Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Moskova, Rusya Federasyonu İçerisinde, Pan-Türkizm ile Mücadelede Geri Kalındığını Söyledi
22 Ocak 2019 Salı Saat 17:06

2 Ocak Cumartesi, 2016

Paul Goble

Avrasyacı Alem Grekov, Pan-Türkizmin, çok uzun bir zamandan bu yana Ankara için “tamamen başarılı” bir ideolojik silah olduğunu; fakat Türkiye’nin bu damarı uzunca bir zamandan bu yana Rusya’ya ve yüzyılların “Bizans mirasına” karşı kullanması gerçeğine rağmen, Rusya’nın, Rus-Türk ilişkilerinin kötüleşmesinin bir sonucu olarak,“bununla mücadeleye henüz başladığını” söyledi.

 

Aleksandr Dugin’in Yevraziya portalında yayınlanan bir değerlendirmesinde, Pan-Türkizm’i en iyi anlamanın yolunun, Moskova’daki çağdaş yöneticilerin Pan-Türkizmi tarihi bir merak olarak görmelerinden ve başka yerlerdeki kişilerin söz konusu durumu cezasız olarak bırakma ihmallerinden ziyade, bu ideolojiyi, “düşmanca bir politikanın yumuşak gücü” olarak değerlendirmek olduğunu söylüyor Grekov (evrazia.org/article/2803).

 

“Rusya, Türkiye için daima bir düşman ve jeopolitik bir muarızdır” ve herhangi bir çağdaş işbirliği sadece ekonomik değerlendirmelerin ortaya koyduğu motivasyonla yapılmaktadır diyor Grekov. Daha da kötüsü Türkiye, böyle bir ilişkiyi kendi zararlı Pan-Türkizm ideolojisini yaymak ve ilerletmek için ilk olarak Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde ve şu anda ise Rusya Federasyonu sınırları içerisinde, “yumuşak bir güç” olarak sömürmektedir.

 

Grekov, Rusya’daki Türki cumhuriyetlerden altı tanesinden ikisinin, yani Tataristan ve Yakutistan’ın, Ankara’nın Türksoy isimli organizasyonu ile bağlarını koparmadığını, “ve bunu yapmamak için her şeyden faydalandıklarını, eğer bunu yapacaklarsa münhasıran ve doğrudan Moskova’daki aceleci olmayan resmi görevlilerin vereceği emri bekleyeceklerini” not etmektedir.

 

Devamla şunları söylemektedir; “fakat problem, Türkiye Cumhuriyeti ile olan ilişkilerin sonlandırılması için Rusya’nın vereceği emir ile bazı bölgelerin bunu aynı anda yapmak istememesi” değildir. Problem, güya büyük Türk abinin bütüncül ve tam himayesi altında,  Türk dünyasının teşkil edilmesine yönelik Pan-Türkizm ideolojisini başarılı bir şekilde yerleştiren Türk yanlısı güçlerdir.

 

Grekov, benzer bir ideolojinin, “halkların tamamen soykırımlarına” ve  milyonlarca insanın ölümüne yol açtığını ve bu ideolojinin kendi “genç kardeşleri” olarak gördükleri Türklerin anadil enstitülerine sahip olma hakları ile uyumlu olmadığını ve hatta bunun kabulü ile kimliklerinin zarar görebileceğini iddia etmektedir.

 

“Sadece Türkiye ve sadece Türkçe sloganının, Türk dünyası olarak adlandırılan ve farklı etnik kökenlere sahip birçok halkı,  temelde Türk olmamasına ve sadece Türkçe konuştuğu (Türkofonik) gerçeğine rağmen her yere işlendiğini söylemektedir Grekov, -Türkler hakkında yaptığı açıklamaların Rusları da eşit ya da daha büyük ölçüde zorlayabileceği konusunda herhangi bir açıklama yapmaksızın.

 

Grekov, “Yeni gerçeklikler bağlamında”, Bilimler Akademisi temsilcileri ve Rus otoritelerinin, Türkiye’ye ilk basamak eğitimde ve bilimsel-tarihi ortamlarda, kendi menfaatlerini ilerletmek için fırsat verilip verilmemesi gerektiğini yansıtmak zorunda olduğu sonucuna ulaşmaktadır .

 

Grekov, bunu düşünmek zorunda olmalarının sebebinin açıkça söylemektedir; “ana zaferler ideolojik sahada kazanılır ve ancak daha sonra sahada  (karada ve havada) kazanılabilir” .

 

Yevrazia.org portalına göre, bağlantılı bir diğer gelişme, Ankara ile açık bir şekilde bağlantılı olmasına rağmen Ali Karadaği’ye ve  Rusyayı ziyaret eden  Pan-İslamist fikirlerin temsilcilerine müsamaha edilmesinden ve bu görüşlerin yayılmasında oldukça liberal davranılmasından  Moskovanın yakınmasıdır.(evrazia.org/news/44196).

 

Kaynak: http://windowoneurasia2.blogspot.com/2016/01/moscow-said-lagging-in-opposing-pan.html

 

Çeviren: Dr.Karden Murat

Cherkessia.net,22 Ocak 2019

***

Saturday, January 2, 2016

Moscow Said Lagging in Opposing Pan-Turkism inside Russian Federation

Paul Goble

Staunton, January 2 – Pan-Turkism has long been a “quite successful” ideological weapon for Ankara, Eurasianist Alem Grekov says; but Russia “has begun to oppose it only now” as a result of the deterioration of Russian-Turkish relations and despite the fact that Turkey has been using this line against Russia and “the Byzantine inheritance” for centuries.

In an essay on Aleksandr Dugin’s “Yevraziya” portal, Grekov says that the best way to understand pan-Turkism is as “’the soft power’ of a hostile policy” rather than as a historical curiosity that contemporary rulers in Moscow and elsewhere can ignore with impunity (evrazia.org/article/2803).

“Russia always was for Turkey an enemy and a geopolitical opponent,” and any temporary cooperation was only driven by economic considerations, he says. Worse, Turkey has inevitably exploited such cooperation to promote via “’soft power’” means its harmful ideology of pan-Turkism first in the USSR and now within the Russian Federation.

Grekov notes that two of the six Turkic republics in Russia – Tatarstan and Yakutia – have not broken ties with Ankara’s Turksoy organization, “and judging from everything, if they do, it will be exclusively on the basis of a direct order which officials in Moscow are not hurrying to give.”

But the problem he continues is “not in some particular regions which do not want in unison with the rest of Russia to break off cooperation with the Turkish Republic. The problem is that pro-Turkish forces … have successfully promoted the ideology of pan-Turkism which is directed at the establishment of the full and total supremacy of the so-called Turkic world under the aegis of the Turkish elder brother.”

Such an ideology, Grekov argues, has led to the deaths of millions and “the genocides of entire peoples” and is incompatible with the rights of those the Turks consider their “younger brothers” whose rights to native language institutions and even identities would be compromised by its acceptance.

“The slogan – only Turkey and only the Turkish language – operates everywhere despite the fact that many peoples of the so-called Turkish world in essence are only Turkophones, that is, peoples of different ethnic roots,” Grekov says – without any recognition that what he is saying about the Turks could with equal or greater force be said about the Russians

“In the context of the new realities,” he concludes, the Russian authorities and representatives of the Academy of Sciences ought to reflect whether they should be giving Turkey the chance to promote its interests in the first instance in the educational and scientific-historical sphere.”

The reason they should be thinking about that, Grekov says, is obvious: “the main victories are won namely on the ideological field and only then on earth and in the air.”

In a related development, another article on the Yevrazia.org portal complains that Moscow is being entirely too liberal in allowing a representative of pan-Islamist views from visiting parts of Russia and spreading his views, despite Ali Qaradaghi’s obvious links with Ankara (evrazia.org/news/44196).

 


Bu haber toplam 3482 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net