


Çerkesya Neresidir?
Çerkesya: Karaçay-Çerkes, Kaberdey-Balkar, Adıgey başta olmak üzere, Kıyıboyu Şapsığ gibi farklı statülerle bölünmüş, vatanları üzerinde azınlık durumuna düşürülmüş, Adıgelerin tarihi topraklarıdır.
Adıgeler, birçok kuzey Kafkasya halkı gibi toprak bütünlüğünü koruyamamıştır.
Çerkesya, tarihin acımasız sürgün, soykırım ve savaşları, zorunlu iskânları, o coğrafyanın kendine has yaşanmışlıkları ile 21. yüzyıla; Adıgelere, Karaçaylara, Nogaylara, Osetlere, Türklere, Ukraynalılara, Ruslara, Abazalara, Ubıxlara, Lezgilere, Kürtlere, Ermenilere ve hatta Güney Korelilere vatan olmuş, vatanlık ederek girmiştir. Günümüzün gerçekliği bu doğrultudadır.
Gelecek, gerçekler üzerine inşa edilebilir. Kuzey Kafkasya coğrafyasında hiçbir halk için yalnız mutluluk olmayacaktır. Çerkes kalma mücadelesi veren Adıgeler bu gerçeği göz ardı etmeksizin tavır almalıdırlar.
Çerkesyalılar kimlerdir?
Çerkesyalılar, Çerkesya toprakları üzerinde yaşayan Adıgelerdir, Karaçaylardır, Nogaylardır, Osetlerdir, Türklerdir, Ukraynalılardır, Ruslardır, Abazalardır, Ubıxlardır, Lezgilerdir, Kürtlerdir, Ermenilerdir Güney Korelilerdir.
Çerkesya, hangi dilde olursa olsun romanlarında Çerkesya’yı anlatan edebiyatçılarındır. Çerkesya, hangi milletten olursa olsun Çerkesya’yı tuvalinde resmeden ressamlarındır. Çerkesya, sürgün ve soykırım gerçeği ile o topraklarda Çerkesyalı olma bilinci ile yaşayanlarındır.
Çerkesyalılar, Çerkesyanın geçmişine saygı duyan, otokton halkı olan Adıge toprağı olduğunu unutmayanlardır. Çerkesyalılar, çok dilli Çerkesya’da, Çerkesçe’nin o topraklarda sonsuza kadar yaşaması gerektiğine inandıkları Adığabze olduğunun bilincinde olanlardır. Çerkesya’nın tarih önünde ayakta kalışı öncelikle bu bilincin yükseltilmesi ile mümkün olabilir.
Adıgesiz Çerkesya, Çerkesyasız Kafkasya ve Çerkesya’nın mutsuzluğu üzerine Kafkasya’da bir mutluluk düşünülenez. Ancak ve ancak, Çerkes’in o topraklarda yaşayan Ermeni’yi Çerkesyalı sayması, Ermeni’nin Çerkessiz bir Çerkesyanın insanlık suçu olacağı bilincinde olması, Çerkesyayı barış içinde var edebilir.
Çatışmanın, savaşın galibi yoktur. Tarihi Çerkesya topraklarının varisleri Adıgelerin, bu tarihi geçmişe saygı duyan Çerkesyalı tüm halklarla, Karaçaylarla, Balkarlarla, Ruslarla, Ermenilerle, Kürtlerle barış içinde yaşamaktan başka seçenekleri yoktur.
Çarlık Rusya’sının soykırımı ile bitap düşen Çerkesler aynı topraklarda zorunlu iskânla yerleştirilen Ruslarla yaşadılar. Başka bir sürgünün çocukları Kürtler köy komşuları oldular, yerleşme tarihini dahi unutup gittiğimiz Karaçaylarla aynı gökyüzünü yüzyıllardır paylaştılar. Kuzey Kafkasya toprakları üzerinde yaşayan tüm halklar kardeşimiz olduğu gibi, Tarihi Çerkesya toprakları üzerinde yaşayan, kardeşliğe inanan her halk kardeşimizdir.
O yerinde sloganda söylendiği gibi “İntikam değil adalet” istemek Çerkeslerin naif duruşunun simgesi olmalıdır. Adıge milliyetçiliği, Çerkesya idealine zarar verir. Günümüz Kuzey Kafkasya’sından tek etnik yapıda olmadığı gibi Çerkesya topraklarında da tek etnik yapı yoktur. Milliyetçilikten uzak yurtseverliğe sarılacağımız ve kendimizi ifade etmekte en çok yararlanacağımız nokta burası olmalıdır. Tek etnik yapı dayatması olmayan Adıgelerin geçmişten gelen haklarını, günümüzdeki hak ve taleplerini olumlayacaklar, Çerkesya’da yaşayan Karaçaylar, Balkarlar, Osetler, Ruslar, Abazalardır. Tek etnik yapıda olmayan bir coğrafyada Çerkesya idealine sahip çıkanlar, tek dil, tek ırk demediğimizi görenler olacaktır.
Çerkesce’nin Adıgece, Adıgelerin ise Tarihi Çerkesya’nın otokton halkı olduğu gerçeğinden hareketle, Çerkesyalı: yurtseverlik ortak paydası ile Çerkesya’da yaşayan halkların tamamıdır. “Çerkesya İdeali” ise Tarihi Çerkesya toprakları üzerinde yaşayan her halkı yurtseverlik temelinde kucaklayacak şekliyle serpilip gelişmelidir.
“Yurtseverlik” ise milliyetçilik olarak algılanmamalı yurtseverlik adı altında milliyetçilik yapılmamalıdır. Anavatanda ve diasporada Adıge Milliyetçiliği “adalet” isteyen yapımızı başkalarına ifade etmekte bizleri zora sokacaktır. Çerkesya’nın tarih sahnesindeki hak ettiği yeri alması ise Çerkesyada yaşayan tüm halklara yaklaşımı, ırk, boy, kavim temelli değil aidiyet temelli olmalı ve Çerkesyalılık ortak paydası geliştirilmelidir.
Irkçı çizgiler, kuşak projeleri, emperyalist tezgahlarla yol arkadaşlığı, ne anavatan, ne de diaspora için doğru sonuçlar vermeyeceği göz ardı edilmemelidir. Başkalarının çıkarları doğrultusunda ilkeleri esnetmek yerine, diasporada her zaman yaşamaya devam edecek bir kitlenin var olacağı, Çerkesya’nın mutluluğu, daima gözetilmelidir. Kitleleri hedefleyen bir yürüyüş, düşmanlıklar ve ayrılıklar üzerine değil, ortak paydalar üzerine kurgulanmalıdır.
“Sizin soykırımınız, bizim soykırımımız” gibi yaklaşımlar, aynı coğrafyayı paylaştığımız kardeş halkların hassasiyetleri, diasporanın ve Kafkasyanın kendine has koşullar göz ardı edilmemelidir. Adıgelerin “Çerkesya” ideali doğrultusunda var olma mücadelelerine en başta Kuzey Kafkasyalılar saygı duymalı ve desteklemeliler.
Çerkesler, Kuzey Kafkasya’da yaşayan tüm halklarla aynı mutluluğu paylaşma düşüncesinde olmalıdır. Kimlik mücadelelerini bir kenara bırakmaksızın Kuzey Kafkasya’nın birliği, birlikteliği, Çerkesyalılar için değerlidir. Birleşik Kafkasya diyenle de, Bağımsız Abhazya diyenle de çelişen bir durum içermez.
Herkes yurdunu telaffuz ederken Adıgelerin, altı çizilen şekli ile Çerkesyayı telaffuz etmeleri son derece doğaldır. Ne birleşik Kafkasya ya engeldir, ne de Bağımsız Abhazya ya. Halkların kardeşliği, yurtseverin yüreğinin başköşesinde daima yerini korumalıdır.
Dünyada “Ulus Devlet” kavramının terk edilmeye başlanması, anlayışların evrilmesi, örtbas edilen etnik travmalar, halklara yapılan haksızlıklarla yüzleşmelere neden olmuştur. Dünya bir gün ulus devleti terk edecek. Dünya bir gün sınırları kaldıracak. Dünya bir gün kendi barış dilini geliştirecek. Bütün halkların, kültürlerin ve dillerin katkısı olmaksızın o gün gelmeyecek. O büyük insanlık sofrasına herkes kendi kimliği ile oturmadığı sürece o sofra kurulamayacaktır.
İşte o gün geldiğinde ve o büyük insanlık bahçeleri yeşerdiğinde Adıgeler; “Şuradaki üç papatyayı, şuradaki sarı yeşil açan çiçeği biz diktik” diyecekler.
Mefewud Nartan
Sayın Mefewud'un bu yazısı face sayfalarında gözüme çarpmış sonrada kaybetmiştim. Etraflıca olarak burda okuma fırsatım oldu.Yazının teorik açılımlardan bahsetmeyip tanımsal argümanlarda tutulması isabetli bir dil bence. İkincisini okursak söylediği önermeler açısından daha iyi bir yorum yapabiliriz tabiki.
Çerkesyaya selamlar.
Kıymetli Tsey kardeşim inanınız aynı cümleye ram olmuşuz demekki.
Mefewud kerdeşim ne güzel söylemiş.
Bütün mesele bizim önce kendimiz olarak ortaya çıkmaya olan ihtiyacımız değilmi? Elinize sağlık.
''O büyük insanlık sofrasına herkes kendi kimliği ile oturmadığı sürece o sofra kurulamayacaktır. ''
Yazının özü bu cümledir işte.
Çoğunluk bunu anlamaya başladı SN Mefewud. Selamlarımla.