Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Abhazya, Kıyı Boyu Şapsuğya ve Maykop Gezi Günlüğü - 1
01 Temmuz 2011 Cuma Saat 01:50
Gezinin başlamasından yaklaşık bir ay önce gezi programı oluşturulmaya başlanmıştı. Seyahatimizin ilk 2-3 gününü Abhazya’da, kalan üç gecenin ikisini Kıyı Boyu Şapsuğya’da ve bir geceyi de Maykop’ta değerlendirmeyi planlayarak altı gün-beş gecelik bir Çerkesya seyahatine çıkmıştık.

İnsanoğlu seyahate çıkmadan evvel kendisini nelerin bekleyebileceğini tahmin etmeye çalışsa da, seyahat esnasında önceden kestirilemeyen bir takım sürprizlerin gerçekleşmesi sıkça rastlanan ve soğukkanlılıkla karşılanması gereken bir vakadır. Ancak bu sürprizlerin bir kısmı olağanüstü mutluluk verici, hoş ve yaşanmasından büyük haz duyulan sürprizler olurken, bazen insanoğlunun onları hiç yaşamamış olmayı ve hatırlamak istemeyeceği, bazen de bu bağlamda yol arkadaşlarını daha iyi tanıyabileceği sürprizler olarak da karşımıza çıkarlar.

Gezinin başlamasından yaklaşık bir ay önce gezi programı oluşturulmaya başlanmıştı. Seyahatimizin ilk 2-3 gününü Abhazya’da, kalan üç gecenin ikisini Kıyı Boyu Şapsuğya’da ve bir geceyi de Maykop’ta değerlendirmeyi planlayarak altı gün-beş gecelik bir Çerkesya seyahatine çıkmıştık. 31.05.2011 günü başlayan gezinin ilk sürprizini daha İstanbul AHL’nda yaşamaya başlıyorduk. Gezi grubumuz plana göre 11 kişiden oluşuyordu. Bu grubun üyelerinden yedisi Abhaz, dördü de Çerkes arkadaşlardan müteşekküldü. Biz hepimiz Çerkesiz diye yola çıkmışken, henüz gezi başlangıcında yaşamaya başladığımız sürprizler maalesef gezi notlarının yazımında bu tanımlamayı gerektirir hal alıyordu. Böyle bir tanımlama şayet hata ise, hatayı düzeltmek konusunda hatanın müsebbibi olan arkadaşların ve olaylara şahit olan, toplumsal sorumluluk sahibi yetkililerin örnek olarak girişimde bulunması en doğal beklentimiz olması gerekmez miydi? Daha İstanbul AHL’nda iken 11 kişilik gezi grubumuz, Abhazya Cumhurbaşkanı merhum Sergey Bagapş’ın cenazesine giden Abhaz topluluğun katılımıyla 22 kişilik gruba dönüşürken, birkaç Abhaz arkadaş; Adıgeler kimler diyerek, biz Adıgeleri ellerinde oluşturdukları listede işaretliyorlar ve kafalarda soru işaretleri oluşturuyorlardı.

İstanbul yerel saati ile saat 10.30’da AHL’ndan kalkan Rus Donavia havayollarına ait uçağımız Soçi yerel saati ile saat 13.05’te Adler-Soçi havaalanına sorunsuz bir iniş yapmıştı. Dedelerimizin yıllar önce geride bırakmak zorunda kaldıkları tarihi Çerkesya topraklarına, biz torunlar olarak, değişik duygu bombardımanı içinde ayak basmıştık.

 

Adler-Soçi Havaalanı

Gümrük çıkışı sonrası Soçi-Adler havaalanından bizleri almaya gelen araçlarla Sohum’a doğru yola çıkarken, kardeşlerimizin ülkesine misafir olmanın getirdiği mutluluk hissine yaşıyorduk. Yolculuk sahil boyunca devam ederken sol yanımızda yemyeşil ormanlar, sağ yanımızda ise masmavi deniz ve plajlar yer alıyordu. Araç yolculuğu boyunca otoyolda yer yer serbest gezen ineklere rastlıyor, şoförler onlara çarpmamak için araçlarla manevralar yapmak zorunda kalıyorlardı. Gerçi otoyolda oluşan yol yıpranmaları, kasisler ve göçükler de ara sıra ustaca manevralar yapılmasını gerektiriyordu. Geçtiğimiz topraklarda bir bakirlik ve atalet göze çarpıyordu. Yolculuk sırasında yemek molası veriliyor, ancak sanırım rehberin eksik bilgisi sebebiyle tadilatta olan bir işletmede duraklanıyor, indi-bindi sonrası yemek yenilemeden Sohum’a devam ediliyordu. Yolculardan bazıları ise durumdan şikayet ediyor, kendi aralarında çok acıkmış olduklarını mırıldanıyorlardı. Kalacağımız otele vardığımızda saat 17.00 sularına geliyordu. Otele yerleştikten sonra grup uyumlu olarak araçlarla yemeğe çıkıyordu, yemekte bazı özellikli Abhaz yemekleri de menüde yer almıştı.

Gezi öncesi bizlere, yanınıza fotoğraf alın, Abhazya’ya gidince sizlere çifte vatandaşlık başvurusu yaptıracağız çağrısı yapan Abhaz arkadaşlar Abhazya’ya vardığımızda ise; sizler Adıgesiniz vatandaşlık başvurusunda bulunamazsınız diyorlardı. Bu bir çelişki değil miydi? Çelişki ise bu çelişkiye kimler cevap vermeliydi? Neden böyle bir tezatlığa gerek duyulmuştu? Gittiğimizde gördüğümüz üzere; Abhazya yalnızca Abhazlardan oluşmuyordu, yaklaşık 220.000 civarında nüfusa sahip ülkede, verilen rakamlara göre Abhaz nüfus 95.000 civarlarındaydı. Diğer vatandaşlar ise Megrel, Rus, Ermeni, Rum vb. öteki milliyetlere mensuptu.  Biz Adıgeler olarak reddedilmiş ve dışlanmıştık. Hem de seyahat öncesinde Çerkes olarak bildiğimiz Abhaz kardeşlerimiz tarafından. Elbette bütün tersliklere rağmen yaşanan bu olayları tüm Abhaz toplumuna mal edecek basitliğe düşmeyecektik. Abhaz dernekleri federasyonu başkanının dediği gibi belki yanlış insanların rehberliğine rastlamak bizim şanssızlığımız olmuştu. Ancak bu yanlışlıkların düzeltilmesi de Abhaz toplumunun ileri gelenlerinin ve yaşanan olaylara şahit olanların bize karşı bir borcu değil miydi? Bizler her şeye rağmen emperyalist dönemin bizleri bölüp parçaladığı ve anavatanımızdan ettiği yüzlerce yıl önceki yanlışlıkları bugün de tekrarlamak niyetinde değildik ve öyle de kalacaktık. Biz Çerkesyalılar, kendini Çerkes olarak gören herkesi Çerkes toplumunun bir bireyi olarak görüyorduk ve Çerkes kardeşlerin birliğinden yanaydık.

 

Abhazya-Gürcistan savaşlarının yoğun çarpışmalara sahne olduğu köprüden bir manzara.

Abhazya’da kaldığımız iki günün büyük bölümünü maalesef Sohum’da konakladığımız otel ve civarında geçirmiştik. Ancak ikinci günde ısrarlar üzerine birkaç saatliğine de olsa Sohum’a uzak olmayan Afon şehri yakınlarındaki bir manastır ve kilise, küçük bir şelale ve Afon mağarasını gezme şansımız olmuştu.

 

Afon mağarasından bir görüntü.

Rehberin bize anlattığına göre Afon mağarası, 1967’de otlattığı koyunlarından birisi mağaraya düşen ve kendisi de koyunun arkasından aşağı inen genç bir koyun çobanı tarafından tesadüfen bulunmuş, çobanın daha sonra yetkililere durumu haber vermesi üzerine 6 yıllık bir inceleme ve düzenleme neticesinde, 1973 yılında da ziyaretlere açılmıştı. Verilen bilgilere göre uzunluğu yaklaşık 3.800 metreydi, içinde 6 galeri vardı, ziyaretçiler gezi sırasında yer yer etkileyici şekilde derin göletler, sarkıt ve dikitler görüyor, mağara içindeki gezi güzergaha göre değişerek tabandan 40-50m yükseklikte asma köprüler üzerinde seyrediyordu.

 

Abhazya’da, Gagra-Sohum karayolundan  bir manzara.

Abhazya genelde bir tarafı ormanlar bir tarafı deniz olan yeşil ve mavinin kucaklaştığı bir ülkeydi, konuşulan ve kullanılan diller Abhazca ve Rusçaydı, kullanılan para birimi de Rus Rublesi idi ve gezi tarihlerinde 1 Amerikan Doları 28 Ruble ediyordu. Yazılan tarihe göre, Abhazya 1991-94 yıllarında Gürcistan’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etmişti. Bu bağımsızlık kolay olmamış, tüm Kafkas halkları üzerlerine düşen şekilde bağımsızlık hareketine katkı sağlamış ve yaşanan savaşlarda Abhazya lehine görev almışlardı. Ülkede yaşayan halkın büyük çoğunluğu (verilen oran %90) Hıristiyan’dı.

İkametimizin devam ettiği süre içinde, bulunduğumuz yerlerde hiç cami görememiştik. Rusçanın çok yaygın konuşulması ve İngilizce veya başka bir yabancı dil konuşana rastlamadığımız için de halk ile iletişim kurmamız mümkün olamamıştı. Çerkesçe konuşan da yoktu veya bize rastlamamıştı. Otel yakınında kurulan bir mahalle pazarında yaptığımız kısa bir tur ve alış-verişte ticaret yapanların genellikle Rus ve Ermeniler olduğunu gözlemlemiştik.     

29.06.2011

Dr. Hune Metin
Xatxe Recep
Xatxe Haydar
Besleney Kerim

 

Devam edecek…


Bu haber toplam 5739 defa okundu.


Abadzeh Beçımko Murat

Tsey Ibrahim beye katılıyorum Abhaz değil Adige vatandaşlığına başvurmalısınız..! öncelikle. Worapsow Adığexer! Worapsow Ti Adige Xeku!

Saygılar...
Abadzeh Beçımko Murat

06 Temmuz 2011 Çarşamba Saat 09:48
Şevcen Burhan

Enteresan bir gezi yazısı olmuş. Keşke özellikle Kakasyaya yapılan seyehatler böyle arşiv haline getirilse.
Diğer kişilerle gözlemler paylaşılsa.
Elinize sağlık kıymetli kardeşlerim gezi notlarınızı bizlerle paylaştığınız için.
Allaha emanet olunuz.

03 Temmuz 2011 Pazar Saat 19:04
Tsey İbrahim

Arkadaşlar kusura bakmayın ama, kendi ülkenizin vatandaşı oldunuzda Abhazya mı eksik kalmıştı acaba?
Şu öncelikler sıralamamızı doğru dürüst yapabilsek bir çok olumsuzluğu önceden önleriz.
Madem Adıgesiniz önce oranın vatandaşı olmak daha öncelikli değilmiydi? İyi olmuş diye yazmakda istemiyorum ama yazınızı okuyunca insan bunu demek istiyor. Yinede tecrübe ederek öğrenmek iyidir.

Selamlarımla.

02 Temmuz 2011 Cumartesi Saat 15:58
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net