Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kremlin’de Rus Ortodoks Papazlardan Anti Soykırım Konferansı
25 Kasım 2010 Perşembe Saat 01:41
Şmuleviç’e göre Moskova “Çerkes Sorunu”na bakışını; “herhangi bir soykırım olmamıştı ve bunda suçlu Çerkeslerin kendileriydi” şeklinde resmileştiriyor.

Konferansta sunulacak konu başlıklarından biride şöyle;
“XIX. yüzyılda Çerkes Soykırımı Oluşturulması Mitolojisi ve Etnik Tarihçiler Nasıl Tarihi Tahrif Ediyorlar”


İsrailli teolog ve kafkasolog Avraam Şmuleviç’in şahsi internet sitesinin verdiği habere göre (avrom.livejournal.com) 23-24 Nisan 2010 tarihinde Moskova, Kremlin’de Rus Eğitim ve Kültür Vakfı öncülüğünde Rusya Bilimler Akademisi Rus Tarihi Enstitüsünün de katılımıyla “Yalan Tarih Öğrenimine Bilimsel Ortodoks Bakış” adlı konferans düzenlenecek.

Ülkedeki birçok üniversitenin davet edildiği konferansta tüm masraflar organizatörler tarafından karşılanıyor.

Konferans bilgilendirme mektubunda, konferansın Rusya Patriği Krill’in görevlendirmesiyle Moskova Kilisesi, Kilise halkla ilişkiler başkanı Çaplin tarafından kutsandı.

Şmuleviç’e göre Moskova “Çerkes Sorunu”na bakışını; “herhangi bir soykırım olmamıştı. İkincisi de, bunda suçlu Çerkeslerin kendileriydi” şeklinde resmileştiriyor.

Konferansta sunulacak konu başlıklarından biride şöyle;

 “XIX. yüzyılda Çerkes Soykırımı Oluşturulması Mitolojisi ve Etnik Tarihçiler Nasıl Tarihi Tahrif Ediyorlar”

Yapılacak sunumda Çerkeslerin kendilerinin nasıl suçlu olduklarını kanıtlamaya çalışılırken, Şmuleviç tekstte Yahudilerinde zamanında Hıristiyanlıktan uzaklaştıkları için vatanlarından çıkarıldıkları benzetmesine yorumlar getiriyor.

Sunumun unlu anti soykırım analitikçisi Andrey Epifantsev’in görüşleriyle bağdaştığını da sözlerine ekleyen Şmuleviç, konferansta papazların şu sonuçları çıkaracaklarını ön görüyor;


1- Çerkeslerin Türkiye’ye gitmeleri gönüllü göçtür. (Rus hükümeti Çerkeslere Kuban düzlüklerine oturmaları için öneri getirmişti) Ancak onlar İslami fanatizmin etkisi altında dindaşları Türkiye’ye gitmeyi tercih ettiler.

2- Çerkeslerin anavatanlarından çıkışı ne tarihsel olarak ne de hukuki olarak soykırımla bağdaştırılamaz.

3- Adıgeler günümüzde trajedilerinin nedenlerini dış düşmanlarda değil kendilerinde arasınlar. (Rusların 1917 trajedisiyle ilgili olaylarda yaptıkları gibi)

Yazarın Notu : (sunumdan) Çerkeslerin XIX. yüzyıldaki trajedilerinin baş nedeni Hıristiyan Ortodoks inançlarından yavaş yavaş uzaklaşmalarıdır. Onlar Bizans İmparatoru Büyük Justinyan tarafından Ruslardan 400 yıl önce VI. yüzyılda Hıristiyanlaştırılmışlardı.


Tanrı onları büyük günahları yüzünden dağılmakla cezalandırdı. Ayni şekilde Yahudilerde dedelerinin inançlarını bırakarak Hıristosu kabul etmedikleri için cezalandırılmışlardı.

Ayni şekilde Ruslarda inançlarından uzaklaştıkları için 1917 devrimi olmuş, 10 milyondan fazla insan ölmüş ve 8 milyondan fazlası da dünyaya dağılmıştı.

(Cherkessia. net’in Notu: Sunumun önceden davetlilere gönderilmesinin nedeni bizim çıkarmak istediğimiz sonuç bu. Bunları destekleyecekseniz gelin demektir.)


Öte yandan Natpress haber ajansı da 16 Nisan tarihinde yapmış olduğu açıklamada Kremlinde yapılacak konferans ve sunum üzerine görüşlerini söyle dile getirdi.


Natpress “Bilimsel Ortodoks Bakışını” birkaç maddede yerle bir ediyor.


1- Adıge alt etnik gruplarından olan Janeler yok edildiklerinde Hıristiyan idiler. Kırım Hanlığı ile aralarındaki uzun ve yorucu savaş sonrası yenilgiye uğradıklarında (Janelerle Rusya arasındaki birlik anlaşmasını hatırlayalım) Çarlık orduları tarafından Jane topraklarının ele geçirilmesi zor olmadı. Ardından galiplere yönelen Çarlık ordusu Janelerin yıprattığı Kırım’ı da ele geçirdi. Bu olaylar için Adıge tarihçileri soykırım demiyorlar. Çünkü arşivlerde raporlar yok.

2- Osmanlıya gönüllü olarak ilk gidenler Nekrasov Kazaklarıydı. Bunlar Ortodoks Hıristiyan olmalarına rağmen daha eskiden 1. Petro zamanında Çerkeslerin koruması altına girmişlerdi. Onların önce Türkiye’ye gitmelerinin nedeni Çarlık orduları onlara karşı Çerkeslerden daha sertti. Burada din ve yabancı dillilik o savaşlarda yalnızca ideolojik kaygılarla değerlendirildiğini gösteriyor.

3- 1850-60’lı yıllarda sürülen Abdzahlerin yarısı Hıristiyandılar. Çerkeslerin Hıristiyanlıktan döndükleri için Tanrı tarafından cezalandırıldığı tezi doğru değil. Sonuçta böylesine “Hıristiyan Tanrısı dinden dönenleri cezalandırıyor. Müslümanlarınki gerçek doğru dini kabul ettikleri için ödüllendiriyor” gibi değerlendirmeler çocukçadır.

Bütün olarak Çerkeslerin dinden döneklik yaptıkları nedeniyle sürüldüklerini söylemek utanç verici. Çünkü böyle bir şey doğada yok. Teklif edilen Kuban düzlükleri de eski topraklardı.

4- Makale yazarı 100 yıllık savaştan hiç bahsetmemekte. Çarlığın metotlarından, stratejisinden, “yakılan topraktan” RF Devlet Dumasına verilen belgelerin büyük çoğunluğunda ise bunlardan bahsediliyor.

Bu belgelerde yapanların ağzıyla askeri hareketler, sivil halkın katledilmesi yer alıyor.

5- Sunumda yer alan “Evet Magomed Ganahok efendi... Diye başlayan yer büyük bir ihtimalle Hanahko Kımçeriy önderliğinde köylü ayaklanmasını anlatmakta. II. Aleksandr gerçekten bir ara sürgünü durdurmuştu. Bunun özel nedenleri vardı. Sürgüne giden Çerkesler Türk ordusuna giriyorlar ve önemli bir güç oluşturuyorlardı.

Çar, Kımçeriy’e silah bırakması karşılığında Türkiye’ye gidebileceği izninin verileceği sözünü verdi ve sözünde durdu. Hanahko Kımçeriy Türk ordusunda savaşırken Bulgaristan’da Şipkin geçidinde öldü.

(Cherkessia.net`in notu: Hanahko Kımçeriy 1855-56 yıllarında Bjedugh bölgesindeki Pşı-Vorklar’a karşı köyl, ayaklanmasını yönetmişti. Bölge o sıralar Pşılerin kontrolünde Rus idaresinde idi. Ayaklanma Rus kontrolünü elden çıkarabileceğinden Ruslar Hanahko ile pazarlığa girişmişlerdi.)

Türkiye’yle savaş durduğunda sürgün yeniden başlatıldı.

6- Sunumda gerçek tek söz, son söz demek mümkün. “Tarihten doğru çıkarımlar yapmayı öğrenelim. Çünkü o zincirleme gider.”


Değerli okurlar,

Kremlinde yapılacak anti soykırım papaz konferansı Çerkeslerin, sorunu negatifte olsa Kremlin’in sağır duvarları arasına soktuğunu gösteriyor. Bu sorun Rusya tarafından çözülmek zorunda.

Son aldığımız bilgilere göre “Çerkes Sorunu” RF başkanı sekreterliği düzeyinde yoğun olarak tartışılıyor.

Bize düşen görev sorunu çok dikkatlice yalnızca RF inisiyatifine bırakmadan uluslararası düzeyde tartışılmasını sağlamak olmalıdır.

Öncelikle içimizdeki devşirmelerin Ortodoks papazlarla paralellik arz eden gerçeklerden uzak, bilimdışı tutumlarını nötralize etmeliyiz. Böylesine önemli bir konuda tek vücut, tek duruş göstermeliyiz.

Fransa’da Ermeni soykırımı yoktur demek suçtur. Bizde kendi içimizde, şimdilik böyle bir yasa çıkarma gücümüz yoksa da “Çerkes Soykırımı”  yoktur diyenleri suçlamalı, toplumun önünde deşifre etmeliyiz.


20 Nisan 2010
Cherkessia.net


Bu haber toplam 2230 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net