Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
KBC Toplumsal Hareketi ‘Çerkes Kongresi’ Başkanı Çeş Ruslan ile Çerkesler ve Çerkesya Üzerine Söyleşi -2
24 Ağustos 2011 Çarşamba Saat 01:29
Dünyada, Çerkeslerin sahip olduğu gibi, kendilerine mahsus felsefeye sahip çok sayıda halk yok. Ve biz, bunu kaybetme hakkına dahi sahip değiliz. Bu konuda kimse bize bu hakkı vermedi. ‘Xabze’yi, bu sistemi kaybettiğimiz de biz Çerkes olarak varlığımızı sürdüremeyiz.

Adyghe (Rustam) Circassian: Ruslan, İyi akşamlar! Ben şöyle bir soru sormak istiyorum. Biz Adıgeler için hayırlı ve yapıcı bir şekilde Rusya yönetimi ile nasıl bir diyalog kurabiliriz. Sizce Rusya’dan soykırımını kabul edici ve gelecek için hayırlı bir şeyler bekleyebilir miyiz? Си гуапэу!

Çeş Ruslan: Sanada iyi akşamlar Rüstem. Rusya ile girişilecek diyalogda önemli olan, diyalogun verimli olması,  Rusya’nın Çerkeslerin bölünmüşlüğü problemini çözmek konusunda ne kadar samimi olduğuna bağlıdır.

Rusya tarafının, bazı adımları atmaya hazır olduğuna dair belirtiler de var, mesela; Türkiye ile aralarındaki vize rejiminin kaldırılması, Yurtdışında yaşayan soydaşlarla alakalı kanunda yapılan değişiklikler, Türkiye’de Çerkesce öğretimi sorunu üzerine olan yaklaşımlar vs. vs.

Diğer taraftan da Sivil palatada yapılan toplantılarda sadece toz kaldırıp Çerkes sorunu üzerinde göz boyaması yapılması tehlikesinin de var olduğunu görüyoruz.

Bunun yanı sıra, bize huzursuzluk veren başka bir şeyde; Çerkesya tarihini, özellikle Krasnodar Kray’ın yerli halkalarına ilişkin tarihi  yeniden yazmaya yönelik çalışmaların sürüyor olması.

Gözlemlerimize göre; DÇB’nin “Olimpiyatların gerçekleştirilmek istendiği bu bölge ile Çerkeslerin tarihsel bağlarının dile getirilmesi istemleri” dahi, görmezlikten geliniyor.

Biz, Çerkeslerin vatanlarına döndürülmesi konusunda gerçekleşen olayları takip ediyoruz ve her zaman diyaloga hazırız.

Çerkes 07: Selamunaleykum Kardeşlerim. Sayın Ruslan, size, bir soru sormak istiyorum, Siz, sizin organizasyonunuz ve diğer toplumsal organizasyonlar, yeniden dirilişin, Xabze’nin yeniden işlerliliğinin, ahlak kurallarının, ulusal giysilerin canlandırılması  için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Çeş Ruslan: Ve aleykumselam, Çerkes 07. Ne yazık ki bizim imkanlarımız bu konuda sınırlı. Biz bu konu ile herhangi bir organizasyonun değil, bizlerin-insanların çalışması gerektiğini düşünüyoruz. Mesela bu yıl hiç kimse, Nalçik’te, Abhazya meydanında, daha önceleri yapılagelen cegu’ları yapmak istemedi. Mesela bu yıl, bu sorun ile ilgilenme imkanına biz sahip değildik. İşte bu gibi sebeplerden bu alanda çalışmalar herkesin üzerine, her kişinin üzerine düşüyor, her birimiz bulunduğumuz yerden pek çok şey yapabiliriz.

Yevgenıy T’eşuko: Bu gün Çerkesler “Kış uykusu”ndan uyanıyorlar, aktivist hareketlerin artmakta olduğunu görüyoruz. Dünyadaki Çerkeslerin en azından iskeleti kurulmuş bir ideoloji etrafında bir araya gelerek dünya arenasında Çerkes lobisi çalışmaları yapabileceklerini düşünüyor musunuz?

Siz Çerkeslerin ideolojisinin ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Çeş Ruslan: Yevgeniy ideoloji iki yönde açılım gösteriyor, iç politikaya ve dış politikaya yönelik.

Dış politikaya yönelik açılımı ile – Bu ideolojimiz, Ülkemiz Çerkesya’nın tarihi sınırları içerisinde, yeniden kurulması, dünyanın Çerkes (Adıge) soykırımını kabul etmesi ve Çerkeslerin Kafkasya’ya geri dönüşlerinin sağlanması.

İç politikaya yönelik açılımı ile – İdeolojimizin bu yönünü ise Çerkes toplumunun hangi prensipler üzerinde inşa edileceği oluşturuyor. Ve işte biz, burada, uygulamak zorunda olduğumuz sistem olarak atalarımızdan bize kalan, ulusal felsefemiz ‘Xabze’yi görüyoruz.

Ben bunu şöyle dile getiriyorum – Dünyada, Çerkeslerin sahip olduğu gibi, kendilerine mahsus felsefeye sahip çok sayıda halk yok. Ve biz, bunu kaybetme hakkına dahi sahip değiliz. Bu konuda kimse bize bu hakkı vermedi. ‘Xabze’yi, bu sistemi kaybettiğimiz de biz Çerkes olarak varlığımızı sürdüremeyiz.

Xabze, bu eski çağlara dayanan konsepsiyon, sadece sözlü aktarım ve yaşayışla aktarıla geldi. Fakat günümüzde, globalizasyon çağında yazılı hale getirilmesi de her ne kadar geleneksel aktarımı dışında ise de aktüel bir konu. En önemli sorumluluklarımızdan birsi de Xabzenin, yaşayan felsefi sistemin  yazılı hale getirilmesidir, fakat, bu konuda, yazılı hale getirilirken doğmalar haline sokulmamalıdır. Ve, elbette, ben, Çerkes devlet yapısının yeniden canlandırılmasında baz olarak Xabzenin yer almasının gerekli olduğunu düşünüyorum

Lyana & Rebecca inc.: Ruslan iyi akşamlar! Ben Adıge Xabzesi üzerine bir soru soracağım. Bazıları Xabzenin tamamen kaybedildiğini söylerken bazıları da Xabzedeki yeniliklerin geçmişte olmadığını söyleyerek kızıyorlar. Bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz? Xabzemizi kaybettiğimizi mi yoksa Xabzenin modifiye olduğunu mu, yüzyıl iki yüzyıl önceki gibi olması gerktiğini mi düşünüyorsunuz?

Çeş Ruslan: İyi akşamlar, Lyana & Rebecca inc. Xabze bir bütün olarak felsefi bir sistemdir. İki temel dereceye sahiptir. Birisi değişmez baz alınan temeli ve değişken olan, hatta zaman içerisinde dış çevrenin gelişimi ile değişmesi zorunlu olan bir kısmı vardır. İşte bu noktayı kesin bir şekilde ayırt etmeliyiz. Yoksa bazıları, Xabzenin değişimine kızmakta, bazıları ise, onu dogmatik olarak algılamaktalar. Gerçekte Xabzenin baz aldığı değer insani değerlerdir ve bu şekilde zamana kolaylıkla adapte olabilir. Eğer bunu böyle kavrar isek o zaman benzeri atışmalar aktüalitesini kaybederler.

Adyghe (Rustam) Circassian: Çerkes toplumunda liderlik üzerine bir sistem kabul edilebilecek bir şey midir?

Eğer evet diyorsanız, sizce, bu biz Çerkeslerde nasıl olmalıdır?

Çeş Ruslan: Eğer liderliği, alışılageldiği gibi algılayacak olursak; bence, böyle bir sistem, liderlik anlayışı, bizim ulusumuza uygun değil. Böylesi bir şey, hiç bir zaman Çerkesya’da olmadı. Ve işte bu, özellikle, ülkenin bağımsızlığının, sürekliliğinin ve kimliğinin garantisi olageldi.

Kim inanmıyorsa, Kendisini Çerkesya’nın lideri ilan etsin – ve bakalım, görelim bunun nasıl bir sonucu olur.

Ben şahsım adına, bu kelimeden tiksiniyorum. Hatta, basın ne zaman  “KBC Çerkes Kongresi Lideri” diyerek yazdığında, içimde protesto isteği doğuyor.

Rusya kanunları gereği, biz ‘Çerkes Kongresi’ olarak ‘başkanı’ ifadesini kullandık. Fakat, biz hepimiz bir arada çalışıyoruz, kararları kollektif olarak alıyoruz. Ben en fazla, olsa olsa “koordinatör” sıfatını tercih edebilirim. Çalışmalarımız, görüşme-fikir alışverişi şeklinde olmalı yoksa yönlendirme şeklinde değil.

Bence, bizde şahsa dayalı liderlik değil, ideaya bağlı liderlik olmalı! Tarihin tüm devirlerinde kendimize ait, ulusumuzun o döneme, o etap içerisindeki durumuna uygun kendi ideallerimiz olmalı.

Örneğin bugün, içinde yaşadığımız etap için en aktüel görevimiz Ulusumuzun vatanında yeniden birliğini sağlamak, Çerkesya’yı kurmak, Xabzeye yeniden dönmektir.

Bu noktadan yola çıkan her Çerkes, Xabze çerçevesinde, Şıwuzaku (tek atlı) prensibinde, hiç kimseyi beklemesine gerek olmadan, hiç kimsenin yönlendirmesini beklemeden hareket etmelidir. Kendimiz davranmalıyız, yapabileceğimiz şeyleri yapmalıyız.  Bu, şu anki şartlarımızda, sonuca ulaşmak için uygulayabileceğimiz en efektif davranıştır, ve elbette, kendi çabalarımızla örtüşenlerle koordineli olmaya, anlaşma çerçevesinde hareket etmeye çalışmak ta buna dahildir.

Ama, oturup bir liderin çıkmasını beklemek – İşte bu, bizim ulusumuzun hiç bir zaman için izlemediği yoldu.

Cherkes:  Herkese iyi akşamlar! Ruslan, sorularımıza cevap vermeyi kabul ettiğin için teşekkür ediyorum! Benim sorum şu: Soykırımının başka ülkelerce de tanınması için çalışmalar var mı? Şimdiden cevap için teşekkür ediyorum!

Çeş Ruslan: Cherkes, Allah razı olsun. Çerkes soykırımının diğer ülkelerce de kabul edilmesi için çalışmalar yapılıyor. Bu konuda özellikle, bizim Amerika’daki diasporamız oldukça aktif. Fakat bu aşamada bu konuda çalışmaların sürdürüldüğü ülkelerin ismini açık açık söylememiz uygun olmaz. Sanıyorum ki yakın bir gelecekte hepimiz bu çalışmaları bileceğiz.

Yevgenıy T’eşuko: Siz Avraam Şmuleviç ile uzun bir zamandan beri mi çalışıyorsunuz?

O’nun “Çerkes Sorunu” konusunda oldukça yüksek bir tonda, Gürcista’nın Çerkes soykırımını tanıması için yaptığı katkıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çeş Ruslan: Avraam Şmuleviç – Rusça yazan gazeteciler içerisinde çok okunanlardan birisi. Biz kendisi ile 2009 yılında tanıştık ve o tarihten itibaren başarılı bir şekilde çalışıyoruz.

Özellikle Şmuleviç’in Çerkes sorunu üzerine kaleme aldığı “Krasna Polyana’da kan; Rus ayısı için Soykırım topraklarında olimpiyatlar nasıl bir tuzak” gibi makaleleri sayesinde Rus basınında Çerkes sorunu üzerine uygulanan enformasyonal kuşatma yarıldı.

Günümüzde ise Avraam Şmuleviç Çerkes Kongresi için stratejik konuma sahip bir danışman niteliğinde. Gazetecilik konusundaki yetenekleri, sahip olduğu ilişki ağı ve tecrübeleri bizim için faydalı.

Onun nasıl bir rolü olduğu konusunda ise söyleyebileceğim şey, Avraam’ın katılımı olmadan pek çok şey farklı olurdu.

Dawur Larisa (Xadipaş): Ruslan gençler arasında özellikle radikal boyutlarda yayılma eğiliminde olan “İslamizasyon” hakkında nasıl bir yorumunuz olacak?

Çeş Ruslan: Larisa, Tüm tarih boyunca Çerkesya’da gelişmelerde ulusal ‘Xabze’ felsefemiz varlığını sürdüre gelmişti.Çerkesya’da hangi dini inanış hakim olduysa bile fanatik nitelikler hiç bir zaman sergilememişti ve bunun temel sebebinde Xabze’nin var olması yatıyordu. Sadece bu kadar da değildi, tüm farklı görüşler Çerkesya’da kendilerini konfor içerisinde ve güvenlikte buluyorlardı.

Günümüzde devlet tarafından, basında ve toplumda başka değerler ön plana çıkartılarak Xabzenin gelişimine sekte vuruldu. Dolayısıyla, radikal eğilimlere sahip herhangi bir şeye karşı var olan organik sınırlama yetimiz kayboldu. İşte bu yüzden, ne zaman Xabze sistemi yeniden kurulursa böylesi uçlar otomatik olarak dengelenecek ve din pratikte atalarımız her zaman nasıl uyguluyorlardıysa öyle uygulanacak. 

Yevgenıy T’eşuko: Çerkes soykırımının tanınması ardından, konu hakkında aktif olanlar tarihsel adalet açısından önemli bu bilgiyi paylaştıklarında, sıkça şöyle bir soru ile karşı karşıya kalıyorlar: “Tanıdılar. Eee, yani ne oldu ??”, bu tanınmanın ardından bizi neyin beklediğini, bunun neresinin iyi olduğunu, insanlar tam anlamı ile anlamıyorlar.

Buna nasıl cevap verilir?

Çeş Ruslan: Yevgeniy, Ulusumuzun başına gelen trajedinin, Dünya- küresel toplum tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. Bu hiç bir şey olmazsa bile, canını verenlerin anısı ve yok edilen ülkemiz için ahlaki bir borcumuzdur. Ve bu yönde ilk adım atıldı. Birleşmiş milletlere üye bir ülke- Gürcistan soykırımını tanıdı. Birleşmiş milletlere üye bir ülkenin Çerkes soykırımını tanıması Çerkes sorununu uluslararası arenaya taşıdı. Bu konu uluslararası bir faktör konumunu aldı. Artık Çerkes sorunu Rusya’nın içişi olmaktan çıktı. Çerkeslerin sorunları- uluslararasıdır, artık bu sürgün edilmiş Çerkeslerin sorunlarını  günümüze kadar olan şeklinden bambaşka bir seviyeye taşıdı.

Elbette, şimdi, günümüzde, bir şeylerin değişmesini hemen beklemek doğru değil. Bu amacımıza ulaşan yolda ilk basamak ve kesinlikle erişilebilir bir şey.

Bizim kendimizi bir ulus olarak koruyabilmemiz için var olan problemlerimizi dile getirmeliyiz ve dünyanın bunları duyması için elimizden geleni yapmalıyız.

İşte bu, ulusumuzun varlığını, ulusal kimliğini korumasına yardım edebilecek şeydir. Biz bu günden gelecekteki Çerkesya’nın temellerini sağlam atmalıyız.

Yevgenıy T’eşuko: Siz, günümüzdeki Çerkes – Abhaz ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda nasıl bir perspektif görüyorsunuz.?

Çeş Ruslan: Yevgenıy bir daha yineliyorum; bizim prensibimiz “Ebedi dost ve düşmanımız yoktur. Sadece ebedi çıkarlarımız vardır.” Şeklindedir.

Bugün, biz, Abhazya’nın (hem iktidar hemde toplumsalının) Çerkeslerle alakalı politikalarından memnun değiliz.

Birinci olarak; Çerkesler Wubıh ve Abazinlerin aldığı şekilde Abhazya vatandaşlığını kazanamıyorlar.

İkinci olarak; Biz Abhazya’nın Çerkes tarihine mif dolu bir şekilde Abhaz gömleği giydirme çabası içerisinde olan çalışmalarının yayılmasından memnun değiliz.

Üçüncü olarak; Abhaz politikacılarının, Türkiye’deki diasporamız üzerinde, Wubıh ve Cigetlerin Çerkeslerden koparmaya çalışılmalarından ve Çerkes diasporasının, kendi çıkarları için manipüle edilmesinden memnun değiliz.

Bizim, Abhazya ile olan ilişkilerimiz, buna Abazinlerde  dahil olmak üzere ve hatta diğerleri ile olan ilişkilerimiz, simetrik (karşılıklı) olmalı.

Kim bizimle birlikte ise – o müttefiğimizdir, Kim bize karşı ise – o da düşmanımızdır.

Yevgenıy T’eşuko: Gürcistan ile Çerkesler arasındaki ilişkilerin gelişimi hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Çeş Ruslan: Yevgenıy bir daha yineliyorum; bizim prensibimiz “Ebedi dost ve düşmanımız yoktur. Sadece ebedi çıkarlarımız vardır’. Bugün Gürcistanla aramızda oldukça dinamik ve gelişmekte olan ilişkiler var.

Çerkes ve Gürcü tarihi boyunca, 1992-1993 Abhazya savaşı haricinde, Gürcistanla aramızda savaş olmamıştı. Çerkeslerle Gürcülerin akrabalığı olduğunu da biliyorum.  Gürcülerin Perslerle olan savaşlarında Çerkes (Kabardey) orduları Gürcistanla müttefik olarak savaşa katılmışlardı. Gürcistan’ın Çerkes soylusu kraliçesi olmuştu. Gürcistan bizim için anlık bir ortak değil stratejik bir müttefiktir.

Gürcistan ile Abhazya arasındaki ilişkilere değinecek olursak – bu konu Gürcistanla – Abhazya’nın kendi işleridir. Bizim için önemli olan şey Kafkasya’daki tüm sorunların barışçıl yollarla çözülmesidir.

Suleiman Gurji: Ruslan, Gürcistan Çerkes Kültür Merkezi kurmak niyetinde. Bu merkezin ne gibi bir fonksiyonu olabilir?

Çeş Ruslan: Süleyman, Biz Çerkes Kültür Merkezinin çok şey yapacağını umuyoruz. Bu merkez Çerkes kültürü, politikası ve maneviyatı için bir merkez olmalı. Elbette Çerkes Kültür Merkezi Çerkes diasporasının yaşadığı her ülkede ve Rusya’da da kurulmalı. Gürcistan’ın bu uygulamasının diğer ilgili ülkelere de iyi bir örnek olacağını umuyoruz.

Hatta, Çerkes Kültür Merkezi Çerkeslerin vatanında, Rusya’da dahi yok.

Bu yüzden Gürcistan’da böyle bir merkezin kurulmasını selamlıyoruz.

Cherkes: Ruslan, insanların Çerkesce eğitim-okuma isteklerinin arttırılması için ne yapılmalı? Şimdi bazı insanlar ‘Çerkesce gerekli değil, İşe girmek için çerkesceye gerek yok ki’ diyerek kendi anadillerinde okumuyorlar.

Çeş Ruslan: Cherkes, bu konuda en önemli olan şey,  tüm imkanlar kullanılarak Çerkesce’nin prestijinin arttırılmasıdır. Ne yazık ki Çerkes Cumhuriyeti olarak isimlendirdiğimiz cumhuriyetlerde Çerkesce aile içine hapsedilmiş durumda.

Her şeyden önce, bizler, iktidar organlarından, cumhuriyet diye isimlendirdiğimiz organlardan dille alakalı kanunların realize edilmesini talep etmeliyiz. Çerkesce çizgi filimler, sanatsal filimler çekilmesi için sponsorluklar, bu tip eserlerin Çerkesce seslendirmeleri üzerine çalışacak yapılar, kitaplar  ortaya koyacak uzmanlar aramalıyız. 

Aynı zamanda Çerkes etnosentrizmini temel alacak uluslararası yayın yapan bir ulusal televizyon kanalı kurulmasını talep etmeliyiz. Buna benzer bir şekilde, ilk olarak ortaya çıkan Nart-Tv ne yazık ki kesinlikle başarılı olamadı.

Dawur Larisa (Xadipaş): Ruslan, Allah senden razı olsun! Bir sorum daha olacak: Reel bir tehlike var, Çerkes sorununun, Rusya ile batı arasında oynanan büyük siyasi oyun için bir koz ve savaş konusu olması ihtimali var. Bizim Adıge liderlerimizin tecrübeleri, akılları Kafkasya’da bizim tamamen yeryüzünden silinmemizle sonuçlanacak yeni bir savaşın çıkmaması için yeterli olabilir mi?

Çeş Ruslan: Larisa. Çerkes sorununun koz olarak kullanılması sadece biz Çerkesler buna müsaade ettiğimizde olabilecek bir şey.

Biz, bizim için çok önemli olan çıkarlarımızla bu oyunda asıl oyuncu konumundayız. Bunun yanısıra,  siyasi manzara karşısında her zaman dikkatli olmamız gerekiyor, kendi çıkarlarımızın realizasyonunda diğer tüm tarafların çıkarlarını da iyi analiz etmeliyiz.

Fırsatları değerlendirebilmek te çok önemli.

Biz Çerkesler, bugün kendi kendimize bu konumdayız, yapabildiklerimiz başka ülkelerin potansiyallerini kullanmadan ulaşabildiklerimizdir. İşte bu yüzden, bizim kendi ulusal çıkarlarımız ile diğer her tarafın çıkarları arasında çok ince bir denge var.

Yevgenıy T’eşuko: Siz diaspora ile çalışıyor musunuz? Diasporada bugün en aktüel problem sizce nedir?

Çeş Ruslan: Yevgeniy biz diasporayla, anca çalışmaya başladık ve imkanı olan herkesinde bu çalışmalara katılmasını rica ediyoruz.

Günümüzde en problemli diaspora, ilginçtir ama Türkiye diasporası. Buna “Çerkesya Yurtseverlerini” katmıyorum ve Sekhute Asker’in başarıyla çalıştığı Güney Marmara bölgesindeki dernekleri saymazsak, diğerleri Dağıstanlıların, Osetinlerin, Abhazların, Çeçenlerin v.d.’nin Çerkes olmadıkları gibi basit bir olguyu dahi anlamıyorlar. Onlar, tüm Kafkasya’dan çıkanların Çerkes olduklarına dair topyekün bir propaganda yürütüyorlar ve Kafkasya’da bir Dağlı Cumhuriyeti idealini taşıyorlar. Bu propagandaya örnek olarak aşağıdaki linkteki makaleyi gösteriyorum. http://kafkasfederasyonu.org/dokuman/kose_yazi_s_alankus.htm

Bu, Türkiye diasporası için klasik bir propaganda makalesi. Yazarı, Osetin Sevda Alankuş. O kendisini “Puhate”yim, Oset”im, Çerkesim, Türkiyeliyim, feministim, demokratım diye identinçlendiriyor. Benzeri makaleler Candemir’in sitesinde çok.

Gördüğünüz gibi bu tür propaganda nedeniyle Türkiye diasporasında büyük problemler var.

İnsanlara Çerkeslerin yalnızca Adıgeler ve Wubıhlar olduğunu bilmelerine izin vermiyorlar. Sürekli direterek bütün Kafkasyalıların Çerkes oldukları konusunda kafaları karıştırıyorlar.

İşte bu nedenlerle 21 Mayıslarda, Çerkesyanın özgürlügü için ölenlerin anısına yapılan anmalarda Dağlı cumhuriyeti bayrakları çıkarılıyor ve Türk devletine Çerkesçenin dialekti sayılan Osetin ve Abhaz dillerinde, okullarda, dersler verilmesi gibi absürd taleplerde bulunuyorlar.

Genel olarak bu kolhozlar 20. yüzyılda gündemde olabilirdi. Bugün Türkiye’de hızla yanlızca Adıge ve Wubıhların olduğu Çerkes (Adıge) ulusal örgütlerini kurmak gerekir. Bursa’da Kafkas derneğinin Çerkes derneği olarak değişmesi bunun ilk adımıydı.

Bu çalışmayı sürekli hale getirmek gerekir ve bunu Türkiye ye giden, Türkiye Çerkesleriyle internette yazışan herkes yapabilir. Lütfen herkes tüm imkanlarını kullanarak Çerkeslerin Adıgeler ve Wubıhlar olduğunu ve bizlere Türkiye’de ulusal örgütlerimizin gerektiğini anlatsın.

Devam edecek...

Çeviri: Cherkessia.net

Kaynak: http://natpress.net/index.php?newsid=7266

***

KBC Toplumsal Hareketi ‘Çerkes Kongresi’ Başkanı Çeş Ruslan ile Çerkesler ve Çerkesya Üzerine Söyleşi -1


Bu haber toplam 2567 defa okundu.


şherlt yusuf

tawapsow.. bencede türkiyeye gelmeli

26 Ağustos 2011 Cuma Saat 20:27
TURKAV Yelda-KÜTAHYA

Çeş Ruslan gibi vatanseverler Türkiyeye gelmeli.
il il diaspora ile buluşmalıdır. cherkessia.net' e teşekkürler. Bu çeviriyi arşivledim bile. devamını bekliyoruz.

25 Ağustos 2011 Perşembe Saat 23:39
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net