

“Ramazan Bayramında Kurban Keselim, Kurban Bayramında Da Aşure Dağıtalım…”
Çerkes tarihinde iki büyük sürgün, ulusumuza unutulmaz acılar getirmiştir. İlki, ulusun büyük çoğunluğunu vatanından eden 21 Mayıs 1864, ikincisi ise halk arasında 93 harbi diye anılan 1877-1878 Osmanlı Rus savaşı ardından gerçekleştirilen sürgün.
İkincisi ilkinden hiçte azımsanmayacak boyutlardadır. Osmanlı sınırları içerisinde balkanlarda yaşayan hemen hemen tüm Çerkeslerin orta doğuya sürüldüğünü görüyoruz. Savaşın kendisi ve Çerkeslerin bu savaştaki rolleri ne idi ne değildi üzerinde uzun uzun konuşulması tarihçilerin araştırmalar yapması gereken hususlardan birisi.
1864 yılında Çerkesya sınırları içerisinde yar alan aynı cephede aynı sona, kadere, ellerinde daha önce Rus imparatorluğuna dahil edilmiş olan Abhaz prensliğine göç etme imkanı olmasına rağmen Çerkeslerle hareket eden Abazalarda büyük sürgünden bizim gibi nasiplerini aldılar.
Osmanlıya büyük Çerkes sürgünü ile Çerkeslerle birlikte gelen Abazalar arasından çıkan gönüllüler 1877-1878 savaşında Osmanlı ordusu ile Sohum’a Maan Özbek ve Maan Kamlat emrinde çıkartma yaparlar. Fakat ne yazık ki savaşın kaybedilmesi ardından imzalanan Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması’nın XXV. Maddesi “Kafkasya’da bulunan Osmanlı askerleri ve taraftarlarının 3 Mart 1878 tarihinden itibaren altı ay içerisinde temizlenmesi şartı” gereği ikinci Abaza sürgününe (bölgede kendilerine yardım eden diğer Abazalarla birlikte) tabii tutulurlar (1). Bu bölgede Rus İmparatorluğu’nun uğradığı zarar (!!)’ın telafisi içinse Osmanlı devleti, yine aynı anlaşmanın XIX maddesi C fıkrası gereği “100 milyon Ruble” tazminat ödemek zorunda bırakıldı. Bu para ise Abhazya’nın ikinci defa boşaltılmasının da maddi yükünü Rusya İmparatorluğu’nun sırtından kaldıracak bir mahiyette idi.
93 harbi (1877-1878) sonrası Abhazya’dan sürülen Abazaların indirildiği limanlardan birisi Kefken idi. Kefken’de her sene gerçekleştirilen anma törenleri böylesi bir geçmişe sahip.
Yeşilköy anlaşmasının X. ve XVI maddelerinde yer alan Çerkes’ler ise bu anlaşmanın tam anlamı ile uygulanamaması neticesinde yerlerinden sürülmemişlerdir. Fakat Rus Çarlığı ile yine bu savaş üzerine Berlin’de Rusya İmparatorluğu, Almanya, Avusturya Macaristan, Fransa, İngiltere, İtalya ve Osmanlı İmparatorluğu temsilcileri tarafından imzalanan (1- 13 Temmuz 1878) anlaşmada yer alan XV ve LXI. maddeler Çerkeslerin Balkanlardan sürülerek günümüz yakın doğu ülkelerine göç ettirilmelerine sebep olmuştur (2).
Kısaca 93 harbi (1877-1878) neticesinde Abazaların 3 Mart 1878, Çerkeslerin 1-13 Temmuz 1878 tarihlerinde ikinci defa sürülmelerine zemin hazırlayan uluslararası anlaşmalar imzalanmıştır.
Kefken’de 3 Mart tarihinde anılması gereken şey ikinci Abaza sürgünüdür. Sadece Kefken’de değil Yeşilköy’de ikinci sürgüne hukuki temel olan anlaşmanın imzalandığı konağın önünde de anılması gereken Abaza tarihinin en önemli günlerinden birisidir bu gün.
Çerkeslerin ikinci sürgünleri Avrupa’da özellikle Berlin’de, sürüldükleri orta doğu ülkelerinde Ürdün’de, İsrail’de, Suriye’de ve Türkiye’de ise belki Bulgaristan sınırlarında veya Rumeli yakasında Çerkes adıyla hala anılmağa devam edilen Çerkesköy’de, İstanbul’da vs. vs 1-13 Temmuz tarihlerinde anılmalıdır.
Kefken’de bulunan mezarlığın düzenlenmesi, orada bir anıt inşa edilmesi, buraya gelecek insanlar için imkanların sağlanması çok güzel. Orada mezarlarında yatan insanların anısına, ikinci Abaza Sürgününün acı anıları üzerine yapılacak, yapılan her şey çok az bile.
Kefken’de; çalışmalarını bilimsel temeller esasında yapma ilkesine sahip olan Kaffed’in 93 harbi (1877-1878) ikinci Abaza sürgünü ile direk ilişkili bölgede, bu sürgünü değilde 21 Mayıs 1864 büyük Çerkes Sürgününü anmasını ise anlamak biraz zor (3).
Buradaki anma toplantısını düzenleyen organizasyon tarafından bu yıl halka açık bir yarışma, slogan arama yarışması açılmış. Bende eğer 21 mayıslarda büyük Çerkes sürgününün anmaları Kefken’de yapılacaksa bu uygulamaya en uygun gelecek slogan olarak “Ramazan Bayramında Kurban Keselim, Kurban Bayramında da Aşure dağıtalım....” cümlesini önereceğim.
Elbette ramazan bayramında fakirlere et dağıtmak sevaptır, kurban bayramında da aşure dağıtmanın bir mahsuru yoktur. İyiliğin ne zaman yapıldığının önemi yoktur. Ama ramazan bayramında kesilen hayvanla kurban kesme görevi yerine getirilmiş olmaz.
Kefken Anmaları’da öyle. Orada yatan Abaza büyüklerinin ruhlarına dua okumanın, sürgün esnasında ölenleri, zorlukları aklımıza getirmenin zararı yok. Ama 3 Mart tarihinde yapılması gereken anmanın yapılmayıp, hatta bu tarihin yerine 21 Mayıs tarihinin dile getiriliyor olmasını anlamakta zor. Osmanlı ve Rusya’nın imzaladığı, net, ele avuca gelen bir belgeye dayanan İkinci Abaza Sürgünü ile ilişkili yerde bambaşka bir tarih ve olayla ilintili anma düzenleyenler için “Ramazan Bayramında Kurban Keselim, Kurban Bayramında da Aşure Dağıtalım....”dan veya “Hiç Birşeyi Yerinde, Zamanında Gerektiği gibi Yapmayalım…”dan daha iyi bir slogan bulunamaz diye düşünüyorum.
Bilgi Notları:
(1) Yeşilköy Anlaşmasının tam metni için bknz. http://hronos.km.ru/dokum/1878sanstef.html
(2) Berlin Anlaşmasının tam
metni için bknz. http://www.hist.msu.ru/ER/Etext/FOREIGN/berlin.htm
(3) Kaffed’in ilkeleri tam
metni için bknz. http://www.kafkasfederasyonu.org/kaffed/ilkelerimiz.htm
