Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rusya Güney Kafkasya Politikasını Güncellemeli
20 Haziran 2018 Çarşamba Saat 00:48
Dmitri Trenin 10 Nisan 2018,Carnegie Moscow Center
 
Ulusal güvenliğini güçlendirmek için, Rusya’nın daha kapsamlı bir Güney Kafkasya politikasına ihtiyacı var. 
 
Rusya, 2015’te Suriye’ye gerçekleştirdiği askeri müdahale ile Orta Doğu’da yeniden bir aktör konumuna geldi. Ancak, Orta Doğu, Rusya’nın güneyinin istikrarı ve güvenliği açısından çok önemli bir bölgeyle de sınır özelliği taşıyor; Güney Kafkasya. 
 
Ulusal güvenliğini sağlayabilmek için, Rusya’nın, Güney Kafkasya ve ötesini içeren, kapsamlı bir strateji geliştirmesi gerekiyor.
 
Dmitri Trenin: Carnegie Moscow Center Direktörü
 
Kafkasya’da, Dağlık Karabağ bölgesinde, Sovyetler’in çöküşünden önce patlak veren savaş, aynı zamanda bu çöküşe neden olan sebeplerden biriydi. SSCB’nin dağılmasından sonra, Gürcistan’da, Gürcü’lerle Abhazlar arasında, Gürcü’lerle Asetin’ler arasında ve hatta Gürcistan’ın kendi içinde silahlı çatışmalar meydana geldi.
 
Rusya sınırlarındaki Kuzey Kafkasya da bu çatışmalardan nasibini aldı. Çeçenistan’da on yıldan uzun bir süre devam eden savaş, sadece Rusya’daki etnik gruplar için devasa bir trajedi olmadı, aynı zamanda Rus siyaset adamları, silahlı kuvvetler ve kanun koyucular için de çok acı bir sınav niteliğindeydi. 2000’lerin ortasında Çeçen probleminin çözüme kavuşturulması, Rusya’nın iç konsolidasyonu açısından, en önemli dayanak noktalarından birini teşkil etti. O zamandan bu yana, Kuzey Kafkasya, Rusya’nın istikrarı ve gücünün göstergesi olan bir bölge haline geldi.
 
Sovyet günlerinden bu yana, Güney Kafkasya’da çok şey değişti. Üç Sovyet Cumhuriyeti yerine, şu anda bölgede üçü yasal, üçü ise “yarı devlet” niteliğinde altı devlet hüküm sürüyor. Rusya ile Gürcistan arasında 2008 yılında meydana gelen savaş, iki ülkenin ilişkilerinde derin yaralar açtı. Rusya’nın 2014’teki Kırım ilhakı, Karadeniz’deki jeopolitik dengeleri kökten değiştirdi.2016’da Dağlık Karabağ bölgesinde yeniden alevlenen gerilim, 1994’te dondurulmuş olan çatışmanın, her an, uykuda bir volkan gibi, geçmişten çok daha şiddetli bir şekilde patlak verme potansiyeli olduğunu gösteriyor.
 
Sosyo-politik bir kurum olarak yıllarca büyük bir durağanlıkla varlığını sürdüren Sovyetler Birliği tarihin tozlu raflarına gömüldü. Rusya’nın bunu anlayarak, taze bir bakış açısıyla Güney Kafkasya’ya yaklaşması gerekiyor.
 
Rusya’dan bağımsızlıklarını kazandıktan sonra, bölge ülkeleri kendi tarihsel ve coğrafi gerçekliklerine geri döndüler. Ermeni, Gürcü ve Azerilere göre, kendi tarihi geçmişleriyle kıyaslandığında, iki yüzyıldan az süren Rus hakimiyeti, etkin ama görece kısa sayılabilir. Jeopolitik olarak Sovyet sınırının ortadan kalkması, Türkiye ve İran gibi bölgesel güçlerin yanı sıra, ABD ve Çin gibi küresel güçlerin Kafkasya’da nüfuz mücadelesine girmesine imkan sağladı.
 
Rus İmparatorluğu’nun devamı olan Sovyetler Birliği’nin taşıyıcısı olduğu “Küçük Avrasya” konsepti, 20. Yüzyılın sonlarına doğru yerini, ekonomik, politik ve askeri olarak Portekiz’den Kore’ye tüm kıtayı birbirine bağlayan “Geniş Avrasya” konseptine bıraktı. 
 
Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” projesinde de etkilerini gördüğümüz ekonomik ve - belli ölçüde- politik genişlemesi, bu sürecin temel unsuru oldu. Bu projede, Çin ve Avrupa’yı birbirine bağlayan yollardan biri de Güney Kafkasya’dan geçiyor. Tüm bunlara dayanarak, Rusya için, bölgenin askeri ve dış politika açısından, ne kadar önemli olduğu sonucuna varılabilir.
 
Güney Kafkasya, Rusya’nın güney sınırlarındaki en hassas ve dinamik bölge niteliğinde. Dağlık Karabağ’daki gerilim, sadece Azerbaycan ve Ermenistan arasında yerel bir savaşa sebebiyet vermekle kalmayıp, Türkiye ve Rusya’nın da müdahil olduğu bölgesel bir savaşa yol açabilir.
 
Gürcistan, Abhazya ve Güney Osetya arasındaki çatışmalar dondurulmuş olabilir ancak henüz çözülmüş değil. Eğer Gürcistan’da bir gün, kaybedilen toprakları yeniden ele geçirmek isteyen bir yönetim iş başına gelirse, Rus ordusu tarafından korunan Abhazya ve Güney Osetya sınırları yeniden savaş alanına çevrilebilir.
 
Bu tehditleri önlemek ve bertaraf etmek için Rusya bölgedeki askeri kabiliyetlerini artırmak zorunda. Ancak her şeyden önemlisi, aktif bölgesel diplomasiye ihtiyacı var. Rusya, müttefiki Ermenistan ve önemli bir ortağı olan Azerbaycan arasındaki dengeyi korumak, Bakü, Erivan ve Karabağ’ı yeni bir savaştan uzak tutmak zorunda.
 
Diplomatik ilişki olmasa bile, Moskova’nın Tiflis’le diyalog kanallarını tesis etmesi çok önemli. Abhazya ve Güney Osetya sınırları dahil olmak üzere, kademeli ve kısmi de olsa, ilişkilerin normalleşmesi için gerekli adımlar atılmalı ve opsiyonlar üzerinde durulmalı.
 
2008’de Gürcistan savaşında ve 2014’te Ukrayna’da gündeme gelen NATO genişlemesi, şu anda bunaltan bir tehdit değil. Açıkçası, iki savaş, NATO’nun Rusya sınırlarına doğru genişleme hamlelerinin sınırlarını belirledi.
 
ABD Gürcistan’ın lider askeri ortağı olmaya devam edecek. ABD’li askeri uzmanlar, Gürcistan sınırında faaliyet göstermeye devam edecek ve Gürcistan, ABD ve diğer NATO ülkeleriyle ortak tatbikatlar yürütmeyi sürdürecek. Ancak, Gürcistan’ın NATO üyeliği ve ABD’nin ülkede kalıcı askeri üsler tesis etmesi uzak ihtimal gibi görünüyor. Öngörülebilir bir gelecekte, Gürcistan’ın Avrupa Birliği’ne üye olması da pek mümkün görünmüyor. Bu durum, Tiflis’in Rusya ile ilişkileri yumuşatması ve daha pragmatik bir politika izlemesi konusunda, Moskova’ya Gürcistan’ı ikna etme fırsatı sunuyor.
 
Rusya (özellikle Kuzey Kafkasya) ve Güney Kafkasya’daki tüm ülkeleri tehdit eden asıl tehlike İslami köktencilik ve terörizm. Rusya, sadece Güney Kafkasya’daki komşularıyla değil, hali hazırda Suriye’de bir ittifak kurduğu, Türkiye ve İran’la da güçlerini birleştirmeli. Terörizme karşı işbirliği, her ülkenin kimin terörist olduğuna dair farklı tanımlamaları olsa da, Rusya’nın Güney Kafkasya’da kuracağı bölgesel güvenlik sistemi için bir örnek işlevi görebilir.
 
Rusya’nın Türkiye ve İran’la ittifakı sınırlı ve konjonktürel olsa da, bu ülkelerin birtakım temel çıkarları örtüşüyor. Rusya, bunu, Ankara ve Tahran’la Suriye ve Ortadoğu’da daha uzun vadeli ilişkiler tesis etmede bir model olarak kullanabilir. Eğer askeri politik alanda karşılıklı güvene ve ülkelerin güvenliğini etkileyen kırmızı çizgilere anlayışa dayalı bir ilişki tesis edilebilirse, bu durum, Karadeniz’den Hazar Denizi’ne Rusya’nın güney bölgesinin güvenliğine büyük katkı sağlayacaktır.
 
Bölgesel zorlukları aşabilmek için, Moskova’nın dış politikada ve askeri alanda Rusya’nın çıkarlarını ve hedeflerini tanımlaması, bölgesel ve ulusal bazda bu hedeflere ulaşabilmesi için gerekli stratejiyi belirlemesi gerekiyor. Bunun için, Güney Kafkasya’daki gerçeklikleri ve trendleri doğru anlamak ve bunlarla ilgili derin bir bilgiye sahip olmak gerekiyor. Hem Moskova, hem de Rusya’nın Kafkas federal bölgelerinde, çok daha üst seviyede bir bölgesel araştırma, analiz ve uzmanlık şart. Rus komutanlar, diplomatlar, entelektüel çevreler, hatta ülke dışından davet edilen uzmanlar, hem Moskova’da hem de diğer bölgesel merkezlerde çok daha yoğun bir çalışma içerine girmek mecburiyetindeler.
 
 
Çeviri: Cihan Mugan
 
Cherkessia.net, 19 Haziran 2018

Bu haber toplam 4135 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net