim ne Beşiktaş, mekan değil söz konusu edilen şey. Çözüm arayışı.
İşte bu aşamada ortaya serilen diğer şeylerse sadece suni problemler yaratmak.
Suni olduğu için de önemsiz olan sorunlar...
İnsan şöyle sorar; Eğer Rf. elçiliğinin önüne gitmeyecekseniz Taksim ile Beşiktaşın veya Konya ovasının ne farkı var. Eğer Rusya Federasyonunu muhatap almayacaksanız neden Rf. elçiliği önüne toplanıyorsunuz ki... Mesela Tanzanya elçiliği önüne toplanın veya ne bileyim sadece sesse çıkartmak istediğiniz, gözükmekse, «aaa!» dedittirmekse istediğiniz, «aaa!» detirttirecek başka şeylerde bulabilirsiniz.
Bu yazı toplam 4049 defa okundu.
Şevcen Burhan
Hilmi bey makalenizi olumlamak gibi cüretim olmasa da, aklın yolu bir hakkın yolu da birdir diyeceğim. Çerkes milli davasının en hakikatli olarak söylenmesi gereken kısmı soykırım gerçeğidir.
21 MAYIS bunun tarihidir. Aklın ve hakkın izniyle bunları başaracağız.
