Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Açumıj Hilmi
Sinek Boynuzda mı, Boyundurukta mı?
14 Nisan 2011 Perşembe Saat 13:02

Dilim dilim, güzel dilim, Çerkescem...

Bazı haller vardır ki, onları anlatmaya ancak darbı-meseller kafi gelir, cuk diye oturur. 

Çerkesce’de güzel bir atasözü var, son yıllarda Türkiye’deki Çerkes örgütlenmelerinin (KAFFED ve diğerlerinin) halinide son aylardaki Çerkes hareketinin aldığı şekil sonucunda ortaya çıkan ÇHİ’nin  durumunu da  çok güzel ifade ediyor.

Atalarımız "Цубжьым тес бадзэри ‘-жъорэр сэры!’ еIо – Öküzün boyunduruğuna konan sinekte tarlayı ben sürüyorum der." demişler.

Durumun vehametine göre sineğin konduğu şeyi bu atasözünde değiştirebilirsiniz. Söz konusu olan şey hemen def edilebilecek, ufak bir baş sallamasıyla bertaraf olacak bir problemse eğer "цубжьы (Çubjhı) öküz boyunduruğu" kelimesi yerine "цубжъэ (çubje)" öküz boynuzu kullanılır.

***

İşte durumumumuz bundan ibaret.

Tarlayı sürüyor edasına kapılanlara aldanmayınız.

İşleyen, kültürümüzü koruyan, dilimizi koruyan, geleneklerimizi koruyan sadce ve sadece halkımızdı. Ve hala yürüyen uyanan, yola çıkan sadece ve sadece bizim ulusumuz.

Kaffed ise, aynen boynuzun-boyunduruğun tepesinde otururken "tarlayı ben sürüyorum" diyen sinek gibi, hatta daha da ötesinde öküzün kendiside, diğer öküzlerde tarlada bana ait "nereye gideceklerine ne yapacaklarına sadece ben karar veririm, sadece benim istediğim tarla sürülür" diyordu.    

ÇHİ’de henüz oluşmadan, aynı şekilde "onlar Çerkesleri kültürel olarak, bizse siyasi ve politik olarak yönlendiriyoruz" diyorlar. Allahtan henüz öküzüde tarlayı da sahiplenmediler. Belki sahiplenmişlerdir...

Çerkesleri vatanları ile özdeşleştirmeden başka bir kavramla tanımlamaya çalışıyorlar. Vatanlarındaki Çerkeslerden kimlik olarak Türkiye'dekiler farklılarmış!

Hatırlarsanız devletin bir büyüğü daha önce bunu aleni olarak Çerkeslere deklere etmişti. "-Siz diaspora değilsiniz!" demişti.

Hayır kim ne derse desin; Biz Çerkeslerin bir parçasıyız, vatanda yaşayanların bir uzantısıyız, vatanımız  Çerkesya ve bizler Çerkeslerin diasporasıyız. Vatanımızda nasıl tanımlanıyor isek yurtdışında da öyle tanımlanıyoruz.

Türkiyede veya başka bir ülkede yeni harmanlanmış bir yapı değiliz. Binlerce yıllık tarih, vatan,  dil ve gelecek kaygılarımızın, isteklerimizin, inancımızın aynılığı ile yurdumuz Çerkesyadaki Çerkeslerle kimlik olarak ayrışmaz bir bütünün parçasıyız.

***

Çerkeslerin tarihleri boyunca ülkelerini ve toplumlarını yönetmekte yönlendirmekte kullandıkları tek bir yöntem var "зэфэсыжьыныр, kurultay-kongre oluşturmak", bu vatanımızda da böyle idi ve diasporada da böyle.

90’lı yıllarda Çerkesler komşuları ve akrabaları olan Abazalara, Abhazya’ya işte tam anlamı ile bu şekilde yardım etmişlerdi. Kurulu olan Cumhuriyetlerimiz bu harekete ilk başlangıcında karşı çıkarak, hatta gönüllüleri bile tutuklayarak karşılık vermiş fakat binlerce yıldan süzülüp gelen milli harekete karşı koyamayarak şartlarında uygun olmaı sonucunda ona tabi olmuşlardı.

Milletimiz günümüzde demokrasi olarak adlandırılan, temeli toplumsal katılım olan yönetim şeklini kendine has bir gelişim ve yaklaşım ile yüzlerce yıldır benimsemiştir.

Kafkasya kökenli hiç bir ulusu küçük görmeyeceğiz, onların mücadelelerini küçük gören hiç bir şeyi kabul etmeyeceğiz. Koskocaman bağımsız Abhazya ve Osetya devletlerinin Çerkesya’ya tabilermiş tabi olmaları gerekirmişcesine, bu devletlerin uluslarının sanki Çerkeslermiş gibi gösterilmesine müsaade etmeyeceğiz.

Abazacanın, Asetincenin, Çeçencenin, Çerkescenin lehçeleriymişcesine, bu milletlerin Çerkeslere bağlı kabileler gibi gösterilmelerine müsaade etmeyeceğiz. Böylesi abuk söylemleri dile getirenler isterlerse kendilerine ÇHİ isterlerse Kaffed isterlerse bambaşka bir isim versinler önemsemeyeceğiz. Çünkü her birimiz abazanın, asetinin, çeçenin ve çerkesin ne demek olduğunu biliyoruz. Bilmeyenler boynuza-boyunduruğa konmuş sinek misali herşeyimizi sahiplenebilirler, tabii bir anlamı var ise. 

Bu şekilde ulusumuza ve Kafkasyalı diğer tüm uluslara "tarlayı süren öküzün boynuzuna-boyunduruğuna kondum" misali istedikleri yaftayı yapıştıranlara ise gülüp geçeceğiz.

***

TC devletinin içinde bulunduğu durum ve son yıllardaki gelişmeler gösteriyor ki ülkede yaşayan insanlar demokratikleşme talepleri ve özlemleri ile artuk hiç bir kesime boyunduruk vurulmasını istemiyorlar.

Günümüzde olan, gerçekleşen şeylerde sadece bu sürecin tezahüründen ibaret.

Ülkenin içerisinde bulunduğu gelişime Çerkeslerin destek olmamaları katılmamaları mümkün değildi. Çerkeslerdeki hareketliliğin temelinde de bu yatıyor.

Ne yazık ki hala Çerkes kimliğini vatandan ayrı ele almaya dolayısıyla türkiyeye mahsus bir hale sokmaya çalışanlar, üzerimizde bulunan boyunduruğun çözülmeğe başladığını fark etmiş değiller. Hala «ны-нын» nı-nın, nı-nın diyerek boyunduruğa şarkı söylemeye devam ediyorlar.

***

Çerkes dilleri, Çerkes halkları söylemi sadece ve sadece boyunduruğa söylenmiş bir vızıltı.

Bu söylemleri ile; boyunduruğun sahiplerine "Çerkesce diye bir dil yok, Çerkes diye bir halk yok, bunlar bir sürü kabilelerden oluşuyorlar, 60-70 birbirinden farklı aşiret ağzına nasıl eğitim olanağı sağlanır, nasıl bir televizyon sağlanır, zaten bunlar vatanlarındaki gibide artık değiller, türkiyede değişim gelişim gösterdiler, türkiyelileştiler. Bunu zaten kendileride söylüyorlar"  deme imkanı veriyorlar.

Ve, aslında herkes işin doğrusunun ne olduğunu biliyor. Çabalar yalnızca boyunduruğa şarkı söylemekten ibaret. 


Bu yazı toplam 4347 defa okundu.





Süleyman Yavuz

Değerli kardeşim Hilmi

Öylesine güzel bir atasözünü konu almışsın ki ! bu söz bana terapi oldu.

Sağolsın değerli kardeşim.

Ailesel anlamda özelimde !

Boyunduruğumdaki sineklerin bana özel olduğu kanısı beni bunaltıyordu.

Ata sözü olduğuna göre benim gibi ÖKÜZ çokmuş geçmişte meğerse ! atasözü oluşmuş.

Ama SİNEK ler çok fazlalar ve ONURSUZ lar.

Ailenizin içinde olsada.

Bu yazın için teşekkür ederim değerli kardeşim.

Sevgi ve selamlarımla.

18 Nisan 2011 Pazartesi Saat 01:32
Adnan Sencer

KAFFED'e karşı Adgefed kurabilecek yürekli Yurtseverler aranıyor.Gün laf üretme değil icraat günüdür.Er meydanı bu yüreklileri bekliyor.

15 Nisan 2011 Cuma Saat 13:53
Semih Akgün

Taşkın Aşk, Şiir ve Sarhoşluk

Semih Akgün

I

Bütün günahkarlar
Toplanmışlar buraya
Hem girmişler havaya
Hem gemiyi
Toslamışlar karaya

Herkes alır ya
Cesaret birbirinden
Riskler çoğalır ve
Paylaşılır
Günahlar….

II

İşret bedene
Canlılık verir hem
Hem ateşler

Aşkta rakı gibidir
Şiirde öyle
Vardır sekr hali
Tutkuda

Tutup ta kaldırır
Vurur yerden yere...

III

Aşkın sarhoşluk
Sevaptır aslında
Melhemdir yaralara
Son verir acizliğe

Kutupta çöl rüzgarı nasılsa
Bozkırda dağ serinliği o…

IV

Ölçüsünde oysa
Beden çıkmaz dışına

Bu değil midir aslında
Taşkın aşkta amaçta

Çıkartılması yüreğin
Kalıbının dışına! ..

14 Nisan 2011 Perşembe Saat 16:04
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net