

Vatanımızdan sürülmemizin ardından yaklaşık yüz elli yıl geçti. Yazık bize 150 yıldır Türkiye’de yaşayıp 150 dernek açamadık!
Yazık bize Çerkes doktorlar, öğretmenler, avukatlar, ayakkabıcılar, bankacılar, çiftçiler birlikleri kuramadığımız için; yazık bize, yazık!
Toplumun her kesiminde, her dalında, her konuda var olan Çerkes insanının, kendisini ifade edeceği örgütlenmeleri gerçekleştirememiş olması üzücü.
150 yılda değil yüz elli, bin beşyüz örgütümüz olmalıydı... Sayısı bir kaç milyonu aşan, Avrupa’daki pek çok ülkeden daha fazla nüfusa sahip, Asya ve Afrika’daki pek çok ülkeden fazla hem insana hem ekonomik güce sahip bir millet olarak bu örgütsüzlüğümüze yazık.
Bizim nüfusumuz kadar nüfusa sahip dünya milletlerinin sahip oldukları insani değerlerin hepsine bizde sahip olmalı değil miyiz.
Ve örgütlenmemizi sadece ve sadece kendilerinin varlığıyla özdeşleştirenlerimize, bağlayanlarımıza da yazık oldu, yazık olsun...
Yazık oldu, yazık oluyor bize yazık. Ve yazıklar olsun milletimin hak arayışlarının önüne duranlara....
***
12 Mart’ta sokaklarda Çerkes Doktorlar Birliği yazılı pankartlarla, Çerkes Çifçiler birliğinden arkadaşlarla yürüyebilseydik!
12 Martta Çerkes dernekleri-organizasyonları federasyonu adı altında yürüyebilseydik.
12 Martta Tüm derneklerimiz-organizasyonlarımız Çerkesler adına yürüyebilseydi...
İşte o zaman 12 Mart sadece hak arama-talep etme günü değil bayramımız olacaktı.
Olmadı, olamadı, oldurmadılar.
***
150 yılda oluşturduğumuz 100 kadar dernek vakıf vs. içerisinde en çok organizasyonu içerisinde bulunduran Kaffedimize de 12 Martta sahip çıkmalıyız.
Baskı ve zorlukların yaşandığı günlerde çıkış yolu olarak Çerkes ismi yerine “Kafkas” tanımlamasını kullanmak zorunda kalan bu yapılarımızın günümüzde federasyon adı altında toplanması yolunda canı alınan Tsey Mahmut’un anısına sahip çıkmalıyız.
Hapislerde sadece “Çerkes’im” demekten vaz geçmedikleri için yatan derneklerin-ulusumuzun kıdemli ve onurlu savunucuları Keç’ı Süleyman Yavuz’un , Habraçö Murat Özden’in ve daha onlarca yüzlercesinin hatırına, sadece dilimize, kültürümüze değil derneklerimize de sahip çıkmalıyız.
***
Ve gücümüzün farkına varmalıyız;
Türkiye’nin hemen hemen her ilinde, Çerkeslerin yaşadığı her yerinde mülkü ile bazılarının zar zor ödeyebildikleri elektrik su paralarıyla bile Türkiye’deki en büyük sivil toplum örgütlenmelerinden birisine sahip olduğumuzu fark etmemiz gerekiyor.
Türkiye’de pek çok partinin, organizasyon ve vakfın devlet desteği arkalarında olmasına rağmen her ilde örgütlenemediklerini, her yerde bizim sahip olduğumuz bina ve mülk kadar bile varlığa sahip olmadıklarını aklımıza getirmeliyiz.
Gücümüzün farkına varalım; ha dediğimizde ortaya çıkartabileceğimiz Çerkes Dernekleri (organizasyonları) Birliğini, Çerkes Dernekleri Federasyonunu görelim.
‘Ha’ dediğimizde ortaya çıkartabileceğimiz bu gücün, birliğin günümüzde belkemiğini 50-60 dernekle Kaffed oluşturuyor.
13 Mart Sadece haklarımızı arama değil KAFFED’e de sahip çıkma zamanı. Böylesi bir gücü atıl, işlemez, ulusun gerisinde kalmış, isteklerimize uymayan bir yapıya sokanların, sadece birkaç kişiden ibaret olduğunu unutmamalıyız. Ve derneklerimizin sahip oldukları mülkleri, binaları geçmişleri terk etmemeliyiz. Derneklere sonuna kadar sahip çıkmalıyız. Onlar gelecekteki gücümüzün belkemiğini oluşturuyorlar.
Kaffed’in yönetiminde olan bir kaç ‘ulusal inkarcılığı ilke edinmiş’ kişi yüzünden bu gücü, bu potansiyeli terk etmemeliyiz.
Kuruma olan ilgimizin bilincinde oldukları için, kurumumuzu dağıtmadan yeni bir yapılanmaya sokma çabası içinde olduğumuzu bildikleri için kendi ‘enteresan’ fikirlerini kendi isimleri ile dile getirmeden kurumumuzun arkasına saklanarak kurumumuzun adıyla ortaya koyup, milletimizi pasifize etmeye çalışanların oyununa gelmemeliyiz.
İşte bu yüzden 12 Mart aynı zamanda Kaffede sahip çıkma günü.
Gün haklarımızı arama günü,
Gün Çerkes kalma günü...
Gün Çerkeslerinde var olduğunu gösterme günü...
***
14 Mart Çerkes dili Bayramını ulusumuzun gerektiği gibi kutlamasına anmasına vesile olduğu için “Çerkes Hakları İnisiyatifine” teşekkürler olsun.
Çerkes Hakları İnisyatifi’ne, Kaffed’in Çerkes Dernekleri (organizasyonları) Birliği-federasyonu haline dönüştürülmesinin neden gerekli olduğunu bir daha anlamamıza vesile olduğu için de teşekkürler olsun.
Çerkes Hakları İnisiyatifi’nden ve 12 Martta eline bayrağımızı alıp haklarımız için yollara dökülecek olan herkesten, Allah razı olsun.
Allah ulusumuzun yararına çalışan herkesten razı olsun.
Konjonktür ve zamanlama açısından böyle bir eylemi doğru bulmamakla birlikte,kamuoyuna deklare edilmesinden dolayı yanlışları da farkedilse, şu gelinen noktadan sonra geri adım atılmayacağını biliyorum. Bu doğru da olmazdı zaten.İlgililerden ricam:İyi seçilmiş sloganlar ve hazırlanmış güzel bir metinle BASIN AÇIKLAMASI yapmak.Bence bu;yeni organizasyonlara ve nümayişlere de iyi bir başlangış olur.Endişem: PKK'nın yeniden sesini duyurmaya başlayacağını beklediğimiz,seçimlerin de iyice yaklaştığı şu günlerde kötü kurulmuş cümlelerin içinde yer almak.
02 Mart 2011 Çarşamba Saat 23:04Kaffedi yok saymak psikolojisine girmeye neden gerek duymaktayiz,imkan olanaklar ve taban! alternatifi de itiraz etmez ki !
enerji ve ümit tüketilmesinden baska birseydir bu,kaffed yada bir baska resmi bir kurum beni temsil edemez!
Hilmi bey'in yazısına harfiyen katılıyorum. KAFFED bizim kurumumuzdur. Kurumda görevli insanları ve kararlarını eleştirmek ayrıdır, kurumu yok saymak ayrıdır.
KAFFED in dönüşümüne ve Çerkes halkının taleplerine cevap veren bir yapı olmasına çalışmalıyız.
İnce bir ayrıntıyı Hilmi bey güzel ifadelendirmiştir.
selamlarımla.
