Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Shmulevich’e göre Moskova, Çerkeslerin Diasporadan Dönüşünü “ölümcül tehlike” Gibi Görüyor
12 Eylül 2017 Salı Saat 22:27
Avraham Shmulevich’e göre Çerkeslerin – hatta Çerkes ulusal hareketinin – içindeki bölünmeye bakılır ve tehdit oluşturmadıkları düşünülür.

Paul Goble, 8 Eylül 2017 

Avraham Shmulevich’e göre Çerkeslerin – hatta Çerkes ulusal hareketinin – içindeki bölünmeye bakılır ve tehdit oluşturmadıkları düşünülür. Ama – başarıya ulaşanlar da dahil olmak üzere – tüm ulusal hareketlerin böyle sorunlarla yola çıktıkları unutulur. 

Avraham Shmulevich: Rusya göçmeni İsrailli politolog, siyaset Analisti.


Bununla birlikte Rusya Federasyonu hükümeti ve güvenlik bürokrasisi tedirginlik içindeler. Çerkes aktivizminin kendini gösterdiği her yerde onu dağıtmak ve baskılamak için ellerinden geleni yapıyorlar (afterempire.info/2017/09/07/circassian/).

 

Shmulevich devam ediyor: “Kafkas Savaşı sadece Çerkes halkı için sona ermedi. Bu savaştan en çok onlar zarar gördü. Yenilginin olumsuz sonuçlarını yaşamaya devam ediyorlar. Bu sonuçlar önemli olmanın ötesinde felaket boyutuna gelmiş bulunuyor.” 

 

“Çerkeslerin asıl sorunu nüfusun yüzde sekseninin sürgünde yaşaması ve etkin asimilasyona tabi olmasıdır. Sorun bununla bitmiyor. Tarihi yurdunda kalmaya başarabilenler altı idari birime bölünmüş durumdalar. Bu durum bir araya gelmelerine engel oluyor.” 

 

“Kendi ‘ulusal’ birimleri içinde bile Çerkesler kültürlerini özgürce geliştirme olanağından yoksunlar. Ulusal gelişimin içini kendileri dolduramıyor. Moskova Çerkeslerin “çok konuştuğundan” yakınıyor. Ama bu eleştiri yersizdir. Zira Rus güçleri Çerkes halkının yüzde doksan beşinden fazlasını sürgüne yolladı.” 

 

Sürgün eylemi, artı 1864 öncesi ve sonrasındaki cinayet kampanyası ve ayrımcılık soykırım vasfı taşıyor. Şmulyeviç’e göre dünyadaki hukukçuların çoğu böyle düşünüyor. Çerkes ulusal kimliğinin soykırım teması üzerine oturduğundan hiç kimse kuşku duymuyor.

 

Ne var ki Moskova bunların hiç birini tartışmaya yanaşmıyor. Çerkeslerin Ortadoğudan dönüşüne de izin vermiyor. 

 

Shmulevich’e göre bunun sebebi çok açık: “Önce on binler, ardından yüzbinlerce Çerkesin geri dönmesi Putin düzeni için ölümcül tehdit oluşturuyor. Zira bu insanlar daha demokratik ülkelerde yaşadılar. Yabancı ülke vatandaşlığına, dolayısıyla dokunulmazlığa sahipler.” 

 

Ne var ki Moskova dönüşün önünü tıkamakla yetinmiyor. Kremlin Rusya Federasyonu içindeki Çerkes örgütlerini tamamen denetimi altına almış durumda. Bu örgütler “çalışıyormuş gibi yapıyorlar, gençlerin dikkatini dağıtmaya çalışıyorlar.” 

 

Moskova bu örgütlerin “gündemini belirlemede” başarılı olmuş görünüyor.  

 

Ne var ki-Shmulevich’e göre – bugün “durum değişiyor. Çerkes halkı bu örgütlerin içinin boş olduğunu anlamış durumda. Çerkes gençliği temelleri uluslararası hukuka dayanan yeni bir dünya örgütünün kurulması fikrini destekliyor.” 

 

İsrailli analizciye göre böyle bir örgüt “önümüzdeki yıllarda kurulacak.”

 

Sözlerine şöyle devam ediyor: “Rus gizli servisi Çerkes Sorununun tarafsızlaştırılması için büyük çaba harcıyor. Ama son sözü söyleyecek kadar güçlü değil. Zira kudretli KGB bile sayıları milyonlarla ölçülen bu halkı denetleyememişti. KGB’nin ardılı çok daha güçsüz.” 

 

Shmulevich’e göre bütün bunlar Çerkes Sorununun büyüyeceği anlamına geliyor. Bir aktivistin dediğine göre “bu işin sonunun nereye varacağını Allah bilir. Ama çözüm bulununcaya kadar Kafkasya normalleşmeyecek.”

 

Moskova’daki birçok kişinin endişelenmesi için çok sebep var.

 

Çeviri: Dr. Ömer Aytek Kurmel 

Cherkessia.net, 12 Eylül 2017

***

Moscow Views Return of Circassians from Abroad as 'a Mortal Danger,’ Shmulyevich Says 

Paul Goble, September 8, 2017

Staunton – Often observers look at the divisions among Circassians and even within the Circassian national movement and conclude that they are no threat to anyone, Avraam Shmulyevich says. But they forget that almost all national movements including the ones which have become successful have begun with such problems.

 

But those more closely involved, including in the first instance the government and special services of the Russian Federation, the Israeli analyst says, are very much frightened by that prospect and have deployed many forces to disorganize and suppress Circassian activism wherever it manifests itself (afterempire.info/2017/09/07/circassian/).

 

“The Circassians,” Shmulyevich continues, “are the only people for whom the Caucasus War has still not ended, the only people who not only seriously suffered in the course of this war but for whom the negative consequences of defeat are still important and more than that catastrophic.”

 

Their “main problem is that 80 percent of the Circassians to this day are in exile and being subject to active assimilation,” but in addition, those who remain in “their historical motherland, the North Caucasus, “are divided among six administrative units” something that represents a barrier to their coming together.

 

Moreover, “even in their own ‘national’ formations, the Circassians are deprived of the opportunity to freely develop their culture and define by themselves the path of their national development.” Moscow’s complaint that the Circassians talk “’too much’” about the past is baseless given that Russian forces expelled “more than 95 percent” of them.

 

That action, along with the murderous campaign and discrimination the Russian state imposed before and after 1864, qualifies as a genocide.  That is how most international legal scholars view it, and it is so much a part of the Circassian national identity that few Circassians feel the need to articulate it on a regular basis, Shmulyevich says.

 

Moscow is not willing to discuss any of this. Nor is it willing to allow Circassians from the Middle East to return to the North Caucasus. The reason is simple, he says. “The arrival of tens and then hundreds of thousands of citizens with experience in more democratic states and having foreign citizenship and thus immunity … is a mortal threat to the Putin order.”

 

But Moscow is not content just to keep the Circassians from returning. Because of its fears, the Kremlin has taken steps to completely control Circassian organizations inside the Russian Federation, groups that “imitate activity and try to distract young people from the main Circassian problem.”  They have been largely successful in “’setting the tone’” in these groups.

 

Today, however, Shmulyevich argues, “the situation is changing; and the meaninglessness of these organization has become evident to many Circassians. Circassian young people are coming to back the idea of the need for the creation of an international organization based on the principles of international law.”

 

The Israeli scholar says that in his opinion, such an organization “will appear in the coming years.”

 

In addition, he points out, “the Russian special services are devoting colossal efforts for the neutralization of the Circassian question. But they are not all-powerful. Even the powerful Soviet KGB was not in a position to control a multi-million-strong people; and its successors are weaker by an order of magnitude.”  

 

All these things mean, Shmulyevich concludes, that Circassian problems are only going to intensify.  As one Circassian activist told him, he reports, “God alone knows how all this will end, but there isn’t going to be any peace in the Caucasus.”  And that is something that many in Moscow already have many reasons to fear. 


Bu haber toplam 2672 defa okundu.


hapi cevdet

Çerkes-Rus savaşları öncesinde Çerkesya nüfusunun 3,5 milyon olduğu görüşüne ilişkin kayanağa ulaşamayanlar bulunuyor. Kaynak: "Ulusal Hafıza Ulusu Diri Tutuyor", internet.

24 Eylül 2017 Pazar Saat 11:21
hapi cevdet

Sayın Shmulevich in değerlendirmeleri ve öngörüleri gerçekçi, akla yatkın.

1. Rusya nın Çerkeslerin % 95 ten fazlasını sınır dışı ettiğini, yurdundan çıkarıp -bir üçüncü ülkeye- gönderdiğini söylüyor. Bunlar yıllar öncesinden kişi olarak savunduğum, başkalarının (örneğin kim dönüşçülerin) katılmadığı bir görüştü. Onlar harmanlama yapıp sürülenler için zam yaparak, en sonunda % 90 gibi tahminlere varmışlardı.

Aslında Adıgeleri (ve Abazinleri) aldığımızda, Kabardeyleri hariç tuttuğumuzda, sürülenlerin ve katledilenlerin oranı, şimdi yurdunda kalmış olara göre en az % 99 dur. Buna ilişkin değerlendirmelerim değişik yazılarımdan öğrenilebilir.

2. Lenin döneminde (1920 lerde), diğer halklara yapıldığı gibi Adıgelere de haklar tanındı, Adıgeler var sayıldılar. Türkler, Çerkesleri Aziz Nesin in Yaşar Ne yaşar Ne Yaşamaz ı gibi görüyorlardı.
Rus politikalarına göre, eski Çerkesya terimi hasırlatı ediliyor, onun yerine Novorossiya (Yeni Rusya) kavramı benimsetilmeye çalışılıyordu. Bu konsepte göre Novorossiya nın göbeğinde bir Adıge yöresine (oblast) yer verilmemesi gerekirdi. Oyunu Rus emekçi sosyalist iktidarı bozdu. Rus milliyetçisi olmayan Lenin ve arkadaşları bu konsepti yırtarak, Adıgelere ve Tuapse yöresindeki Adıge-Şapsığlara özerklik, dahası toprak ve yurt verdiler. Şapsığlarınki geri alındı tabii ki…
Gorbaçov döneminde de Adıgelere karşı daha hoşgörülü bir politikanın uygulandığı söylenebilir. Bunda İlk Adıge Başkan Carıme Aslan ın etkisi olabilir. O kanıdayım.

3. Shmulevich, Kafkas Savaşı sadece Çerkes halkı için sona ermedi, diyor. Doğru. % 99 oranında yok edilen ya da yurdundan sürülen ve ülke adı da tarihe gömülen tek ulus Adıgelerdir. Bu gerekçeyle UNPO Çerkeslere Sürgünde Ulus statüsü vermiş bulunuyor. Son değerlendirmelere göre, Kafkas-Rus Savaşı öncesinde Adıgelerin ya da Çerkesya nın nüfusu 3,5 milyon idi: https:/www.bedava-sitem.com/editpage.php
Bu durumda telefat daha da büyük oranda oluyor.

3. Moskova, Çerkeslerin Ortadoğudan dönüşüne de izin vermiyor, diyor sayın politik bilimci. Bu doğru. 1992 de Adıge Cumhuriyeti yönetimi oturma izni veriyor, yurttaşlık için kolaylık ve yardım sağlayabiliyordu. Şimdi, bir Rus ili (oblast) yetkisi öte bir şey yok.

İlgili olan ve bilgilendirme yapması gerekenler, Gorbaçov sonrasında Adıgelerden alınan yetkileri görmüyorlar. Yönetimin hoşuna gitmeyen şeyleri söylemekten çekiniyor, gerçekleri gizliyorlar ya da böyle şeylerin farkında ya da politik hakların ne demek olduğunu bile bilmiyor olmalılar. Gerçekten yazık.

Adıge aydını bağımsız değilse aydın kişi değildir, başkasının hizmetinde demektir. Bir dostumun ifadesiyle, Araba tekeridir.

4. Moskova nın dönüşe izin vermemesi konusunda da yazar, Önce on binler, ardından yüzbinlerce Çerkesin geri dönmesi, korkusu yatıyor bunda, diyor. Nerede o günler?! Adıgeler Sovyet Yahudileri gibi mi?..
Bir yerden bir başka yere dönüşün koşulları ve maddi bir temeli olmalı. Türkiye deki Çerkeslerin çoğu mülk sahibi olan kişiler. Dönüşe ve bir başka yerde yaşamaya karar vermeleri kolay şey değil. Rus izin vermiyor, engeller koyuyor, bu da cabası. Dönüşçülerimizin birçoğu sanki dönüş olanağı, dönüş izni varmış da bizler engelliyor muşuz havasındalar. Doğru bir tutum değil bu. Örneğin Suriyeli sığınmacı

Çerkeslerden Adıgey e dönebilenlerin sayısı devede kulak. Ayrıca
sığınmacıların hedefinde Adıgey değil, Almanya gibi gelişmiş ülkeler var. Bu da bir gerçek. Üzerinde düşünmek gerekir. Ayrıca Suriyeli

Çerkeslerin büyük çoğunluğu yönetim, Esad yanlısıdır deniyor. Esad ın da, Suriye Arapların, Kürtlerin ve Çerkeslerin yurdudur, demesi bundan olabilir mi?

5. Rusya, Avrupa Birliği normlarını seçecek, demokratikleşecek yerde, maalesef aykırı yollara saptı. Kırım ı ilhak gibi toprak temelli yayılma politikalarını seçti. Bütün bunlar, Kırım gibi kuru bir toprak parçasına, 45 milyon Ukraynalıyı düşman etmeye, bütün bir batıyı karşıya almaya değer mi?

Batı dünyasına ve batılı değerlere kafa tutmakla nereye varılabilir. Türkiye nereye varabilmiş? Rusya ABD, AB, Japonya gibi ekonomik devlerle başa çıkabilir mi?

6. Shmulevich, DÇB benzeri örgütler için, Çerkes halkı bu örgütlerin içinin boş olduğunu anlamış durumda, diyor.
Artık gerici ve işbirlikçi örgütler, çevreler, dahası kişiler bilinir olmuştur. Bu doğrudur, etkisizleştiler.
Sanırım olup biteni bilme aşamasına varmış bulunuyoruz. Bu da iyi bir şeydir.

16 Eylül 2017 Cumartesi Saat 21:03
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net