

Basit bir futbol fanatizmi gibi dışarıdan görülebilecek bir haber, kent üzerinde bomba etkisi yarattı.
Yıllardır el altından kollana, güçlene eylem yapan faşist çeteler, yabancı ve düşman bildiği herkese saldırmayı ve darp etmeyi alışkanlık haline getirmişlerdi.
Ölümlü olayda aynen böyle başladı.
Kafkasyalı gençler, Rus gençler tarafından kıstırılmış ve yumruk yağmuruna tutulmuşlardı.
Aralarından biri ölüme meydan okudu, fakat ensesindeki tehditkarlardan birinin de ölümüne davetiye çıkartmıştı.
Saldırı sırasında ona saldıranları korkutmak için arkaya doğru silahını ateşledi.
Kimin ne yaptığı belli olmadığı böyle ağır saldırılarda, sonuçlar da ağır olmakta.
Aslan Çerkesov adlı Kabardeyli genç, Yegor Sviridov adlı Rus gencini vurarak öldürmüştü.
Bu kez av olan avcı olmuştu.
![]()
Olaylar bir anda haberin kamuoyunda duyurulması ile kontrolden çıkmıştı.
Rusya’nın çeşitli yerlerinde ama daha çok Moskova’da devasa gösteriler, talan ve çatışma haberleri ardı ardına gelmeye başlamıştı.
Faşizm yanlısı Rus gençleri, yakaladıkları Kafkasyalı görünümlü kişileri linç etmeye çalıştıkları haberleri alınıyordu.
Olayların sadece Müslüman Kafkasyalılarla sınırlı kalmadığı, Hıristiyan Ermenilere, Orta Asyalılara ve hatta Uzak Asyalı, Çinli, Japon ticaret ve öğrenci kolonilerine kadar uzandığı öğrenilmekteydi.
Ardından bir Kırgız’ın feci şekilde dövülerek öldürülmesi ve başkaca olayların dünya medyasında öne çıkan haberler içinde verilmesi, Rusya’nın içten içe kanayan bir yarası olarak etnik çatışmaların giderek artacağının işaretlerini taşıyordu.
“Rusya’da ırkçılık her zaman vardı, ama ilk defa bu olaylardan sonra şehrin tam merkezine kadar indi . Aslında bu olay ırkçı gruplara bahane oldu.
Moskova merkezinde Kafkas kökenli belki 2-3 milyon insan yaşıyordur.
Hani belli bir azınlık olarak da bahsedemeyiz aslında bu gruptan.
Bu olayların olduğu gece, sadece Kafkas kökenli değil, birçok Rus da dayak yedi, çünkü hedef, renkli gözlü olmayan, saçları siyah olan herkese saldırmaktı”(*).
![]()
Irkçılığın, insan ırkına ne kadar zararlı bir ideoloji olduğu, son hafta içindeki olaylarla ortaya çıktı.
Savaş devam ediyor.
Kurbanlar ile kasaplar arasında o kadar çok hesap var ki!
Hangi birinin faturası çıkartılacak ve bu hesapları kim ödeyecek?
Fakat bu son olay, saydığımız iki kesimden farklı bir üçüncü kesim bireylerinin olduğunu da dünyaya ve bizlere kanıtlamış oldu.
Kimdi bu üçüncü kesim?
Kurban zaten mahpusta, geçireceği yılları bir tespihi çeker gibi çekmeye başladı.
Kasap, bir kurşun sesi ile dağılan güruhtu belli ki.
Türkçe'de “b.. yoluna gitti” derler ve "Niyazi" diye de eklerler.
Bunlar artık üçüncü sınıf.
Ava giderken avlananlar sınıfı da diyebiliriz onlara.
Yoksa bu üçüncü sınıfı, elini, kolunu bıçağa kaptıran acemi kasaplar sınıfına mı soksak?
![]()
Her neyse işin şakası olmaz.
Halkların birbirlerine de düşmanlığı...
Şiddet, terör hiç bir şeyi çözmez.
Buna devlet terörü, baskı ve sindirme politikalarını da ekleyelim.
Toplumların var olma, kendi olma, toprağında yaşama, kültürünü, dilini geliştirme haklarına engel olmayı da şiddetin kaynağı olarak belirtelim.
Fakat her şeyden önce halklar ve temsilcileri şunu bilmeli.
Azlık, çokluk, güçlülük, zayıflık, göreli, geçici bir şeydir.
Bugün az olanın, yarın çoğalmayacağı ya da bugün zayıf görünenin yarın güçlenmeyeceği belli değildir.
Taraflar böylesi durumlarda karşısındakine empati ile yaklaşmalı.
Zor, ama doğrusu budur.
![]()
Geleceğe; birbirinden nefret eden kuşaklar bırakmak yerine, çözüm yollarına yakın duran bir tutumu miras bırakmak gerekir.
Tabii her şeyi “evet efendim” mantığıyla, teslimiyetçi politikalarla yürütmek yerine, aktif, dinamik ancak gerçekçi (ayakları yere sağlam basan) politikalar...
Karşısındakini eşit, haklı görebilmeyi içine sindirenin karşılığı olarak.
Böylesi bir durumda iki tarafta da bulunan demokratik güçlerin birbirleriyle dayanışmaları olarak ta algılanabilir bir durum…. Olması gereken…
![]()
Ne olmuşsa oluyor.
Tarih arada kendini farklı şekillerde de olsa anımsatıyor.
Olmuş olandan ders almak ve hataların yinelenmesine engel olabilmek için, ibret sahnelerini geleceğe, doğru biçimde yansıtmak, tüm insanlığın görevi.
Şiddet sarmalına dönüşen bir Rusya ile karşı karşıya olduğumuz muhakkak.
Savaşın odağında zayıf bir ülke Çerkesya…
Bugün neler yapılmalıdır?
Sakince, soğukkanlılıkla, karşısındakine saygıyla yaklaşmak gerekecektir.
Bu tür krizleri iyi yöneten taraf daima daha kazançlı çıkacaktır.
Din adamlarıyla gerekirse, akil adamlarla, farklı kökenden, farklı kültürlerden bilge kişilerle temasa geçerek… Onunda önüne engel koyulduğunu bile bile…
“Kabardey – Balkar Cumhuriyeti müftüsü Pşıhaç’e Anas’ın bir suikaste gittiği haberleri geldi.
Üstelik Interfax ajansının bildirdiğine göre Pşıhaç'e Anas önceki gün Kabardey sivil örgütlerinin katıldığı Moskova olaylarını konu alan ''yuvarlak masa'' toplantısına katılmıştı.”(**)

Hınç ve intikam duygularının böyle zamanlarda ağır bastığı, açık ve demokratik gelişimine tamamlayamamış, özgürlük süreçlerinden uzak ülke ve bölgelerde her şeyin karanlık ve kör bir noktadan yönetildiği belli olmasına rağmen…
"Öfkeyle kalkan, zararla oturur" diyoruz.
Öyleyse akıl, her eylemin önüne konulmalıdır.
Her zaman haklı olan, haklı çıkmaz.
Sonra zararı, faturayı çıkartan da ödeyebilir.
Aman dikkat!!!
(*)http://www.tribundergi.com/forum/viewtopic.php?f=1&t=72553&st=0&sk=t&sd=a&start=20
(**)http://www.cherkessia.net/news_detail.php?id=4173
Cumartesi günü yapılacak protesto eylemine bence çok kişi gidebilmeli. Tepkisiz kalınmamalı toplumsal olaylara. Başta kurumlarımızın sessizliği ile sürekli tepkisiz kalınarak o kadar çok antipati oluşturuldu ki zaten çerkes halkı arasında. Bu ataleti kırmak gerekli. Sitenin demokratik tepki çağrılarını, kamuoyu yaratmaya çalışmasını hem gerekli hemde zorunlu görüyorum ben.
17 Aralık 2010 Cuma Saat 10:56Etnik çatışmanın eşiğinde bir RF.
Futbol holiganları üzerinden ortaya çıkan ırkçı gruplar. Analistler uzun süredir yükselen ırkçılığa nefret söylemlerine dikkat çektiler.
Rusya Ruslarındır diyenlere Kafkasya Kafkaslarındır diye karşılık verilecek pek tabi.
Öldürülen müftüden sonra bir papazın aynı akıbete uğramasına şaşmamalı.
Çok basit prokasyonlar bunlar.
Nereden bakarsanız bakın kaşınmaya çalışılan etnik çatışma hevesi kursaklarda kalmalı. Sayın Akgün aklı ön planda tutan temennilerinize kim katılmaz.
Tepkilerimizi demokratik ve çok katılımlı protestolarla göstermemiz gerekir hemde etkili şekilde. İyi akşamlar.
