

Rusya’da, son dönemde ardı ardına gelen şiddet eylemleri, önemli işaretler taşıyor. En son Domodedovo’da havaalanındaki 35 sivil can kaybıyla sonuçlanan eylem, Rus halkı içinde derin bir infial uyandırmıştır.
Ancak eylem ve sonuçları hakkında gereken dikkat ile sonuçlar yeterince tartışılmalıdır.(*)
***
Rusya federasyonu içinde yer alıp, Rus kökenli olmayan cumhuriyetler içinde, yine halkı Müslüman olup, nüfusları Kuzey Kafkas cumhuriyetlerinden 5, 10 katı olanlar vardır. Örneğin Kazan-Tataristan. Orada böylesi bir şiddet döngüsü yok.
Mutlaka bunun farklı bir kaç sebebi olabilir. Fakat sanırım en büyük sebebi, Rus milliyetçiliği için Kafkas cumhuriyetlerinin kolay lokma olması.
Necip Fazıl bir şiirinde "Düşmanım sen benim hızımsın!" der ya!
Rusya’da; ülkeyi ayakta ve uyanık tutmak için, Rus olmayanları, Rusların önüne atarak -kedi/fare oyunuyla-, düzeni sürdürmeye çalışanlar olduğu da muhakkak. Dikkatleri terörizme çekerek, kamuoyunun başka şeyleri görmesine fırsat tanımamakta…
Bu son eylemi, bir hafta öncesinden bilerek ya da engel olmayarak, toplumun damarlarına uyarıcı enjekte edildiğini görmemek için kör olmak gerek.
***
Fakat anlamak gerek, Zulümde üç ortak var; "Biri zulmeden, diğeri boyun eğen, beriki yanlış tepki veren!"
Bütün bu eylemlerin suçu, günahı, sadece yapanın değil, yaptıranın ve gerçekte yapılması gerekeni yapmayanlarındır da.
***
Terörizm ve şiddeti, özelliklede sivillere yönelik olanları açıkça kınıyorum.
Kim tarafından yapılırsa yapılsın. Devlet terörü de bu kapsama girer.
Hele devlet daha büyük sorumluluk altındadır. Zira ülke yurttaşları hangi kökenden gelirse gelsin veya hangi ülke yurttaşı olursa olsun(turistler), can emniyetleri o topraklara hükmeden devlet tarafından sağlanmak zorundadır.
İntikam duygularıyla sorunun çözümüne değil, düğümün sıkılaştırılmasına hizmet edildiği de ortadadır. Şiddet bir sarmaldır. Daha çok şiddet, çıkartana misliyle dönecektir.

Son olaylardan "Çerkesya Yurtseverleri"nin de ne kadar mağdur oldukları açıktır.
Aslan Spinov cinayeti bunun en açık örneğidir. Her şeye rağmen, şiddet hiçbir halkı susturmamalıdır. Daha kuvvetli örgütlenmeler, daha aktif politikalar, daha yürekli sesler ile yürüyüşü sürdürmek ve oynanan oyunları bozmak gerekmektedir. “Şiddet” ile arzulanan, konuşmak yerine bizi alt etmeye çalışanların en iyi yaptığı alana çağrı demektir.
Düşünün! Rakip, her şeyi kendi belirlediği gibi, ölüm randevusunda silahı da kendisi belirlemek istiyor.
Buna hayır demek, sağlam/sıkı durmak ve provokasyonlara gelmemek gerekir.

Bu olanlara karşı; hangi köken, hangi inançtan olunursa olunsun, bütün dünya yurttaşları, her insan evladı, ortak insani, vicdani ve demokratik tepkileri vermesi gerekir. Şiddet ile kendisi arasına açık mesafe koyması…
Şiddete, şiddet ile karşılık vermek yerine, barış ve soğukkanlılıkla sorunlara yaklaşmak gerekir.
İnfial içinde olmak insanları infilaka süreklememeli.
Unutulmamalı ki ateşe, su yerine benzinle koşmak infilaka sebep olur.
(*)Fehim Taştekin: Bombaların Pimi 2012 ve 2014 İçin Çekili http://www.cherkessia.net/news_detail.php?id=4281
