Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Azemet Mezenef: Felsefe, Fizik ve Halet-i Ruhiye
05 Haziran 2011 Pazar Saat 02:57
Biraz da 21 Mayıs’ ın etkisi ile olacak ki, bazı basın organlarında adımız daha fazla anılmaya başlandı. Tabi yaklaşan Soçi olimpiyatları ve Gürcistan’ ın Çerkes soykırımını tanıması ile adımızdan daha çok söz edilecek gibi görünüyor.

Bu basın organlarında yapılan yayınlara eleştirel bir bakış açısı ile yaklaştığımda en çok dikkatimi çeken kişileri belki de şöyle sıralayabilirim: Uluslaşmadan korkan sosyalistler,  Anavatan’a dönüş, uluslaşma gibi herhangi bir özlem ve kaygı taşımayanlar, yazdıkları yazılarda ne kadar Çerkes olduklarına dair yüzdelik oranlar verenler, “boş” köşelerinde daha önceleri sadece Çerkes’ lerin magazinsel yönlerine dikkat çeken hatta köşelerini, diplomatik ve temel haklar ile hürriyetler konusunda hiç gündeme gelmemiş bizlerin,  demokratik hakları ve uluslararası platformlarda yaşanan sorunsalları ile doldurma telaşı olan “kişiler”… 

İnsanların geçmişleri üzerinden kamuoyu oluşturmaya çalışan yazarlar ve kendisini sadece Pazar günleri Çerkes hissettiğini ve Çerkesliğin “garip bir duygu” olduğunu söyleyerek kendi içinde henüz anlamlandıramadığı durumunu bir halet-i ruhiye ye indirgeyen ve bunun üzerine de birlik, beraberlik eksenli yazılar yayınlayan akademisyenlerden söz ediyorum. Bu halet-i ruhiye “Ben Afrika'da kanat çırpan kelebeğin, Kuzey Amerika'da kasırgayı istiyorum. Ben kaos istiyorum!” diyen kaos teorisyenlerini doğrulamaktadır. 

Oluşturulmaya çalışılan bu kaos ortamı bana aynı zamanda ünlü düşünür Niccolo Machiavelli' in 1 şu düşüncelerini anımsatmaktadır: 

“İnsanlar, kendilerine yapılan iyilikler için olduğu kadar, kendi yaptıkları iyilikler için de bağlılık duyarlar. Çünkü insanlar genellikle nankör, değişken, ikiyüzlü, tehlikeden kaçan, çıkarlarında hasis yaratılıştadırlar. İnsanlar yaratılıştan kötü oldukları için bir çıkar karsısında sevgi bağları yok olur.” 

Elbette ki yaratılışımızın böyle olduğunu düşünmek ilk bakışta kabul edilemez görünüyor. Ancak, toplumumuzda aslında yaşadığı coğrafyada yıllarca emek vererek yani insanlara “iyilikler” yaparak oluşturduğu “derinlerdeki bağlılık” duygusuyla, kendi öz kimliğini zedelediğini, sıradanlaştırdığını fark edemeyen yazarlarımızın sayısı oldukça fazla. Bu kişiler aslında Makyavelist* düşüncenin temel taşlarından, sistemin sorgulanmaması ilkesini en iyi şekilde yerine getirdiklerini gizleyememektedirler. “Çerkeslik” kavramını sadece romantizmin, asaletin, öteki olmanın dışında cümlelerle açıklayamamaktadırlar. 

Toplum bizleri, biz kendimizi nasıl görüyorsak öyle görecektir. Yani çok az kişi bizleri olduğumuz gibi kavrayacaktır.  Bu azınlık da, her zaman sistem tarafından desteklenen kamuoyuna karşı gelemez. Bu durumu bağlamdan uzaklaşmadan yine Machiavelli' in şu düşünceleri ile açıklayacak olursak: “Var olan acımasızlık ve ahlaksızlık, gücü ve dengeyi koruyabilmek için gereklidir.” Yukarıda söz ettiğimiz azınlığın mukavemet gösteremeyeceği kamuoyu baskısı bu sözde anlamını bulan “acımasızlık ve ahlaksızlığın” bir sonucudur.  

Çerkesler öz kimliklerini ve sonradan kazandıkları kimliklerini iyi analiz etmeli gelecekten beklentilerini, ne istediklerini samimi bir itiraf hali ve özeleştiri ile yapmalıdırlar.

Ya gerçekten kendi güç ve dengemizi kurmalı (uluslaşmalı) ya da başkalarının bizlere sunduğu seçeneklerle yetinmeye devam etmeliyiz. 

Konuyu biraz daha üstbilişsel bir düzeye taşımamız gerekir ise İlköğretim Fen derslerinde okutulan “Bileşik Kaplar Prensibi” ni de örnek gösterebiliriz:  “Şekilleri ve kalınlıkları farklı olan iki ya da daha fazla kabın tabanlarının birleştirilmesi ile elde edilen düzeneğe bileşik kaplar denir.” Bu prensibin bize sunduğu birçok bilimsel ilkenin içinde, burada söz konusu etmemi sağlayan temel ilkeler ise; 

•Bileşik kaplarda tek cins sıvı varsa, her kaptaki sıvı yüksekliğinin eşit olduğu, 

•Bileşik kaplarda ister tek cins isterse de farklı cins sıvılar bulunsun her durumda kapların tabanlarındaki sıvı basınçlarının birbirine eşit olduğudur. 

Belki de bizim yazarlarımızın durumunu anlatan daha rasyonel bir durum olamazdı!

Çerkes’ lerin hakkında yazan insanların söylemlerine baktığınız zaman karşımıza çıkan şey, argümanların aynı ya da farklı olmasına rağmen sonuçların aynı olduğu paradoksudur. Bu durumda kamuoyuna hangi konunun ne oranda empoze edileceği “alttan vanayı açanın” inisiyatifindedir. Şimdi “argüman” ların buradaki önemini sorgulamanın pek fazla bir ehemmiyeti yoktur. Yani fikirlerin, kaplardaki sıvılar metaforunda anlatıldığı gibi akışkan olmaları yeterlidir. Bu “Bileşik Kapların” herhangi birinde bir sızıntı olması durumunda ise meydana gelen boşalma diğer tüm kapları da etkiler! 

Neyse ki durum sadece bunlarla da sınırlı değil. Tüm eksiklikleri ve kazanımları ile Anavatanda’ki yurttaşlarımızdan ve kurumlarımızdan tam destek almış olan, uluslaşma konusunda oldukça gayretli ve yürekli adımlar atan, her zaman buna devam edecek olan, Çerkesya Yurtseverleri, hayata geçirdiği ilk eylemde, izlediği siyaset ve dile getirdikleri ile arkasına aldığı halk desteği sayesinde kayda değer bir başarı sağlamıştır.  

Siyasetine gün geçtikçe ivme kazandırmakta olan ve kazandırmaya da devam edecek olan Çerkesya Yurtseverleri birilerini endişelendirmiş olacak ki, Diasporadaki bazı kurum ve bu kurumların ileride birlikte suni bir birleşme çalışması başlatacağı aşikâr olan gruplar tarafından yok sayılma politikası ile karşılaşması kaçınılmazdır. 

Bu yok sayma politikası, sonrasında “Var olan acımasızlık ve ahlaksızlık” kurmaya çalıştığımız gücü ve dengeyi sindirmek ve yıldırmak için çabalamaya devam edecek gibi görünmektedir. Bu politikadan bir sonuç alınabilir mi? Kesinlikle hayır!  

Ok yaydan çıkmıştır artık.  

Bu kurum ve grupların yöneticileri, üyeleri ve hatta sanal ortamdaki sempatizanları ve sözde militanları ne kadar uğraşsalar da başarılı olamayacaklardır. Çerkasya Yurtseverleri’nin mutlak varlığını yok sayanlar için “Sükût ikrardandır!” sözünü hatırlamalarını öneririm. 

“Bunlar; mikrocudur, ırkçıdır!” diye yaygara koparanların ve sonrasında yok saymaya çalışanların sorunu aslında Çerkesya Yurtseverleri ile değildir. Çerkes halkının uluslaşma basamaklarına adım adım yaklaşması ile ilgilidir. Çerkes halkının uluslaşması demek yurttaşlarımız üzerinden elde edilen rantların ve diasporik yaşamı benimsemiş bazı kişilerin peşinden koştuğu popülaritenin sona ermesi demektir.  

Şüphe yoktur ki; oluşturulmaya çalışılan tüm bu olumsuz kamuoyuna rağmen, Çerkesya Yurtseverleri kendi paradigmasının olgunlaşması için her zamankinden daha çok mücadele edecektir. 

(*) Makyavelizm’ in “ulus devlet” kavramı ile bizim “uluslaşma” tanımımızın taban tabana zıt olduğunu, ve işte bu zıtlıktan faydalanarak ilgili açıklamaların yapıldığını hatırlatmak isterim. (bkz: http://www.cherkessia.net/bakisacimiz.php?id=7)  

Azemet Mezenef


Bu haber toplam 2369 defa okundu.


Tsey Yasemin Çetin

Makyavel adına ilginç bir tartışma...

18 Haziran 2011 Cumartesi Saat 14:01
BircanTuğ

Bu yazının içinde Makyavele neden ihtiyaç duyulmuş anlamamakla birlikte biraz gerilimli ve ilginç yazışmaları okudum. Çerkesya yurtseverleri diasporada sarsıcı bir farkındalık yaratmıştır. Bunun hakkını teslim etmek gerekir. Eğer 2 sene öncesine kadar esamesi bile okunmayan tarihi Çerkesya bayrakları insanlarımızın elinde gururla gezdiriliyorsa bu işi yapan birileri olmalı.Ben bayrağımızın ve çerkesliği simgeleyen her şeyin ilgi görmesinden çok memnunum.Bu farkındalığı yaratan yurtseverlerin çabası değilde nedir?
Sağlıcakla kalın.

13 Haziran 2011 Pazartesi Saat 21:39
DEGUF Gamze

Bazen okuduğumuz yazıları anlamadığımızı düşünüyorum.
Örnek mi??
Sayın AZEMEt Makyavelizmin ulus devlet kavramını olumlamadığını Ç.Net'in uluslaşma tanımının karşıtı olarak örneklediğini yazmış.
Durum buyken sonuca giden her yol mübah mı?? sorusu sorgulanmalı bence. Sayın Candemir ÇYnin düşüncelerini olumlamak size neden şaşırtıcı geliyor? Üstelik bu kadar karşıtları hazırda varken.yorumunuz vasat ama bu vasatlıkta bile savunma mekanizmanızı kurmuşsunuz.
Eleştirilmekle kimse eksilmez SAYIN candemir. Öyle olsaydı Ç.Net diye bir site ortada kalmazdı.söylenmeyenleri söyleyenleri sindirmesini öğreneceğiz hep beraber. SAYGILAR.

13 Haziran 2011 Pazartesi Saat 18:57
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net