Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Murat Berzeg: Ya Örgütleneceğiz, Yada Yok Olacağız
24 Kasım 2010 Çarşamba Saat 22:43
28 Şubat 2010’da Adıge Cumhuriyeti sivil toplum örgütü "Çerkes Kongresi" Başkanı Sayın Murat Berzeg ile İstanbul Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı’nda Kafkasya’daki güncel sorunlar üzerine bir sohbet toplantısı düzenlendi.

Kafkasya Forumu tarafından organize edilen toplantının açılışında bir konuşma yapan Sayın Murat Berzeg, katılımcılar tarafından kendisine yöneltilen soruları, Cherkessia.net adına toplantıya katılan Sayın Şhalaxho Ragıp Mete’nin moderatörlüğünde yanıtladı.


Sunuş:

Murat Berzeg

Bugün Adıge halkının dernekleri ve DÇB adında önemli bir örgütleri var. Bu örgütler son 20 yıldır dil ve kültür üzerine yoğunlaşmış durumdalar. DÇB “Biz politika yapmayacağız” şeklinde bir açıklamada bulundu. Bundan dolayı Kafkasya’da yaşayan Adıgeler politik anlamda Adıge sorunlarıyla ilgilenecek, yeni bir yaklaşım getirecek oluşumlar üzerinde düşünmeye başladılar.



Bize göre, Kafkasya’da yaşayan Adıgeler çok uzak olmayan bir gelecekte dil ve kültürlerini kaybedecekler. Öncelikli olarak tarihi Adıge toprakları (Çerkesya) ve Adıgelerin birliğine önem veriyoruz.

Ulusu ulus yapan; tarihi, bugünkü konumu ve geleceğe olan bakış açısı, yani vizyonudur. Bugün Türkiye, Ürdün, Suriye ve tüm diasporada yaşayan Adıgeler ile Kafkasya’da yaşayan Adıgeleri birbirine bağlayan şey nedir? Bunların ortak noktaları sadece geçmişleridir. Bugünleri ve gelecek vizyonları için böyle bir bağdan veya birlikten söz edemeyiz.

Bundan dolayı arşivsel dokümanları; Kafkas savaşında Ruslar’ın bize uyguladıkları savaş politikalarını ortaya koyan belgeleri toplamaya başladık. 150 yıl önce Rusların Adıgelere uyguladıkları zalimliği şimdiye kadar sorgulamamıştık. Biz bu konuyu gündeme getirmek, sorgulamak için arşivlerden dokümanları topladık. Rusya açısından en büyük problem bu toplanan dokümanlardan elde edilecek sonuçtur.

Çerkes Kongresi bu anlamda girişimlerde bulunarak gerekli yerlere başvurularını yaptı. Ancak Rusya bu başvuruya, “Jenosid yok“ diye yanıt verdi. Evrensel hukuk sürecinde öncelikle bağlı bulunduğunuz devlete başvuruda bulunmanız gerekiyor. Ancak bundan sonra uluslararası kurumlara başvuruda bulunabiliyorsunuz. Biz de Avrupa Parlamentosuna gerekli girişimlerde bulunduk. Ama Rusya’nın bize karşı aldığı tavırdan ve takibatından dolayı bu konuyu daha da ilerletme imkânımız kalmadı.

Bugün dünyada ve Kafkasya’da yaşananlara bakarsak; DÇB dışında, farklı bir organizasyon kurmamız gerektiğini söyleyebiliriz. Dünya kriterlerine uygun, söz sahibi olabilecek, bizi ortak akıl etrafında toplayacak ve ulusun temel değerlerine sahip çıkabilecek bir organizasyon. Çıkış yolu olarak bunu görüyoruz.

Soykırımı gündeme getirip tüm dünyayı bu konuda bilgilendirmeyi amaçlıyoruz. Bu anlamda bize yardımcı olacak herkesle işbirliği yapmaya hazırız. Bizimle birlikte olmak isteyen ve düşüncelerimizi paylaşan insanlar arıyoruz.

Daha fazla zaman kaybedersek yok olacağız, Adıgelerin kararlılıkla ortak bir yolda yürümeleri gerekiyor. Bunu başaramazsak bana göre Adıgeler yok olur.  

Bugün Kafkasya’da hiçbir tarihi veya geçmişi olmayan Kazaklar yasayla ulus yapıldılar. Adıgelerin toprakları onlara ait olarak kayda geçirildi. Tarihsel görevlerine dönmeleri için silahlandırılıyorlar. Artık Adıge Cumhuriyeti’ni yok etmek için hazırlıklar yapılıyor. Bu süreç 2014 Olimpiyatları öncesinde de tamamlanabilir. Amaç 2014 olimpiyatlarına kadar Adıge Cumhuriyeti’nin fes edilerek Krasnodar’a katılmasıdır. Bu anlamda Adıgeler üzerindeki hâkimiyeti Kazaklar sağlayacak. Adıgeler arasında buna razı gelecekler de, karşı çıkacaklar da var. Çıkış yolu nerede? Bu duruma seyirci kalıp bizi yok etmelerini mi bekleyeceğiz? Yoksa yeni çareler mi arayacağız? 

Bugünkü temel sorun bu.

Soykırımı dünyaya kabul ettirmeye, tanıtmaya mı çalışacağız; yoksa sesimizi çıkarmadan, bir ideal veya fikir sahibi olmadan, bir yolda ilerlemeden, ulus olmadan yok olmaya devam mı edeceğiz?

Kişisel olarak ben ve kurucusu olduğum organizasyon yapabileceklerimizin azamisini yaptık. Ancak bu, benim yalnız başıma altından kalkabileceğim bir konu değil. Şunu söylemek istiyorum: Savaşalım demiyorum. Akla dayalı çözüm yolları bulalım. Ancak şunu da bilelim: Rusya, güttüğü politikalarla Adıgeleri savaşa-çatışmaya sokmaya çalışacak, bunu dayatacak/dayatıyor.

Belli bir yolda olmayan hiçbir yere varamaz. Ben istediğim yolu gösterdim, ortaya koydum. Sizde düşüncenizi söyleyin. Benim yanlış olduğum yerler ve bundan başka, daha doğru bir yol varsa ben de bu yolda yürüyeceğim. 


Soru-Cevap Bölümü:


Yalçın Karadaş: Murat Berzeg’i bu şekilde ulusal konuyla ilgilendiği için takdirle karşılıyoruz. Baskıya, şiddete maruz kalacağı açıktı, bunlar da oldu. Ama o bunlara direndi. Kendisinin yanındayız.

Murat Berzeg: Düşünce ve yaptıklarımızı doğru görüyorsanız teşekkür ediyorum.

Yalçın Karadaş: Bu yiğitliktir, onun arkasında olmak ta bizim görevimizdir.

Murat Berzeg: Kahramanlar 150 yıl boyunca savaşanlardır. Bizim yaptıklarımızın onların yaptıklarının yanında hiçbir önemi yok.

Yalçın Karadaş: Ben naçizane kendi görüşlerimi söylemek istiyorum. Sayın başkana bir iki eleştirim olacak. Savaşarak, kahramanlıklarla, yiğitliklerle artık bu yeni dünyada bir şeyler elde edilemiyor. Artık yeni dünyada bir şeyler elde etmek için farklı yollar gerekiyor.

Murat Berzeg: Savaş konusundaki görüşlerinize katılıyorum. Ancak kendisi Soykırım yolunda ilerlerken bizleri savaş taraftarı gibi göstermek de Rusya’nın olası politikalarından biridir. Ben savaş taraftarı değilim; ama Rusya’nın üzerimizdeki baskısı bizi, istesek de istemesek de savaşa-çatışmaya sürükleyebilir. İmkanı varsa savaş dışındaki yolları düşünüyoruz. İmkânsızlıkların sonuçları meçhul.



Yalçın Karadaş: Karşınızdaki güçler sizi buna zorlayabilirler. Fakat bizim bu yola girmeyi en baştan reddetmemiz gerekiyor. Burada benim temel eleştirim Sayın Berzeg’e değil, ama genel olarak Çerkes entelektüellerinin yaptığı bir takım temel hatalara değinmek gerekiyor. Bunlardan en başta geleni diyalog kurmaya kapalı bir yapı ve kendi düşüncelerini her şeyin önünde gören, doğru olduğunu baştan kabullenme ön yargısıdır. Yani diyalog kurmayı istemiyoruz. Önce bir konuşalım demiyor insanlar.

Kendilerine bir ideoloji yaratıyorlar. Bunu Sayın Berzeg için söylemiyorum, geneli değerlendiriyorum. Önce bu diyalogu kendi içimizde yapmak zorundayız.

Murat Berzeg: Biz diyalog kurmak istiyoruz. Ancak silahı gelip başımıza dayayan Rusya’dır. Biz hazırız. Adıge ulusal sorunları üzerine çalışacaksak Ruslarla da diyalog kurmaya hazırız. Ancak bizi duymak, görmek ve konuşmak istemiyorlar.

Yalçın Karadaş: Benim diyalogdan kastım şudur: Kendi içimizdeki diyalog. Bir kere olmayan birinci şey budur. İkinci adım en yakın komşularımızla diyalog ve dayanışmadır. Onları yok sayıyoruz. Onlar bizi yok sayıyor. Üçüncüsü, bizim tehlike olarak gördüğümüz, bizi yok ettiğini düşündüğümüz güce karşı. Burada RF’nun ideolojisinden bahsediyorum. Bunlarla olan diyalog. İlk iki noktayı geçmeden kimse sizi ciddiye almaz.

Türkiye’de bizi kurumlar ciddiye almıyorlar. Aynı şekilde demin sözünü ettiğim DÇB, bunlar da diyalogdan yana değil; hiçbir denek içinde bile, İstanbul Kafkas Kültür Derneği örneğin(bunu örnek olsun diye söylüyorum sadece), içindeki farklı düşünen insanların fikirlerini almaya yanaşmıyor. Böyle bir geleneğimiz yok.

Özetle bizim sorunumuz diyalog eksikliğidir. İç yüzleşme, dışa dönük yüzleşme, bizim yakın komşularımızla olan diyalog ve iş birliği… Örnek vereyim ne demek istiyorum. Adıgey, Karaçay-Çerkes, Kabardey-Balkar, Kıyıboyu Şapsığları ve Abhazya Cumhuriyeti sırf bunları ele alsak bile, Abhazya’yı da özel durumuyla bir yere bırakalım. Adıgey, Karaçay-Çerkes, Kabardey-Balkar; yani Adıge olan halkların dışında halklar var. Bunları biz yok sayıyoruz.

Örneğin Karaçay-Balkar grubu da başka sektörler tarafından yönlendiriliyor. Nedir? Türk-İslam sentezi ile. Siz Türksünüz, bu toprağın sahibisiniz, insanın aklına hayaline gelmeyecek, 1930’lardan kalmış ırkçı bakışlarla başka tezler yaratılıyor. Yani biz önce Karaçay ve Balkar diye bölündük diyen ve bana göre Kafkasyalı olan bir halkla neden diyalog kuramıyoruz, bunu bir bakmamız lazım. Sonra oraya yerleşmiş Kazaklar ve Ruslar var. Bu insanların STK ve örgütleriyle de diyalog kurmak lazım. Artı dünyadaki var oluş mücadelesi veren, enternasyonal anlamda da diyalog kuran toplumlar için biraz farklı çalışmalar yapmak.

Ben Çerkes halkının bu saatten sonra yok edilebileceğine inanmıyorum, mümkün değil böyle bir şey. Ancak Çerkeslerin artık 21. Yüzyılda bir ulus olma ve ötesi bir devlet olma noktasına girip girmediğini gösterecek şey öncelikle kendi içlerindeki diyalogla yüzleşmedir. Sonra yakın komşularını ciddiye alıp, “Arkadaşlar siz de Karaçay ve Balkarlar olarak iki cumhuriyettesiniz. Niye bir araya gelmiyoruz? Sizle biz bir araya gelelim, siz de bizim kardeşimizsiniz. Bu ülkenin içinde yaşayan herkes bir arada yaşayalım“ diyebiliriz. Kazaklarla oturup konuşabiliriz. Bundan sonra bizi dünya ciddiye alır ve Rusya da ciddiye alır. Bu saatten sonra kimsenin savaş veya kavga isteyeceğine, üç beş tane çapulcu silah satıcısından başka bu çağda kimsenin kavga savaş isteyeceğine ben inanmıyorum. Ancak bunlar her an olabilir, çok çabuk provoke olan bir toplumuz.

Çerkes Kongresi’nin ne zaman kurulduğunu biliyorum, bu kadar kısa sürede elinden geleni yaptı. Tebrik ediyorum.

Biz varız, var olmaya devam edeceğiz; ama biz Karaçayı, Balkarı, Kazakı, Abazayı, ötekini berikini yok sayarak, onları öteleyerek sürekli kendimizi mikromilize ederek, kabileci zihniyetlerin içine girerek bu yeniçağda, ulus devletlerin sorgulandığı, 19. Yüzyıldaki ulus devletlerin zihniyetleriyle Çerkesya oluşturmaya çalışıyoruz. Bu çok tehlikeli ve yanlış bana göre. Teşekkür ediyorum.

Murat Berzeg: Biz şimdiye kadar Çerkes milliyetçiliği yapsaydık, bu duruma gelmezdik. Milliyetçilik kötü bir şey değildir. Her ulusun varlığını milliyetçilik koruyor. Sizin sözünü ettiğiniz faşizmdir.

Uğruna savaştığımız ülkeleri saymaya parmaklarım yetmez. Tüm güzel topraklarımızı onlara verdik. Şimdi de yola kendimizi serdik, üzerimizden yürüyorlar. Bugün Soçi için onlara yalvaralım mı?

Ulusal varlığı, gerçek anlamda bir ulus devleti olmayanı bugün kimse umursamaz. Adıgelerin müsadesiyle Adıge dağlarına, topraklarına yerleştirilen Karaçay-Balkarlar bugün uluslaşma süreçlerini tamamladılar ve bir olup bize saldırıyorlar. Diyalog istemeyen biz değiliz. Onlar bizim akıl ve güç bağlamında zaafımızı gördükleri ve bizi ulus saymadıkları için, bizi muhatap olarak kabul etmiyorlar. Ulusal ortak bir akıl ve bilinç sahibi, bir güc sahip olmazsanız kimse sizi muhatap kabul etmez. Bize insanlık yapanı biz de aynı şekilde insanlıkla karşılamaya ezelden beri hazırdık, bugün de hazırız.

Yalçın Karadaş: Diyalogdan sonra ortak akıl bulabilirsiniz ancak.

Murat Berzeg: Söylediğinize katılıyorum. Ancak dünyada hiçbir ulus yoktur ki tek bir ortak akılla çalışsın. Bu anlamda ayrımlar da var elbette. Çünkü herkesi bir ortak akıl etrafında toplamak çok zor. Benim istediğim, benim gibi düşünenleri bir araya getirmek ve benim gibi düşünenlerle bir arada bulunmak.



Salt dansı, oyunu veya başka şeyleri önceleyen insanlarla diyalogun bir sonuç vereceğine; ortak bir noktada buluşabileceğimize inanmıyorum. Ben ne istediğimi söyledim. Benim gibi düşünen, benim yolumda gidecek olan gelsin. Oynayacak, dans edeceğe de ben bir şey demiyorum. Herkesin istediğini söyleyebileceği bir grup toplanırsa birlikte oyun-düğün yaparlar; ancak böyle bir birliktelikten bizim istediğimiz anlamda bir örgütlenme çıkmaz.

Çerkes Kongresi’ni kurarken de sahip olduğumuz akıl birdi, düşüncemiz birdi. Bunu uygun görmeyenler başka örgütlere katıldılar. Adıgelerin ulus olarak bir arada, tarihi topraklarında yaşamaları temel amacımız ve fikrimizdi. Bu uğurda Avrupa’nın, dünyanın Çerkes soykırımını tanımasının önemli olduğu konusunda fikir birliğimiz vardı. Bunu kabul edenlerle beraberdik, yine olacağız. Bunu reddedenlerle yapılabilecek fazla bir şey yok.

Birçok konuyu aynı anda yürütmeye kalkan insan birini bile bitiremez. Bizim Adıge Xaselerimiz de böyleler.


Kelemet Çiğdem: Şövalyelik zamanı geride kaldı. Bugün ulus olup, uyum içinde dünyada var olmak gerekiyor. O birkaç şövalyenin sergilediği kahramanlık zamanı geride kaldı.

Ulus olma projeniz nedir? Siz diasporaya gelirken uluslaşmamız için ne gibi düşünceleriniz vardı, görüşleriniz nelerdir?

Murat Berzeg: Sunuş bölümünde söylemiştim. Şu anda elimizde ulusallık anlamında uzun boylu bir şey yok. Geleceğimiz ve bugünümüz belirsiz olduğu için sahip olduğumuz tek varlık geçmişimiz.

Bugün Adıgelerin ulusal anlamda konuşabilecekleri bir konuları, projeleri yok. Ürdün’de yaşayan Arap, Türkiye’de yaşayan Türk, Rusya’da yaşayan Rus mantalitesine ve bakış açısına sahip. Bu şekilde ulus olunamaz. Ulus olmak için aynı topraklarda ve bir arada olmanın çaresini bulmak zorundayız.

Ulusal bir düşünce etrafında birleşmeliyiz. Ulusal bilinç anlamında şu anda hepimizin hafızasında bir tek şey var: Kafkasya’da yaşadığımız ve kahraman bir ulus olduğumuz. Bunları uyandırmamız ve içini doldurmamız lazım. Bu kavramları harekete geçirmemiz lazım.

Bugün tüm dünyadaki Adıgeleri ortak bir akıl çevresinde toplayamayız. Bu hata olur. Bu yola başvurduğunuzda hiçbir yere varamazsınız. Açık bir ulusal ideoloji ortaya koyanlar sayısal olarak az da olsalar büyük çoğunluğu arkalarından sürükleyebilirler. Bu birlikteliği sağlayacak insanlar arıyoruz.


Yaşar Güven: RF’nda 7 idari birim vardı, şimdi Adıgey’in dışarıda bırakıldığı 8.si oluşturuldu. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?

Murat Berzeg: Dünyada kabul gören, evrensel İnsan Hakları İlkelerine göre bir ulus bölünemez. Benim görüşüm, Kuzey Kafkasya Federal Bölgesinin oluşturulması 150 yıl önce Rusya’nın bize uyguladığı politikaların bir devamıdır. Adıgeler bir daha bölündüler. Bu, Kafkasya’daki halklar içinde Rusya’yı en çok sıkıntıya sokanın Adıge sorunu olduğunu gösteriyor.

Bu, burada kalmayacak. Çünkü Adıgeyin yok edilmesi projesinin bir ayağıdır. Adıgey artık tek başına kaldı ve sayısı belli. Krasnodar’a dahil edilmesi zaten gündemde. Bu konuyla mücadele de bizim gündemimizde. Bu, kabul edilebilecek bir durum değil. Buna karşı çareleri soruşturuyoruz.

Yaşar Güven: Amerika Kafkasya’da söz sahibi olmak istiyor. Montrö anlaşması gereği Türkiye’nin boğazlarından geçiş için tavizler koparmak istiyor. Gürcistan’ı Truva atı gibi kullandı. Şimdi bir korkum şu: Kafkasya’da Truva atı gibi kullanabileceği, Çeçenya olayı malum, Adıgeler var. Böyle bir korku bir endişem var. Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi almak istiyorum.

Murat Berzeg: Bana göre Adıgelerin Amerika’nın politikalarına uymaları söz konusu değil. Adıgelere ulusal mücadelelerinde “yardımcı olabilecekler“ içindedir Amerika.

Benim birilerinin politikasını benimsemek, onlara alet olmak gibi bir düşüncem veya önceliğim olamaz. Bizim isteklerimizi yerine getirmemizde kim, bize ne kadar yardımcı ve müttefik olabilir, bunu sorgularım ben. Bugün bu Amerika olabilir, yarın Çin olabilir…

Kim olursa olsun, bizim sorunlarımızda bize yardımcı olacakları arıyoruz. Ancak sözünü ettiğiniz gibi Adıgelerin birilerinin politikasına alet olması söz konusu olamaz. Bizim istediğimiz şartlar ve ulusal birlik sağlandıktan sonra, bize karşı tavrını değiştirdikten sonra, bizi ulus olarak kabul ettikten sonra Rusya’la bile bir diyalog sorunumuz olmaz.

Önceliğimiz birlik olmak, ulus olmaktır. Bu bağlamda kimden ne kadar faydalanabiliriz buna bakıyoruz.

Yaşar Güven: Gazete olarak (Jıneps Gazetesi) unutmadığımız, unutturmamaya çalıştığımız bir konu var. Şu an politika yapmayacağını söyleyen DÇB, 1997 yılında UNPO’ya müracaat ederek kimi kararlar aldırdı:

1)Rusya Çerkeslere soykırım uygulamıştır.

2) Diasporadaki Çerkeslerin anavatana dönüş hakları vardır.

3)Çifte vatandaşlık hakları vardır.

1997’de bunları isteyen DÇB bugün niye böyle?

Murat Berzeg: O kararların hukuki yaptırım gücü yok. Adıgelerin anavatana dönüşü konusunda nereye ulaştığımızı görüyoruz. İstatistikleri söylüyorum tekrar:

20 yılda Adıgey’e dönen sayısı 500 civarındadır. Ancak 10 yılda Adıgey’e yerleşen Ermeni sayısı 25 bin kadar. Krasnodar Kray’dan değil, Adıgey’den bahsediyorum sadece. İşte DÇB’nin başarısı budur. Bu verilere bakarak kazanımların ne olduğunu görebilirsiniz.

Yaşar Güven: 1997’de yukarıdaki kararları aldırmak için başvuran DÇB’nin daha muhalif, daha halktan yana bir tutum takındığını söylüyorum. Yeltsin dönemi malum, “istediğiniz kadar özgür olun“ diyordu. Daha sonra “Moskova’nın istediği kadar özgür olun“ dönemi başladı. Sonra da RF’nun baskısıyla DÇB köşesine çekildi. “Ben bir karar aldırdım, bir hata ettim; aldırmaz olaydım“ diyor.

Murat Berzeg: DÇB’deki politika değişikliklerine vurgu yapmadım. Bu herkesçe malum zaten. DÇB’nin eski kurucuları arasında Yuri Kalmıkov vardı. Onun düşüncesi ile bugün bizim düşüncemiz aynı. Onun vefatından sonra DÇB sözü edilebilecek bir kurum olmaktan çıktı. Kalmıkov’un tavrı ve düşünceleri yiğitlik ve Adıgelikti. Sonradan dahil olan insanlar ve meydana gelen değişiklikler ayrı bir konu. Fayda getirecek, üzerinde konuşulması gerekecek bir konu değil.


Can Kesgin: 19-22 Mart tarihlerinde Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te bir konferans düzenlenecek. Çerkes Soykırımı üzerine. Bunun öncesinde Amerika’nın Çerkesler üzerine bir takım planları var. Gürcistan’ın Kafkasya ve Amerika ile olan ilişkilerini hepimiz biliyoruz. Gürcistan da belki kendi çıkarları öyle gerektirdiği için Amerika ile yakın durmak zorunda.

Bu bağlamda Gürcüler, Kafkasya işgal edilirken Çarlık Rusyası’nın güdümündeydi. Rus-Kafkas savaşlarına dair önemli belgelerin çoğu Tiflis’te Gürcü arşivinde bulunuyordu. Gürcistan, Çerkeslere karşı bu arşivi açma kararı aldı. Tiflis’te bir üniversitede Çerkes Soykırımı üzerine bir Enstitü açma kararı aldı. 19-22 Mart tarihlerinde Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te bir konferans düzenlenecek. Çerkes Soykırımı üzerine. Bu konferansta Murat Berzeg’in de sözünü ettiği konuların açığa çıkarttığı belgeler, diğer Gürcü arşivinden çıkan belgelerle işlenecek ve Çerkes soykırımının olduğuna dair bir tezin öne sürülmesi bekleniyor. Sonra bu tezi Gürcü parlamentosuna sunacaklar. Ve Gürcü parlamentosunun 21 Mayıs’ta Çerkes soykırımını tanıyacağı söyleniyor.

Şimdi 19-22 Mart’taki organizasyon için Çerkes diaporasının yaşadığı her yerden katılımlar bekleniyor. Türkiye’den de bu konferansa katılım bekleniyor. Masraflar konferansı düzenleyen kurumlar tarafından karşılanacak. Bu konuyu netleştirmenizi rica ediyorum. Siz de bu konferansa konuşmacı olarak katılacak mısınız, bir davet aldınız mı?

Murat Berzeg: Böyle bir şey sevindirici bir gelişme olur. Benim şu ana kadar ki katkım Jenosidi gündeme taşımak oldu. Değişik iletişim araçlarıyla bunu Gürcistan’a da duyuran, girişimlerde bulunanlardan biri de benim. Konuyla ilgili birkaç kez telefonla arandım. Maykop’tayken. Ancak uzun boylu iletişimimiz olmadı. Şu ana kadar bir davet de almadım. Katkım olursa sevinirim. Katılabilirsem gereğini yerine getirmeye çalışırım. Gürcü parlamentosundan böyle bir karar çıkarsa buna seviniriz. Benim de ömrümün büyük kısmını harcadığım konu budur. Bu bir başlangıç olacak. Diğer ülkeler de buna yaklaşacaklardır.

Yalçın Karadaş: Ben ilk defa duydum. Böyle bir hareketin başındaki insana, sayın Berzeg'e haber verilmemesi bir sorun. Gürcistan’da iki sene iş yapmış biri olarak konuşuyorum. İki sene orada yaşadım. Gürcistan’ın, Abhazya ve Osetya ile ilgili duruşunu netleştirmeden, kendi içindeki faşizan politikaları eleştirmeden Çerkes Soykırımı ile ilgili böyle uluslararası bir organizasyona girmesi sahtekarlıktan başka bir şey değil.

Murat Berzeg: Güney Osetya’yı kurtaran Rusya Çeçenistan’da yüz binleri yok etti. Bu anlamda üzerine bir yorum yapılmayacak, suçlanmayacak bir ulus yok. Hıristiyanlaştırma döneminde neler yaşandı? Dünya çapında örnekleri bulunabilir.

Nüsret Baş: Berzeg’i gıyabında az çok tanıyoruz. Dünyadaki Çerkeslerin düzgün bir politikalarının ve liderlerinin olmadığını ve yok oluşa doğru gittiklerini anladım söylediklerinden. Bu doğru.

Dünyanın dört bir yanına dağılan Çerkeslerin belli bir ideolojileri, yolları olmazsa yok oluşa doğru giderler. Bu hedef ancak siyasal hedefler olabilir. Siyasal hedefler sizi belli bir yere sürükler. Siyasal hedefler nelerdir? Dünya Çerkes Birliği’ni ortaya çıkaran şartlar ve DÇB’nin ortaya çıktığındaki siyasi hedefler dünya Çerkeslerini belli bir hedefe doğru götürüyordu. Neydi bu hedefler?

Kafkasya bizim ülkemizdir. Rusya soykırım yaparak bizi dünyanın başka yerlerine sürmüştür. Ülkemize geri dönüş hakkımız vardır. Bu ciddi siyasal bir hedeftir. Bu hedefle dünyaya dağılmış Çerkeslerin bir araya gelmeleri birileri için büyük bir tehdittir. Kim için? Rusya için. Rusya, “Hakikaten biz böyle yaptık, yanlış yaptık“ı bir ara dillendirmişti. Yeltsin döneminde hatta, bir ara kabul edecek gibi oldular; fakat Rusya şiddetli bir dönüş yaparak Kafkasya’nın Çerkeslerin vatanı bile olduğunu reddetmeye başladı. Böyle bir oluşumun olmadığını söylüyor.

Ne yaptı Rusya? DÇB’ye operasyon yaptı. Bu operasyonla DÇB’ni tamamen siyasal hedeflerinden uzak, yalnız kültürel hedeflerle uğraşan, bütçesi 50-100 bin doları geçmeyen, ara sıra bir araya gelip sohbet eden bir kurum haline getirdi. Şu anda bu şekilde siyasal hedefleri ve birliği olan bir kurum Çerkesler için ihtiyaçtır. Yani tüm dünya Çerkeslerinin bir araya gelerek hedeflerini söylemeleri Rusya için büyük bir tehdittir. Biz Rusya ile savaşalım mı? Hayır. Siyasal bir birlikteliği, siyasal gücü olmayan bir şeyi Rusya muhatap kabul etmez. Amerika’nın Kafkasya üzerine kendilerine göre bir planı var. Kısmen görüşüyorum, biliyorum. İlgisiz kalınması ve kimsenin ilgilenmemesi kötü bir şeydir. Şu anda Kafkasya’da güçler savaşı devam ediyor. Temennimiz lehimize olmasıdır.

Daha önce görüştüğüm Amerikalılara Abhazya’nın bağımsızlığını Gürcistan’a kabul ettirmezseniz Abhazya’ yı Rusya’ya kaptırırsınız dedim. Yaptıkları bu yanlışı şimdi gördüler. Bu Gürcistan’ın projesi değil, Amerika’nın projesidir. “Biz yanlış yaptık, Kafkasyalıları geri kazanalım“ herhalde böyle bir şey yapmak istedikleri. Çerkes Soykırımını eğer Gürcistan kabul ederse bu artı bir değerdir. Niyeti ne olursa olsun. Dünyada ilk defa Çerkes Soykırımını kabul eden bir devletin varlığı önemlidir. Kafkasya’da Çerkes Soykırımı yapılırken Gürcüler Ruslara destek verdiler. Duyumlarıma göre Gürcüler “Biz yanlış yapmışız, biz Çerkes halkından özür diliyoruz“ diyorlarmış. Bu da önemli bir şeydir. Tabii ki onların kendilerince hedefleri olabilir, ama ben bunu böyle görüyorum; yani Çerkesler için önemli bir şeydir.

Fakat asıl önemli olan siyasi hedeflerinizin olması, yani Amerika’daki, İsrail’deki, Türkiye’deki ve Kafkasya’daki Çerkeslerin o hedeflere yönelmeleridir. Böyle bir hedef oluşturulup DÇB’nin ilk yapısı gibi bir yapı olursa bunu tüm dünya ciddiye alır. Rusya da son derece ciddiye alır. Şimdi o DÇB yok artık. Buna benzer bir birlik oluşturulabilirse bütün dünya Çerkesleri bakımından, hiç Rusya ile de kavga etmeden oturup diyalogla “Burası bizim vatanımızdır, biz buraya gelmek istiyoruz” deriz. Tekrar vatanımıza sahip olmak istiyoruz. Bu insanlık hakkıdır. Tabii bu uzun bir yoldur.

Murat Berzeg: Bugün de döneceğiz deme hakkına ve dönme şansına sahibiz. Ancak kanunları bilmediğimizden böyle bir iradeyi ortaya koyamıyoruz. Sözünü ettiğim, kurmayı düşündüğümüz organizasyonun uluslararası hukuksal bir dili olmasını istiyoruz. İstediğimiz, dünyada olmayan bir hukukun veya bir ayrıcalığın Adıgelere verilmesi değil. Dünyada geçerli olan hukuk neyse, Adıgelerin de bu hukuka tabi tutulmasını istiyoruz. Biz Rusya ile birebir diyalogların ötesinde, ulusal anlamda ve ulusu temsil eden, ulusu konu edinen temellerle muhatap olmak istiyoruz.


Ardzınba Cemalettin Ümit: Ben Abhazım. Şu anda çatısı altında olduğumuz vakfın bir üyesiyim. Sizi burada ağırlamaktan onur duyduğumuzu belirtmek istiyorum.

Değerli konuğumuz bu güne kadar genel anlamda kültürümüzün kaybola geldiğini, eğer gerekli tedbirleri almazsak tümünün kaybolacağını ifade etti. Bu endişeye aynen katılıyorum. Kafkas halklarını ifade eden 7 yıldızlı bir bayrağımız var. Bunların içinde Adıgey, Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes ve Abhazlar biraz daha biri birlerine yakın. Bahsettiğiniz sorun bu adını saydığımız halkların ortak sorunudur. Bir elin nesi var, iki elin sesi var. Yalçın Bey’in de ifade ettiği gibi bu halklar arasında bu konuda ciddi bir diyalog kurulabilirse hedefe biraz daha rahat, biraz daha sağlam yaklaşılabileceği kanaatindeyim. Teşekkür ediyorum.

Murat Berzeg: Bu halkların Türkiye’deki ve Kafkasya’daki konumları birbirinden farklı. Balkarlar ve Karaçaylar bir halklar. Dil ve soy kültür olarak bizden farklılar. Ve onlar bizden olmadıklarını altını çizerek sürekli vurguluyorlar. Bu günlerde Adıgelere karşı dikilen halk, Karaçay-Balkarlar’dır. Beş gün önce Karaçay-Çerkes’te 100’er kişilik Adıge ve Karaçay grupları birbirlerine şiddet uyguladılar. Silah kullanılmaya varacak bir gerilim oluştu. Çerkes’in adının değiştirilip Karaçayca bir isim verilmesi konusunda istekleri var.

Burada Türkiye’de bu halklar bir arada olabilirler, ancak Kafkasya’da aralarında değişik sorunlar var.

Abhazlar bizim kardeşimiz. Aynı soydanız, bu tartışılmaz. Ancak Abhazya’nın Adıge ulusal sorunlarına yeteri kadar ilgi ve önem gösterdiğini düşünmüyoruz. Abhazya bağımsızlığı kazandıktan sonra bize destek vereceğini sanıyorduk ve Adıge ulusal sorununu gündeme getirerek bize bir yol açmasını bekliyorduk. Bugün yürüttüğü politika Rusya’nın yanında ve ben bunu doğru bulmuyorum.

Abhazya’dan öncelikli beklentimiz diasporadaki Abhazları vatanlarına döndürerek Abhaz nüfusunu arttırması şeklinde bir politika uygulamasıydı. Ancak bugün oraya gidenlerin çoğu Ruslar ve Ermeniler. Birkaç yıl sonra bir referandumla Abhazya’nın yapısı değiştirilebilir. Beğenseler de beğenmeseler de gerçek bu.

Diasporada 400 bin Abhaz yaşadığı söyleniyor. Beklentimiz bu 400 binin bir kısmının şimdiye kadar dönerek Abhaz halkına güç katmasıydı. Allah’a güvenmelisiniz, ancak siz de bir şey yapmalısınız.


Kube Nurhan Fidan: Çerkes Kongresi’ne Kafkasya’da yaşayan Adıgelerin desteği ne kadar?

Murat Berzeg: Genel olarak Adıgeler arasında herhangi bir düşünceye sahip olmayan, kayıtsız ve ilgisiz insan sayısı daha fazla. Umursamıyorlar, yaşlılar. Yaşlının istediği çay içip oturmak, gündemleri bu.

Bu soruna biz Adıgeler mantıksal bir şekilde yaklaşamadık şimdiye kadar. Yaşlılara saygı gösterilmesi, hürmet edilmesi gerek. Ancak Adıgelerin eski bir sözü var: “Yaşlıyı dinle, gencin yaptığını ye” diye.

Yaşlıların politika yapması düşünülemez. Saygı göster, yer ver, istediğini yap. Adıgelik veya adet yap. Ancak ulusun geleceği gençlerin yapacakları çalışmalara bağlıdır.



Bugün Rusya böyle yaşlıları toplayıp kendi istediğini onlara söyletiyor. Bizi dinleyip, bize destek olanlar gençlerdir. Bugün genç kesim tamamen bizi destekliyor. Ancak bu konuda bir soru sorarsanız karşınıza yaşlılar çıkar. Ruslar bizim yaşlılarımızın sözünü dinlediğimizi, onların sözünden çıkmadığımızı biliyorlar. Ve ulusal konularda önümüze yaşlıları sürüyorlar. Yüz yaşında, yolda karşıdan karşıya geçemeyen biri ulusal sorunları yürütemez. Yanılıyorsam söyleyin.


Mevdudi Bayçora: Rusya’da, Rusların içinde Adıge sorunlarına karşı katı tutum içerisinde olanlar ve demokrasi yanlıları var. Bunlarla diyalog kurdunuz mu?

Murat Berzeg: Tarihsel anlamda en sözü geçen kişi İgor Yakovleviç KUTSENKO ve Petersburg’da oturuyor. Onun sözü geçerlidir. Söylemleri kabul edilir. Kendisi Maykop’a geldi ve bu söylemlerimizi kayıtlara aldı ve bir kitap yazdı.

İnsani değerler ve insan hakları bağlamında Rusya’da duyarlı insan sayısı az. Soykırım konusundan söz edenler tarih bilimi açısından da, insanlık açısından da iyi durumda değiller. Bunlar Rus milliyetçileridir. İç politikada bir yere gelmek, bir makam sahibi olmak için bunu savunabiliyorlar. Soykırımı reddedebiliyorlar.

Rusya bazında gerçek uzman ve sözüne güvenilir tarihçiler arasında “Çerkes Soykırımı yoktur“ diyene rastlamak mümkün değil. Az da olsa, demokrat kesimden de bizle hem fikir olan ve bize yardım edecek olanlar var. Ama bu birlikteliği sağlamak zor.

Mevdudi Bayçora: Diaspora Kafkasya’ya göre mi konumlanmalı? Gürcistan’ın tavrı bir yandan kötü, ama diğer yandan iyi. Diasporanın gerçekleri açısından sıkıntı yaratabilir. Bu durum Rus yanlılığı veya Rus karşıtlılığı şeklinde yorumlanacaktır. Adıgelerle Abhazlar arasında, Abhazlarla Çeçenler arasında olduğu gibi farklılık yaratacaktır. Murat bey DÇB’nin yaptığını farklı bir şekilde yapıyor.

Murat Berzeg: Bazı şeylerin zararı geleceğini düşüne düşüne yok olmanın eşiğine geldik. Bizi kim düşünecek? Birisi üzülecek diye yok olacağız, öyle mi?

Mevdudi Bayçora: Abhaz-Gürcü ilişkileri hakkında ne düşüyorsunuz? Gürcistan’la Adıgelerin birliği Abhazya yönünden olumsuz sonuç doğurmaz mı?

Murat Berzeg: Bu konu ilk kez şimdi gündeme gelmiyor. Daha önce de bu konu gündeme geldiğinde Abhazya’da savaş çıkmak üzereydi. Abhazya sorunu çözülene kadar konuyu erteleyeceğimizi söyledik. Bugün bu konunun Abhazya’ ya ne gibi bir zararı olacak? Gürcistan’la aralarında bir savaş çıkma ihtimali olursa artık Rus orduları var Abhazya’yı savunan.

Bu anlamda bizim orada bir işimiz olduğunu, konuyla bir ilgimizi göremiyorum. Eğer Rus orduları olmayıp, Gürcülerin saldırma ihtimali olsaydı biz Gürcistan’la böyle bir diyaloga girmezdik. Abhazların yanında olurduk. Ancak bugün durum herkesin kendi mücadelesini vermesi gerektiğini ortaya koydu.

Ragıp Mete: Diasporanın % 85’i Adıge, % 10’u Abhaz, kalan da diğer halklardır. Bu gerçeklik göz ardı edilerek yapılacak hiçbir politika başarıya ulaşmaz. % 85 Adıge, o halde politikaların % 85’i Adıgelere yönelik olacak. Bunlar benim şahsi görüşüm.

Murat Berzeg: Bana göre Adıgelerin başarısızlığının temelinde yatan neden bu birlikteliktir. Herkes kendi ulusu için bir şeyler yapabildi. Hiçbir şey beceremeyen bir biziz. Ben bütün Kafkas halklarının birlikte çalışmasına karşı değilim. Ancak Adıgeler kendi aralarında bir birlik oluşturamazlarsa, ne onlara bir faydaları olur, ne de kendilerine.


Cihat Bage: Genç arkadaşımızın sözlerine binaen söylüyorum. % 15’i yok mu farz edeceğiz. Yani % 15’i yok farz etmediğimiz ortada; % 85’ten önce bağımsızlıklarını elde ettiklerine göre, bir devlet oluşturduklarına göre. Ve bu, bir kardeş birlikteliği ve dayanışma ile gerçekleştirildiğine göre, demek ki bu gerçek değil.

Şu anda Murat Bey bir yangından söz ediyor. Soçi olimpiyatlarına kadar Adıgey Cumhuriyeti kalmayabilir diyor. RF’nun yeniden düzenlemek istediği Cumhuriyetlerin bölgesel haritasını, bu konudaki yaklaşımı itibarıyla haritanın içinde kalan bizim kardeş Cumhuriyetlerimizin (Abhazya da dahil) bu konudaki müttefik tavrını net olarak cevaplamanızı istiyorum. Bir de daha somut bir şekilde anlatabilirse diasporadan bu çizdiği çerçeve içersinde somut olarak ne bekliyorsunuz?

Murat Berzeg: Abhazya bu konuya dahil değil. Kendi sorunları var. Rusların ve Ermenilerin oraya yerleştirilmesi gibi.

Cihat Bage: Biz, Abhazya bağımsızlığını elde ederken müdahil olmuştuk, onu hatırlatmak istedim.

Murat Berzeg: Abhaz halkından bireysel olarak yardım eden çıkar; ancak devlet olarak bize bir yardımları olamaz. Adıgey’in yok edilmesinden sonra Kabardey’in de varlığını sürdürmesi mümkün gözükmüyor. Projenin genel amaçları arasında hepsini bir şekilde tasfiye etmek var. Onlar da bu olaya nasıl karşı koyacaklarını düşünüyorlar. Yol arıyorlar.

Ragıp Mete: Dağıstan’ı da bunlar arasında görebilir miyiz?

Murat Berzeg: Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar bu durumdan etkilenirler. Ancak Dağıstan’ın statüsü kalksa bile bir şey değişmez. 2.5 milyon nüfusları var. Mevcut yapılarını muhafaza edebilirler. Çeçenistan’a Ruslar girmiyor. İnguşlar için de bu böyle.

Bundan etkilenecek olan tek ulus Adıgelerdir. Saydığımız halklarla görüşmelerimiz, konuşmalarımız oldu. Hepsi Adıgeler için endişeleniyorlar. Savaş-çatışma çıkmadan Rusya’nın bu yaptığının yanlış olduğunu nasıl anlatabiliriz diye düşünüyorlar.

Cihat Bage: Rusya’nın muhatap alması için önce orada bir birlikteliğin oluşması gerekmiyor mu?

Murat Berzeg: Sorun, yönetimdekilerin seçilme tarzında bir değişiklik olmasıdır. Başkanları Moskova atıyor. Kendi politik düşüncelerine uygun insanları göreve getiriyor. Eskiden halkın seçtiği liderler yönetime geliyordu. Bunlara halkın isteklerinin yansıtılması daha kolaydı. Ancak bugün seçim tamamen Rusya tarafından yapıldığı için yönetimsel bazda bir araya gelerek bir tepki vermek olası değil.

Bana göre, bugün herkese soykırımı tanıtmalıyız. Tüm dünya halklarına Rusya’nın Adıgelere uyguladığı soykırımı.

Tüm Adıgelerin bir araya gelerek mevcut uygulamaların yanlış olduğu konusunda bir duruş sergilemesi gerekiyor. Ardından en kötü şartlara hazırlık yapmak lazım.

Rus politikalarına çaresizlikten dolayı karşı koyacak, savaşacak birçok genç var. Savaşmadan nasıl ulusal varlığımızı sürdürebiliriz? Bunu düşünmeliyiz. Bunun çarelerini aramalıyız. Yakın gelecekte bir araya gelelim, ortak bir düşünce ortaya koyalım, örgütlenmeye başlayalım.


Bir katılımcının sorusu: DÇB’nin politikalarında değişikliğe sebep olan diaspordan çıkan delegasyonun tutumudur. Diaspora temsilcilerini yeteri kadar tanıyor musunuz? Murat Berzeg, Hatajıko Valeri, İbrahim Yağan gibi ulusal mücadele içinde olan STK liderleri bir araya gelip görüş alışverişi yapıyorlar mı, bir araya gelip güç birliği yapmayı düşünüyorlar mı?

Murat Berzeg: DÇB’de meydana gelen değişikliklerde temel suç bizim. Son 20 yıldaki politikalarla Kalmık Yura zamanındaki değişikliğin suçlusu da biziz. Rusya kendi düşüncelerini, kendi düzenini uyguluyor. Biz de bunu kabul ediyor, hiçbir şey yapmıyoruz.

Diasporanın gerçek durumunu Ruslar bizden iyi biliyorlar. Maykop’taki toplantıya da kendi istedikleri kişilerin katılmasını sağladılar.

Valeri’yle telefonla görüştüm; ancak benim ifade ettiğim anlamda aktivist bir yönü yok. İbrahim Yağan’la görüşüyoruz, bir araya geliyoruz. Düşüncelerime katıldığını söylüyor.

Yalçın Karadaş: Bizim ortak sıkıntımız diyalog sorunudur. Bu diyalogu kurarken bana yakın düşünenlerle diyalog kurayım değil, bizden farklı düşünenlerle de diyalog kurmalıyız. Biz hala 19. Yüzyılda kurulmuş olan ulus devletler, nasıl bir takım etnik grupları reddederek ve onları baskı altına alarak oluşmuşlar ise, bugün 21. yüzyılda nasıl bu sorgulama değişmekteyse biz hala bunu fark etmemişiz. 200 yıl önceki zihniyetle bir Çerkesya kurmaya çalışıyoruz veya Kafkasya kurmaya çalışıyoruz. Bu son derece yanlış ve tehlikelidir bana göre.

Örnek bizim özellikle Kabardey bölgesi Çerkeslerinin aile adlarına baktığınız zaman bu aile adlarını taşıyan ailelerin birçoğunun civarınızdaki tüm halkları ihtiva ettiğini görürsünüz. Yani ırkçı anlayışla, birilerinin kimliğini ve dilini yok sayarak o ulus devletlerin kurulduğu dönemdeki, o yüzyıldaki anlayışla gidersek işte bugün karşımıza bilinçsiz bir Karaçayla bilinçsiz bir Adıgenin arasındaki çatışmanın ortasında kalırız. Bunlar yol değil. Bunu anlamamız lazım. Biz 19. Yüzyıl kafasıyla 21.Ötesini oluşturamayız. Artık bu değişmek zorunda. Biz 21. Yüzyılın kafa yapısıyla orada yaşayacağımız bir sistemin nasıl kurulacağını tartışmalıyız.

Murat Berzeg: Ben Karaçayları orada oturtmayalım demiyorum. Oturdukları yerler onların değil demiyorum. Yalan söylemeyelim diyorum. Gerçek olan 13. Yüzyılda gelip oraya yerleştikleri. Yalan söyleyip 5. Yüzyılda oraya yerleştiler dersek bu daha mı iyi? Bu adil bir söylem mi? Benim burada vurgulamak istediğim Adıgelerin otokton halk oldukları ve dünya kriterlerine göre söz sahibinin onlar olduğudur. Bunun dışında diğerleri yaşayamaz diye bir iddiam yok. 

Ruslar geldikleri zaman da Karaçaylar oradaydı. Balkarlar da. Buna itiraz etmiyorum. Ancak yalan söylemeyelim. Boyunuzu olmayana boynuzlu demek çözüm değil. Biz gerçekleri söyleyelim. Yalan söylersek dostuz. Gerçekleri söylersek düşmanız gibi bir durumla karşı karşıya bırakılıyoruz, bu doğru değil. O zaman yalan söyleyelim, hep beraber dost olalım.


Yalçın Karadaş: Eğer Murat Berzeg’in elinde sihirli bir değnek olsa ya da Medvedev ve Putin’in gücünde olsaydı nasıl bir Kafkasya kurardı? Bunun içinde özellikle adı geçtiği için bu Karaçayları nereye koyardı?

Murat Berzeg: Ben RF Devlet Başkanı olsam dünyadaki genel ölçütlerle Kafkasya halklarına yaklaşırım. Karaçaylarla Balkarlar, Adıgelerle bir Cumhuriyette olamazlar. Onlar bir halklar ve onların ayrı bir Cumhuriyetleri olmalı.

Kabardeyden Kıyıboyu’na kadar tüm Adıgeleri de bir ulus sayarım ve bir devlet yaparım. Kafkasya’ya olan bakış açım bu.


Şamil Yaşba: 2007 yılında Adıgey’in Krasnodar’a katılması konusu gündeme geldiğindeki tepki oranıyla bugünkü tepki oranı nedir?

Murat Berzeg: 2006 yılında Halk Kongresi yaptık. Eğer Ruslar her hangi bir şekilde böyle bir referandum gündeme getirirlerse Adıgelerin buna katılmayacaklarını beyan ettik. O zaman referandumu düşünen Rusya bugün başka yollar tasarlıyor olabilir.

Şamil Yaşba: Diasporanın büyük bir çoğunluğunun Adıgey’in Krasnodar’a bağlanmasına karşı olduğu aşikârdır. Bu olay orayı nasıl etkiliyor?

Murat Berzeg: Buna karşılar da bu nasıl olacak, ne yapabilirler mesela? Bu düşünceleri belge haline getirebilirsek, ortak bir sesle ifade edersek bir anlamı olur. Bu düşünceleri uygulamaya dökmek lazım. Aklınızda olanı kimse görmez.

Şamil Yaşba: Buna katılıyorum, ancak oradan aldığımız duyumlar böyle bir katılımın daha iyi olacağı, Adıgey’in kalkınacağı, oradaki halkın birleşmeden yana olduğu yönünde.

Murat Berzeg: Ekonomiden yola çıkarak bir düzen kurmak isteyen son devlet faşist Almanya’ydı. Medeni, aklı başında devletler ulusu ekonomiye götürürler, ekonomik anlamda ulusa bir dayatmada bulunmazlar.

Burada işler tersine işliyor. Sen evinde oturmazsan masrafın da az olur, sıkıntı az olur diye bir yaklaşımda bulunacaksak bu anlamlı ve kabul edilebilecek bir durum değil. Ulusun ekonomisi, dili, kültürü olmalıdır. Ve ulus varsa, ekonomi vardır; yoksa yoktur. Ulus yok olsun, ekonomi düzgün olsun diye bir bakış açısını kabul etmek mümkün değil. Ulus yok olursa ekonomi kime lazım?

Bu argümanla kandırabildikleri insan sayısı çok değil. En büyük argümanları Krasnodar’ın Adıgey’e göre daha gelişmiş ve daha iyi imkanlara sahip bir yer olduğudur. Ancak onlar 5 milyondan vergi topluyorlar. Adıgey Krasnodar’a katılsa bile oranın zenginliği Adıgey’de olmaz. Krasnodar dışındaki diğer yerleşim yerlerinde de durum aynı.


Yaşar Güven: Farklı düşünceler hemen her konuda olabilir. Ama ben aynılıkları öne çıkaralım derdindeyim. Buradan bir sonuca varabiliriz. Murat Bey çok açık bir şey söyledi. Dedi ki Adıgeler özelinde baktığımızda Adıgeler soykırıma uğramış bir halktır. Biz bunu dünya çapında kabul ettirebilirsek, bunu bir hukuk diline bağlayabilirsek eğer halkın varlığını koruması açısından çok ciddi bir adım atmış olabiliriz.

Ben bu düşüncesinin altına imzamı atıyorum. Bütün görüş ayrılıklarımıza rağmen bu uğurda çalışmak gerekir diye düşünüyorum. Soykırımın yanına bir de sürgünü eklemek lazım.

Murat Berzeg: Teşekkür ederim. Bunu kabul ettirirsek Adıgelerin sorunları çözülecektir.

Melgoş Özgür Koç: Bize bu ortamı sağlayan Şamil Vakfına ve katılımlarından dolayı Sayın Murat Berzeg’e ve tüm katılımcılara teşekkür ediyorum.


28 Şubat 2010
Cherkessia.net


Bu haber toplam 2003 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net