Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Adıge Mak: Çerkeslerin Yakut Ülkesine Sürülmeleri
14 Temmuz 2017 Cuma Saat 11:13
Tatil kenti Soçi Tarih Müzesi’nin Psışuape (Lazarevsk) kolu baş bilim çalışanı Huşt Aminet’in anlattığına göre, müzeye gelen kişi bir gezgini andırıyordu.

 

Nıbe Anzor, Adıge mak, 11 Temmuz 2017

Tatil kenti Soçi Tarih Müzesi’nin   Psışuape (Lazarevsk) kolu baş bilim çalışanı Huşt Aminet’in anlattığına   göre, müzeye gelen kişi bir gezgini andırıyordu. Görünüşü Kuzey Rusya’da ya da   Sibirya’da yaşayan insanlara benziyordu: Yuvarlak bir yüzü, çıkık elmacık   kemikleri, kısık bakışı ve tok bir konuşması vardı. 

 

Adam eski eserleri   gözden geçirerek bir hayli süre müzeyi gezdi; en çok durakladığı yer de   Karadeniz kıyılarında yaşayan Adıgelerin (Çerkeslerin) kültürünü tanıtan bölüm oldu; bölümde  gördüğü her şeyi ilginç bulmuştu, Adıgelerin uzun geçmiş  yaşamını ve şimdiki durumlarını öğrenmek istiyor, durmadan soru soruyordu…

Ben Saha-Yakutya’da Olekminsk kentinde (Sibirya’da) doğdum, oralıyım,- diye anlatıyor konuk. – Görev gereği Soçi’ye geldim. Psışuape’ye de iş olsun diye uğramış değilim: Soçi’de bana Psışuape’de bir etnik müze ve birkaç da Çerkes köyü olduğu söylendi. Ben eski Çerkeslerin soyundanım, Çerkesim!

 

Bugün benim için farklı bir gün, ilk kez soydaşlarımın toprağına, ülkesine, ata toprağına  adım atmış bulunuyorum. Ailemden kişilerin ömür boyu özledikleri şeyi gerçekleştirmiş bulunuyorum. 

 

Bu sözlerinin ardından ilginç ve uzun bir geçmişte kalmış bir olayı, çok sayıda  Adıge ailesinin toplu halde Yakutya’ya sürülüşü olayını anlatmaya başladı.

 

 — O yaz kavurucu bir sıcak vardı, gür akışlı Lena Irmağı bile  sığlaşmış, seviyesi düşmüş, vapur geçişlerine izin vermeyen yerleri oluşmuştu, - diye anlatıyordu gezgin araştırmacı. – Sürgüne gönderilen Çerkeslerin tamamı 97 kişiydi, köhne küçük bir nehir vapuruyla orman içlerindeki bir köye doğru götürülüyorlardı. Ancak vapur yolda kuma saplandı, kurtulup bir türlü ileriye gidemedi. Vapurdakiler karaya çıkarıldı ve kendilerine bir Yakut köyüne yakın bir yer bulup yerleşmeleri izni verildi. İlk yerleştikleri yer de Olekminsk oldu.

 

Şehekey köyünden (Bolşoy Kiçmay) tarihçi Ğuaşo Aslan (Гъуашъо Аслъан) duyduklarınna inanamamış, olayı şaşırtıcı ve ilginç bulmuştu. Olayın aslını öğrenmek istemişti. “İnternetten Yakutya yöre müzesinin adresini buldum, - diye anlattı Aslan,- Müze çalışanları sorularımı hemen yanıtladılar, kitaptaki fotoğrafların 19’uncu yüzyıl sonlarında ya da 20’nci yüzyıl başlangıcında çekildiğini ve yerel bir fotoğrafçıya ait olduğunu söylediler”. 

Çerkes sürgün kafilesi 94 erkek ve üç kadından oluşuyordu, Yakutlara yakın bir yere yerleştiler. Uzun bir süre izole (kapalı) bir yaşam sürdürdüler. Ulusal giysilerini, yamçı, kepenek ve kalpaklarını, vs taşımaya devam ettiler. Kimseye zarar vermiyor, kimseye düşmanlık gütmüyor ama kimseyi de içlerine sokmuyorlardı. Avlanıyor, ağaç kesme işinde çalışıyor, altın süzüyorlardı. Olekminsk’teki eski bir altın madenine ilişkin bir yazıda adları geçmişti: “Kum çıkarılan yerde 700 kişi çalışıyor, - diye yazmıştı D.M. Timkovski, “Ülkemiz, Rusya Halkları, Doğası ve Yaşamı. Resimler.” adlı kitabında. 

 

– Oturanların biri iri yapılı, kalpaklı ve koca bir kepenek taşıyordu. Bıyığı ve sakalı yoktu, Kafkas halklarından bir Çerkes’ti, koca siyah sakallı bir kişi de iri kara gözleriyle bakıyordu, cana yakın biriydi. Ama ağır bir yük taşıdığı belli oluyordu…”   

 

 Yakut Müzesi çalışanı İrina Nikiforova’nın bildirdiğine göre, halen Adıgelerin torunları bu yerde, yani Olekminsk’te  yaşıyorlar, bu bilgiyi  yaşlı bir kadından almış, kadın ‘Balde’ Adıge sülale adını taşıyor. İlginç şey, Şehekey köyünde  yaşayan Kobj sülalesi ikinci sülale adı olarak Balde adını kullanıyor. Ama Balde sülale adının nereden geldiğini bilen yok. Sadece bir olgu olarak biliniyor. 

 

Psışuape Müzesi çalışanı Huşt Aminet’in söylediğine göre  uzaklardan gelen  konuk ilginç ve anlamlı şeyler anlattı.

 

 — Adıgeler eskiden hiçbir yabancıyı içlerine sokmuyorlardı, kendilerinden olmayanlarla da  ilişki kurmuyorlardı; yaşlılar böyle katı kurallar koymuşlardı. Daha sonra gençlerin evlenebilmeleri için kuralları yumuşattılar, katıldıkları topluma uyum sağlamaya başladılar. Böylece Olekminsk çevresinde bir Yakut Çerkes toplumu oluştu. Çerkesler süreç içinde dillerini yitirdiler, ancak kalben ve karakter yönünden Kafkaslı kaldılar. Kökenlerine bağlı, o köke yaraşır kişiler olarak yaşamlarını sürdürdüler.

 

Şimdilerde onların kendi özelliklerini koruduklarını, içlerinde yaşadıkları topluma benzemediklerini, söz gelişi daha iri yapılı olduklarını, beden yapıları ve davranışları ile farklı olduklarını anlattı konuk.

 

Süreç içinde Yakutya’ya sürülen ve Olekminsk ‘te yaşayan Adıgeler Saha-Yakutya Cumhuriyeti ve Rusya içine dağıldılar. Ancak birbirlerini tanıyor ve görüşüyorlar. En çok da aynı sülale adını taşıyanlar birbirlerini arıyorlar.

 

— Soçi’ye gideceğim haberi üzerine akrabalarım, yaşlılar benden soydaşlarımızı aramamı, yaşam durumlarını öğrenmemi istediler, - dedi konuk. İsteklerini yerine getirdim. Biz anayurtlarından sürülmüş Adıgelerin soyundan geliyoruz, aramıza büyük bir zaman süreci ve çok uzun bir mesafe girdi, ama kalben ve ruhen eski yurdumuza bağlılığımızı koruduk. Kana işlemiş şeyi çıkaramazsın, unutamaz ve bir yana da atamazsın, dedi konuk.

 

— Resimdekiler: Yakutya Adıgeler; Adıgelerin yaşamış olduğu yer (Yakutya).

 

Kaynak: http://www.adygvoice.ru/wp/%D0%B0%D0%B4%D1%8B%D0%B3%D1%8D%D1%85%D1%8D%D1%80-%D1%8F%D0%BA%D1%83%D1%82%D0%B8%D0%B5%D0%BC-%D0%B7%D1%8D%D1%80%D0%B8%D1%84%D0%B0%D0%B3%D1%8A%D1%8D%D1%85%D1%8D%D1%80/

 

Çeviri:Hapi Cevdet Yıldız

Cherkessia.net, 14 Temmuz 2017

 


Bu haber toplam 2806 defa okundu.


hapi cevdet

Sayın Rahmi Gökgöz,
Broşko diye bilmiyorum. Ama Pakistan'ın kuzeyinde Hunza denilen yerde Bruşaski denen bir topluluk yaşıyor. Bunların ve İspanya Pirenelerde yaşayan Baskların Kafkas halkları ile bağlantılı olduğunu söyleyenler olmuştu. Son araştırmalar bu iki topluluğun izole diller konuştuklarını belli ediyor. Sayın Nahit Serbes'in "Basklar Kafkas Orijinlimi?" başlıklı bir yazısı var, internetten okunabilir.
İlginç bir anı. Bundan yaklaşık 40 kadar yıl önce, şimdi Nalçik'te pastane işleten Nihai Özbek (Yedıc), İspanya'dan gelme bir Abhazla karşılaştığını, Baskların Abhazca konuştuklarını, bu Bask ile de Abhazca konuştuğunu söylediğini iletti.

Bundan yaklaşık 20 yıl kadar önce de Bandırma'da emekli bir öğretmen bir Abhazla karşılaştığını, bu Abhaz'ın Basklarla Abhazca konuştuğunu söylediğini anlattı. Yalan, dedim.

Bu tür şeyler uyduranlar var. Nahit beyin yazısını okumanızı öneririm. Dünyada Adıgeler dışında Adıgece konuşan tek bir topluluk vardır. O da Kafkasya'da Armavir'de yaşayan Adıge Ermenileridir. Selamlar.

17 Temmuz 2017 Pazartesi Saat 17:46
Kguash Nefyn

Anavatanından soykırımla, zorla ya da zorlayan koşullarla koparılıp atılan bir insan ve soyunda hep bir hüzün var ortak duygu olarak. Hiçbir yere sahip çıkamamak var. Oysa daha eskilere bakılınca Çerkesler'in gönüllü olarak tüm Orta Doğu'ya dağıldığı ve eserlerdeki yazılı kanıtlara bakarak, kesinlikle Firawunlardan olduklarını, Sumer'i yönettiklerini, yazılarının bugünkü dillerimizle yakınlığı bilinen Hatti Imparatorluğunu kurduklarinı görüyoruz. Dileriz biz de yok olup gitmeden aydınlatılır, yazmamış, çizmemiş, yolkesen dağlı olmaktan öte gitmiş, devletler kurmuş olduğumuz.

En eski, az degişen adlar akarsu, deniz, göl adlarıdır. Asimilasyoncu ulkelerden sözetmiyorum.
İnsan gezdikçe şaşıyor.
Kyoto anılarım da var, Çerkes asıllı olduklarından emin olduğum karşılaşmalar..

Her Abkhaz, Adige ve Asetin, Kahire'deki antik Mısır Eserleri Milli Müzesi'ni dikkatle görmeli. Mutlaka dillerimizi bilenlerle gruplar gitmeli. Nil Hilton, yuruyerek 5 dakika uzakta. Hitit höyükleri müzeleri de öyle. Artık duzenlenmeli bu geziler.

14 Temmuz 2017 Cuma Saat 18:14
Kguash Nefyn

Nalchik'ten bir Adige'nin Kuzey Çin'de 2 Adige köyü olduğunu bildiklerini söylediğini duydum.
Kuzey Italya'da da 2 Çerkes köyü olduğunu bir resepsiyondan sonra eşiyle evimize gelen Italyan Askeri Ataşesi heyecanla bize anlatmisti.
-"Öyle bir yerde yerleşmişler ki, on binlerce yıldır hiçbir kimsenin yerleşmediği, ne geçilip bir yere varılan, ne o iki köye gitmeyi getektiren bir yerde birbirlerini gözetleyebilecek, fakat duyamıyacakları yakınlikta yerleşmişler, izole olmuşlar..." dediydi.
Rahmetli babacığım düzenli dinlediği BBC Türkçe Radyosunda Isviçre'de 'Yixere ......? Quāje...'
'Yipşere .....? Quāje...' diye adlarını tam yakalayamadığı iki köyden sözedildiğini duymuş...

Romanya'da iki, Bulgarista'da da iki köy varmış.
80'lerde İstanbul 4.Şube'de karşılaştığım çok güzel insanlardı, Selanik'li bir Çerkes çift, Selanik'te 65 aile olduklarını, kelime hazneleri dar olmakla birlikte hepsinin biraz Çerkesçe konuştuğunu, unutmamaya çalıştıklarını, artık hep akraba olduklarından evlenemediklerini anlatmışlardı.

Moskova'da Çerkes talebe olanlardan ayrilmayan bir Sri Lanka'lının babası Çerkes'miş...
Ürdün'deki komşumun Malezya'lı yardımcısının pasaportunda soyadı Cherkess gibi görünce şaşırmışlar.
Kadıncağız,
"Eşim mavi gözlü beyaz bir adam. Çerkes'miş..." demiş.
Yine Sudan'lı dostlarımızın iki kızının biri bembeyaz. Meğer bir dede ya sa nenesi Çerkes imiş. Hain Kavalalı M. Ali Paşa'nın katliamından kaçarak Kuzey Sudan'a yerleşmişler.

14 Temmuz 2017 Cuma Saat 18:13
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net