


Siyasi
gözlemci Vladimir Vorsobinneden, dün yayınlanan “Komsomolskaya
Pravda” gazetesinde, Rus-Abhaz ilişkilerinde “bağımsızlığın
tanınmasından beri yeni yeni problemlerin ortaya çıktığını”
anlatıyor. Bunları tatil yerleri, dini idareler, mülkiyet ve hatta
iki devlet arasındaki sınır diye sıralıyor yazar (msk.kp.ru/daily/25687/891281/
Abhaz liderlerinin ana sorun olarak Washington ve Tiflis’i görmeleri Abhazya ve Rusya arasındaki ilişkileri “kolaylaştırmıştı”. Böylece aralarındaki anlaşmazlıkları kontrol altında tutuyor; Gürcistan ve ABD ile ilişkilerindeki jeopolitik sorunlara daha geniş yer veriyorlardı.
Ancak son aylarda bu “dinamik” değişti. Tiflis ve Washington artık eskisi kadar sık sorunların odağı olarak dile getirilmiyor ve hem Sohum’da hem de Moskova’da insanlar kendi aralarındaki farklara odaklanıyorlar. Bu farklılıklar da rahatsızlık yaratıyor. Rusya’nın bölgeye yatırdığı büyük miktardaki para ve Abhazların doğalarında olan „yabancılara şüpheci bakış“ları da buna dahil.
Abhazlar, Rusların sanatoryumlara desteği kesmelerinden sonra çileden çıktılar; ama Ruslar da Abhazların karanlık ve hatta yasadışı uygulamaları karşısında altüst oldular. Rusya Büyükelçiliği, Abhazların mazaretlerini sanki Rus vatandaşlarının mazeretleriymiş gibi mazur gösterme çabası içerisinde.
Moskova Rus Ortodoks Patrigi Kilisesi, Abhazya’daki Ortodoksların bağımsız bir kilise olmak istemelerine karşı çıkıyor. Çünkü böyle bir gelişme, Moskova’nın Ukrayna’daki ve başka yerlerdeki iddialarının zayıflaması anlamına gelebilir. Bu nedenle bu gelismeyi baltalamaya; hatta Abhaz kilisesini kendi etkisi altına almaya çalışıyor.
Moskovalı gazetecinin söylediğine göre: “Abhazya’daki bazı rahipler Abhaz kilisesinin geleceğinin sadece Rus kilisesi ile olan ilişkilere bağımlı olmasına karşı çıkıyor, aynı şekilde Yunan ve Sırp kiliselerini de içine alan diğer Ortodoks kiliseler ile birlikte olmak istiyor; Abhazya Kilisesinin dış politikası çok kutuplu olmalı, diyorlar”.
Geçen pazar günü yaşanan tartışmada Abhaz Kilisesi bölündü. Bir kesim kısmen Rus kilisesinin altında olmayı kabul ederken; diğer bir kesim bu yaklaşımı reddediyor. Ortodoks “cephesi“ndeki bu tür parçalanmalar da Ruslar ile Abhazlar arasındaki tansiyonu yükseltiyor (detaylar için www.portal-credo.ru/site/?act =commend&id=1875 bakınız).
Tansiyonun endişe verici derecede yüksek olduğu diğer alanlar ise Rusların talep ettiği, ama ( savaştan sonra ç.n )Abhazların ele geçmiş olan mülkiyetler ve birçoğumuzu şaşırtacak belki ama, Abhazya ile Rusya Federasyonu arasındaki sınır. Vorsobin bir haritayı gösteriyor ve Rusya’nın Abhazya’nın kuzeybatı bölgesindeki bir kısmı kendisine katmak istediğini belirtiyor. Rus tarafının iki argümanı var. Birincisi, bu bölgedeki bazı köylerin nüfuslarının ezeli çoğunluğunun etnik Ruslardan oluşması; ikincisi de bu yerlerin Rusya’nın 2014 yılında Kış Olimpiyatlarını düzenlemek istediği yerlere çok yakın olmaları. Bu araziyi doğrudan Rus kontrolüne almak, Rusya’nın işini kolaylaştıracak. Rusya’nın Abhazya’nın bir kısım topraklarına ilgi duyması ise Abhazlar açısından, başka bir yabancı gücün kendilerinin topraklarını ele geçirmeye çalışması anlamına geliyor. Moskovalı gözlemciye göre, Sohum’daki “kızgınlar” Moskova’yı kötü niyetli olmakla suçluyorlar ve “Rusya’ya 19.yüzyılda yarım milyon Abhazı Türkiye’ye kovduğu için pişmanlık duymasını öneriyorlar”.
Sohum’daki Rus Büyükelçiliği tüm bu yasananları medyadan gizli tutmaya çalıştı; ama belli ki basarılı olamadı. Duma’nın, Moskova’nın nankör Abhazlara para göndermesine itirazı, Rus hükümet yetkilileri tarafından rededildi. Asıl konu ise Rus yetkililerin dediğine göre “jeopolitik”; para degil.
Bunlar “faydalı tavsiyeler” diyor Vorsobin, ama makalesinden de açıkça fazla birşey beklemediği ya da bu derin anlaşmazlıkların yakında çözülecegine inanmadiğı belli oluyor.
Window on Eurasia: Paul Goble 19 Mayıs
Çeviri: Hatko Timaf
Cherkessia.net
Ilginc bir degerlendirme. Acaba Abazalar ne diyor?
11 Haziran 2011 Cumartesi Saat 21:10