Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ukrayna Sanat Eliti, Savaş, Rusya
23 Mart 2022 Çarşamba Saat 23:20
“Rashka” ile Ukrayna Arasındaki Laf Dalaşı. “Rashka” ile Ukrayna arasındaki kültür cephesinde. 
 
Ukrayna, her 9 Mart’ta ulusal şairleri Taras Şevçenko'nun doğum gününü, devletin sanat ödülü olan Şevçenko Ödülü'nü vererek kutluyor. Bu gün genellikle bir şenlik gibi kutlanır, ancak bu yıl Şevçenko'nun kim olduğunu ve kısa hayatında ne için savaştığını hatırlatan bir temelde gerçekleşti.
 
Şevçenko, birçok Ukraynalının şiirlerini ezbere bildiği bir yazar ve resimleri Ukrayna'nın her yerinde olan bir ressamdı. Aynı zamanda, Rusların “Küçük Rusça” ve Ukraynalıların Ukraynaca dediği dilde şiir yazmak suçundan “yazma veya resim yapma hakkı olmaksızın, en sıkı gözetim altında” hapsedilen bir bağımsızlık savunucusuydu.
 
Bu yıl Ukraynalı yayıncım Anetta Antonenko, yazarlarından biri olan Natalya Vorojbit'in Rus işgali altındaki Donbass bölgesindeki gerçek insanlarla yapılan röportajlardan yola çıkan Bad Roads adlı oyunuyla Şevçenko Ödülü'nü kazanmasına çok mutlu oldu.
 
 
Böylesine karanlık bir zamanda nadir görülen aydınlık bir andı. Anetta, bu günlerde, Kiev’deki kuşlara ekmek getirerek düzenli olarak egzersiz yapmaya kendini adamış, (“barış zamanında olduğunu söylemeyi ihmal ettim”) silahını Bölge Savunmasına teslim etmiş (“onların daha çok ihtiyaçları var ve cephaneleri de var”) ve “Bana neşe ve huzur veriyorlar” diyerek, bir savaş olduğundan haberi olmayan kedileri için yiyecek stokluyor.
 
Azeri bir bakkalın getirdiği taze sebzelere dayanarak besleniyor ve düzenli bir program üzerinde çalışmaya çabalıyor. Hazırda Isabel Allende'nin bir romanı ve Castro, Franco, Pinochet , Tito, Salazar gibi diktatörler üzerine bir kişinin tarihin belirleyicisi olup olamayacağı sorusu üzerinde durduğu bir dizi biyografisi var.
 
Bu, bugün için korkutucu derecede güncel bir soru. Ayrıca bu “Kaderi Belirleyen Adamlar” karşısında sıradan bir insanın neler yapabileceği sorusunu da gündeme getiriyor. Antonenko, Ukrayna kültürünün, aşağılayıcı şekilde “Rashka” dediği ülkeye karşı mücadelede en az onun kadar çatışmaya girmiş olduğuna beni ikna ediyor.
 
Terim, Rusya'nın İngilizce telaffuzundan türetilmiş ve daha kötü bir anlam verebilmek için küçültme son eki ile tamamlanmış. Hiç lafını sakınmadan, o ülkeye “ölü askerlerinin cesetlerini bile toplamayan, doğum hastanelerini havaya uçuran, huzurlu kasabaları yeryüzünden silen, Babyn Yar’a bile saldıran (Batı’da daha çok Babi Yar adıyla bilinir) dünyanın pislikleri, yağmacılar ve korkaklar” diyor. 
 
Ukrayna'nın kültürel öncüsü aynı fikirde. Müzisyenler Kiev'i savunmak için orduya katıldı. Aktörler ve şairler reklamlar kaydediyor. Senfoni orkestrası Kiev'in merkez meydanında çaldı. Yazar Oksana Zabujko Avrupa Parlamentosu'nda konuştu. Şarkıcı Taras Borovok, Türk yapımı “Bayraktar” isimli drone’u öven bir şarkı kaydetti ve Ukrayna sahnelerinin efsanesi olan 84 yaşındaki Ada Rogovtseva, askerlerin kıyafetlerini yıkıyor.
 
Saldırı altındaki bir ulusun böylesine birlik olduğunu öğrendiğimde şaşırmamıştım. Ama gülen, bilgin, kuş besleyen arkadaşımın Rusya'dan, Rusya’yla ilgili her şeyden ne kadar derinden ve içtenlikle nefret ettiğini duyduğumda şaşırdım. Bu tarz durumlarda beklediğimiz ifadelerin hiçbiri yoktu. Mesela İran halkından değil, sadece onların hükümetinden nefret ediyor oluşumuz gibi.
 
Kendi görüşüne göre bu felaketin olmasına pasif bir şekilde izin veren tüm insanlar da dahil olmak üzere hepsinden nefret ediyor. "Onların üzerine tüküreceğim. Onlarla asla aynı masaya oturmayacağım. Gururlu Ukrayna'nın affetmesi pek mümkün değil.”
 
Bu tutum Rus kültürüne kadar uzanmaktadır. Antonenko, “Büyük Rus kültürü, büyük Rus ordusu gibi bir efsanedir” diyor. “Gerçek Rus kültürü, ilerici her şeyin düşmanıdır. Tüm, kesinlikle tüm Rus kültürü, çar-babaya sadakat üzerine inşa edilmiştir. Bir faşistin ve psikopatın onları 22 yıl yönetmesine izin verdilerse millet değillerdir.
 
Dostoyevski veya Çaykovski, Rus kültürünün kral ne derse onu yapan bir köle kültürü olduğu gerçeğini saklıyor. Yıllardır dünyayı uyarmaya çalıştık. Ukrayna'daki akrabalarına ne yazdıklarını görmedin mi? Füzelerin saldırısına uğrayan insanlara savaş olmadığını söylediklerini?”
 
Ukrayna kültürünü destekleyen devlet kuruluşu Ukrayna Enstitüsü'nün genel müdürü Volodimir Şeyko, aynı noktaları sadece biraz daha diplomatik terimlerle dile getirdi. Batı'nın, Ukraynalıları Rusya ile "diyalog" (alıntı sözler ona aittir) aracılığıyla "uzlaştırmak" istediğini söylüyor "tabii ki, Ukraynalılara böyle bir lütfu isteyip istemediklerini sormadan."
 
Tek bir Ukraynalı yönetmenin veya bestecinin ismini bile veremeyen “Büyük Rus kültürü” olmadan yaşayamayacaklarını söyleyen tüm müze, filarmoni ve festival başkanlarıyla alay ediyor. “İyi Ruslar”a ve “rejimin kurbanlarına” (alıntılar yine onun) “taze bağış ve ikametgah kokusu alır almaz mağaralarından sürünerek çıkanlara” ayıracak zamanı yok.
 
Nora-Druk Yayınevi’nin direktörü Eleonora Simonova, Ukrayna'nın Rusya'ya ilişkin bu uzun süredir devam eden görüşünü açıkladı. Merkezi Kiev'de bulunan ve doğu Slavlarına Hristiyanlığı getiren ortaçağ imparatorluğu Kiev Kinezliği’nin (Kiyevskaya Rus) tarihini kendilerine mal ettiler ve “Ukraynalı, Rus ve Beyaz Rus” halklarının ortak kökenden geldikleri hakkında bir efsane yarattılar."
 
Bu görüş, Rusya’nın adının bile bir Ukrayna krallığından, “Rus”dan alındığını (Kinezliğin ismi) ve Ukraynalıların “Muskovitler” dedikleri insanların çok farklı kökenlerinin olduğunu söylüyor. Büyük Petro, Moskova Kinezliği’ni yeniden adlandırdığında, “Rusya” ve “Rus” kelimeleri, Moskova Kinezliği ile aynı anlamda kullanılmaya başladı ve Ukrayna’ya dair olan her şey kenara atıldı.
 
Bununla birlikte, Ukraynaca’yı yok etmeye yönelik inatçı bir Rus girişimi başladı. Simonova, “Dünya tarihinde hiçbir dil Ukraynaca kadar zulüm görmedi” diyor.
 
I.Petro’nun Ukraynaca kitap basımını yasaklamasından 1863 yılında Ukraynaca yazılmış manevi ve popüler eğitim literatürünü yasaklamasına kadar yüzlerce örnek veriyor: “Ayrı bir Küçük Rusça yoktu ve olamaz da. ” 1876 yılında II. Aleksandr herhangi bir Ukrayna dili edebiyatının ve Ukrayna sahne performanslarının basımını ve yurt dışından ithalini yasakladı.
 
1881 yılında devlet okulları eğitiminde ve kilise vaazlarında Ukraynaca yasağı geldi. 1888 yılında III.Alexander, resmi kurumlar tarafından Ukraynaca kullanılmasını ve Ukraynalı isimleri olan çocukların vaftiz edilmesini yasakladı. Bu saldırı, Sovyet döneminde, 1984 yılında Rusça kullanan öğretmenlere Ukraynaca kullanan öğretmenlerden yüzde 15 daha fazla ödeme yapılması kararına kadar devam etti.
 
Putin'in Ukraynalıların ve Rusların tek bir halk olduğu yönündeki son açıklaması, bu uzun geleneğin bir parçası ve her zamanki gibi acımasız bir sömürge savaşıyla geliyor. Batı'ya bu tuhaf bir geri dönüş gibi görünse de, Ukraynalılar için bu, Rus kültürünün her zaman olduğunu düşündükleri şeyin bir kez daha teyididir: zalim, emperyalist ve komşu halkların var olma hakkının reddeden bir kültür.
 
Şeyko, kültür yoluyla uzlaşma çağrılarına karşı tahammülsüz. Ukraynalılar, Belaruslular ve Ruslar arasında eşitlik öneren programları reddederek, “Kültür cephesi ordudan daha az önemli değil” diyor. "Kültürel Batı'nın bir kısmının savaşa tepkisi" yani bu yaraları sarmak için kültürü kullanma arzusu "aynı şekilde derinden sömürgecidir." Varsayımsal bir savaş sonrası Rusyası ile ne yapılacağını ya da Ukraynalıların dediği gibi “140 milyon yataklı bir akıl hastanesinin nerede bulunacağını” bilmek için çok erken olduğunu söyledi.
 
Bu konuşmada, Ukrayna taktiklerinin bu kadar güncel olması beni şaşırttı. Filistinli aktivistlerin İsrail'i boykot etme ve sömürge ile sömürgeci arasında bir denklik öneren sahte “barış girişimlerini” reddetme taleplerini tekrarlıyorlar. Rusya'nın kendisini medeni bir ulus olarak sunmasına izin veren Rus kültüründen uzak durma çağrılarıyla, Black Lives Matter gibi grupların, kültürün eski hiyerarşileri maskelemek için nasıl kullanıldığını incelemeye yönelik son çağrılarını da yineliyorlar.
 
Birçok Ukraynalı, “Rashka”yı totaliterlik tarafından o kadar zehirlenmiş buluyor ki, toptan reddedilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Simonova, “Yüzde yüz propaganda ürünü ve Rus nüfusu arasında askeri histeriyi aşılamak için bir araç” olduğunu söylüyor. “Propagandanın etkisi altında, Rus toplumu insanlıktan çıkmış ve iyi ile kötü arasındaki çizgiyi kaybetmiştir.” diyerek Antonenko iddiasını yineliyor: "Bu, şeytanın ve kötülüğün kültürüdür."
 
Yine de, Ukrayna ve Rusya, tıpkı diğer düşman ülkeler olan İngiltere ve İrlanda, Almanya ve Fransa, Kore ve Japonya gibi sonunda birbirleriyle yaşamak zorunda kalacaklar. Kültür, başlamak için bir yer sunamaz mı?
 
Şeyko, “Rusya ile herhangi bir uzlaşma ancak uzak gelecekte; Rusya, Kırım ve Donbass da dahil olmak üzere Ukrayna topraklarını tamamen terk ettiğinde; uluslararası bir mahkemede savaş suçlarından sorumlu tutulduğunda; Putin rejimi düştüğünde ve bir sonraki hükümet, sivil toplum kalıntıları ve medya, tüm bu zulüm için Ukrayna'dan özür dilediklerinde; ve Rus toplumu yenilgisini eleştirel olarak değerlendirip bundan sonuçlar çıkardığında olabilir.” Diyor. Bütün bu varsayımları olağanüstü bulduğu için, Ukrayna kültürel diplomasisinin Rusya'ya yönelik rolünü “diyalog değil caydırıcılık” olarak görüyor.
 
Bu uzlaşmazlık karşısında, kültürün rolüne dair Batılı yaklaşımımdan biraz utandım. Peki ya kültür alışverişine, yurt dışında okumaya, kitap çevirmeye, farklı yemekler yemeye, köprüler kurmaya olan inanç? Bir zamanlar Bosna'da duyduğum bir sözü hatırladım: westlicher Versöhnungsterror, yani "Batılı uzlaşma terörü." Bu, Ukrayna’nın içinde bulunduğu gibi bir durumda akıl almaz görünen, bazı suçların dostane bir mahalle konseri veya bir kitap fuarında “kapsayıcı” bir panel tarafından silinebileceği inancıydı. İnsanların oturup birbirlerini tanımaları halinde dünyanın sorunlarının çözülebileceği fikrine dayanan azımsayıcı bir fikirdi. Din sonrası bir dünyada, acıların esas olarak yanlış anlamadan kaynaklandığına dair bir inançtı.
 
Ukraynalılar Rus kültürünü yanlış mı anladılar? Yoksa Batı'nın, bu kadar uzun süredir “Rusya, kötülüğün içine işlediği bir kültürdür.” Dediklerini duymadığı için hayal kırıklığına uğramakta haklılar mı? Belki de biz duyamadık. Çatışan çıkarları ve değerleri anlıyoruz. Ama konuşmalarımda aynı kelimenin ne sıklıkta tekrarlandığına şaşırdım. Reagan'ın kötülük imparatorluğu kavramına gülerdim. Ukraynalılar ise asla gülmezlerdi.
 
Anetta, "Bu bizim Megiddo alanımız," dedi. “İyiyle kötünün arasındaki son savaşın alanı. Işık kazanacak. Ukrayna kazanacak.”
 

 


Bu haber toplam 3346 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net