


Kizlyar faciasından sonra Rusya Başbakanı Vladimir Putin soruna isabetli bir tanı koydu. Teröristler ulusal ya da sınıfsal bir savaş vermiyorlar, onların hedefi biziz, hepimizin olan Rusya Federasyonu’dur. Bu sözler tam zamanında söylenmiş olmalı. Kuzey Kafkasya halklarına, Rusya’da yaşayanlara, kendi yaşamlarının Moskova’da yaşayanların ki gibi değerli olduğunu, yani Rusya’nın her yerinde yaşayan insanların yaşamlarının da değerli olduğunu göstermek/anlatmak gerekir. Sorun, SSCB/Sovyetler Birliği’nin dağılması sonucu oluşan Rusya Federasyonu’nu, Rusya’da yaşayan bütün ulusların ortak evi haline getirememiş olmamızdır.
Alçaklık/ihanet umudu yok eder. İkinci Çeçen Savaşı sonunda Rusya’nın dağılmasını önledik, sorunu çözdük. Kadirovlar ailesine yardımcı olarak Çeçenya’yı “rahatlatmayı” başardık. Ancak Kafkasya halklarını istenen düzeyde Rusya bütününe katmayı başaramadık. Bu bölgede gerçekleşmekte olan sabotajların/sert çatışmaların bir yankısını 29 Mart’da Moskova’da duyduk. Bize anımsatıldığına göre, ülkemiz adına ve yararlı olacak bir tarzda sorunun çözümü, Kuzey Kafkasya halklarının da yararına olacak bir çözümü bulmamıza ve hayata geçirmemize bağlıdır.
Küresel İslam terörizminin bu son saldırılarda açık bir rol üstlenmiş olduğuna kuşku yok. Ancak bizler, yöneticilerin güç seferberliği etmiş olmalarına bakmayalım, Güney Rusya’daki Müslüman gençleri yanlış yönlendirip yeraltına çekecek silahlı gruplar oluşturmak, gençleri yasadışılığa sevketmek için, o gibi yörelerde geçerli ahlaksal ve politik nedenler bulunduğunu da bilmemiz gerekiyor. Radikal İslamcılığın taraftar bulması durumu, Kafkasyalı gençlerin iş bulamamaları gibi bir nedene bağlayamayız, doğru olmaz bu. Hloponin’in, yatırımcıların yardımıyla bölgede barışı ve istikrarı sağlamak istediği belli, ancak onun çabalarının da sonuçsuz kalabileceği olasılığını göz ardı etmemeliyiz. Kendi kendisini yok eden intihar eylemcisi/bombacısı gençlerin bu tür eylemlerini “El Kaide” parasından çok, büyüleyici ”Kafkasya Emirliği” ne ve kendi uluslarını “gavurların” pençesinden kurtarma düşüncesine bağlamak daha gerçekçi olur. Bu tür ideolojilerin tutsağı olan gençler şimdilik fazla değiller. Kuzey Kafkasya nüfusunun yarıdan çoğu Rusya’sız bir yaşama inanmıyorsa, bu tür Vahhabi militanları ile niye mücadele etmiyorlar?
Bu olumsuz gelişimin ilk nedeni, iyi niyetli olan ve barış içinde yaşamak isteyen yerlilerin görüşlerinde aranmalı, onlara şimdiki Rusya’da pek bir değer verilmiyor, ana neden bu –dışlanmışlık durumu-. Günümüz Rusya’sında geçerli olan kültürün İslam kültürüne ters düştüğü, sadece yüzsüzlük ve pop müziğine dayalı olduğu, adi ve utanç verici sahnelerin televizyonlarından yansıtılmakta olduğu görüşüdür, peki böyle bir ülkede Müslümanların sapkın durumuna düşmeden ya da günaha girmeden yaşayamayacaklarını söyleyen Vahhabilere ilişkin olarak bizden yana olan yöre insanları ne diyorlar?
Hepimizin ortak evi
Bizler, Kuzey Kafkasya uluslarının geleneklerini, onların farklı değer yargılarını/mantalitelerini hiçe sayıyorduk, ancak bu son yıllarda bu sakat tutumu azıcık da olsa terk etmeye başladık. Ekonomiyi geliştirmeden, güçlü bir üretim çeşitliliğini yaratmadan bu olumsuz tabloyu değiştiremeyiz, nihayet bunu kavramaya başladık. Şimdi önde duran temel görev, ahlaki ve kültürel alanda Kuzey Kafkasya halklarının yeni Rusya ile bağlarını güçlendirmek olmalı. Ancak kent ve köylerde barınan yığınların ülkelerinden/Rusya’dan soyutlandığı bir dönemde bu amacımızı gerçekleştiremeyiz. “Kafkas yerlileri içinden çıkıp ta buralara gelmiş kişiler”, “durmadan buralara koşuşuyorlar”, “Çeçenler” gibi aşağılayıcı sözleri söyleyen kişiler, ülkeye zarar veren kişiler, bunu bilmeliyiz, bilmedikçe de bir başarıya ulaşamayız. ”Kuzey Kafkasya halkları Rusya Devleti’nin içinde kalmaya/yaşamaya hazırlar”- bu sözler, yıllarca önce, Nalçik’te akıllı bir Adıge profesör tarafından bana söylenmişti. Ancak Rusların da kendi ülkesine -Kabardey-Balkarya’ya-şimdikinden daha fazla değer vermeleri gerektiğini de sözlerine eklemişti. Birçok bahane sıralayabiliriz, örneğin Rusya’da Rus kökenlilerin oranı % 80’den çoktur da diyebiliriz. Peki, Rusya’nın sadece Ruslara ait bir ülke olduğunu söyleyerek uluslar arası bir birlik ve dayanışma sağlanabilir mi? Rusya sadece Rusların ise, Kuzey Kafkasya uluslarının Rusya’da ne gibi bir işi olabilir?
Çokuluslu Rusya’nın birliğini ayakta tutmak için, devletin politik kadrosunu, ideolojisini ve politik sistemini değiştirmesi gerekir, ancak bu işi çok ağırdan alıyoruz. Kuzey Kafkasya’da oluşmuş olan terör sorunu –K.Kafkasya’da değil de- önce Moskova’da ele alınıyor ve orada çözümlenmeye çalışılıyor. Rusya Federasyonu’nun sadece Rusların değil, orada yaşayan Hıristiyan ve Müslüman toplulukların ve daha başka halkların yüzyılları kapsayan bir süreç içinde ortak bir yurdu haline gelmiş olduğunu, Rusya’nın birçok ulusun ortak bir ülkesi olduğunu artık kabul etmemiz gerekiyor. Akıllı biri olan Kabardey-Balkarya’nın Başkanı K’ok’o Valeri ile tanışmıştım (ölümüne de çok üzülmüştüm),bana Rusya’nın sıradan –coğrafi ve idari- bir federasyon olmadığını, olmaması gerektiğini, bu topraklarda çok sayıda ulusun/halkın (*) bir arada yaşadığını anlatmıştı, yüzyıllardan beri bu insanların –spesifik olarak-kendi yörelerinde yaşamakta olduklarını ve o insanların da Rusların sahip olduğu hak ve özgürlüklere sahip olmaları gerektiğine beni inandırmıştı. Rusya’nın ayakta kalması için gerekli olan şey, değişik ulusların en iyi kesimlerinin birlikteliğini sağlamaktır (bu olguyu Çarlık ile Bolşevikler daha iyi kavramışlardı). Anacak bugünkü Rusya Anayasası, Rusya’da çok sayıda değişik ulusun/ulustan insanın yaşamakta olduğu gerçeğini pek dikkate almıyor. Federasyon Konseyi (Senato) ulusları/halk topluluklarını temsil eden bir meclise dönüşemedi. Geçmişte devlet ile din birbirinden kopartıldı, bunun bir sonucu olarak, devletin kültür politikası Müslüman ve Hıristiyanların dinsel geçmişini/inançlarını önemsememe, dışlama üzerine biçimlendi. Tüm Rusya’da olduğu gibi, Kuzey Kafkasya uluslarının da sorunları merkeze yansımamaya/ulaşmamaya başladı. Çözüm için eşit haklar ve değişik ulusların temsilcilerinin de ülke/RF yönetiminde söz sahibi olmaları sağlanmalıdır, o takdirde ülke, gerçek anlamda bütün Rusya uluslarının ortak bir evi haline gelecektir. Güvenlik örgütleri ne denli iyi donanımlı olsalar bile, ülke güvenliği adına, çok sayıda ulusun yaşadığı ve değişik dinlerden insanların barındığı Rusya’nın şimdiki durumuna uygun düşecek bir politika oluşturmadığımız sürece sorunlarımızı çözemeyiz.
Aleksandr Tsinko/Александр Ципко.
Filozof, Siyaset bilimci
“Argumentı i faktı” gazetesi.
Adıge maq,14 Nisan 2010
Çeviri: Hapi Cevdet Yıldız/Хьапый Джаудэт
Cherkessia.net
(*)-Rusya Federasyonu’nda Devlet Başkanı Dmitri Medvedev’in bir açıklamasına göre 182 ulus ya da halk topluluğu bulunuyor.-HCY
Not: Yazı siyahlaştırmaları Aleksandr Tsipko’ya, tire içindekiler de çevirmene aittir.-HCY