Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Radio Adıga’dan (İsrail) David Shawgen ile Çerkeslerin Gündemi ve Geleceği Üzerine Bir Sohbet
12 Eylül 2011 Pazartesi Saat 00:55
Gürcistan’ın Çerkes soykırımını tanıması, Rus-Çerkes Savaşları’nın sona ermesinden bu yana Çerkes tarihinin en önemli olaylarından biridir ve bunun için Gürciastan’a teşekkür etmeliyiz...Çerkesler aptal değiller, her ülkenin kendi çıkarları olduğunu çok iyi biliyoruz. Yani herkesin kendi çıkarlarını gözetmesi çok doğaldır, ama bu, mutlaka diğeri için bir olumsuzluk anlamına gelmez. Çerkesler de kendi çıkarlarını gözetmek için ellerinden geleni yapmalılar.

Jinal: Hello David, thank you for giving me an interview. First I would like to give our readers some information about you, your profession and your activities for the Circassian topics. Can you tell us something about your background?

Jinal: Merhaba David, bana seninle bu röportajı yapma izni verdiğin için teşekkür ediyor ve önce seni okuyucularımıza biraz tanıtmak; mesleğin ve Çerkes sorunları ile ilgili yoğunlaştığın alanlar hakkında bilgi vermek istiyorum. Bu konularda bize neler söylemek istersin?  

David: I also would like to thank you for this interview, and I want to encourage all the people who take part in "Cherkessia.net" to keep on with the good work you are doing in spreading the important information about our nation.

My name is David Shawgen and right now I am completing my graduate studies in Sociology.

I was born and raised in Israel and all my life I tried to be an active member of our local community. However, after visiting our motherland and several communities in the Diaspora, I came to realize that all my focus was completely wrong. I understood that if I want a future for me and for my People, I must be active in the international level and not just in my local community. All the problems that we are seeing in our local communities are only the symptoms of a much greater problem that all of us have in common. And that problem is being outside of our homeland and being without the independence to govern ourselves. Being part of the Radio-Adiga team, gave me and my friends the opportunity to make change in that level, and we were able to raise the international awareness to that great problem.  

David: Ben de öncelikle benimle böyle bir röportaj yapmak istediğiniz için sizlere teşekkür etmek istiyor ve ulusumuz için çok önemli bilgileri bizlere ulaştıran-yayan tüm "Cherkessia.net" ailesine çalışmalarının devamında başarılar diliyorum.

İsmim David Shawgen ve bugünlerde Sosyoloji Bölümü'nde yüksek lisans eğitimimi tamamlamak üzereyim.

İsrail'de doğdum, büyüdüm ve bütün hayatım boyunca cemiyetimizin aktif bir üyesi olmaya çalıştım. Ancak, anavatanımızı ziyaret ettikten ve diasporadaki kimi Çerkes topluluklarını tanıdıktan sonra, o zamana kadar üzerinde yoğunlaştığım çalışma alanının bütünüyle yanlış olduğunu gördüm. Eğer kendim ve halkım için iyi bir gelecek istiyorsam, yerel değil; uluslararası düzeyde bir faaliyet göstermem gerektiğini anladım. Çünkü yerel düzeyde karşılaştığımız sorunların hepsi, aslında, genel olarak hepimiz için ortak ve daha büyük çaplı bir sorunun izdüşümüydüler. Bu sorun, anavatanımızda yaşama ve bağımsız olarak kendi kendimizi yönetme hakkından mahrum olmamızdı. Radyo-Adiga ekibinin bir  parçası olmak, bana ve arkadaşlarıma bu düzeyde bir değişimi gerçekleştirme ve bu büyük sorun üzerine uluslararası düzeyde bir farkındalık yaratabilme fırsatı verdi.  verdi. 

***

Jinal: What can you tell us about the situation of the Circassian Diaspora in Israel? How are you living there? What are the main targets Circassian having there?

Jinal: İsrail’de yaşayan Çerkes diasporasının durumu hakkında bize neler söyleyebilirsin? Orada nasıl yaşıyorsunuz? İsrail’de yaşayan Çerkeslerin ulaşmak istedikleri ana hedefler neler? 

David: The Circassian Diaspora in Israel has about 4000 people who live mainly in two villages in the northern part of the state. In Kfar Kama there are about 3000 people and in Rehania close to 1000. Kfar Kama, the village in which I live, has dozens of small businesses and workshops which attract both Arabs and Jews from our immediate neighborhood. Recently there has been tourism boost in the village, and we have many visitors who come to be impressed from our culture and history whether by visiting our unique Circassian Museum, or by visiting the other businesses that promote the Circassian culture.

In one hand, the Circassian community in Israel, like any other scattered communities around the world, is trying her best to keep its Circassian and Muslim identity. And on the other hand, we try to improve our socioeconomic status by integrating into the local society. The village schools teach the Circassian language and heritage together with the teaching of Hebrew, English and Arabic. And although the official language of instruction in school is Hebrew, most of the classes are taught in Adigabze when the teachers are Circassian.

Many visitors from Caucasus and other Circassian communities often mentioned that the Circassian community in Israel is one of the few communities who managed to keep well on its language and customs despite the long separation from the homeland. However, as someone who lives in this community, I see how the process of assimilation affect us every year, and the day that we will be completely assimilated in the local population is not that far. 

David: İsrail’de yaklaşık olarak 4000 Çerkes, ağırlıklı olarak İsrail’in kuzeyindeki iki köyde; 3000 kadarı Kfar Kama’da, geri kalanı da Reyhaniye’de yaşıyorlar. Benim de yaşadığım Kfar Kama’da, yakın komşularımız  Araplar ve Yahudiler için de çekici olan onlarca küçük işletme ve atölye var. Son zamanlarda turizm de canlandı ve eşsiz Çerkes Müzesini veya Çerkes kültürünü tanıtan diğer işletmeleri gezip, kültürümüzden ve tarihimizden etkilenen birçok insan geliyor köyümüze..

İsrail’deki Çerkes toplumu olarak, bir yandan, dünyaya dağılmış bir şekilde yaşayan diğer topluluklar gibi, Çerkes ve Müslüman kimliklerimizi yaşatabilmek için elimizden geleni yapıyoruz; ama diğer yandan da içerisinde yaşadığımız topluma entegre olarak sosyo ekonomik durumumuzu iyileştirmeye çalışıyoruz. Köyümüzdeki okullarda, Çerkes dili ve tarihi ile birlikte İbranice, İngilizce ve Arapça eğitimi de veriliyor. Ve okullarda resmi dil İbranice olmasına rağmen, öğretmenleri Çerkes olan sınıfların çoğunda dersler Adigece yapılmakta.

Kafkaslardan ve diğer diaspora Çerkes topluluklarından gelen ziyaretçiler, sık sık İsrail Çerkeslerinin anavatanlarından bu kadar uzun zamandır ayrı olmalarına rağmen, dillerini ve gelenek göreneklerini çok iyi koruduklarından sözederler. Ancak, bu toplumda yaşayan biri olarak, asimilasyon sürecinin bizi her yıl nasıl etkilediğini de görüyorum ve tamamen yokolacağımız gün sanırım o kadar uzak değil.

***

Jinal: Is there a support from the state of Israel towards Circassians?

Jinal: İsrail’de Çerkesler devletten bir destek alıyorlar mı?

David: The official position of the State of Israel is supportive to its Circassian citizens and they appreciate our contribution to the state. Kfar Kama, as being a Local Council, receives funds from the state to manage the village affairs, the schools and the Community Center. And Rehania get its funds from the Regional Council that she is part of. Basically, the State of Israel has no problems that the Circassians will keep their own language and traditions and it is also ready to help them. But the Circassians in Israel are a small minority who cannot translate their numbers into political power, so I think they will never benefit from the same conditions of the Jews in that country.

However, in April 2008 for example, the Ministry of Interior in the State of Israel, recognized the 21st of May as "A day of Choice" [a day in which every Circassian can miss work to be in the memorial ceremonies and still get paid for it as if he worked]. And as far as I know, this is the only country with a Circassian minority that officially recognized the Circassian Memorial Day. This shows us that although our electoral power is quite small, we can still get some things form the State of Israel for the benefit of the Circassians.

David: İsrail Devleti'nin Çerkes vatandaşlarına yönelik resmi pozisyonu pozitif ve bu biz İsrail devletine bu olumlu yaklaşımından dolayı müteşekkürüz. Kfar Kama, bir yerel birim olarak köy işleri, okullar ve yönetim için direk devletten maddi destek alıyor. Reyhaniye ise bağlı olduğu bölgeden alır bu maddi desteği. İsrail Devleti, genel olarak, Çerkeslerin kendi dillerini ve gelenek-göreneklerini yaşatmalarından rahatsız değil; hatta bizi bu konuda desteklemeye de hazır.  devam edeceğini sorunları var ve o da onlara yardım etmek için hazırdır. Ancak İsrail'de yaşayan Çerkeslerin sayısı çok az, bu nedenle politik bir güç olmaları mümkün değil Çerkesler siyasi güç haline numaraları çeviremiyor küçük bir azınlık, bu yüzden kesinlikle ülkedeki Yahudilerle aynı olanaklara sahip olamayacaklarını düşünüyorum.

Ancak, örneğin 2008 yılının Nisan ayında, İçişleri Bakanlığı, 21 Mayıs’ı “seçmeli ( özel, HS ) bir gün” olarak tanıdı [ yani, bir Çerkes isterse 21 Mayıs günü işe gitmeyip anma törenlerine katılabilir; ama sanki o gün çalışmış gibi maaşını alır ]. Ve bildiğim kadarıyla, İsrail, 21 Mayıs’ın Çerkesler için bir Yas Günü olduğunu resmen tanıyan tek diaspora ülkesidir. Bu, bizim seçmen olarak pek bir gücümüz olmadığı halde, hala devletten Çerkeslerin yararına olabilecek birşeyler alabileceğimizi gösteriyor. 

***

Jinal: You are active in RADIO ADIGA. What is the purpose of this project? When you and your friends did start it? What are the main impacts and successes, you achieved?

Jinal: RADİO ADIGA’da aktif olarak çalışıyorsun. Bu projenin amacı nedir? Bu çalışmayı ne zaman başlattınız? Şimdiye kadar başardıklarınız  ve etkileri neler? 

David: RADIO ADIGA was established in 2004 by a group of volunteers from our community. The fact that Circassians didn’t had any international media that will broadcast the matters concerning to them, was very frustrating for us and we decided that we should do something about it. The solution was to establish a Circassian radio that will be broadcast over the internet, so anyone who wants to listen to it, will be able to do so from anywhere on the world.

Radio Adiga had (and still has) two goals; the first was to make the Circassians feel that they are part of a one global community and not just small communities with no connection between them, and in doing so to revive and preserve the Circassian national identity. And the second is to raise the issues concerning the Circassians to the global agenda.

Within the first day we started broadcasting in Adigabze, and we also had few attempts to broadcast in other languages for our brothers and sisters who have forgotten the language. Not long after, we were able to start broadcasting daily news in five languages: Circassian, Turkish, Russian, Arabic and English, and we also had live radio programs on hot topics in the Circassian world. All of these thanks to a network of Circassian volunteers from several communities in the diaspora.

The most significant achievement of Radio Adiga was becoming an important anchor for many Circassian activists around the world, and being an important mean for raising the global awareness on the Circassian issues. Radio Adiga was involved, both in the foreground and behind the scenes, in many of the positive developments toward the Circassian issue in the last seven years. Starting from the first conference that Jamestown Foundation made in the United States, and continuing with the Georgian declaration recognizing the Circassian genocide. I have no intention to say that without Radio Adiga, these developments would never happen, but it is worth noting that the radio team had an important role in the campaign. 

David: RADİO ADIGA 2004 yılında bir grup gönüllü tarafından kuruldu. Çerkezlerin kendileriyle ilgili konulara yoğunlaşan uluslararası bir yayın organının olmaması bizim için çok büyük bir hayal kırıklığı olmuştu ve biz bu konuda bir şeyler yapmak gerektiğine karar verdik. Bulduğumuz çözüm, internet üzerinden yayın yapan ve dinlemek isteyen herkesin, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın rahatça ulaşabileceği bir Çerkes radyosu kurmak oldu.

RADİO ADIGA’nın iki amacı vardı ( hala da var ): ilki, Çerkeslere, aralarında hiç bir bağın-iletişimin olmadığı küçük toplulukların değil; küresel bir toplumun parçası olduklarını hissettirmek ve bu yolla Çerkes ulusal kimliğinin yeniden canlanmasını ve korunmasını sağlamak.İkincisi de, Çerkeslerin sorunlarını dünya gündemine taşımak.

Önce Adıgabze olarak, sonra da dillerini unutmuş soydaşlarımız için diğer dillerde yayın yapmaya başladık ve çok kısa bir sürede Çerkesçe, Türkçe, Rusça, Arapça ve İngilizce olmak üzere 5 dilde günlük haber programları yapmayı başardık. Artı, Çerkes dünyasını ilgilendiren ciddi konularda canlı radyo programları hazırladık. Tüm bunları diasporadan gönüllü Çerkesler arasından kurduğumuz iletişim ağı sayesinde başardık.

RADİO ADIGA’nın en önemli başarısı, gittikçe, bütün dünyadan birçok Çerkes aktivisti için önemli bir buluşma adresi ve Çerkeslerin sorunları üzerine küresel çapta bir duyarlılık yaratmanın aracı haline gelebilmesi oldu. RADİO ADIGA son yedi yıl içinde, Jamestown Vakfı’nın Amerika Birleşik Devletleri'nde düzenlediği ilk konferanstan Gürcistan’ın Çerkes soykırımını tanıma kararını aldığı güne kadar, Çerkes sorunu ile ilgili pek çok olumlu gelişmenin, hem içinde yeralmış hem de desteklemiştir. RADİO ADIGA olmasaydı bu gelişmeler olmazdı demek istemiyorum; ama RADİO ADIGA ekibinin, bu kampanya boyunca önemli bir rol oynadığını da belirtmek gerekir.

***

Jinal: On the 20th of May, this year, the Georgian parliament confirmed, that the tsaristic Russia conducted crimes against humanity against the Circassian nation – the genocide and extreme ethnic cleansing. What do you think about this conclusion? What does it mean for our nation's future?

Jinal: Gürcistan parlamentosu, 20 Mayıs 2011 tarihinde, Çarlık Rusyası’nın Çerkes ulusuna karşı işlediği insanlık dışı suçların soykırım ve etnik temizlik olduğuna karar verdi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bu karar, Çerkes ulusunun geleceği için ne anlama geliyor? 

David: The Georgian recognition of the Circassian genocide is one of the most important events in Circassian history since the end of the Russian-Circassian War, and we should thank them for that. It is the first time that the 'Circassian Problem' officially crosses the boundaries of the Circassian communities, and it is the first time that the Circassians receive recognition of their long repressed history from any other nation.

The implications of this recognition for the future of the Circassians can be far-reaching, but first and foremost, this declaration shows us that the Circassians began to demand back all the rights that were taken from them, and that there are people who ready to help them. The Circassian genocide is an integral part of the Circassian history, and recognising it means in fact, recognising the Circassians as one of the indigenous people of the North Caucasus, and also recognising historical Circassia as the place in which the genocide was executed. These are all inseparable and there is no need to say them explicitly.

Now, I want to point out here that the recognition of the genocide is not an end of in itself, but only another mean for saving the Circassian people from extinction. However, it makes me very sad when people from our nation - especially the educated youth - don’t understand the importance of raising the Circassian Question to the international level, especially after the blatant ignorance from the Russian government.

David: Gürcistan’ın Çerkes soykırımını tanıması, Rus-Çerkes Savaşları’nın sona ermesinden bu yana Çerkes tarihinin en önemli olaylarından biridir ve bunun için Gürciastan’a teşekkür etmeliyiz. Böylece, ilk kez “Çerkes Sorunu” sadece Çerkes topluluklarının sorunu olmaktan çıkıyor ve yine ilk kez Çerkeslerin uzun acı tarihi bir başka ulus tarafından resmen tanınıyor.

Bu tanımanın, Çerkeslerin geleceği için çok geniş kapsamlı etkileri olacaktır, fakat hepsinden önemlisi, bu karar, Çerkeslerin artık kendilerinden gaspedilen hakları talep etmeye başladıklarını ve bu konuda kendilerine yardım etmeye hazır halkların olduğunu göstermektedir. Çerkes soykırımı, Çerkes tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır ve bu soykırımın tanınması Çerkeslerin, Kuzey Kafkasya'nın yerli halklarından biri; soykırımın yaşandığı toprakların da tarihi Çerkesya olduğunun tanınması anlamına gelmektedir. Ki, bunlar zaten birbirinden ayrılamazlar ve özel olarak vurgulanmaları da gerekmiyor.

Burada, soykırımın tanınmasının kendi başına bir amaç değil; Çerkes halkının yokolmasını önlemenin araçlarından yalnızca biri olacağına işaret etmek istiyorum. Ancak, ulusumuzun bir kısmının- özellikle de kimi eğitimli gençlerin – Çerkes Sorunu’nun uluslararası platformlara taşınabilmiş olmasının önemini anlamamış olmalarına, hele hele Rus hükümetinin kabaca reddetmesinden sonra, gerçekten üzülüyorum.

***

Jinal: You were been there in Tbilisi on these days. What were your experiences there? What is the attitude, Georgia has for the Circassians and our problems? Do you think they just want to make their politics with us and use us for their own?

Jinal: Sen o günlerde Tiflis'teydin. Deneyimlerini bize anlatır mısın? Gürcistan’ın, Çerkesler ve sorunları ile ilgili gerçek tutumu nedir? Gürcülerin sadece kendi politikalarını yaptıklarını ve bizi kullandıklarını söylemek mümkün mü? 

David: First of all, it is important to say that the Circassians don’t have the privilege to reject any proposal that could help them in promoting their interests, even if it is coming from the Russians themselves. It is true that we must be cautious, but we cannot reject everything, thinking of the worst, without having any proof.

Circassians are not fools, and they know very well that each country has interests to promote. Promotion of interests is not necessarily negative and it is very logical thing to do. The Circassian also should do their best in promoting their interests. But to say that the Georgians use us and we even don’t know it, is absolutely ridiculous. It's like rejecting any Russian proposal for negotiation from fear that they will take advantage on us. So my advice to all the opponents of the Georgian support is to think about this question- who gets more? An independent state of  Caucasus that strengthens its position by strengthening its ties with other peoples of Caucasus, or is it a Nation that even doesn’t have any independence and receives historical recognition for its genocide and its long presence in Circassia?

We also saw the Georgian parliament members are not impulsive people and they do not act according to emotion. The fact that they spent a long time examining the documents and were supported by many academics outside of Georgia, shows us how serious were their intentions. For me, it was more interesting to hear the opponents of the recognition than those who support it in the parliament. And the fact that even the strongest opponent addressed to the timing of the recognition and its implication for Georgia, and had expressed no objection to the validity of the Circassian Genocide, shows us how supportive the Georgian were.

The Georgian Parliament is not a parliament of angels that has been sent down from the sky to help the Circassians, because recognition in the genocide is the most human thing to do for anyone who learns the facts in the documents. But we must remember that this recognition has implications on the Georgians themselves and that’s what makes it such a brave decision.

David: Her şeyden önce, Çerkeslerin, kendi çıkarlarını hayata geçirmelerine yardımcı olacak herhangi bir teklifi reddetme lükslerinin olmadığını görmenin önemine değinmek istiyorum, hatta bu teklif Ruslardan geliyor olsa dahi. Tedbirli olmamız gerektiği doğrudur, fakat bu, elimizde hiçbir kanıt olmadan, hep en kötü olasılıktan yola çıkıp herşeyi reddetmek demek değildir..

Çerkesler aptal değiller, her ülkenin kendi çıkarları olduğunu çok iyi biliyoruz. Yani herkesin kendi çıkarlarını gözetmesi çok doğaldır, ama bu, mutlaka diğeri için bir olumsuzluk anlamına gelmez. Çerkesler de kendi çıkarlarını gözetmek için ellerinden geleni yapmalılar. Gürcülerin bizi kullandığını, bizim de bunun farkında bile olmadığımızı söylemek gerçekten komik. Bunun, bizimle görüşmek isteyen Rusların tekliflerini, kesin bir avantajları olacaktır diye korkup reddetmekten farkı yoktur. Gürcistan’ın bize destek vermesine muhalefet edenlere benim tavsiyem, şu soru üzerinde biraz düşünmeleri: Bu durumdan kim daha kazançlı çıkıyor? Diğer Kafkas halkları ile bağlar kurarak konumunu güçlendiren bağımsız bir Kafkas Devleti mi, yoksa bağımsız bile olmayan; ama yaşadığı soykırım ve Çerkesya’daki varlığı tarihi olarak tanınacak ulus mu?

Ayrıca orada, Gürcistan parlamentosu üyelerinin düşüncesiz insanlar olmadıklarını ve duygularıyla hareket etmediklerini gördüm. Belgeleri uzun uzun incelemiş ve Gürcistan dışından birçok akademisyenden destek almış olmaları, bize niyetlerinin ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Benim için, parlamentoda soykırımın tanınmasına destek verenlerden çok, karşı çıkanları dinlemek ilginç oldu. Soykırımın tanınmasına en ciddi karşı çıkanların dahi, zamanlamanın uygun olmadığını ve Gürcistan için sonuçlarının olumsuz olacağını dile getirirken Çerkes Soykırımının geçerliliğine bir itirazlarının olmaması bize Gürcistan’da nasıl bir destek olduğunu gösterdi.

Gürcistan Parlamentosu üyeleri, Çerkeslere yardım etmek için gökten inen melekler değiller, ama belgeleri gördüler ve bu belgelerdeki gerçekleri gören birinin bu soykırımı tanıması kadar insani bir tavır olamaz. Hatta ( Çerkes soykırımını tanımasının, HS ) Gürcistan için kimi sonuçları olacaktır ve bu kararı böyle cesur kılanın da bu olduğunu unutmamak gerekir.

Devam edecek...

Hazırlayan: Jinal Tamszuqo

Çev: Hatko Schamis
Cherkessia.net


Bu haber toplam 4116 defa okundu.


Talebe

Selamlar Cecen Ali arkadas,

yazdıklarınızdan ziyade, yazının sonundaki "biz" tanımı dikkatimi çekti. Neden "Adıge-Abhazya-Çeçenistan" diye yazdınız da mesela "Adıge-Apsua-Nohchi" veya "Çerkes-Abhaz-Çeçen" diye yazmadınız?

Saygılarımla

17 Eylül 2011 Cumartesi Saat 19:18
Çeçen Ali

Sayın David'in görüşleri duygusal değil, mantıklıdır. Her duygusal görüş mantıksız anlamını doğurmaz elbette ama Gürcistan konusunda Çerkeslerin teşekkür etme gibi bir zorundalığı olamaz. Gürcüler kara kaşımız kara gözümüz için soykırımı kabul etmiş değil aksine Adıge dostluğu kisvesi altında Abhazya, Osetya ve Rusya ile Adıgelerin arasını açmaktır. Yine de soykırımı tanımalarına karşı gelinmesi abes olur. Ama Caesar'ın hakkı Caesar'a demekte fayda var. Kültür hırsızı bir Gücistan'dan bahsediyoruz. Çerkes kültürünü kostümümüzden tutunda, çalgı aleti, müzik, Abhazyamız ve Osetya'yı çalıp dünyaya Gürcülerinmiş gibi tanıtan bir yönetimden bahsediyoruz. Soykırım zaten yaşandığı için kabul eden yönetimlere teşekkür edilmez. Teşekkür için hiç gerek duyulmayan bir durumun/olayın cereyan etmesi gerekir.
Rusya ne kadar katilse bizim için (ADIGE-ABHAZYA-ÇEÇENİSTAN) Gürcistan'da katil ve kültür hırsızıdır.
Saygılar.

17 Eylül 2011 Cumartesi Saat 14:44
ÖzGüR- Bursa

Türkiye menşeili Çerkes radyolarıda ya modası geçmiş KAFKAS birliği masalları anlatır. Veya istek şarkı paylaşır, ikisinide at çöpe gitsin !!
Fark fark ediliyor. Örnek alsınlar Adıge radyosu nasıl olunur.

16 Eylül 2011 Cuma Saat 18:03
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net