


Türkiye de Çerkes Kadınlarının Korkunç Trafiği – Bebek Katli
New York Daily Times, 6 Ağustos 1856

1960’ların başlarında, Rusya, Kafkasya’nın bir parçası olan vatanlarını işgal ettikten sonra, yaklaşık bir milyon kadar olan nüfuslarının yarısı demek olan yarım milyon Çerkes Türkiye'ye göç etti.
Güzellikleri için değerlendirilen pek çok kadın da köle olarak satıldı.
Bu köle ticaretinin detayları, Afrikalı kölelerin çocuklarıyla ilgili spekülasyonlar ve bebek katlinde gönüllü Türk uzmanlarını mevzu eden bu makalenin aslı, bir Londra gazetesinde yayımlandı.
Bu rapor köleliğin yürürlükte olduğu diğer bir toplum olan Amerikalıları da ilgilendirecektir. Irklar arasında ki uçurumum derinleştiği ve Afrikalı Amerikalıların köleleştirildiği yer burası.
Barnum, „Çerkes Güzelliği“ adıyla 1865’de Amerikan müzesinde açtığı sergiyle bu konuyu öne çıkardı.
1870’ler ve 1890’larda Çerkes kadınları, bozuk para gibi müzelerin ve gezici şovların en çekici öğesi oldular.
Türkiye’de Çerkes Kadınlarının Korkunç Trafiği – Bebek Katli
London Post Muhabiri

![]()
Son zamanlarda İstanbul caddelerinde olağanüstü bir Çerkes kalabalığı dolaşıyor. Pek çoğu hiç şüphe yok ki, ülkelerinden sürülen gruplardan, ülkelerinin sultanın himayesine alınması umuduyla Babıali'ye dilekçe veriyor.
Bununla beraber bunların bir kısmının da yerine getirilmesi gereken çok farklı bir politik misyonu var. Onlar zaman zaman pazarı dolduran Çerkes kadınları konusunda yetkilendirilmiş köle tacirleri.
Barış görüşmeleri başladığından beri, Rusya’nın Çerkesya’nın kıyılarını yeniden işgal edeceğini ve yeniden pazara beyaz kadın akınının olacağını öngörerek, tacirler Türkiye’yi en kalabalık beyaz kadın grubuyla tanıştırmak amacıyla, gayretlerini ikiye katlamış durumdalar.
Babıali tarafından yasaklanmış olmasına rağmen tacirler çok başarılı.
Karadenizde majestelerinin gemileri, beyaz kadın etini bekliyordu. Ve beyaz kadın eti ticareti hiç bu kadar çok, hiç bu kadar ucuz olmamıştı.
Pazardaki bu mutlak bolluk karşısında, tacirler pazardan daha çok yararlanabilmek için ellerindeki malları hızlıca elden çıkarmaya razı. Çoğunlukla da bunlar İngiliz bayrağı altındaki buharlı gemilerle taşınıyorlar, daha önceleri 100 pound'a çok ucuz bulunarak alınan bir Çerkes kızının eşdeğeri şimdi belki de 5 pound!
Gerçekte bu yaratıklar ( tücccarlar BN. ) kendi başlarını yemekteler. Her bir kurban ( hızlıca BN. ) başkasına devredilmek zorunda.
Bu iğrenç duruma, birbirinden bağımsız olarak, politik, dini, insani itirazlar olsa da, kendilerini Türklerin dikkatine çekmeye mecbur bırakan durumlarda söz konusu.

Düşük fiyatlar nedeniyle, alt sınıf yatırımcılarda pazara gelmiş durumdalar. Daha önceleri herhangi bir Çerkes köle kız iyi bir aile tarafından alınacağından oldukca emindi, orada sadece iyi muamele ile karşılaşmıyor, bir üst sınıf üyeliği ve bir geleceği de olabiliyordu. Fakat şimdi bu düşük pazar koşullarında, daha önce hiç köle almayı düşünmemiş alt sınıftan bir seyyar satıcı tarafından bile alınabilir.
Diğer bir kötülük de şu: Türklerin kafasında bir Çerkesyalı köleye sahip olmak çok önemli, evinde birkaç köle barındıramayacak olanlar ellerindeki siyah köleleri pazara göndererek yeni aldığı beyaz kölesine oda hazırlıyor.
Bu durumun bir sonucu olarak 8-10 sene aynı ailede kalmış çok sayıda siyahi köle satılmak üzere brokerlara teslim ediliyor. Bunların sadece bir kaçı değil, ( çoğu ) satılamayacak kadar sefil ve perişan durumda.

Güvenilir bir köle brokırından öğrendiğime göre, pazara öylesine bırakılan anormal miktarda o kadar çok negro var ki bazıları paşaların ve üst sınıf erkeklerin kölesi ve o kadar kötü durumda imişler ki, ( sahibi tarafından BN. ) karşılıksız verilmek için dahi teklif edilebiliyormuş.
Bir tek örnek bu durumun nedenini açıklamaya yetecek; diğer köle ülkelerinde doğmamış bir siyahi bebeğe verilen değerle karşılaştırıldığında yadırganacak bir durum olduğu ortadadır.

İstanbul’da efendisiyle cinsel ilişkisi olan pek çok negro kadın var ancak bir tek melez çocuk göremezsiniz. Bu ilişkilerin neden olduğu hamileliklere ne oluyor acaba? Söylemekten rahatsız olmayacağım, bu benim için bebek katlinin çok açık kanıtıdır ve neredeyse İstanbul’da bu uygulamayı yapmamış bir tek aile bile bulmak imkansız, varsa da istenmeyen bir durum, pişmanlık ve korku duyulmayan sıradan bir işlemdir.
New York Daily Times, August 6, 1856, p. 6.
Çeviri: Havva Sayar
Yazının illaki bize büyük dersler vermesi gerekmez sanırım. Yazının ne kadar gerçekci olduğunu irdelemek yerine o günlerde ''dünya bizi nasıl görüyordu'' açısından bakmak daha doğru olur...
07 Haziran 2011 Salı Saat 19:38Ben kendi adıma bu makaleden ne bulmalıyımdım ki , bilemiyorum GÖÇ-SÜRGÜN sürecinde yaşananlar zorlukların Faturasını çıkartıp bir yere (Osmanlı'ya ) keseyim..
Bu yazı, bildiğimiz KÖLE ticaretini işaret ise KABUL edilir bir gerçek ti O DÖNEMde .. KAFKAS halklarının biraz daha özelleştirip Çerkeslerinde (bir adım öteye gidip sadece Çerkes Kızlarının) Köle ve /veya Cariye olarak SATILDIĞINI söyleyenlere KATILABİLİRİM...
Osmanlı da siyahı köleler vardı ve onların yerini ÇERKES köleler aldı ,bu mümkün ...
siyahi kölelerin Sahipleri tarafından CİNSEL ihtiyaçla kullanıldığı ve İstenmeyen melez (ÇUKULATA renkli bebeklerin ) katledildiği HİKAYESİ inanırsak kabul edersek...
KANIMIZ ONURUMUZ NAMUSumuz orda bozulur ,çünkü siyahi kölelerin boşluğunu dolduran YERİNİ alan ÇERKES Köle-Cariyeler DOĞURGANLIKLARI köreltildiği farz edilse bile bizim KANIMIZ olduğu kadar NAMUSumuz-mu-dur....
YUKARDAKİ Yazı ile OSMANLIYA 'BEBEK KATİLİ' demek Bir ÇERKES için KENDİ KENDİNE yapılabilecek en ağır HAKARET...
Bu yazıyı ilk okuduğumda dehşete kapılmıştım gazete arşivlerinde daha neler var bunların bir an önce açığa çıkarılması ve geçirdiğimiz sürecin ne kadar acı olduğunun genç nesiller tarafından anlaşılması şart. Çeviriyi yapan arkadaşımıza çok teşekkür ederim.
04 Haziran 2011 Cumartesi Saat 11:08