Yevgeny Ikhlov imzasıyla Grani.ru Portalında dün yayınlanan bir yazıda Rusya’da “ulusal sorun”un önemi yeterince anlaşılamadı, diyor. Halbuki, “ Rus Devleti’nin son 500 yıldaki ikilemi” hep ülkenin iki farklı tanımından birinde karar kılamamış olmasıdır (grani.ru/blogs/free/entries/180114.html).
Rusya, kendine özgü bir "evrensel imparatorluk" da olabilir; “Rusya’nın eski parçalarının eşit haklara sahip bir ortağı ve Avrupa medeniyetinin yeni bir üyesi-öğrencisi de.
İlkhov, “Rusya’nın bir tercih yapmaktan kaçınma ve bu ikisini birleştirme çabaları ülkeyi istikrarsızlaştırmaktan başka işe yaramamış, imparatorluğun Romanov’un; Sovyetler Birliği’nin de Gorbachov’un yönetiminde Avrupalılaşma çabaları ülkeyi dağılma noktasına getirmişti”, diyor.
Bunun nedeni, diyor İlkhov, “ulusun elit kesimi”nin ve imparatorlukta yaşayan herkesin “kendisine göre bir avrupalılaşma”nın en iyisi olduğunu düşünmesidir. Ama “kendi yolunu çizmek” isteyen ve modern dünyanın bir parçası olmayı reddeden “ulus devletler” de ne yazık ki hızla tarih oluyorlar.
“Boris Yeltsin, "Bağımsız Devletler Topluluğu”ndan liberal-emperyal bir Rusya Federasyonu çıkartmak istemişti. Ama Rusya demokrasisinin kültürel, sosyal ve politik olarak hiç de çekici bir model olamayacağını gördü.”
Yeltsin’in düşündüğü system diye devam ediyor Ikhlov, “ancak gerek BDT topluluğu içerisindeki ülkelerin ve gerekse RF’ndaki Cumhuriyetlerin ekonomik tercihlerini karşılayabildiği; ayrılıkçıları (mesela Çeçenleri) bastırabilidiği ve Cumhuriyetlerin etnokratlarını kontrol altında tutabildiği sürece yaşayabildi.
Yeltsin’den sonra Başkanlığa gelen Vladimir Putin'in dinci-milliyetçi "'egemen demokrasi'si yine Avrupa demokrasisine alternatif, “kendine özgü bir model” olacaktı. Bu model başlangıçta birçok Rusun desteğini de aldı, ama “ekonomik egoismi” ve emperyalist retoriği komşularının hızla Rusya’dan uzaklaşmalarına neden oldu.
Kremlin’in bugün verdiği modernleşme sözü, son 25 yıl içerisinde ikinci kez “Rusya’ya özgü model” anlayışını kırma teşebbüsüdür. Ve şimdi “ulusal sorun” hızla ülkenin “en önemli sorunu” olmaya aday.
Sağ’dan Sol’a ülkenin bütün politik güçleri bu sorunun öneminin farkındalar, fakat açık açık tartışmak istemiyorlar; çünkü neden olacağı sarsıntının farkındalar ve herhangi bir tartışmanın seçmenlerinin önemli bir bölümünü kaybetmelerine neden olacağını düşünüyorlar.
Seçmenler zaten "çokuluslu yapıyı korumak; en azından bir bölümünde eski SSCB’ye dönmek isteyenler ve diğerleri nasıl ikna edilecekler diye düşünmeden kendi halkını ülkenin en önceliklisi olarak gören veya egemen bir cumhuriyet olmak isteyenler” diye ikiye bölünmüş durumda.
Bugün RF’nda ulusal sorun üzerine “en tutarlı” politik tavır alanlar “hariçtekiler” diyor Ilkhov. Ve şimdiye kadar yalnızca aşırı milliyetçi sağ ne istediğini Rusya gerçekliğine uygun bir şekilde açık açık ortaya koydu. Eğer iktidara gelirlerse bunu uygulamak da isteyeceklerdir.
Bunlardan bazıları “etnik Bantustans”larla birlikte üniter bir devlet kurmak istiyorlar. Diğerleri ise, Rus olmayan bölgelerden kurtulmuş ve Rusya’da kalmak isteyenleri Ruslaştıracak bir Rus devleti olmalı diyorlar."
Bu milliyetçiler, "sadece bir ulusal felaket” sonrası - Rusya Federasyonu’nun kaosa sürüklenip çökmesi ve faşist bir rejimin kurulması ile - iktidara gelebileceklerini düşünürlerken, Sol’daki milliyetçiler ise “Ulusal sorunların Stalin tarzı bir çözümü”nü tercih ediyorlar.
"Sol enternasyonalistler" ve "liberal enternasyonalistler" her zamankinden daha çok küçükler. “Ve ne kadar ilkeli olurlarsa, seçimlerde başarılı olma şansları o kadar az olacaktır”. Çünkü diyor Ikhlov, “Eşit haklar için mücadele vermeleri durumunda bu, karşıtları tarafından müslüman azınlıkları desteklemek olarak yorumlanacak.”
Bütün bu gruplar "Rus Federasyonu’nun yalnızca büyük bir karaparçası değil; devasa bir kıtasal imparatorluğun kalbi” ve sınırları içerisinde kendilerini devletleşme potansiyeline sahip gören “çeşitli etnik ve dinsel gruplar”ın olduğu gerçekliğini görmemeliler.
Bu potansiyel devletler, “ ülkeler” diye tanımlanabilirler, çünkü “etno-kültürel birliği olan nüfuslara ve özerk sosyal yapılara sahipler ve belli bir coğrafya ile tarihsel bağları var.
Sonuç olarak, “üniter bir devlet kurma düşüncesi ütopiktir, çünkü bu ülkelerin halklarına şimdi herşeyin değiştiğini, artık kendilerinin üniter bir ülkenin birimleri olduklarını ve ulusallıklarını yalnızca evde, aile içinde veya folklorik ilişkilerinde yaşatabileceklerini söylemek mümkün değildir.
Artı, Rusya imparatorluğunun dağılışına iki kez şahit olan ve Rusya’nın güçten düştüğü dönemleri gören bu Rus olmayan halklar Rusya’nın bir “enerji devi” olmasını kendi topraklarından çıkarılan değerlere borçlu olduğunu biliyorlar.
Bugün Rusya Federasyonu sınırları içerisinde, çeşitli grupların ilgisini çeken “alternatif devlet örgütlenmesi çabaları” var. Ikhlov bunlardan altısının ismini veriyor ve eğer Rusya herkesi birarada tutabilecek “uluslarüstü” bir model geliştiremezse bunların ve hatta daha başkalarının da devletleşmeleri mümkündür, diyor.
Böyle bir model geliştirilemezse, etnik kimlik kazanacaktır ve bunu açıklamaya çalışmak bile gereksiz. Çünkü “çokuluslu bir devlet, ancak modern bir toplum olabilirse istikrarlı bir şekilde varolabilir”…
Tek tek ülkeler, mesela “ birçok ulusal topluluğu içerisinde barındıran” İsviçre, “eğer halkları etnik gruplar arası karşılıklı pozitif deneyimlere sahiplerse ve ayrıştıran değil; birleştiren faktörler daha güçlü ise” istikrarlı bir şekilde varolmaya devam edebilirler.
Rusya izlediği çizgiyi değiştirmezse, “siyasi gelişmeler önünde sonunda Rusya Federasyonunun yıkılmasına neden olacaktır”. Bugün, “Rusya’yı koruyabilecek tek şey, halklarının kader birliği yapmalarına neden olacak bir gelişme; belki bir saldırı veya bir ayaklanma”dır.
“Muhalafetin Stalin, Hitler, Stolipin ve Kuzey Kafkasya halklarına yönelik soykırımın örgütleyicisi Alexander II tapınmaları halkı birleştiremez.” Ve artık herkes "300 yıllık Rus imparatorluk geleneğinin bittiğini görmeli”.
Ikhlov’a göre, "Rusya, ya sivil-medeni bir ulus olarak, ya da dini-etnik bir Rus kimliği altında varlığını devam ettirebilir. ( İkincisinde, Kafkasya’yı ve Sibirya’yı kaybeder.) Fakat şurası kesin: Köle uluslardan oluşan medeni bir ulus olamaz“.
Öyleyse diyor Ikhlov, "yalnızca demokratik ve insani değerleri savunan güçlü bir hareket Rusya halklarına şimdiki korkuya dayalı birlik yerine, geleceğe umutla bakan bir birlik üzerine kurulu devlete sahip olma şansı verecektir”
Çev: Hatko Schamis
Cherkessia.net