Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
Çerkes Siyaseti ve Reel-Politik Bağlamda Soykırım'ın Tanınması
26 Mayıs 2011 Perşembe Saat 22:57


Binlerce Çerkes’in katliamından sorumlu olan Amiral Lazarevsk’in büstü meydanda…. Ancak soykırımı uğrayan bölgenin yerli halkı Çerkes/Adıgeler için tek bir büst bile yok.

Her şey gibi siyasetinde giderek karmaşıklaştığı, zorlaştığı bir dönem yaşıyoruz.

Belki de siyaset var olduğundan beri böyle bir gerçek var.

Var da Çerkes muhayyilesi kolay almıyor demek ki!

Ancak dışarıda sert koşullar, fırtına, boran var.

Her şey göründüğünden ibaret olmuyor.

Siyaset; “Matruşka” bebekler gibi her defasında içinden bir başka bebek çıkartıp, duruyor…

Siyaset; yapan için, her ne kadar Çerkes mantığına uygun bir işleyişe sahip gibi görünmezse de, kuralları işletmek mecburiyeti bulunur.

***

Daima vefa ve sadakat duygusuyla bakıldığından mıdır nedir?

Gürcistan konusunda bu zamana kadar hep çekinik durdu Çerkes ileri gelenleri.

Neden?

Çünkü Abaza kardeşlerimiz gücenmesin!

Tabii Abaza kardeşlerini hiçbir Çerkes gücendirmek istemeyecek istemeyecek te… Çerkes siyaseti yapılacaksa, dost, düşman, herkese rağmen, herkesle beraber yapılmak zorunluluğu var.

Aynı şey ABD ve Rusya federasyonu ile ilgili güdülen siyasi tavırlarda da kendini göstermesi doğal.

Çerkes siyasetinin, bütün sıkıntıların ve haksızlıkların kaynağı olmasına rağmen, Rusya ve Rus halkıyla da iletişim kurma zorunluluğu vardır.

Burada her ulusun kendi kaderini belirleyebilmek ve kendi bakış açısıyla olayları ve olguları  değerlendirmek kadar, çıkar ilişkilerinde nesnel davranmak mecburiyeti de…

***

İki tarafı keskin bıçak…

Ama siyasetse yapılacak olan, kendi kural ve işleyişiyle yürür.

İşbirlikçi deseler de Rusya ile teması kaçınılmaz olacak siyasetin.

ABD ve İsrail ile de aynı  şekilde.

Emperyalizmin oyuncağı olmak, kukla olmak, komprador uşaklığı ya da Siyonizme alet olmak, hep boş laf ya da açık deyimle polemik…

Arap ülkeleriyle, devletleriyle ya da STK’larıyla yapılacak her girişim, İslami Radikalizm ve yobazlıkla değerlendirilecek diye iletişim kapılarımızı mı kapatacağız?

Ya da Avrupa Birliği ile olumlu bir ilişki, bizi Avrupa’nın kolu, bacağı, ayağı veya ileri karakolu mu yapar?

Her tür saldırı ve kaşınmaya açık konular.

Fakat siyasetin başka yolu yoktur.

Ne pire için yorgan yakılır, ne de “öğrencisiz okul yönetmek” gibi kolay bir saçmalık izinde yürünebilir.

***

Gürcistan; Kafkasya’da ki ezeli ve ebedi komşumuz…

Tıpkı Abhazya gibi ve hatta Rusya...

Her ne kadar Abhazya ile ilişkimiz daha derin ve köklü olsa da, Gürcistan’da, Çerkesya ve Çerkes halkı için çok önemli.

Halklarımız birbirine komşu olmaktan öte derin bağlara sahip.

Her şeyden önce aynı  köken, kültür ve dil birliğinden geliyorlar.

Kardeşler arasında arada kavgalar, kırgınlıklar olur.

Bazen fevri hareketler, istenmeyen sonuçları beraberinde getirir.

Ancak eninde sonunda sağduyu egemen olur.

Gerçeklerle yaşamak ne kadar kaçınılmazsa, kırgınlıklarda sonsuza kadar devam etmez, edemez, etmemeli.

***

Bu yıl ki 21 Mayıs, Çerkes halkı için çok önemliydi.

Diğer 21 Mayıslardan farkı,  Çerkes Yurtsever siyasetinin yaklaşık bir yıl kadar önce, doğumundan sonra ilk kendi eylemini organize edeceklerdi.

Tuhaf ama siyaset; açıkça, örgütlü, kurumsal veya organize bir güç değil, sivil bir platform, sosyal bir oluşum, fakat hissiyat topluluğu olmaktan öte değildi.

Her hareket siyaset olur ama, örgütlü olmak başka bir şeydir. Neyse!

Bu yıl bir başka değişiklik oldu:

Çerkesya yurtsever hareketi ardı ardına, Gürcistan(*) ve Rusya’dan(**) “Çerkes Soykırımını açıkça tanıma” talebinde bulundu.

Hatta bireysel başvurularla soykırım sonucunda Çerkes halkının demokratik, hukuki, sosyal, siyasi taleplerini en makul şekilde başlatmış oldu.

Bu açılımı yurtdışında başlatan bazı diyaspora oluşumlarını da unutmamak gerek. Fakat Türkiye’de bir ilke imza atılması önemli bir gelişmeydi.

Zira Çerkes halkı ezici bir çoğunlukla Türkiye’de yaşamakta ve İstanbul en kalabalık Çerkes kenti olma onurunu taşımaktadır.

***

20 mayıs akşamına doğru, bu taleplere gelen yanıt Çerkesya ve Çerkes halkında büyük yankılar bulmamış gibi görünse de sonuçları ve insanların içinde uyandırdığı umut kadarıyla bile müthiş bir patlama yarattı:

Gürcistan parlamentosu, 95 milletvekili ile tümüyle karşıt oy kullanılmaksızın Çerkes Soykırımını tanımış ve yapılanları kınamıştı.(***)

Bu zamana kadar Abhazya kırılmasın diyerek böylesi bir talepten çekinen ve siyasetin nasıl bir şey olduğu konusunda tereddüt eden bazı aydınlarımız, bu kez gizlice içten içe sevinerek, Çerkesya ülkesi ve halkına yapılmış ve yapılacak, çok önemli bir desteği görmezden gelmeyi yeğlemişlerdir.

Dost Gürcü halkını  ve Gürcistan’ı, böylesine cesur bir adım atarak, Çarlık Rusyası’nın, Çerkes halkına uygulamış olduğu sürgün ve soykırım gerçeğini tanıyarak, kınaması sebebiyle teşekkür borçluyuz.

Umarım ki dünya yüzünde sürgünler ve soykırımlar yinelenmez. Savaşlar, acılar, işgaller olmaz.

Ve Abhazya-Gürcistan sorunu… O da umarım barış ve kardeşlik içinde çözülür.

Her iki tarafı da memnun edecek bir çözüm yolu eninde sonunda bulunacaktır.

Yeter ki çözüm için iki tarafta istekli ve inançlı olsunlar.

Unutmamalı ki düşmanlıklar da, nefretler de, savaşlar da sonsuza kadar sürmez ve sürmemeli.

Çerkesler’in, Rusya ile ilişkisi içinde aynı tartışmalar, daha uzun yıllar gündemimizi işgal edecektir.

Rusya eninde sonunda bu gerçekle yüzleşecek, tanıyacak, kınayacak, özür dileyecek ve soykırım yaptığı halkın torunlarına maddi ve manevi tazminat ödeyecektir.

Çerkesya coğrafyası, tüm sosyal görünümüyle dirilecek, yer adları Çerkesleşecek ve Çerkes soykırımının faillerinin adları coğrafyadan silinerek, sonsuza kadar zillete mahkum edilecektir.

Çerkesler! Siz buna şimdi inanmıyor musunuz?

Görebilir miyim bilmem ama, bunların mutlaka gerçekleşeceğine inanıyorum.

Üstelik savaş, acı, ölüm ve kanla değil… Barış, hak, adalet, demokrasi ve insanlık ile…

Kuşağım görmese bile torunlarım, Kıyı boyunda Lazarevsk adının kaldırıldığını görecektir.

Hem de kesinlikle…

 

(*) http://www.cherkessia.net/bakisacimiz.php?id=3267

(**) http://www.cherkessia.net/bakisacimiz.php?id=3262

(***) http://www.cherkessia.net/news_detail.php?id=4595




Bu yazı toplam 5103 defa okundu.





huajır

Yazarın inancıni okuyucuya aktarabilmesi güzel bir duygu olmalı.Değilmi Semih bey?
Çok haklısınız:Barış,hak,adalet ve insanlıkla... kendi elleriyle Lazerevin büstünü bulunduğu yerden demonte ederek şehir giriş ve çıkışlarındaki "Lazerevsk" yazılı tabelalarla beraber,bir müzenin bodrumuna kaldıracaklar!Bizde kendi ellerimizle "psışuape" tabelalarını dikeceğiz ...

27 Mayıs 2011 Cuma Saat 22:59
D.Nefin

Sayın Akgün, yazınız tamda yüreklere dokunan bir makale olmuş elinize sağlık. Muhalif Çerkes halkının son yıllarda en fazla dillendirdiği soykırım BM üyesi bir ülkede kabul ediliyor ama bizler bu kararın sevincini yüksek sesle söylemekten dahi çekiniyoruz.
Adıge-Çerkes halkının bugün vesayet altında olduğunun açık bir kanıtı bence bu utangaçlık.

Bunun nedeni nedir ?

Kardeş Abhaz halkının bu sevince içerleyecek olması mı?

KAFFED in Gürcistan parlementosunu muhatap alarak kaleme aldığı deklerasyon en hafif deyimiyle işgüzar bir dil içeriyor. O kadar ki bu işgüzarlıktan Abhazya yönetimi bile ''kıllanmıştır'' emin olabilirsiz.
Çünkü siyaset yapmayı bilmeyen ve toptancı bir mantıkla Çerkes-Abhaz-Oset ( son olarak başka eklenen bir kardeş halk var ise bilmiyorum)toplumlarının sözcülüğüne soyunmuş bir formel kurum böyle bir yazı kaleme alamaz. Temsil ettiğini düşündüğü Çerkes halkının yararına olan bu karara siyaseten açıklaması olamayacak duygusallıkta kızıp köpürüyor KAFFED.

Peki şimdi ne olacak bu durumda?

Savaşan ülkeler bile karşılıklı jestler yapar.

Bunu KAFFED bilmiyor olabilir mi?

Çerkes soykırımını tanıyacak sempatik ülkeler listesimi yapacağız?

Veya sabıkası olmayan bir ülke, bir devlet var mı Dünya üzerinde acaba ?

Böyle şey olur mu?

KAFFED kültür koruyuculuğumu yapacak yoksa siyaset mi ?

Eğer ikincisi diyorsa bunu öğrenmek zorunda. Aksi takdirde Çerkes halkının çıkarlarını korumadığınız için bu halka hesap vermek zorunda kalabilirsiniz.

Not: Kızıp köpürdüğünüz Gürcistan'ı geçiniz, BM üyesi diğer devletlerin sözcülerini bile kendinize güldürmekten başka ne işe yarayacak bu öfkeli deklerasyonunuz merak etmekteyim. Bana kalırsa kulislerde diplomatlar şöyle konuşmalar yapıyordur ''yahu Türkiye Çerkes diasporasını temsil eden xxx diye bir kurum var. Bu kurum kendi soykırımlarını kabul eden Gürcistan'ı topa tutmuş. Soykırım konusunu gündeme alacak devletleri kendileri mi seçmek istiyor? Böyle saçma şey olur mu? Bunların siyasetden haberi yok.'' v.b yorumlar.

Söyleyiniz Çerkes siyasetine ne katkınız oldu bu öfkeli deklerasyonunuzla şimdi?
Dikkatli, siyaset bilir diplomatik cool bir dili herkes anlayabilir. Ama Gürcistanla Çerkes halkı arasında sıcak savaş varmışçasına hiddetli ve yanlış argümanlarla dolu bir yazıyı kaleme alırken hiç mi düşünmediniz bu halkı. el insaf derim. çerkesya okurlarına selamlar.saygılar.

27 Mayıs 2011 Cuma Saat 16:39
Talebe

Eline saglik Semih...

Evet, aynen senin yaptigin veya baslattigin gibi "Cerkes Soykirim ve Sürgünü"nün taninmasinin biz Cerkeslere ( Adigelere ) ne gibi olanaklar sunacagi, gelecegimizin demokratik ve mesru yollardan insa edilmesi icin ne kadar önemli oldugunu anlatmamiz gerekiyor.

Bu sürec, Cerkeslerin ve hatta bütün Kuzey Kafkasya Halklarinin lehinedir. Hatta simdiden bu kararin yakinda bütün Rusya"da domine etkisi yapacagini söyleyenler var.

Bu, RF"nu da demokratiklesmeye zorlayacaktir... Ve bizim, Cerkesya Yurtseverlerinin de bu corbada tuzu oldugu icin kendimizle ne kadar övünsek azdir.

Herkesin bunu görebilmesi icin bikmadan usanmadan anlatmaliyiz.

Saygilar sevgiler

27 Mayıs 2011 Cuma Saat 16:23
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net