Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Khuade Adnan’a FSB Provokasyonu!
05 Şubat 2016 Cuma Saat 18:48
Adıgey Cumhuriyeti Milletler Arası İlişkiler Komitesi’nin sahibi olduğu ve direkt başkan Thakuşin Aslan’a bağlı olan Adıge Cumhuriyeti resmi gazetesi ‘’Sovyetskaya Adıgeya’’ 02 Şubat 2016 tarihinde Khuade Adnan’ı hedef gösteren 2 tam sayfalık provokatif bir makale yayınladı.

Adıgey Cumhuriyeti Milletler Arası İlişkiler Komitesi’nin sahibi olduğu ve direkt başkan Thakuşin Aslan’a bağlı olan Adıge Cumhuriyeti resmi gazetesi ‘’Sovyetskaya Adıgeya’’ 02 Şubat 2016 tarihinde Khuade Adnan’ı hedef gösteren 2 tam sayfalık provokatif bir makale yayınladı. Makalenin yazarı Amir Dışekov hakkında kimsenin bilgisi yok. Gazetede bu isimde biri çalışmıyor. 

Gazetenin  ''Güvenlik'' bölümünde yayınlanan makale, Khuade Adnan hakkında açık karalama ve iftira içerirken, onun üzerinden Çerkes halkının en doğal demokratik yasal taleplerini batının ve Amerika’nın stratejik oyunlarının bir parçası olarak göstererek yasa dışı çerçeveye sokmaya çalışmakta.  

Türkçeye çevirdiğimiz makalenin tamamını, Rusça orjinaliyle beraber kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.  

Cherkessia.net Yayın Kurulu

**** 

Kırmızı Halılar Üzerinde Düşmanlık!!

02 Şubat 2016, Amir Dışekov- Sovyetskaya Adıgeya

Geçenlerde Devlet Tüketim maddeleri kontrol ve denetleme kurumu görevlilerince Adıgey‘de yapılan kontroller sırasında, sahibi Türk ve aynı zamanda Rus vatandaşı olan Adnan Khuade’ nin “Halı Sarayı” isimli mağazaya da kontrole gidilmiş, yapılan kontrollerde mevcut ticari kuralların ciddi ihlalleriyle karşılaşılmıştır.

 

Ticari kurallara göre mağazanın girişinde asılı olması gereken mağazanın firma ve kişi kimlik bilgileri levhasının olmadığı, mağazanın içinde herhangi bir yerde sigara içilmez levhasının da olmadığı ve yine müşteriler için hazırda bulundurulması gereken müşterilerin şikayet ve tavsiyeler defterinin bulunmadığı tesbit edilmiştir. Mağazadaki satışa sunulan mallardan bazı tür halıların fiyat etiketlerinin olmadığı yine bazı etiketlerin istenen normlarda hazırlanmadığı görüldü. 

 

Alınan bilgilere göre 6 milyon ruble tutarında olan bu halıların üretim yerleri Türkiye olarak etiketlerde belirtilmiş, ancak bunu kanıtlayıcı sertifikalar görevlilere gösterilmemiştir. Bunun yanında bu kontrolle ilgili düzenlenen zabıt tutanağını da, mağazada bulunan yetkililer imza atmayı reddetmişlerdir. Bir sonraki gün aynı amaçla giden görevlilere, bu sefer mağazanın sahibinin kızı olan kişi oldukça sert bir tavırla mağazayı kontrol etmeye- aramaya izinleri olup olmadıklarını sormuştur. 

 

Görevli kişiler bu kontrollerle ilgili izin evrağının kanunlara göre gerekmediğini anlatmaya çalışmış, bu sırada mağazanın sahibi olan kişi Adnan Khuade kendisininde üyesi olduğu Maykop Adıge Khase’ den bir kaç aktivistle beraber mağazaya gelmiş, görevlilere hakaretler yağdırıp, deyim yerindeyse onları tekme tokat mağazanın dışına atmıştır. Görevliler bu durum karşısında kolluk kuvvetlerinden yardım istemek durumunda kalmış ve onlarında yardımıyla mağazayla ilgili kontrol zabıt tutanağı hazırlanabilmiştir.

 

İşte bu yaşananlar sebebiyle mağaza sahibi, kızı ve mağaza çalışanı kişi kontrole gelen görevlilerin yasal taleplerine uymayıp, onları engelledikleri ve mukavemet gösterdikleri gerekçeleriyle haklarında idari işlemler başlatılmıştır. Bu idari işlemler neticesinde Maykop şehir mahkemesince söz konusu kişiler aleyhinde 15 er gün idari hapis cezası kararı verilmiş, aynı cezalar bir üst mahkeme tarafından mağazanın sahibi olan kişi hakkında 7 güne, kızı için 6, çalışan kişi içinse 5 güne düşürülmüştür.

 

Bu olayın yaşandığı mağazanın sahibi Adnan Khuade, ticari yaşamından çok özel ve siyasi yaşamıyla dikkatleri üzerinde toplayan bir kişi; 

Adnan Khuade, Adıgey’ e 80 li yılların sonlarında Türkiye'den T.C vatandaşı olarak ve Adnan Güzey ismiyle gelmiş, Rus vatandaşlığını alırken soy ismini ise güya Khuade olan tarihi dedelerinin soy ismiyle değiştirmiştir. Bu arada sahip olduğu T.C vatandaşlığını da devam ettirmeyi de ihmal etmemiş. 

 

Bu şekilde Adıgey’ de oturum ve yaşamsal sorunlarını halletmiş. Daha sonraları ise onun protesto eylemlerinde boy gösterdiğini görmekteyiz. 2011 yılında Türkiye’ de Çerkesya Yurtseverleri isimli sivil toplumsal kuruluşunu kurmuştur. Bu kuruluşun amacı; 19. yy. Rus Kafkas savaşı sırasında Çerkeslerin soykırıma uğratıldıklarını Rusya devletine kabul ettirmek, bu amaçla Çerkes sorunlarını aktüel halde tutmaktır.

 

Adnan Khuade‘yi daha sonra Maykop Lenin meydanında tek kişilik protesto eylemlerinde  ‘’Suriyeli Çerkeslerin derhal anavatanlarına tahliyesini talep ediyoruz’’, ‘’Ben varsam Çerkesler de Çerkesya da olacak!’’ pankartlarıyla gördük.  Aynı yerde bu sefer 2013 yılında Soçi olimpiyatlarını protesto eylemlerinde onu ‘’Kemikler üzerinde olimpiyatların yapılmasına hayır!’’ , ‘’Rusya Çerkeslere yapılan soykırımı tanımalı’’, ‘’Çerkesya bizimdir ve bizim kalacaktır!!’’, ‘’Kimse Çerkesya yürüyüşümüzü engelleyemez!!’’ pankartları ile gördük.

 

Diğer yandan Adnan Khuade’nin Çerkes sorununu kullanarak Rusya ve Gürcistan arasındaki uluslararası ilişkilerin düşmanlığa dönüşmesine de katkılarda bulunduğunu görmekteyiz. 2011 yılında kurdukları Çerkesya Yurtseverleri kuruluşu ve birlikte hareket ettikleri bazı uluslararası kuruluşlarla birlikte Gürcistan parlamentosuna bir mektup yazarak Çerkes soykırımını tanımaları çağrısında bulunmuşlar, hatta bu çağrıya karşılık olarak aynı yılın mayıs ayında Gürcistan parlamentosu bu soykırımı resmi olarak tanıdıkları açıklamasını yapmıştır.

 

Geçtiğimiz üç yıl boyunca da yine bu amaçla başka ülkelere de soykırımı tanımaları çağrıları için çalışmalarda bulunmuşlardır. 2014 yılının Haziran ayında Ukrayna parlamentosuna başvuruda bulunulmuş, Ukrayna devletine yazdıkları mektupta Rusya ile olan ilişkilerinde açıkça desteklerini sunmuş ve yine Ukrayna olarak Çerkes soykırımını tanımaları çağrısında bulunmuşlardır. Aynı yılın Kasım ayında ise bu sefer Polonya yönetimine aynı istekle başvuruda bulunmuşlardır. 2015 yılında ise aynı istekle bu sefer Litvanya, Estonya ve Moldovya parlamentolarına başvuruda bulunmuşlardır.

 

“Çerkes Soykırımı” eylemlerinin arkasında kimler var?

Peki Çerkes soykırımının tanınması neden bu kadar önemli ve kimin için gerekli? Gelin biraz da bu konuyu inceleyelim.

Aslında bakıldığında soykırımın tanınması aleyhine olan devletimiz için o kadarda büyük tehlikesi yoktur.??? Birleşmiş milletlerin 11 Aralık 1946 da aldığı karara göre Soykırım, uygar dünya tarafından uluslararası hukuka sokulmuş bir suç olup, bu suçu işleyenler devlet adamı olup olmadıklarına bakılmaksızın cezalandırılacaktır. 

 

Bununla ilgili mahkemelerin adresi ise Lahey adalet divanıdır. Lahey Adalet divanın vereceği kararlar tüm ülkeler için bağlayıcı olup bir üst mahkemesi olmayacağı için kararın bozulması söz konusudur. Rusya’yı bu mahkemede yargılamak mı istiyorlar. Çerkes patriotları bu konuda henüz sessiz. Ancak belli ki Rusya devletince Çerkeslere verilen özgürlüklere herhangi bir kısıtlama getirilirse, belli ki uluslararası düzeyde Rusya aleyhine bu mahkemelere başvuruda bulunacaklardır.

 

Diğer taraftan Bağımsız Çerkesya Devleti ve Çerkesya ulusal parlamentosu (Lepk Khase) çalışmaları ise, zaten tüm hızıyla Avrupa Birliği himayesi altında sürmektedir. Almanya’da bu amaçlar için kurulmuş olan Çerkes Bilimsel araştırmalar Entitüsü Zaur Gediguadje başkanlığında çalışmaktadır.

 

Eğer burada hak ve hukuk konusuna eğileceksek öncelikle elimize ansiklopedik sözlük olan Brookhouse  ve  Efron’u almamız gerekir. Buradan yazdığına göre ‘’Kanunlar yürürlüğe girdikten önceki olaylarla ilgili fiiller için uygulanamaz. Yasalar geriye doğru işlemezler. Kazanılmış haklar geri verilemez.’’

 

Bu temel prensip tüm uluslararası hukuklarda yapılan tüm anayasalarda medeni kanunlarda temel prensip olarak kullanılmıştır. Diğer taraftan İnsan Hakları Beyannamesinin 35.Maddesine bakacak olursak; Hiç kimse işlendiği dönemde suç olmayan eylemlerden dolayı suçlu ilan edilemez. Eğer bu işlenen eylemler daha sonra suç olarak addedilmiş ve insanların sorumlulukları artmışsa konuyla ilgili yeni bir yasa çıkartılır.

 

Günümüzde savaş suçları ve suçluları ile ilgili uluslararası düzeyde birçok düzenlemeler yapılmış olup buna ilişkin normlar düzenlenmiştir. Bunlar genellikle, savaş olan bölgelerdeki yaşayan sivil halkın korunması savaş esirlerinin hakları ve yine tutuklanan kişilerle ve cezaevleriyle ilgili düzenlemelerdir. Ancak maalesef günümüzün tek kutuplu dünyasında tüm konulan bu kurallar yasalara rağmen Amerikalılar kendi çıkarları doğrultusunda gerektiğinde demokrasi kılıfıyla istedikleri yerleri bombalamakta, bu bombalamalar sonucunda bu bölgelerde kadın ve çocuklarında olduğu sivil kayıplarda verilmektedir. Gerektiğinde cezaevlerinde insanlar işkencelere de maruz kalabilmektedir.

 

Ve bunlar 150 yıl önce değil, günümüzde şimdi yaşanmaktadır. Peki Çerkesya Yurtseverleri bunları neden protesto etmezler? Çünkü kazanma şanslarının olmadığını düşünüyorlar. Ama diğer taraftan Çerkeslerin Soykırıma uğratıldığı eyleminde şanslarının var olduğunu düşünüyorlar. Çünkü onlara birileri tarafından öyle söylenmiş. Bu yüzden de yabancı efendilerinin direktifleriyle bu eylemlere, tamda zamanında onları faşizmden kurtarmış olan Sovyet askerlerinin anıtlarının söküldüğü, Rusların tüm kültürel haklarının yasaklandığı, devlet politikalarını Rusya karşıtlığı üzerine kuran yerlerden başlamışlardır.

 

Derin Politikalar!!

Çeşitli analistlere göre Büyük Çerkesya ideolojisi de Batının planladığı stratejik hamlelerden birisidir. Bu amaçla Çerkeslerin içinde bu ideolojinin büyümesi için bazı Çerkeslere roller verilmekte, konu aktüel olarak gündemde tutulmaya çalışılmaktadır.  Aslında yeni bir konu değildir. Daha 1830 lu yıllarda Çerkes Sorunu kavramı David Urquhart’ın ismiyle İngilizler tarafından manipüle edilmeye çalışılmıştır. Büyük Çerkesya ideali, Amerika’nın Karadeniz’e yönelik olan uzun vadeli planları paralelinde Washington'un da ilgisini çekmeyi başarmıştır.

 

Çerkes sorunu kavramı, ABD nin insani araştırmalar ve politikalarla ilgili çalışmalarının içindeki dosyalardan birisidir. ABD nin en eski üniversitelerinden olan 1766 yılında kurulmuş olan New Jersey Rutgers devlet üniversitesi, Çerkes ve Rus halkları arasındaki ilişkiler başlığında çalışmalar başlatmıştır. Bu amaçla üniversite içinde, soykırım hakkında incelemeler ve çalışmalar yapılmakta, daha önce soykırım sayılan ve sayılmayan tüm tarihi bulgular inceleme altına alınmaktadır.

 

Bu amaçla Kürtlerin Iraklılarca soykırıma uğrayıp uğramadıkları, yine Ukraynalıların Ruslar tarafından soy kırıma uğrayıp uğramadıkları da inceleme altında tutulmaktadır. Bundan da anlaşılacağı üzere, Amerikalılar istedikleri zamanda istedikleri yerde bu soykırım kartını kullanmak niyetindedirler. Zamanında nasıl Kürtleri Saddam'a Karşı kullanmışlarsa Ukraynalı Nasyonalistleride Rusya'ya karşı kullanmak istemektedirler.

 

Bu araştırmaları ve çalışmaları yapan merkezin resmi internet sitesinde bir harita üzerinde Çerkesya gösterilmekte, bu haritada Çerkesya Karadeniz'e bağlanmaktadır. Bugün dikkat edecek olursanız, Amerikan deniz üslerinin olmadığı tek açık deniz Karadenizdir. Bu yüzden Batı dünyası Çerkesya’nın inşasını gerçekleştirebilirse diğer taraftan Rusya’nın Karadeniz ile olan bağlantısını da kesmiş olacaktır. Bunun yanında daha sonra Karadeniz'in etrafındaki Rusya’nın dostu olan ülkeleri de Karadeniz’den koparacaklardır. Bu Amerikalıların meşhur Anakonda halkası demektir. 

 

Bilindiği üzere Amerika’nın Avrasya planında düşmanlar denizlerden uzak tutularak içlere hapsedilmelidir. Bu yüzden Çerkes sorunu kavramı Batılılar için oldukça değerli bir kavramdır. Bu yapılan çalışmalara katılanlara bakacak olursak, bunların içinde meşhur Jamestown Fonunun da olduğunu görüyoruz. Bu fonun içinde Çerkes problemlerine yönelik olarak Rand şirketinin eski Başkanı olan Poul Henze ve ABD istihbaratından büyük Fin Ugrlan projesiyle katkılar sağlamış olan Paul Gable’de katılmaktadır. Bu çalışmalara destek veren Prof.Dr. Metyu Layta(Mssaçusets Unv.) e göre Adıgey- Kabardey Balkar ve Karaçay Çerkes muhakkak tek amaç doğrultusunda bir araya getirilmelidir. Tüm bunlar gösteriyor ki, bugünkü Çerkes milliyetçiliği batılı istihbarat örgütlerinin kontrolündedir. Buna örnek olarak mesela Dünya Adıge Kardeşlik birliği adındaki kuruluşun ana merkez ofisi Los Angeles de olup başındaki kişide Amarika'nın meşhur birçok yıldızlı bayrağının fonunda fotoğraf vermeye bayılmaktadır.

 

Yine Çerkeslerin ideologlarından sayılan Ahmet İsmail in Kafkasya Savaşı isimli kitabında açıkça belirttiği üzere Kafkasya'nın Kesinlikle Rusya’dan özgürleştirilmesi gerekmektedir. Yine başka bir yerinde belirttiği üzere bu gün yapılan çalışmaların amaçlarından biriside, Rusya'nın iki yüz yıl öncesine kadar tüm yaptıklarının maddi ve manevi tazminat cezalarına çarptırılarak ödetmektir.

 

İsrail'de ise Büyük Çerkesya idealinin lideri Uluslararası Ultra Siyonist hareketinde lideri olarak bildiğimiz namı değer boncuk Arseni lakaplı, Rusya da Nikita Demin ismiyle dünyaya gelip daha sonra annesinin soy ismini alarak 1984 yılında İsrailin Fahri konsolos olarak ilan ettiği meşhur Avraam Şumulyeviçdir. İsrail’de de bilindiği üzere Çerkes diasporası yaşamakta olup doğal olarak onlarda Tel Aviv in politikalarının paralelinde kullanılmaktadırlar.

 

Tabi ki teorik olarak da hukuki olarak da Çerkes soykırımının kabul ettirilmesi sürecinin hiçbir perspektifi yoktur. Bu konu her zamanki olağan Rusya karşıtı yapılanmaların çalışmalarının sonucundan başka bir şey değildir. Evet tabi ki Kafkas- Rus savaşında askeri ve sivil bir çok kayıplar yaşanmıştır. Bu kayıpların bir sebebide, belki o günün şartlarında oluşturulan savaş taktikleridir. Kafkas Abrekleri de o dönemdeki yapmış oldukları ataklarda birçok Rus ve Gürcü köylülerine büyük zararlar verdirmiştir. Bu dağlıların köyleri birçok acımasız savaşlara sahne olmuştur. Ancak tüm bu yaşananlardan sonra Ruslar ve Çerkesler yaşanılan bu nefreti ne zamanki unutmaya başlamışlar Kafkasya’ya barış gelmiş, bunun sonucundan da bölgede yaşayan tüm halklar istifade etmiştir.

 

Birinci Dünya savaşı sırasında Çerkesler ve Kazakların bir arada savaşmaları da buna örnektir. Rus imparatoru II. Nikolay’ın emri ile o dönemde Vahşi Birlik adıyla Kuzey Kafkasya lı halklardan oluşan bir ordu birliği kurulmuş, komutanlığına da İmparatorun kardeşi olan Mihail Aleksandroviç getirilmiştir. Bu birliğin içinde yer alan Çerkesler Güney Batı cephesinde Kazaklarla bitişik olarak omuz omuza Ruslarla da birlikte mücadele vermişlerdir. Savaştıkları bu dönemde 3500 kişiye Aziz George kahramanlık nişanı verilmiştir. Çerkeslerin yaşadıkları bölgelerde birçok kişi Moskova’ya, San Petersburg‘a okumaya gitmiştir. Bugüne kadar Çerkes dili ve kültürü sürekli olarak gelişmiş ve gelişmeye de devam etmektedir. 

 

Diasporadaki yaşadıkları diğer ülkelerle kıyaslanacak olursa özellikle ABD ve Türkiye’ye kıyasla Çerkes dili ve kültürü daha iyi korunmuş ve geliştirilmiştir. İmam Şamil’inde son dönemde barış anlaşmasının yapılmasından sonra Ruslar hakkında, onların böyle olduklarını bilseydim onlara karşı hiç savaşmazdım dediği söylenmektedir. Yaşananlara göre Barış anlaşmasından sonra kendi oğlunu da bu yüzden Rus askeri akademisine vermiştir.

 

İşte tüm bu anlatılanların ışığında düşünecek olursak, Çerkeslerin batının tüm bu yalanlarını görerek ileriyi görebilecek bilgeliğe sahip olduğunu düşünüyorum.

 

Çevirmen Notu: Bu makalenin yazarı olarak gösterilen Amir Dışekov hakkında herhangi bir cv yada bilgiye ulaşamadık.

 

Kaynak : http://xn----7sbbfifdf3bzb6adm6k7bg.xn--p1ai/index.php/bezopasnost/6073-po-kovrovoj-dorozhke-vrazhdy?_utl_t=fb

 

 

Çeviri   :   Кушу Ф.

Cherkessia.net, 5 Şubat 2016

 

      

Sovyetskaya Adıgeya gazetesinin 2 Şubat 2016 tarihli iki sayfalık Amir Dışekov makalesi.


****

По ковровой дорожке вражды 

Создано 02.02.2016 11:29

Управлением Роспотребнадзора по Адыгее была проведена проверка торговой точки — магазина «Дворец ковров», принадлежащей гражданину Турции и России Аднану Хуаде, в ходе которой были выявлены грубые нарушения правил торговли. Так, при входе в магазин отсутствуют сведения о предпринимателе, осуществляющем торговлю, а также знак о запрете курения, стенд с информацией об индивидуальном предпринимателе, книга отзывов и предложений. Ряд ковровых изделий не имел ценников, а также не был оформлен в соответствии с российским законодательством. По информации на этикетках все ковровые изделия на общую сумму порядка 6 млн. рублей произведены в Турции, однако сопроводительные документы на товары во время проверки сотрудникам Роспотребнадзора Адыгеи предоставлены не были. Более того, предприниматели отказались подписывать составленный протокол осмотра, а когда комиссия в том же составе прибыла в магазин для продолжения проверки и ареста товаров на следующий день, дочь хозяина торговой точки в грубой форме потребовала предъявить ей «ордер на обыск». Хотя по законодательству проверка торговой деятельности не является следственным мероприятием и постановление на ее проведение не требуется. 

Пока сотрудник объяснял нормы законодательства гражданке Хуаде, в магазине появился сам хозяин в сопровождении активистов Майкопской городской общественной организации «Адыгэ Хасэ — Черкесский Совет», членом которой он является. Нецензурно выражаясь в адрес проверяющих, он стал в буквальном смысле выталкивать их из магазина. Для пресечения противоправных действий сотрудникам Роспотребнадзора Адыгеи пришлось вызвать наряд полиции, которым был документирован и собран материал, необходимый для составления административного протокола. По результатам проверки в отношении хозяина торговой точки, его дочери и продавца магазина составлены административные материалы за неповиновение законному требованию сотрудников Федеральной службы по надзору в сфере защиты прав потребителей и воспрепятствование исполнению ими служебных обязанностей. 

Майкопским городским судом они были привлечены к административной ответственности с избранием меры пресечения в виде административного ареста сроком на 15 суток. Позднее судьей Верховного суда РА мера пресечения изменена на административный арест: предпринимателю — сроком на 7 суток, его дочери — на 6 суток, продавцу — на 5 суток. Кстати, внимания заслуживает не только противоправная предпринимательская деятельность хозяина магазина, но и сама его личность. В Адыгею Аднан Хуаде приехал в конце 80-х годов как гражданин Турции по фамилии Гузей. 

Получив гражданство РФ, изменил фамилию якобы на свою историческую — Хуаде, однако турецкое гражданство и паспорт сохранил. Окончательно обосновавшись в республике, он начал вести деятельность по организации протестных акций. В 2011 году создал и возглавил турецкую неправительственную организацию «Патриоты Черкесии», деятельность которой направлена на актуализацию черкесской проблематики, признание геноцида адыгов в ходе Кавказской войны XIX века, репатриацию адыгов в Россию. Так, в ноябре 2012 года на площади им.

Ленина Майкопа им был проведен одиночный пикет с лозунгами на русском и адыгейском языках «Требуем срочной эвакуации черкесов из Сирии на Родину», «Если я есть, будут черкесы и будет Черкесия». В мае 2013-го здесь же он инициировал демонстрацию лозунгов антироссийского содержания: «Нет Олимпиаде на костях! Россия должна признать геноцид черкесов!», «Черкесия была и будет нашей!», «Никто не остановит наш марш на Черкесию!». Отдельного внимания заслуживают его попытки использования в целях обострения «черкесского вопроса» на международном уровне враждебной внешнеполитической позиции Грузии в отношении России. Так, в 2011 году организация «Патриоты Черкесии» в числе других зарубежных структур направила официальное обращение в адрес парламента Грузии с просьбой признания черкесского геноцида, соответствующая резолюция по которому была принята в мае этого же года. 

Спустя три года Хуаде приступил к реализации информационных акций по инициированию рассмотрения геноцида черкесов зарубежными государствами. В июне 2014 года в адрес правительства Украины было направлено обращение за подписью руководителей зарубежных черкесских структур, в том числе Хуаде, в котором выражалась откровенная поддержка украинскому государству и его народу в борьбе за «справедливость» и была озвучена просьба признать черкесский геноцид. В ноябре этого же года обращение с аналогичной просьбой было направлено в адрес руководящих кругов Польши. В 2015 году от имени НПО «Патриоты Черкесии» такие просьбы были направлены в парламенты Латвии, Эстонской и Молдавской Республик

 

Кто заказал «геноцид черкесов»? 

Так зачем и, главное, кому все-таки нужно признание геноцида черкесов? По сути, признание факта геноцида государством — не безобидная вещь. Резолюция Генеральной Ассамблеи ООН 96(I) «Преступление геноцида», принятая 11 декабря 1946 года, гласит, «что геноцид с точки зрения международного права является преступлением, которое осуждается цивилизованным миром и за совершение которого главные виновники и соучастники подлежат наказанию независимо от того, являются ли они частными лицами, государственными должностными лицами или государственными деятелями». А меру наказания определяет Международный суд в Гааге. Все решения Международного суда обязательны к исполнению, являются окончательными и обжалованию не подлежат. Кого персонально потребуют от России выдать на суд в Гаагу, «Патриоты Черкесии» умалчивают.

Как только Правительство России выскажется против предоставления российским черкесам независимости — будут выдвинуты требования о привлечении конкретных российских должностных лиц к Международному суду. Работа по восстановлению «государственности Независимой Черкесии» и «образованию Черкесского Общенационального Парламента (Лъэпкъ Хасэ)» под эгидой ЕС уже ведется. Именно в этом видит задачи зарубежных организаций черкесов руководитель черкесского научно-исследовательского института ТИМ (Германия) Заур Гъэдыуаджэ.

И уж коли мы заговорили о праве и законе, берем в руки Энциклопедический словарь» Брокгауза и Ефрона. Цитата: «Обратная сила закона, то есть применение закона к действиям, совершенным до обнародования закона, по принципу не допускается законодательствами. Закон не имеет обратной силы и не может нарушать приобретенных прав — это положение многими юристами считается повелением права естественного; оно занесено в некоторые конституции и почти во все гражданские кодексы».

А теперь заглянем в «Декларацию прав и свобод человека и гражданина». В статье 35-й читаем: «Никто не может нести ответственность за действия, которые в момент их совершения не признавались правонарушением. Если после совершения правонарушения ответственность за него устранена или смягчена, применяется новый закон»… 

В наше время произошло ужесточение ответственности за военные преступления, появились международные нормы защиты мирных граждан во время военных действий, обращения с пленными и т.д. Ужесточение, как и все в «однополярном» мире, — одностороннее. Американцы продолжают в интересах защиты демократии бомбить женщин и детей, пытать пленных в тюрьмах, и все это не полторы сотни лет назад, а сейчас. И ничего — «Патриоты Черкесии» не протестуют. Потому что шансов погреть на этом руки нет. А вот на признании геноцида черкесов — есть. Во всяком случае, так им подсказали. И направляют по приказу своих иностранных хозяев прошения о признании геноцида черкесов в законодательные органы стран, где сносят памятники советским воинам, погибшим за независимость этих государств и спасшим их от уничтожения фашистами, где притесняют права русского населения, где вся государственная политика пропитана ненавистью к России. 

 

На острие политики

 По мнению аналитиков, образование «Великой Черкесии» — это очередное направление удара, запланированное западными стратегами. Они старательно раздувают тему «геноцида» черкесского народа, отводя самим черкесам в этом проекте роль исполнителей. И ситуация эта не нова. Еще в 1830-х годах «черкесским вопросом» пытались манипулировать англичане в лице Дэвида Уркварта. Реанимация идеологии «Великой Черкесии» совпала с усилением внимания к Кавказу со стороны Вашингтона, причем сам Кавказ — только звено в комплексе стратегических задач, решаемых Соединенными Штатами в Черноморском регионе.

«Черкесский вопрос» находится на острие гуманитарной политики США. Целый ряд исследовательских центров неутомимо трудится на ниве изучения «черкесского геноцида» и обоснования требований независимости Черкесии. Один из старейших университетов США — Государственный университет Нью-Джерси Ратджерс, основанный в 1766 г., с некоторых пор принялся за разработку истории взаимоотношений черкесского и русского народов. С этой целью при университете создан Центр изучения фактов геноцида и разрешения конфликтных ситуаций, который, кроме Черкесии, держит в поле зрения историографию конфликтных взаимоотношений других этнических групп. Этим взаимоотношениям американская дипломатия считает возможным придать статус «геноцида» — геноцид курдов со стороны иракцев, украинцев со стороны русских во время голода 1933 г. и т.д. «Геноцид» у американцев появляется там, куда нужно проникнуть Вашингтону. Курдов США использовали в войне против Саддама Хусейна, а украинских националистов по сей день используют в игре против России. 

На официальном сайте Центра изучения фактов геноцида и разрешения конфликтных ситуаций изображена видоизмененная карта Кавказского региона с границами новой Черкесии с выходом к Черному морю. Черное море сегодня — единственное открытое море, где нет кораблей ВМФ США на постоянной основе. Если Западу удастся сконструировать «Великую Черкесию», именно ей предстоит отрезать Россию от моря. Параллельно должна завершиться очистка территорий по периметру бассейна Черного моря от дружественных России государств. Это будет пресловутое «кольцо анаконды» — классический план американской геополитики в Евразии, суть которого в выдавливании противника вглубь материка от береговых линий с перекрытием ему доступа к морям. 

Цена «черкесского вопроса» для Запада высока. В числе центров, подключенных к его разработке, фигурирует и знаменитый Джеймстаунский фонд. В мероприятиях фонда, посвященных черкесской проблематике, участвуют Пол Хензе, бывший глава корпорации «РЭНД», и видный представитель американского разведсообщества Пол Гобл, который внес немалый вклад в разработку проекта «Великая Финно-Угория» по отрыву от России финно-угорских республик. Теперь очередь дошла до черкесов.

 По мнению доктора Мэтью Лайта, профессора политологии из университета Массачусетс, Адыгею, Кабардино-Балкарию и Карачаево-Черкесию необходимо объединить в единое целое. Особенное ударение Лайт делает на земли причерноморских шапсугов, которые обязательно, по его словам, должны будут войти в новообразованную территориальную единицу. 

Сегодня черкесский национализм, поставленный под контроль западных спецслужб, — один из самых активных и динамичных на территории стран бывшего СССР. Штаб-квартира Всемирного адыгского братства (ВАБ) расположена в Лос-Анджелесе, и ее Президент любит позировать для фотографов на фоне американского звездно-полосатого флага. Один из черкесских идеологов Ахмат Исмагьил, автор выпущенной в Сирии книги «Кавказская война», прямо заявляет о необходимости «…освободить Кавказ от России». Предпринимаются попытки внушить черкесам мысль о том, что они должны заставить Россию заплатить (морально либо материально) за события двухсотлетней давности.

 В Израиле идеологом «Великой Черкесии» является лидер Международного ультра-сионистского движения «Беад Арцейну» Аврам Шмулевич (урожденный Никита Демин, взявший фамилию матери и перешедший в иудаизм), приверженец построения Израильской империи от Нила до Евфрата. В 1984 году Демину-Шмулевичу как активисту нелегального сионистского движения в СССР специальным решением Кнессета было предоставлено почетное гражданство государства Израиль. Там же, в Израиле, проживает многочисленная черкесская диаспора, которую Тель-Авив использует в своих целях в координации с Вашингтоном. 

Конечно, ни о каком юридическом соответствии теории геноцида черкесов речи нет. Очередной набор навязших в зубах штампов антироссийской направленности. Кавказская война была взаимным истреблением. И горцы, и армия применяли различную тактику, вплоть до самых жестоких мер. Русские станицы и грузинские деревни страдали от набегов кавказских абреков, а аулы горцев не раз становились ареной ожесточенных схваток. Но когда русским и черкесам удалось встать выше примитивной вражды, на Кавказе воцарился мир, что пошло на пользу обоим народам.

 В годы Первой мировой черкесы и казаки демонстрировали пример стойкости и взаимовыручки, история сохранила много примеров их боевой доблести. Так называемая «дикая» дивизия формировалась согласно высочайшему указу императора России Николая II из горцев Северного Кавказа, не подлежащих военной службе, исключительно на добровольных началах. Ее командиром стал младший брат императора — великий князь Михаил Александрович. Дивизия, в состав которой входил черкесский полк, воевала в основном на Юго-Западном фронте, бок о бок с казачьими и регулярными соединениями Российской армии. За годы войны порядка 3,5 тысячи кавалеристов дивизии были удостоены Георгиевских крестов и Георгиевских медалей «За храбрость». Многие черкесы отправлялись учиться в Петербург или Москву. Черкесская культура развивалась и продолжает развиваться, в то время как среди зарубежной диаспоры черкесский язык сумели сохранить не многие, несмотря на проживание в странах, которые, будто бы, очень заботятся о сохранении черкесской культуры (США, Турция). Вспомним слова имама Шамиля, сказавшего, что если бы он раньше больше знал о России, то никогда не воевал бы против нее. После примирения с Россией он отдал своего сына в русский кадетский корпус. 

Так неужели у черкесского народа не хватит мудрости узреть проницательным взглядом всю лживость навеянных Западом теорий? 

Амир Дышеков.

Источник: http://xn----7sbbfifdf3bzb6adm6k7bg.xn--p1ai/index.php/bezopasnost/6073-po-kovrovoj-dorozhke-vrazhdy?_utl_t=fb

 

Bu haber toplam 3588 defa okundu.


Erdem Yılmaz

Kim kime şikayet edilecek ki?
Bu ayıbı yapan zaten cumhuriyetin gazetesi. Gazetesi ne ki cumhuriyeti ne olacak? Veya tersten söyleseniz de olur. Aynı şey. Utanç verici başkada bir şey değil.

14 Şubat 2016 Pazar Saat 02:35
B.Kerem Uslu

Yuh be! Başka kelime yok!

10 Şubat 2016 Çarşamba Saat 00:19
hapi cevdet yıldız

Makalenin bir yerinde, soykırım suçunun 11 Aralık 1946'da Birleşmiş Milletler tarafından kabul edildiği, soykırım suçunu yargılayacak kuruluşun Lahey Adalet Divanı olduğu belirtiliyor. Ardından şöyle deniyor: "İnsan Hakları Beyannamesinin 35.Maddesine bakacak olursak; Hiç kimse işlendiği dönemde suç olmayan eylemlerden dolayı suçlu ilan edilemez".
Makale yazarı acaba, 1946 yılı öncesinde "Soykırım suç değildi, işlendiği dönemde suç olmayan bir eylem için Rusya sorumlu tutulamaz" demek mi istiyor. Hiç de etik bir yaklaşım biçimi değil.

Sen bir ulusu, Maykop'tan Karadeniz'e değin uzanan bir alanı askeri operasyonla Çerkes nüfusundan temizle, öldürülmeyenleri son bireye değin ülkesinden çıkar, bir üçüncü ülkeye sür, ardından işgal edilen bu yeni ülkeyi Rus nüfusla doldur". Sonra da "Bu bir soykırım olayı değildir" demeye getir.
Peki soykırım değilse bu yapılana ne ad vermek gerekir?..
Yine soralım, 1946 yılı öncesi olaylar için soykırım ifadesi kullanılmayacaksa, Rusya Parlamentosu 1915 yılında işlenen Ermeni soykırımını neden kabul etti? RF Devlet Başkanı Vladimir Putin 15 Nisan 2015'te Ermeni Soykırımının 100. yılını anma toplantısı için Ermenistan'a, Erivan'a gitti?
Buna ne demeli? Bu çifte standart niye?..
Şimdilik daha fazlasını yazmıyorum.

08 Şubat 2016 Pazartesi Saat 16:53
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net