Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İbrahim Yağan’ın Gözüyle Bugünkü Abhazya ve Rusya
19 Haziran 2011 Pazar Saat 23:15
“Bizler hayatımızın sonuna kadar Gürcistan ile kavga halinde yaşamamız gerektiğini düşünmüyoruz. 90’lı yıllarda bir avuç maceraperest bu iki milleti karşı karşıya getirdi. Bizim Gürcü milleti ile herhangi bir sorunumuz yok”. Yağan’ın bu sözleri bazı siyasetçilerin Gürcü milletine karşı Çin seddi inşa edip, Gürcüleri ebedi düşman ilan etmek istediklerine ve onlardan ayırmaya çalıştıklarına işaret ediyor.
Kabardey-Balkarya Toplumsal Hareketi „Xase“ Başkanı İbrahim Yağan 1963 yılında Cegem ilçesinin Nartan köyünde dünyaya geldi. Bakü Polis okulundan ve Sohum Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Kabardey-Balkarya’da Binicilik Sporu Başkan yardımcısı ve benzersiz bir cins olan Kabardey Atları yetiştirme çiftliği var.  

90’lı yıllarda Abhazya’da yaşanan çatışmalar sırasında bir gönüllü taburuna önderlik ettiği için kahraman statüsü ile ödüllendirilmiştir. Abhazya’nın Kabardey-Balkarya’daki yetkili temsilcisidir. Aralık 2009’da ve Nisan 2010’da kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından terörist saldırılara maruz kalmıştır.  

Abhazya ve Kuzey Kafkasya bölgesinde yaşanan sorunlar ile ilgilenenler böyle bir biyografiye sahip bir kişinin Kuzey Kafkasya’da yaşanan süreçler üzerindeki görüşlerine ve değerlendirmelerine kesin ilgi duyuyorlardır. Bazıları kabul edilmez olabilirler; ama bir çoğu gercekten değerli; çünkü  Kafkas geleneklerini yansıtmaktalar ve gelecekte açıkça ve dürüst bir şekilde temsil edilmeleri umut edilmektedir. 

“Bizler hayatımızın sonuna kadar Gürcistan ile kavga halinde yaşamamız gerektiğini düşünmüyoruz. 90’lı yıllarda bir avuç maceraperest bu iki milleti karşı karşıya getirdi. Bizim Gürcü milleti ile herhangi bir sorunumuz yok”. Yağan’ın bu sözleri bazı siyasetçilerin Gürcü milletine karşı Çin seddi inşa edip, Gürcüleri ebedi düşman ilan etmek istediklerine ve onlardan ayırmaya çalıştıklarına işaret ediyor.  

Bundan bir kaç gün önce de bir kısım medya temsilcisinin sorularına hiç çekinmeden yanıt vermiş ve açık açık Rus yetkililerin bağımsız Abhazya’nın tüm devlet yapılarında olduklarını söylemişti. Rus Büyükelçisinin tüm devlet toplantılarına ve devlet başkanı ile yapılan toplantılara katıldığını belirtti. „Rus subayları Savunma Bakanlığının tüm birimlerine dahiller. Rus güçleri tüm Abhazya’da Gal’deki sınıra kadar konuşlandırılmışlar“ dedi.  

Yağan, bu yaşananlar için yardımdan çok bir işgaldir diyor. Eger Abhazya Rusya Federasyonu’nun taleplerini yerine getirmezse bu güçler her zaman, anında kendilerine karşı kullanılacaktır. Bu zemin karşısında Abhaz ordusunun tamamiyle bozulduğunu söylüyor. Hatta bundan böyle bir Abhaz ordusu mevcut değildir ve hala var olan bir kaç askeri birimin de hiç bir etkileri yoktur denilebilir, diyor.  

Yagan, büyük ekonomik güçlerin ülkede genişlediklerini de söylüyor. Federal hükümet eski devlet yazlıklarının da içinde bulunduğu önemli tesislerin transferini talep etti. Hiç bir durumda buna izin verilmeyeceğinden emin. Tesislerin kiraya verilebilecegini ama mülkiyetlerinin kesinlikle Rus hükümet organlarına teslim edilemecegini söylüyor Yagan. Soçi’deki inşaatı hızla bitirmeye çalışan Rus Olimpiyat Komitesi devlet sınırlarını genişletmeyi talep etti. Komite, Abga bölgesinden 160 kilometre karenin Rusya’ya verilmesini ve Abhazya topraklarının 40 km kadar içeriye çekilmesini talep etti. Hedef olimpiyat alanından uzak olan bölgeleri de kontrol etmek.  

Yağan, tüm bu gelişmelerin Rusya’nın Abhazya’nın bağımsızlığını yok etmek ve Rusya Federasyonu yapısına entegre etmek istediği şeklinde değerlendirilebileceğine inanıyor.  

Yağan, Abhazya’da mevcut olan siyasi ve ekonomik şartların kendilerini Rus yetkililerini dikkate almaya zorladığını söylüyor. Abhazların, diğer Kuzey Kafkasya Cumhuriyetleri gibi pratikte finansal olarak tamamen Kremlin’e bağımlı olduklarını belirtiyor. Ama bunun geçici bir durum olduğundan ve gelecekte Abhazya’nın ana kalesinin Kuzey Kafkasya Cumhuriyetleri ve özellikle de Kabardey olacağından emin. Abhaz yetkililerin gelip gidici; ama milletlerin ve tarihin kalıcı olduğuna inanıyor. 

Yağan, Krasnaya Polyana’da Çerkeslere ait büyük tarihi anıtların yok edildiğini, kendilerinin atalarının orada yaşadıklarını ve onların kemikleri ve mezarları üzerinde düzenlenecek olimpiyat oyunlarını destekleyemeyeceğini söylüyor.  

Gürcistan’ın Çerkes Soykırımını resmen tanımasının uluslararası topluma yönelik bir ilk adım olduğuna inanıyor. Çerkes sorunu bugüne kadar içine kapanık bir konuydu. Şimdi ise politik arenanın ortasında. Çerkes sorununun yakında AB ve Avrupa Parlamentosu’nda da tartışma konusu olacağına inandığını belirtiyor. Baltık ülkelerinde, Finlandiya ve Polonya gibi ülkelerde mutlaka gündeme gelecektir, diyor. Bu sözlerden de anlaşıldığı gibi Çerkes Soykırımının tanınması Çerkeslere, özellikle de gençliğe yeni ufuklar açmaktadır. Mesela Çerkes gençlerinin soykırımı tanımış olan ülkelere gidip bu ülkelerde yüksek eğitim almaları için bir firsat doğmuş durumda.  

Gürcistan’ın rolünü oynadığını ve kendi görüşüne göre artık Gürcistan ile eski ve dostça yakın ilişkilerin yeniden canlandırılması gerektiğine inandığını söylüyor. Yağan, Çerkeslerin Abhazlara Soykırımı tanımaları için bir istekte bulunmadıklarını, zira böyle bir hareketin Abhazların Rusya ile ilişkilerini zor bir duruma sokabileceğini belirtiyor.  

Gürcistan’ın Çerkes Soykırımını tanırken yalnızca kendi çıkarlarını güttüğünü düşünmediğini; bu konuda Gürcistan ile Çerkesya’nın siyasi çıkarlarının uyuğtuğunu söylüyor. Gürcistan Parlamentosuna gönderilen teşekkür mektubunu imzalayanların hiç bir yükümlülük üstlenmediklerine inandığını ve kendilerine teşekkürün bir borç olduğunu da ekliyor. 

Sömürge dönemi üzerine de konuşan Yağan, sömürgeciliğin artık geçmişte kalan bir şey olduğunu ve birçok eski sömürgeci ülkenin kendi sömürgeci dönemlerini temizlemek için sömürdükleri eski ülkelerin insanlarından özür dilediklerini; ama Rusya’nın bu bariyeri aşmakta zorlandığını söylüyor. Rusya’nın hala emperyal emellerinin olduğunu ve bu emellerin ülkeyi yok ettiğini, Rusya’nın çöküşün eşiğinde olduğunu düşünüyor. Rus yetkililerin emperyal hedeflerinin sadece Kafkasyalılara yönelik değil; aynı zamanda kendi insanlarına karşı da olduğunu dile getiriyor. Geniş topraklara yayılmış dünyanın en zengin ülkesinin insanları, Moskova hariç, her yerde aşırı yoksulluk içerisindeler. Yağan’a göre bunun nedeni Rus yetkililerin sömürgelerini tanımak istememeleri ve onlara tavır almış olmaları.  

Abhazya ve Rusya’daki durum üzerine görüşlerini böyle cesurca anlatıyor İbragim Yağan.  

Burada bir nokta koymak istiyoruz. Sayın Yağan’ın uzun cevaplarını bizler kısa bölümler halinde okuyuculara sunmak istedik. Sohbetin tamamı ile karşılaştırıldığında belki de bu yazı tek taraflı gibi görünüyor. Ama bunlar olmadı anlamı da çıkmaz bundan.  

Biz 90’lı yıllara bakıp yine karşılıklı suçlamalara geri dönmek istemedik. Tüm bunlar bir yana, Yağan kendisi böyle bir şey istemiyor.  

Çerkesler, Gürcüler ile dostça olan yakın ilişkilerini yeniden başlatmalılar diyor Yağan, Gürcistan’a gelmesi için davet edildiğinde kararsız davranmasına rağmen.  

Birikmiş  ve çogunlukla istenilmeyerek yaratılmış sorunları, gelecek neslin çözmesi için bir kenara atmamalıyız. Tarihin, yaşanan olayların taraflarının katılımları olmadan karar kılmasına müsade etmemeliyiz. Diyalog ve görüşlerin değişmesi bu sürecin başlamasının ilk adımı olacaktır.  

Sayın Yağan, engelleri aşın ve Gürcistan’ı ziyarete gelin. Biz burada hala verdikleri sözleri ve yeminlerini bozmamak eğiliminde olan insanlara saygı gösteriyoruz. Genç nesillere Kafkas geleneklerini saymayı ve sevmeyi öğütleyen Gürcü şairi Vazha-Pshavela’yı Gürcü halkı hala saygıyla anmaktadir. Vazha-Pshavela “O bizim misafirimizdir bugün; bize bir deniz dolusu kan borçlu olsa dahi” der “Ev sahibi ve misafir” adlı şiirinde. 

Evet sayın Yağan, sizi Gürcistan’a davet ediyoruz. Belki sizin ziyaretiniz büyük bir değişimin başlangıcı olacak ve insanlarımızın ihtiyacı olan karşılıklı af etmeye yol açacaktır.  

Expert’s Club 13.06.2011

Çev: Hatko Timaf
Cherkessia.net

Bu haber toplam 2755 defa okundu.


aşba turgay

ben sn. İbrahim yağan a katılmıyorum ve talihsizlik olarak görüyorum gürcistanda unutmayınki soykırımı çerkesleri çok sevdiğinden tanımadı kuyruk acısı var!bunu hiç dile getirmiyorsunuz ben bu tanımayı bir başarı olarak göremiyorum malesef...gürcistan amerikanın yakın gelecekte bir üssü olarak destek verdiği bir ülkedir aynı desteği rusyada abhazyaya veriyor zira abhazya bir adım önde buraya dikkat edelim...gelelim türkiyeye abicim biz burda türklerle kürtlerle ermenilerle lazlarlada birlikte yaşıyoruz istisnalar kaideyi bozmaz abhazyanın genç nüfüsunu ortadan kaldıran katil gürcistan yönetimi bu söylemlerinizi haketmiyor mantıklı olalım !!!şimdi diyorsunuzki çerkes soykırımı tanınmalıdır. abhazyada yaşanan bir soykırım değildir...anlam bu benmi yanlışım???şunu unutmayın gürcistan hiç bir zaman çerkeslere vede abhazlara dost olmamıştır olamazdaçünkü geçmişi bozuk ne yaptığımızı bilelim. bu şunu yapalım bağımsız bütün cumhuriyetler abhazyaya çok büyük bir destek vermelidir...abhazya kafkasyanın güneşidir...

27 Haziran 2011 Pazartesi Saat 02:26
Hatko Timaf

Rusyada Abhazlara onlarin kara kasina hayran kaldigi icin yardim etmedi. Abhazlarda Ruslari sevdikleri icin onlar ile isbirligine girmediler.
Maalesef Abhazyanin Rusya tarafindan bagimsizliginin taninmasindan sonra sokaklarda bir sürü Abhaz ellerinde Rus bayraklari dalgalandirdilar.

Rusya son 20 sene icinde en az 150.000 Ceceni öldürmüs olan bir ülkedir ve hala Kuzey Kafkasyada haksizliga neden olmaktadir. Cerkes Sürgün ve Soykirimini bundan taa 20 sene önce veya en gec Cerkeslerin Dumaya ve Rus Baskanlarina basvuruda bulunduklarindan sonra tanisaylardi Gürcistana belki ihtiyac duyulmayacakti.

Gürcistani tebrik ederim bu cesur tavrindan dolayi ve Abhazlar ve Asetinler ile sorunlarini bariscil yollardan cözmelerini umarim. Siyasetde daima cikarlar ön plandadir. Umarim Abhazlarda Rusya yanlisi siyasetlerinden uzaklasirlar artik.

22 Haziran 2011 Çarşamba Saat 03:45
Nehuşe Bahtiyar

Ben Yağan'a katılıyorum özellikle Türkiye'de beraber yaşadığımız bir çok gürcü var aramızda hiç bir husumet yok ortalığı karıştıranlar tepedeki bir kaç kişi .İsterseniz gidin bir inegöle bakın Apsuvalar ,Adigeler, Gürcüler bir arada nasıl yaşıyor.Elbette soykırımı tanımanın Gürcüstan'ın menfaatini gözeten nedenleri olacaktır.Ben sonuca bakıyorum bir devlet bu soykırımı tanıdıysa bu büyük bir adımdır.Dialog içinde olmanın hiç bir zararı yok hatta tam tersi bir çok faydası var.

22 Haziran 2011 Çarşamba Saat 00:01
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net