

Sanırım artık biraz sadede gelme zamanı geldi.
Bugünlerde yeni bir argüman piyasaya sürülmüş durumda: “Bazı terim ve kavram anlamlarında Diasporada ve Kafkasya da farklılıklar arz edebilir“miş.
Diaspora tarihini ayrıntılı olarak irdelediğimizde makul sebeplere dayalı bir açıklama olarak ele alınabilir, ama buna müteakip hala sürgün dönemi ile bugün arasına mı sıkışıp kalacağız diye düşünmeden edemiyor insan. İşlerine gelmeyen ulusal çalışmaları ayrımcılık ve bölücülük olarak niteleyen bu kesimler, sıkıştıkları anda toplumumuzu Diaspora ve Anavatan arasında bazı terim ikilemi yaratmakta bir sakınca görmüyorlar. Anavatanla diyalog ve Adige Xaseleri arasında iş birliği arttıkça ortaya çıkan göz ardı edilmiş bazı gerçekler diasporada farkına varılamayan bir kimlik trawması yaratıyor.
Ulusal yapılanmanın baz alınacak başlangıç noktasının ne olacağına, Kafkasya mı yoksa diaspora realitelerine göre mi hareket edilmesi gerektiğine karar vermeyen herkesin kafası çok karışık.
Hadi bunları bir yana koyduk diyelim, derneklerinde kendi öz isimlerini kullanmaktan korkan, Çerkes isminin kullanılmasını sakıncalı ve şimdilik gereksiz gören, bunları da bir türlü mantıki sebeplerle açıklayamayan özgüvenden ve gelecek vizyonundan yoksun bugünkü jenerasyona ne demeli? Ve bu kardeşlerimiz Adige ulusunun yarını için ne koyabilir ortaya?
Kimse kusura bakmasın, hiç kimse alınganlık göstermesin ama bir takım tarihsel ve sosyal gerçekleri göz ardı ederek ayağınızı dünden yarına atmaya kalkarsanız bugünün içinde rahatlıkla karmaşalar yaratabilirsiniz.
Anavatanda ne söylendiği ve ne düşüldüğü önemli değil, “biz böyle düşünüyoruz” diyen ve geçmişten bu zamana toplumuzun önüne bir türlü bütensel bir başarı koyamamış zihniyetin ürünü: kendi ulusal kimliklerine ve kurumlarına sahip çıkmaktan, kendi ulusal kimliklerini kullanmaktan korkan bir jenerasyondur. Tarihsel, güncel ve politik gerçekler, mesafelerin, açmazların ve çelişkilerin aşılması için yeterli değildir onlara göre.
Yakın bir süreç içerisinde Abhaz’ lar bu konularda ulusal ve kültürel alandaki hamlelerini kendi kurumsal oluşumlarıyla tamamlayarak, geleceğe yönelik oluşturdukları strateji ile yola çıktılar. Federasyonlaşma sürecinde Kuzey Kafkasya’yı sadece Abhazya’dan ibaret sanıp kendi gelecek kurgusundan uzak bazı Adige’lerin ise bu durum karşısında nasıl dımdızlak ortada kaldıklarına hepimiz şahit olduk.
Aynı zaman dilimi içerisinde Abhaz’ların kurumsallaşma gerekçelerini tam olarak analiz edemeyen, şahsi ve çevresel çıkarlarını göz önüne alarak Federasyonlaşmaya muhalif Abhaz’ ların ve onlara destek olan kimi Adige’lerin yenilen pehlivan güreşe doymaz misali hala geçmişten ders çıkaramadıkları anlaşılıyor. Her ne kadar Kaffed cephesi Abhaz Federasyonu’na yok sayma ve inkar politikaları ile yaklaşsa da Abhaz-Fed. Abhaz Devleti tarafında akredite olarak Türkiye Abhaz’larının yetkili kurumu statüsünü çoktan almıştır.
Belki Abhaz Devleti resmi bir açıklama yapmadı, ama kendi Federasyonlarını desteklediklerine dair onlarca işbirliği kanıtını sunabiliriz.
Yani güzel kardeşlerim, kabul etseniz de etmesiniz de, Kaffed Abhaz’ları temsil eden bir kurum değildir ve tek bir Abhaz adıyla derneği yoktur. Ama bütün bunlar elbette bu kurumda Abhaz’ların ve diğer kardeş halkların kendi öz kimlikleri ile yer almasına ve çalışmasına engel değildir. Kim nerede daha iyi katkılar sunabilecekse orada olması da sanırım daha yararlı olacaktır.
Ama diğer yandan şeytanın gör dediği madalyonun diğer yüzü var ve bu konuda artık eğri oturup doğru konuşmanın zamanı gelmiştir. Abhaz-Fed’e muhalif olan kitle elini vicdanına koyup düşünmelidir.
Ayrı derneklerde ya da kurumlarda çalışmayı ayrımcılık bölücülük olarak gören zihniyetlere de, ayrı dernekleşmeyi Abhaz düşmanlığına varacak şekilde dillerine dolayanlara da Adige-Abhaz kardeşliğinin ihtiyacı yoktur. Kaffed içerisindeki Abhaz’lar, Kaffed ve Abhaz-Fed içindeki kişisel sorunları olan ağabeylerine göre değil, kendi özgür iradelerine göre hareket etmelidir. Herkes herkesi yönlendirmek ve yönetmek zorunda değildir.
Abhaz cephesinde yaşanılan son gelişmeleri yakından takip eden insanlar, bu kurumun kişisel çıkarlar için değil, toplumumuzun içine girdiği yeni sürecin ihtiyaçlarına göre kurulduğunu anlamaya ve ifade etmeye başlamışlardır. Abhaz-Fed, içinde yer alan ve almayan her Abhaz’ ın kurumudur. Abhaz-Fed ve Abhazya devleti ilişkilerine bakıldığında da bu kurumun Abhaz diasporasının kültürel ve sosyal alanda lider kurumu olacağı açıktır. Abhaz-Fed içinde yaşanılan bazı sıkıntılar kimseyi yanıltmasın. Bugüne kadar gelinen süreci ustalıkla atlatma yeteneğine sahip insanların belli bir süre sonra bu sorunların da üstesinden gelmeyi başaracaklarına eminiz.
Sakarya-Hendek Abhaz ahalisi de oturup tekrar bir değerlendirme yapmak ve durumlarını yeniden gözden geçirmek zorundadır. Bu bölgedeki kardeşlerimiz tavırlarını çevresel etkilere ve ağabeylerinin çıkarlarına göre değil, kendi geleceklerinin ve Abhaz Devletinin çıkarlarına göre belirlemek zorundadırlar. Abhaz Devleti’nin de bu konuyu çok yakından takip ettiğini sağır sultanlar bile bilmektedir. Çünkü bu bir var olma savaşıdır ve yarın çocuklarına bırakacakları miras konusunda kimsenin geleceklerine yönelik oluşumlara ipotekler koymaya hakkı yoktur.
Sakarya-Hendek çevresinde yaşayan Abhaz’ların kendi ulusal karar mekanizmalarının dışında kalmaları hiç kimsenin çıkarına olmayacaktır. Ve iddaa ediyorum ki, bundan en büyük zararı yine Abhazya Devleti görecektir.
Eğer ortada bir devlet varsa, Abhaz Diasporası ve Abhaz Devleti arasındaki ilişkiler ne Abhaz’larla bir türlü dost olamayan Abhazya’nın Dostları grubuyla, ne Ergenekon’un kara bağrından çıkıp gelen Malkoçoğlu ve Karamurat’ın sınıf arkadaşları olan sarkık bıyıklı mafya kıvamındaki ağır ağabeylerle, ne de cemaat ilişkileri nedeni ile evliya ve enbiyaların selama durduğu kesimle yürütülemeyeceği açıktır.
Bu ilişkilerin layık olduğu şekilde disiplin altına alınması zorunluluktur. Sorunların mucizevi bir şekilde gaipten gelen ak sakallı dedeler tarafından çözüleceği beklentisi olanlar varsa onlara herhangi bir sözümüz yoktur, beklemeye devam etsinler. Ama yeni federasyon dışındaki Abhaz’ların, artık, müdahil olarak hiç kimseyi kırmak istemeyen ve gelişmeleri diasporasının özgür iradesine bırakan Abhaz Devletini bu konuda rahatlatarak onların gücüne güç katma zamanı çoktan gelmiştir. Her iki kurum arasında mevcut görünen çözümsüzlük politikasının sürdürülebilirliği mümkün görünmüyor. Bu çözümsüzlük devam ettiği taktirde tabanda oluşacak isyan Kaffed dernekleri içerisinde yer alan Abhaz kardeşlerimizi sığıntılık duygusu içerisinde kendi meşrutiyetlerini sorgular hale getirecektir.
Bu durum sadece Abhaz’ları değil, Adige’leri de ilgilendirmektedir. Çünkü kendi karar ve planlama mekanizmalarının dışında kalmış olan Abhaz kitlesi, Kaffed’e bağlı derneklerin ulusal isimleri etrafında toplanmalarında en büyük engel durumundadır. En zor zamanlarında Abhaz’ların yanında olan tek ve gerçek Çerkes (Adige) kardeşlerini iyi anlamak ve analiz etmek görevleridir.
150 yıllık süreçte Karadeniz’e, Marmara’ya, Akdeniz’e, Ortadoğu’ya akmak zorunda kalan Çerkes’lerin artık kendi kimlikleri ile Çerkesya’ya akma özlemlerini akamayanların ise Çerkes ismi ile dünyada tek bir vücut olma istemlerini desteklemeleri Adige-Abhaz kardeşliğinin gereğidir.
Bazı insanların birbirlerini kontrol etme hegemonyasının, Abhaz’lar içerisindeki bir takım kişisel çatışmaların ve geçmişte yaşanılan bazı başarısızlıkların bedelini Çerkes (Adige) kardeşlerine ödetmemelidirler.
Kendi kimlikleri ile var olmak, kendi karakteristik ve kültürel özellikleri ile oluşumlar kurmak toplumların evrensel ve insani haklarıdır. Bu haklar diğer uluslar gibi Çerkes (Adige)’lerin de hakkıdır.
Çerkes (Adige) üzerinde durmamızı mikro milliyetçilikle, bölücülükle itham edenler şunu iyi anlamalılar ki Çerkes ismi Adige’lerin dünyaya açılan kapısıdır. Çerkes ismi Adige’lerin dünya üzerindeki evrensel adıdır. Bugüne kadar Türkiye’de kimi zaman Türkçülerle, kimi zaman dincilerle, kimi zaman da solcularla yol arkadaşlığı yapan halkımızın bundan sonra özüne dönerek Çerkesya’daki Adige Xaseleri ile bütünleşme ve dönüşme çabalarının Çerkesya’da yarattığı heyecanı ve beklentileri herkes görmek ve değerlendirmek zorundadır. Daha da anlamak istemeyen var ise sevgili Acumij Hilmi’nin “illa da Çerkes-Adige!” yazısını iki defa okumalarını tavsiye ediyorum.
Sevgili kardeşlerimiz ve büyüklerimiz, burası bir fikir platformudur. Yazdıklarımızda nacizhane fikir ve tecrübelerimizdir. Elbette herkes aynı fikirde aynı görüşte olmak zorunda değildir. Bizi bölücülükle, ayrımcılıkla ve hainlikle suçlayan hiç kimseye de ne kızgınlığımız ne küskünlüğümüz vardır.
Ulusal kimliklerimizi ön plana çıkarıp çağın getirdiği şartlara göre örgütlenmeyi savunduğumuz için,
Ulusallaşmanın artık kaçınılmaz bir şart haline geldiğinde ısrarlı olduğumuz için,
Ulusların kendi kaderini tayin hakkını savunduğumuz için,
Ulusal sorunlarımızın çözümünü başkalarının insiyatifine ve iyi niyetine bırakmak istemediğimiz için,
Anavatanla ilişkilerimizin kurumlarımızdaki çekmeceleri boş masalarla düzenlenemeyeceğine inandığımız için,
Çerkesya söyleminde ısrarlı olduğumuz için,
Yaşanabilir ve huzurlu bir mahalle yaratmanın, herkesin öncelikle kendi evini güzelleştirmesinden geçtiğine inandığımız için,
Her bireyin kendi kurumlarında yer alarak kendi ulusal ve kültürel sorunlarına yoğunlaşmasını, bütün enerjilerini tek bir hedefe kilitlemeleri gerektiğini savunduğumuz için,
Ve bu kurumların kendi öz benliklerini koruyarak ve yücelterek güçlü bir işbirliği içerisinde olmasının daha doğru olduğunu düşündüğümüz için bizlere „bölücü“ diyorlar. Kendi teveccühleri! Ama bu karalamaların ve çarpıtmaların bizleri durdurmayacağını, tehditlere, hakaretlere aldırmadan, bıkmadan usanmadan, kararlılıkla ve Çerkes Ulusunun karakterine uygun olarak korkmadan çıktığımız yola devam edeceğimizi bilmeliler.
Ve artık Kaffed ve Abhaz-Fed arasındaki soğukluk ve küslük ortamının sona erdirilmesi gerekiyor. Çünkü bu Abhaz ve Adige toplumunun küslüğü değildir. Bu aralarında fikir çatışması yaşayanların küslüğüdür. Kurumlar arasındaki işbirliğinin ve kardeşliğin oluşturulabilmesi herkesin temennisi ve en büyük isteğidir.
Bu isteği yanıtsız bırakacak ya da umursamayacak insanlar Adige ve Abhaz halkının gözünde sorumlu ve hesap vermesi gereken şahsiyetler olarak tarihe geçeceklerdir. Bir çok sorunun bulunduğunu, bu kurumların maddi ve çalışmalara katkıda bulunacak insanlar açısından problemleri olduğunu da biliyoruz. Geçmiş süreçte o günün getirdiği şartların psikolojisi ile birbirimizi kırdığımız sözler ve söylemler de olmuştur. Bizler her şeyi unutmaya kırdığımız insanlar varsa açık yüreklilikle özür dilemeye de hazırız. Ama ağızlardan çıkacak birkaç cümle, kurulabilecek küçük birkaç diyalog yeni bir başlangıç için yeterli olacaktır.
Buradan Thamatelerimize, Ayhabılarımıza, Abhaz Fed başkanı Sn Feridun Aksoy’a, Kaffed başkanı Sn Cihan Candemir’e, Abhaz ve Kafkas dernekleri başkanlarına, yüreği ve vicdanı olan tüm insanlarımıza açık çağrıda bulunuyoruz:
Herkes yine istediği gibi ve istediği kurumda çalışsın ama gelin kucaklaşalım, sorunlarımızı bir tarafa bırakarak diyalog kuralım. Kendinizi toplumlarınıza karşı sorumlu hissettiğinizi gösterin, karşılıklı saygı ve dayanışma duygusunu geliştirelim. Kendimizi ihtilaf noktalarımızla ya da çeşitli mazeretlerimizle sınırlandırmayalım.
Demokrat olmak, demokratik bir yapı içerisinde yer alarak sorumlulukları yerine getirmeyi gerektiriyorsa ilk önce büyüklerimizin bunun gereğini yerine getirmeleri gerektiğine inanıyor ve bu çağrıya yanıt vermelerini bekliyoruz.Adige-Abhaz kardeşliği konusunda kimler samimi kimler samimi değil hepimiz görelim. Bugüne kadar sizlere yaptığımız sert eleştirilerde yanıldığımızı hata yaptığımızı gösterin bize, bölücü ve yıkıcı olduğumuzu göstererek utandırın bizleri.Teşekkürler yazılarını zevkle takip ediyor devamını bekliyorum.
08 Aralık 2010 Çarşamba Saat 20:46Geçenlerde internetten ilgisiz bir yerden şöyle bir dörtlük gelmiş.
İçinde bulunduğumuz duruma da tam oturdu.
Paylaşmak istedim.
Zira öğrenme sürecimiz gecikitkçe, giderek pahalı olmaya başlayacak.
"Önceden ögrenenler indirimli fiyattan ögrenir;
Otoriteden ögrenenler özgürlük bedeliyle ögrenir;
Deneyerek ögrenenler etiket fiyatindan ögrenir;
Hayattan ögrenenler gecikme zammiyla ögrenir."
kim nederse desin biz yolumuza devam edeceyiz karşı olanlarda akıllarını başlarına alsın bir millet hakkında bir iki kişi konuşup karar veremez.
26 Kasım 2010 Cuma Saat 15:39