Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rusya'da Anadilde Eğitimi Engelleyen Yasaya Karşı Komisyon Kurulacak!
06 Ağustos 2018 Pazartesi Saat 13:55
Rusya’da anadilde eğitimi engelleyen yasa devlet başkanı Vladimir Putin tarafından onaylandı. Kafkas Dernekleri Federasyonu (Kaffed) konuyu tartışmak ve çözüm önerileri sunmak için bir forum düzenledi.

QHA, 6 Ağustos 2018 

Kafkas Dernekleri Federasyonu, Rusya’da anadilde eğitimi yasaklayan yasayı tartışmak üzere bir forum düzenledi. Foruma Çerkesfed, Dünya Kırım Tatar Kongresi, Kırım Deneği, Abhazfed, Kafdav ve Dünya Çerkes Birliği (DÇB) gibi pek çok kuruluş katıldı.

Rusya’da anadilde eğitimi engelleyen yasa devlet başkanı Vladimir Putin tarafından onaylandı. Kafkas Dernekleri Federasyonu (Kaffed) konuyu tartışmak ve çözüm önerileri sunmak için bir forum düzenledi. Putin'in yasayı onaylamasından önce planlanan forum, pek çok dernek ve kuruluşun katılımıyla gerçekleşti.  Konuşmaların ve çözüm önerilerinin sunulmasının ardından, ileride yapılabilecekler için de bir yol haritası belirlendi.

 

Aslankaya’dan Birlik Beraberlik Vurgusu

KAFFED Genel Başkanı Yaşar Aslankaya, yaptığı açılış konuşmasında, bir halkın dilini hemen hemen her şeyden üstün tutması gerektiğini vurgulayarak, “toplumumuzu ilgilendiren tüm konularda, tüm meseleleri bir kenara bırakıp, birlikte hareket etme yeteneğine sahibiz.” ifadelerini kullandı.

 

Bayar: Süreç 2007'de Başladı

Dünya Kırım Tatar Kongresi Genel Sekreteri Namık Kemal Bayar konuşmasında, sürecin aslında Rusya Devlet Başkanı Putin’in 2007 yılında yaptığı bir konuşmada “Rusya’da Rusçadan başka bir dile ihtiyaç var mı?” sözleriyle başladığını hatırlatarak, kanunun tarihsel sürecinden bahsetti.

 

Yasadan önce de Kırım’da fiilen anadilde eğitim hakkından yararlanılamadığının altını çizen Bayar, “Şu anda Kırım’da 15 tane Kırım Tatar Milli Mektebi olmasına rağmen, Kırım Tatarca eğitim veren ilk ve orta derecede hiçbir eğitim kurumu kalmadı.” ifadelerini kullandı.

 

Bugüne kadar hiçbir konuda, Rusya Federasyonu’nun kendileri tarafından muhatap kabul edilmediğini söyleyen Bayar, uluslararası kuruluşları ve Rusya’nın işgal ettiği topraklarda yaşayan halklar ile demokrasiye ve insan haklarına inanan Rus halkını muhatap aldıklarını ifade etti. Bayar, yasa kabul edilmeden önce, Kırım Derneği’nin Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Daimi Forumu’na, UNESCO Genel Sekreterliğine anadil kanunuyla ilgili bir çağrı mektubu gönderdiğini söyledi.

 

Nogay Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Hakan Benli ise, derneklerinin Rusya’da yaşayan ve yürürlüğe giren yasadan etkilenen halkların, Türkiye’deki diasporaları ve dernekleri ile irtibata geçerek Ankara’da geniş tabanlı bir kongre düzenleme kararı aldıklarını ifade etti.

 

Baş: Kamuoyunun İlgisi Önemli

Çerkes Dernekleri Federasyonu (Çerkesfed) Başkanı Nusret Baş ise konuşmasına derneklerinin konuyla ilgili yaptığı çalışmalardan bahsederek başladı. Konuya kamuoyunun ilgi duyması için de çeşitli faaliyetlerde bulunduklarını belirten Baş, “14 bağlı derneğimizin imzasını taşıyan mektup, Rusya Duması başta olmak üzere, tüm özerk federe cumhuriyet parlamentolarına Rusça olarak gönderildi. İngilizce bir metin de Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Daimi Forumu’na ve UNESCO Genel Sekreterliğine gönderildi.” dedi.

 

Mükremin Şahin: İşbirliğine Hazırız

Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, toplantının sonunda söz alarak yaptığı konuşmada, birlikte hareket edilmesi gerektiğini ve Kırım Tatarları olarak buna hazır olduklarını söyledi. Rus halkına düşman olmadıklarının altını çizen Şahin, dil ile ilgili benzer problemlerin yüz yıl önce de yaşandığını ve bugünkü aynı konuların o zaman da konuşulduğunu hatırlattı. Rusya’nın yayılmacı ve saldırgan siyasetine karşı olduklarını ifade eden Şahin, “kendimiz için istediğimiz her şeyi başka halklar için de istiyoruz. Hareketimizin, insan hakları ve uluslararası hukuk mücadelesi olduğuna inanıyoruz.” dedi.

 

Yaşar: Tepkilerimiz Duygusal

Adige Xase – Çerkes Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Emin Yaşar, toplumun konuya yaklaşımının bilimsellikten uzak ve duygusal olduğunu söyledi.  Dil sorununun varılan en uç nokta olduğunu ifade eden Yaşar, “kanundan önce ve kanundan sonrasında hassasiyeti noktasında hiçbir değişiklik yok. Biz kanundan önce de yok oluyorduk, dilimizi kaybediyorduk. Kanunla beraber, bizim diasporada yaşadığımız problemi Kafkasya’da da yaşamaya başlayacaklar.” dedi.

 

Rusya’da Putin’in başa geçmesinden bu yana yapılan tüm seçimlerde adayların hepsinin Putin’in kontrolünde olduğunu söyleyen Yaşar, “muhalefetmiş gibi sunulan muhalefet dahil, her biri Putin iktidarı tarafından çoktan seçmeli olarak insanların önüne sürülen adaylardı. Bunu bile göremedik. Kafkasya’da mevcut kanuna oy veren insanlar, hepsi Putin’in iktidarı.” dedi.

 

“Eğer biz o ülkede bir şeyleri değiştirmek istiyorsak, o ülkedeki insanları ikna etmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullanan Yaşar, oradaki insanların yaşananlardan haberdar olmadıklarını belirterek, “bu işin siyasi ayağının bilimsel olarak analiz edilip tekrar örgütlenmesi gerektiğini düşünüyorum.” dedi.

 

Dönmez: Hukuki Süreç Bir an Önce Başlatılmaı

Çerkesfed Genel Sekreteri Yılmaz Dönmez ise, kanunun Rusya anayasasına aykırı ve çelişkili olduğunu söyledi. Dönmez, konuyla ilgili hukuki sürecin bir an önce başlatılması gerektiğini vurguladı.

 

Duman: İlla Damdan mu Düşmek Gerekiyor?

Dünya Çerkes Birliği (DÇB) Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Duman da kanunun, Rusya’da kabul edilen uluslararası anlaşmalara aykırı olduğunu dolayısıyla Rus anayasasına da aykırı olduğunu söyledi. “İlla damdan mı düşmek gerekiyordu?” diye soran Duman, örgütlülük ve birlik, beraberlik vurgusu yaptı.

 

Hakan Kırımlı: Putin Rusya'da Ruslardan Başka Kimseyi İstemiyor

Prof. Dr. Hakan Kırımlı ise olayların çok açık olduğunu ifade etti. “Putin rejiminin en ufak bir şüpheye yer vermeyecek şekilde, Rusya’da Ruslardan başka kimseyi istemediği açıktır." diyen Kırımlı, bu politikanın 2000’li yılların başından bu yana uygulandığını ifade etti. Kırımlı, “Bu kanun olsa da olmasa da zaten gidilen yol budur.” Dedi

 

Fidan: Sürece Müdahale Edilebilir

Cherkessia.net  Yayın Kurulu adına konuşan Nurhan Fidan, yapılabilecekler üzerine kısa bir değerlendirmede bulundu. 

 

Fidan, “Çerkesya’da bu konuda itiraz geliştiren grupların, diğer yerel unsurlarla da iş birliği sağlayarak sürece müdahale edebileceklerine inanıyoruz. Politik içeriğinden imtina etmeden, hukuki ve demokratik teamüller kapsamında ortak bir metin hazırlayarak, hukuki yaptırım içeren başvuruyu ilgili küresel kurumlara ve Rusya Federasyonu kurumlarına yollamayı öneriyoruz.” dedi.

 

Arslandok: Anayasaya Aykırılık Gözden Geçirilmeli

Çoğulcu Demokrasi Partisi Genel Başkanı Faruk Arslandok, yasanın olağanüstü bir hızla geçtiğini  belirterek, “geçmişte yapılan benzer uygulama ve baskılara yönelik güçlü tepkiler verilebilseydi, bu mesele bu kadar kolay halledilemezdi.” dedi.

Kanunun hukuka aykırılığı konusuna da değinen Arslandok, “Anayasaya aykırılık iddiasının, bir yargılama konusu yapılıp yapılamayacağı gözden geçirilmedi ve Rusya’da bunun hukuksal prosedürü neyse bu yerine getirilmelidir.” dedi.

 

Roza Kurban: Tarih Bizi Affetmez

Kazan Tatarları adına konuşan Roza Kurban ise, “eğer dilimiz yok olursa, millet olarak yok oluruz.” dedi.

 

Bu kanunun “kabul edilemez” olduğunu ifade eden Kurban, Tataristan’daki durumdan da bahsetti. “Bir elin nesi var iki elin sesi var.” diyen Kurban, “hep birlikte olursak kazanırız. Milli dillerin yok olmasına göz yumarsak, yarın bunun hesabını veremeyiz. Tarih bizi affetmez.” ifadelerini kullandı.

 

Çözüm önerilerine de değinen Kurban, konuyla ilgili dünyada da kamuoyu oluşturulması ve işin içine dil bilimcilerin dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Dünyada ve Türkiye'de konuya dikkat çekilemediğini belirten Kurban, Eskişehir Türk Ocağı başkanının konudan bihaber olduğunu ifade etti.

 

Aksoy: TV Kanallarımız Bile Rusça Yayın Yapıyor

Abhaz Dernekleri Federasyonu (ABHAZFED) Başkanı Atanur Aksoy, anadil sorununun sadece Kafkasya’da yaşanmadığını söyledi. Bağımsız bir devlet olmasına rağmen aynı sorunun Abhazya’da da yaşandığın belirten Aksoy, “Abhazya Cumhuriyeti’nin televizyon kanalları Rusça yayın yapıyor.” dedi.

 

Bu kanuna bölge milletvekillerinin veya bölge temsilcilerinin onay vermiş olmalarının dikkat çekici olduğunu söyleyen Aksoy, bölge halkının da bu soruna çözüm sunması gerektiğine inandığını ifade etti.

 

Dil bilimcilerin de bundan sonraki çalışmalara katkı sunması gerektiğinin altını çizen Aksoy, “Sivil toplum kuruluşları ile bu sorunun çözülebileceği inancında değilim. Devletlerin bu konuda inisiyatif alması gerekiyor. Bir milletin, bir dilin, bir devletin bir başka devletin himayesi altında yok olması hem o millet hem de o devlet için bir ayıptır.” dedi.

 

Ünal: Diplomatik  Davranılmalı

Kafkas Araştırma Kültür ve Dayanışma Vakfı (KAFDAV) Başkanı Muhittin Ünal ise konuşmasında, diplomatik davranmanın önemine vurgu yaptı. 

 

Ünal, uluslararası kuruluşlara gitmeden önce Rusya Federasyonu’nun kendi hukuk sisteminin gerektirdiklerini uygulamanın önemli olduğunu söyledi.

 

Alınan Kararlar:

Konuşmaların ardından forumdan çıkan sonuçlar ve konuya getirilen çözüm önerileri sıralandı. Bundan sonra atılacak adımlarda, “diplomat titizliği” ile çalışılması gerektiği vurgulanırken, hukuki sürecin araştırılarak meselenin mahkemeye taşınması konusunda mutabık kalındı.

 

“Tarihe not düşülmesi”nin gerekliliği ve medyanın etkin kullanımının üzerinde duruldu. Konunun kamuoyuna mal edilmesi ve bilgi akışının sağlanması için çalışmalar yapılması gerektiği aktarıldı.

Uluslararası örgüt ve kuruluşlara başvuruda bulunulması ve bu konuda tarihsel süreci de içeren bir dosya hazırlanması gerektiği ifade edilirken, Rus Büyükelçiliği ve TBMM’nin de konu hakkında bilgilendirilmesi gerektiğinin altı çizildi.  Bir temsilci heyeti oluşturularak, Rus Büyükelçiliği ile bir toplantı yapılabileceği ve Rusya Federasyonu ile konunun “müzakere” edilebileceği ifade edildi. 

 

Tarihçi, sosyolog ve dil bilimcilerin katılımıyla, bir çalıştay düzenlenmesi ile yaratıcı eylemler (miting, basın açıklaması, protesto gösterileri vs.) üzerinde çalışılması konusunda da mutabık kalındı.

 

Anavatanın madden ve manen desteklenmesi ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile iletişime geçilerek konunun istişare edilmesi gerektiği ifade edilirken, tüm bu çalışmaları yürütecek bir komisyon kurulması konusunda ortak karara varıldı. Komisyon üyelerini belirlenmesi için, isimlerin en geç 8 Ağustos 2018 Perşembe gününe kadar bildirilmesi istendi. 

 

Kaynak: http://qha.com.ua/tr/turk-dunyasi/rusya-da-anadilde-egitimi-engelleyen-yasaya-karsi-komisyon-kurulacak/172849/

Cherkessia.net, 6 Ağustos 2018

 

Ç.net'in notu: Ç.net yayın kurulu üyemiz Kube Nurhan Fidan'ın Kaffed forumunda yaptığı sunum şöyledir; 

 

Dilimizi, yani Çerkesce’yi Sahiden İstiyor muyuz?

Sayın hazirun, değerli büyükler, değerli arkadaşlar, Kaffed'in anadil üzerine RF nunda ki son gelişmeleri değerlendirme amaçlı kamuoyu çağrısına, Ç.net yayın kurulu adına katılıyorum.

‘’Dilimizi, yani Çerkesce’yi Sahiden İstiyor muyuz?’’ Başlığımızın bu soruyu içermesi, Çerkes-Kafkas kurumlarının dillerin prangasının çözülmesinden bu yana (ki bu zaman  zarfı neredeyse 15 yılı kapsıyor) şimdiye dek Çerkesce konusunda direkt yoğunlaşılmış bir çalışma konusunda reel projeler hayata geçirildi mi  sorusunun üst başlığıdır.  

Kaffed henüz çok yeni bir kuruluş iken (Mayıs 2003) de  Kafkasya’dan dilbilimcilerin katıldığı ‘’anadil ve alfabe konferansı’’ düzenlemişti. Konferans sonucunda şunlar yazıyor? 

‘’dil öğretiminde mevcut Kiril-Çerkes alfabesinin kullanılmaya devam edilmesi, ancak Abaza ve Çerkes lehçelerinin alfabelerini ortak hale getirecek ve yazımda standart sağlayacak latin esaslı bir transliterasyon ( yani harf çevirisi) sisteminin oluşturulması ‘’

Sene 2018 ve bu neredeyse fantastik sayılabilecek öneri ile ilgili bir gelişme var mı? Herhalde yok. 

Zira herhangi bir gelişme olmasının neredeyse olanaksız olduğunu hepimizin-herkesin bildiği bu tür sonuç bildirgelerinin hemen ertesi günü ‘’konferans mezarlığında’’ yerini almasını istemiyorsak Çerkesce’nin Çerkesce, Abhazca’nında Abhazca olduğunu ve iki dili birleştirme önerisinin reelde karşılığının olmadığını bilmemiz elzem değil mi?

 

Çerkesce ile ilgili bir diğer kronik konu; başka dillerde çerkescenin ve çerkeslerin adını ifade ederken yazım ve söylem kurallarının dışında yer alan ‘’Adıge ve Adıgece’’ şeklinde söylenmesi. 

Bütün dünya biliyor ki, Çerkesler kendilerine kendi dillerinde "Adıge", dilleri Çerkesce'ye de "Adıgabze" derler. Fakat Adığabze konuşurken derler bunu. Türkçe yazım ve söylemde, Apsuwa ve Apsuwaca, Nohçi ve Nohçice ifadeleri ne kadar yanlış bir kullanımsa Adıge ve Adıgece söylemi ve yazımı da aynı derecede yanlış. Çerkes ve Çerkesce demekten imtina etmemiz, ironi boyutlarına varmış durumda maalesef. Üniversitelerde açılan ‘’Çerkes dili ve Edebiyatı’’ bölümlerinin ismini trolleyen tarafını söylemeye bile herhalde gerek yok.

Kafka’nın ‘’mileneya mektuplar’’ kitabını çoğumuz biliriz, bu kitapta ki kısa mektupların her biri adeta felsefi-sosyolojik birer metin ikonu ve belagat şölenidir. Mektupların birinde Kafka Milenaya söyle seslenir; ‘’ olmamasına razıyım, oluyormuş gibi olmasın  yeter Milena’’. Biraz halimiz buna benziyor galiba. 

Peki, ‘’oluyormuş gibi’’ olma haline bizler razı mıyız. Değiliz ki herhalde burada yaz sıcağının bu gününde bir araya gelebildik. Tamda bunun için, dil konusunda ki bu forumların kolektif ve halis niyetli olarak devam etmesini umuyoruz.

***

Gelelim içeriğini hepimizin bildiği, hem Çerkes dünyasının, hem de konuya muhatap diğer halkların topyekün tepki gösterdiği yeni dil tasarısına. Tasarı hızla ilerliyor. 

3 Ağustos’ta ‘’yerel dillerde ki eğitime ilişkin yasa’’ devlet başkanının imzasından geçerek resmi yasal bilgiler portalında yayınlandı.

Devlet başkanının imzaladığı belgeye göre, ‘’okul öncesi, ilk ve temel genel eğitimin federal devlet eğitim standartları, Rusya’daki halkların dilleri arasında yer alan ana dillerinde eğitim alma ve resmi dili öğrenme fırsatı sunar. Rusya Federasyonu cumhuriyetlerinin dili, ana dil olarak Rus dili de dahil olmak üzere, Rusya halklarının dilleri arasındaki yerel dilleridir.’’ deniliyor. RİA Novostİ'den çevirip yayınladık.

Bu tüm yerel diller için sinsi bir sonuç ve kimi kronik ‘’olumlayıcılarımız’’ bu metni başta bir vites küçültme olarak anlamak isteseler de kazın ayağı öyle değil.

Burada ki ters algı şu; Rusca’da yerel dil olarak kabul edilerek öğrencilerin karşısına seçmeli dil olarak konuluyor, tabi ki yerel anadil dersi ile birlikte. Amaç; öğrencinin ve velinin anadilini rusca karşısında elinin tersiyle itmesini sağlamak. Akabinde, ‘’valla yapacak bir şey yok, insanlara zorla anadillerini seçtirecek değiliz’’ diyerek politik pişkinlikte level atlamak.

Peki, Çerkes dünyasının aktörleri bu saatten sonra ne yapabilir?

Bildiğimiz kadarıyla birkaç adım daha itiraz hakkımız var, Çerkesya’da bu konuda itiraz geliştiren gruplar, diğer yerel unsurlarla da işbirliği sağlayarak,  sürece müdahale edebilecek toplumsal antrenmanlara sahip.

Peki dünya Çerkes diasporası Türkiye Çerkeslerinin öncülüğünde ne yapabilir? 

Önerimiz; politik içeriğinden imtina etmeden, hukuki, demokratik teamüller kapsamında etkili bir metin hazırlayarak hem Çerkesya’nın ve hem de dünya Çerkes diasporasının haysiyetli aktörlerinin imzasıyla, hukuki yaptırım içeren başvuruyu ilgili her küresel kuruma yollamayı öneriyoruz ve elbette RF nu kurumlarına da.

Söyleyeceklerimiz şimdilik bu kadar. Teşekkürler.


Bu haber toplam 2496 defa okundu.


Mudareyli

Duma'da bu yasa lehine oy kullanan Çerkes milletvekilleri deşifre edilmeli ve halk tarafından protesto edilmeli. Herkes bilsin bu satıcıların adını. Yazıklar olsun onlara!

08 Ağustos 2018 Çarşamba Saat 18:17
Melihat Şeker

Dünyadaki bütün diller zenginliktir unutulmasın bunun için devletlerin çaba harcamasi lazım
Ama tam tersi devletler bu dilleri sakıncalı görüp unutturmaya okullardan kaldirmaya çalışıyor
Sonrada ilerde diceklerki diller önemli araştiralim unutulmuş dilleri diye palavra atacaklar
Geç olmadan diller için mucadele etmeli yoksa değerlerimiz zenginliklerimiz gidecek robot gibi bir birinin ayni insanlar kalacak dünya.

08 Ağustos 2018 Çarşamba Saat 14:57
Cemil Demirkan

Yasa imzalanmış ne yapılabilir ki artık. Rusya ruslarındır diyor adamlar.

06 Ağustos 2018 Pazartesi Saat 23:20
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net