Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bir Çerkes (Adığe) Kabilesi: Vıbıhlar
07 Mart 2018 Çarşamba Saat 23:54
 
Vıbıhlar'ın etnik kökeni konusu Çerkes (Adığe) halkı içine oldukça büyük bir sorun olarak yerleştirildi. Geçmişte böyle bir sorunu olmayan Çerkes (Adığe) halkına karşı, Tarihi Çerkesya (Adığe Kheku) içinde, özellikli Soçi bölgesi özelinde, Çerkes (Adığe) varlığını yok saymaya dayalı atılan adımlardan biride Vıbıhlar'ın, Çerkes (Adığe) halkından farklı bir etnos olduğu yönünde yapılan çalışmalardır. Biz, Vıbıhlar'ın Çerkes (Adığe) halkının ayrılmaz bir parçası olduğunu ve kadim dönemlerden bu güne Çerkesce (Adığabze) konuşan bir alt-grup olduğunu bildiğimiz için, bu noktada oluşan kafa karışıklıklarına malumun ilamı babında bir yazı ile gerekli enformasyonu vermek gerektiğini düşündük.
 
Yazıma başlamadan önce belirteyim; Kimseyi etkilemek amacıyla ve birilerine açıklama şeklinde yazılmış bir makale değildir. Yazının amacı, eldeki bilgiler ve gerçekler ile olan neyse onu ortaya koymaktır. Kendini günümüzde Çerkes (Adığe) halkından farklı bir etnos olduğu yönünde kabul eden Vıbıhlar varsa eğer, bu onların tercihidir. Bizler 1864 öncesi realite açısından Çerkes (Adığe) halkının Soçi üzerindeki hak ve hukukunu her şeye ve herkese rağmen koruyacağız. Bu noktada Çerkes (Adığe) halkının yeterli fikri alt yapısı ve donanımı vardır. Çerkesler (Adığeler) tarihleri boyunca hiç bir halkın toprağını işgal etmedi, hiç bir halkın toprağında yayılmacı olmadı, hiç bir halkı asimile etmedi ve dilini değiştirmedi. 

 
Bu noktada gayet net olduğumuzu ve buna aykırı iddialar varsa eğer, bunların da ciddiye alınmayacak iftiralar olduğunu baştan söyleyeyim. Çerkes (Adığe) halkının kültüründe asimilasyoncu normlar yoktur. Tam tersine Çerkes (Adığe) halkının komşu halklar içinde birçok şekilde asimile olmuş parçalarının ve mensuplarının olduğunu biliyoruz. Ancak bu noktada sosyolojik bir realite diyerek asimile olarak Abhaz, Abazin, Karaçay, Balkar, Oset gibi halklar içinde varlığını bildiğimiz Çerkes (Adığe) kökenli topluluk, grup ve soyları tekrar Çerkes (Adığe) yapmaya çalışma gibi komşu halklar içinde bölünmeye sebep olacak eylemler ve çalışmalardan da Çerkes (Adığe) halkı hep uzak durmuştur. 
 
Şimdi Vıbıhlar ile ilgili bu yazımıza devam edelim:
 
Bu yazıda konu ile ilgili Rusça kaynaklarımın metinlerini paylaşmamın daha da açıklayıcı olacağını düşündüm.
 
"Абадзехи первоначально составляли небольшое племя и занимали по мнению одних, места в урочище Мадзмей, области нынешних Убыхов у верховья речек Шахе и Саше."[Л.Я.Люлье , "Черкессия. Историко-этнографические статьи."]
 
"Убыхи с давних времен в большой дружбе с абадзехами .Убыхи говорят что большая часть абадзехов прежде жила на южной покатости вместе с ними в урочище и теперь называющемся Мадзмей. Перейдя на северную покатость они распространились они распространились по долинам оной и заняли теперешний край их ,которыйи убыхи и абхазцы тоже называют Мадзмей."(ЦГВИА, ф, 90, оп1, д 120, л, 17, об)
 
Yukardaki metinlerin tarafımdan yapılan çevirileri ise şöyle:
 
"Abzakh kökenli küçük bir kabile ve bazılarına göre bu kabile Madzmey'de, Vıbıhlar'ın yurdu olan Şahe ve Şaşe arasındaki toprakların üst kesimlerindeki alanda yerleşikti." (L.Y. Lyule, "Çerkesya: Tarihsel ve Etnografik Makaleler")
 
"Vıbıhlar uzun zamanlardan beri Abzakhlar ile çok iyi dost olmuşlardır. Vıbıhlar, Abzakhlar'ın çoğunun, güney yamacında onlarla birlikte yaşadıklarını ve şu an oranın Madzmey olarak adlandırıldığını söylüyor. Onlar kuzey yamaçta bu vadiler yoluyla yayıldı ve günümüzdeki bu vadilere yerleştiler (yani Kurcıps ve Şhaguaşe-Pşış arasındaki vadiler). Vıbıhlar ve Abhazlar oraya da Madzmey dedi ayrıca." (TSHVIA, ф, 90, оп 1, д 120, л, 17, об)
 
Çeviri notu: Yazıda paylaşılan haritada Almanca karakterle yazılan "ATCHIPSI" adının Çerkesce (Adığabze) orjinali "AÇEPSI" olup Rusça transkripsiyonu "Açipsi" olan ve Adler Rayonundaki Mezmıthı nehrinin kollarından biri olan akarsuyun adıdır. Açepsı/Açıpsı asla Ahçıpsu değildir. Bu benzeşme ile Ahçıpsu adıyla bölgeyi Apsuwa ilan eden Abhaz hipotezi tamamen çürük ve mesnetsizdir. Bu Sub-Abzakh Madzmey bölgesine, Şapsığ'lar Mdıjuwı, Doğu Çerkesleri (Adığeleri) ise Medajoy diyordu. Bölge Ritsa gölünün güneyine, Psıbe Dağlarının günümüzde "Bzıp Massif" denen tepelik doruk noktaları boyunca uzanıyordu. Yani Ritsa gölü dahi Tarihi Madzmey Çerkes (Adığe) bölgesi içinde yer almaktadır. 

 
Ritsa gölünün çevresindeki bütün toponim günümüzde dahi Çerkesce (Adığabze)'dir. Bu durumun Vıbıhlar ile ilgisi şudur ki, bir sub-Abzakh Çerkes (Adığe) topluluğu olan Medoveyler (Madzmey, Mdıjuwı, Medajoy) ile Vıbıhlar hep bir arada idiler. Dağlık bölgede yaşayan bu iki Çerkes (Adığe) topluluğu, batılarındaki sahilde yaşayan yine Abzakh ve Şapsığ soylardan oluşan Cıhı ve Şapsığ Çerkes (Adığe) kabilelerine mensup kıyı toplulukları ile de bir bütün olarak hareket ediyorlardı. Bu konuda "EVLİYA ÇELEBİ'NİN SEYAHATNAMESİNDE CİGET'LER (CIHI'LAR ) ve CİGET (CIHI) DİLİ/CIHIBZE (Джыхыбзэ)" adlı yazımda gerekli açıklamalar yapılmıştı. http://cherkessia.net/makale_detay.php?id=3758
 
Yine Tevfik Esenç’e Cıhıbze (Ciget) dili hakkında sorulduğunda bakın şöyle bir gerçek ortaya çıktı. Tevfik Esenç’e soruyorlar "ǯʲәx́ә́ bza" yani Cıhıbze nedir diye, Tevfik Esenç Abzakh lehçesi diyor. Cıhıbze yani Ciget dili Abzakh lehçesi anlayacağınız. Meśzáros adlı Pekhibze'yi Manyasta G. Dumezil'den 20 yıl önce 1934'de inceleyen Macar dilbilimci, Pekhi dili adıyla 1936'da ABD'de yayınladığı çalışmasında Cıhıbze tanımının Çerkes (Adığe)-Abzakh lehçesi olduğunu belirtmişti. Meśzáros'un Vıbıh Çerkes (Adığe) kabilesi içinde yaşayan küçük Pekhi topluluğu ve onların dili hakkındaki çalışmasının dışında Voght'da Cıhıbze'nin Çerkes (Adığe) dilinin Abzakh lehçesi olduğunu Fransızca-Pekhibze sözlükte belirtti. Zaten Cıhıbze'nin Çerkesce (Adığabze) olduğunu daha önceki bir yazımda anlatmıştım. 
 
Abhaz bilimadamı V. Çirikba ise buna itiraz ederek Cıhıbze'nin Abzakh lehçesi değil, Pekhi dili konuşanlarınca bütün Çerkeslerin (Adığelerin) dili anlamında kullanıldığını iddia ediyor. Elbette bay Çirikba'nın, Tevfik Esenç’in Abzakh ve Şapsığ'ın ne demek olduğunu bilmediği ön yargısı ile düşünmüş olmasından kaynaklı böyle bir yanlışa imza attığı ortada. Zaten Abhaz hipotezlerini darmadağın eden bu tür gerçeklere itiraz etmeleri anlaşılır bir şey. Aşağıda orjinali verilen ve bizzat bay Çirikba'ya ait olan Vıbıhlar ile ilgili etüt çalışmasından Rusça bölümü aynıyla paylaştım.
 
"... значении термина в самом убыхском, так
как в разных источниках он подается с различной семантикой, ср. у Ю. Месароша ǯʲәx́ә́ ‘Черкесия’ (Tscherkessenland), ǯʲәx́ә-bzé ‘черкесский язык (в общем смысле)’. В убыхско-французском словаре Х. Фогта ǯʲәx́ә-bzá как ‘абдзахский язык’, т.е. абадзехский диалект адыгейского. Во время моей встречи с Тевфиком Эсенчем в 1991 г., на мой вопрос об этом термине, Тевфик перевел его как abzah ‘абзах’. С другой стороны, интересно, что на магнитофонной записи, сделанной Дж. Хьюиттомв 1974 г. в с. Хаджы Осман, можно слышать, как старый убых перевел тур. Ubıh ‘убыхский язык’ на убыхский словами ǯʲәx́ә́ bza ‘язык джихы//джихский язык’. По предположению Дж. Хьюитта (устное сообщ.), поскольку Месарош переводил термин ǯʲәx́ә как «черкесский язык в общем смысле», то может быть и цитируемый здесь информант перевел тур. Ubıh «убыхский язык» словами «в общем смысле черкесский
язык». [В. А. ЧИРИКБА , "У Б Ы Х С К И Е Э Т Ю Д Ы"]
 
Bundan sonra Vıbıhlar ve Pekhibze konuşanları arasındaki farkıda sık sık belirterek, Çerkes (Adığe)-Vıbıhlar'ın içinde daha doğrusu 1864'de 500 hanelik nüfusu olan Psakhe (Psıkhı) Çerkes (Adığe) kıyı topluluğu içinde, küçük Psıkhı vadisinin en yukarısında, Çizemığu Ahmet Hable'nin bir mahallesi konumunda yer alan Pekhi köyünde yaşamış 40-50 hanelik küçük Pekhi topluluğundan bahsedelim.
 
Черкесская (Адыгэ) племени " Убыхов" 
 
Подготовил статью Лъэпшъыкъу Омэр/Тлепшук Омер, 13.01.2017
 
Тубинцы возник клан Берзек:
 
Адыгское название племени- Тубэх 
 
Тубинцы (самоназвание - адыгэ) - одно из адыгских (черкесских) племён. Тубинцы являются одним из обособленных обществ абедзехского племени и говорят на том же диалекте черкесского языка. Они дерзки и занимают наиболее высокогорные и труднодоступные районы вблизи речек Пчега и Сгагваша, вплоть до снеговых вершин, южные склоны снеговых гор. После окончания Кавказской войны более не существуют. Тубэ - небольшая речка впадающая в Къолыкъопсе в 5 км выше аула Агуй. Тубэ кIэир (с адыг. - "гористая низина" ) - "Тубинская долина" , которая тянется вдоль реки
 
Пшеха.
 
Берзек клан мигрировал в Убы долине реки Шахе от из долине реки Тубы в 1763-1780 году. Поэтому черкесские Шапсуги призванные Берзек клана, как так "Убыих". после того, как это имя было быть "Убых". Черкесский убых диалект является шапсугского суб-диалект. Пэхы язык не является Черкесский убых диалект. Пэхы язык - это смесь гибридного языка черкесского языка и других языков Кавказа (Рейнегс и Теофил Лабинский). носители языка Пэхы жили только в одном ауле в долине Псахе в районе Сочи. и Пэхы колонки были рабами убыхов, и Эти рабы говорили черкесский язык очень хорошо также.
 
рода Берзеков, род Севебуха Берзек, его родились сыновья. 
 
Бэрзегъ/Бэрзеджмэ ялIакъохэр (сыновья Севебуха Берзек) :
 
1-Ажъукъу (Аджук) 
 
2-Бабукъу (Бабук) 
 
3-Емын (Емин) 
 
4-Дэгу (Дегу) 
 
5-Къанболэт (Канбулат)
 
Yukardaki daha önce yazdığım Rusça makalemdeki bölümde Tubekh (Sub-Abzakh kabilesi) kökenli Vıbıh soylarının Sevebukho Berzeg'in oğulları Ajuk, Babuk, Yemin, Degu ve Kanbolet önderliğinde Abzakh'den Yukarı Şahe bölgesine 1763-1780 yıllarında göç ettiklerinden bahsettim. Vıbıhları oluşturan ana soyların bu göç öncesinde, tarihte hep, gene bir sub-Abzakh topluluğu olan Tubekhler'in içinde yer aldığı ve Tubekhler'le birlikte Çemguy Pşıları ile mücadele içinde oldukları biliniyor. Yukarı Şahe bölgesine göç etmeden önce Vıbıh soyları (Vıbıh adını Yukarı Şahe'ye göç ettikten sonra alıyorlar) Afıps, Sups, Psekups nehirlerinin kaynaklarına yakın bölgede Kubanlı Şapsığlar ve Bjedığ'ular'ın Abzakhlar ile sınırlarının kesiştiği yerde yaşıyorlardı.

 
Blamberg'in aşağıda Batı Çerkes (Adığe) kabileleri ile verdiği bilgilere de baktığımızda Vıbıhlar ve Şaçeleri 15 adet Batı Çerkes (Adığe) kabilesi arasında görüyoruz. Bunun yanında Şapsığ ve Abzakh soylarından oluşan Ciget (Cıhı), Art-Kuac, Maryavı, Pşavtsi, Yaskhiptsı, Svadzvı (Tsvizi), Yinalkupı (Pısıhu) gibi topluluklar ile Kuşhazip Abaze denen Medoveylerin de Adığe olduğunu bildiriyor Blamberg. Ayrıca Çerkesya (Adığe Kheku) sınırının Gagra'da Bzıp'ın yanındaki denize dik tepelere kadar olduğunu da yazıyor. 
 
Blamberg'in o ifadeleri şunlar; «Черкесы, которых русские так и называют – «черкесы», а другие европейцы неправильно называют «циркасья», сами себя называют адыге или адехе… С юго-запада и запада земли черкесов омывает Черное море – от устья Кубани до границ с Абхазией. Обитающие на побережье племена – это натухайцы, гусинцы и убыхи.
 
Наименование племен, занимающих северные склоны Кавказского хребта от крепости Анапа до истоков Кубани:
 
1. Натухайцы (натохайцы)
 
2. Шапсуги
 
3. Абадзехи (абедзехи)
 
4. Тубинцы
 
5. Убыхи
 
6. Саше 
 
7. Бжедухи: а) хамышеевцы; б) черчинеевцы
 
8. Хаттукайцы
 
9. Темиргоевцы
 
10. Эгеркваевцы
 
11. Жанеевцы
 
12. Адемы
 
13. Мохошевцы
 
14. Хегаки
 
15. Бесленеевцы
 
Натухайцы, шапсуги, абедзехи, тубинцы, убыхи, саше, бжедухи, хаттукайцы, темиргоевцы, эгеркваевцы и жанеевцы имеют демократический образ правления, а эдемами, мохошевцами, хегаками и бесленеевцами управляют князья – пши и дворяне – уорки.
 
Тубинцы являются одним из абедзехских племен и говорят на том же языке. Они дерзки и занимают наиболее высокогорные и труднодоступные районы вблизи речек Пчега и Сгагваша, вплоть до снеговых вершин. Южные склоны снеговых гор и долины на побережье Черного моря до речки Гагрипши населяют племена УБЫХОВ И САШЕ, которых называют также ДЖИКЕТЫ, ПШАВЫ, ЯСХИПСЫ, ИНАЛКУПЫ, СВАДЗВЫ, АРТАКОВЦЫ и МАРЬЯВЫ. Черкесы называют их «куш-ха-зир абазы», что означает «загорные АБАЗЫ», ОДНАКО НА САМОМ ДЕЛЕ они АДЫГЕЙСКОГО происхождения».
 
Şunu önce belirtelim, kimileri Pekhi (Пэхы) adıyla Twakhı/Tuakhı (ТIахэ/Туахы/ТIахы) adının aynı olduğunu ve Vıbıh "Pekhu" sülalesinin adından Pekhi ve Pekhibze adlarının Meśzáros tarafından türetildiğini iddia ediyorlar. Pekhi (Пэхы) ve Pekhu (Пэхъу) farklı kelimeler. Pekhu (Пэхъу) sülalesi Şapsığ Netakho (НэтIахъо) klanına mensup bir sülaledir. Abhazya Bilimler Akademisi'nin iddiasına göre "p ve tʷ" harfleri aynı fonksiyondaymış ve Pekhi adındaki "p" harfi aslında "tʷ" olmalıymış, doğrusu tʷaχə imiş diyerek Pekhi gerçeğini örtmeye çalışıyorlar. 
 
Diğer taraftan bu kişilerin Vıbıh Adığe lehçesinin Çerkescenin (Adığabzenin) kıyı lehçeleri grubundan özgün bir Adığe lehçesi olduğunu bilmemeleri de ayrı bir konu olduğu için, Vıbıh ve Pekhi arasındaki farkı görememekten kaynaklı olarak, Çerkesya'da (Adığe Kheku'da), 1830'larda Fransız Lyule tarafından dil/lehçe olarak ilk tespit edildiği tarihten 1864'e kadar Pekhi adındaki köyde konuşulduğunu ve bu dilin konuşulduğu Psakhe adlı Çerkes (Adığe) kıyı topluluğunun ve bütün komşularının Çerkes (Adığe) olduğu gerçeğini görmezden gelerek, Pekhi dilini tümevarım gibi bilimsel olarak pek tercih edilmeyen bir yöntemle bütün Vıbıhlar'ın ve Şapsığ ile Abzakhlar'ın (elbette Cigetlerin/Cıhıların) çoğunun geçmişteki dili yapma iddiası içinde oldukları görülüyor. 
 
O halde bilimsel olarak her türlü ihtimali de göz önüne almak gerektiğini düşünerek şu soruya cevap vermelerini bekliyorum. 
 
1796'da Vıbıhlar içinde Vıbıh olmayan bir unsurun (Alanların) varlığından Polonyalı Kont Poctocky ile haberdar olunduktan sonra, 1830'larda Fransız Lyule tarafından bahsi geçen Pekhibze, Psakhe vadisindeki Pekhi köyüne başka bir yerden gelmiş küçük bir topluluğun dili olabilir mi? Şimdi Pekhibze'yi bütün Vıbıhlar'ın dili yapma isteğinde olanlar hemen ‘’olamaz’’ der. 
 
"Niye?" diye sorarsanız, ‘’işte öyle olamaz’’ derler. Çünkü Pekhibze'nin, öncelikle bütün Vıbıhlar'ın geçmişteki dili olduğu ve bu açılımdan yola çıkarak Vıbıhları Çerkes (Adığe) halkından ayrı bir halk yapmaya yönelik amaçları olduğu için, Pekhi konuşucusu o küçük grubun, o köye Çerkesya (Adığe Kheku) dışından bir yerden gelebilme ihtimalini asla kabul etmezler. 
 
Pekhi dili konuşucularının Psakhe vadisine, Çerkesler'in (Adığeler'in) içine, Çerkesya (Adığe Kheku) dışından başka bir yerden gelebilme ihtimalinin de olabileceği söylendiğinde Vıbıhları Çerkeslikten (Adığelikten) koparıp ayrı bir halk yapmak için Pekhibze'ye Vıbıhça diyerek, Turçaninov mahreçli olsa da Abhaz-Abazinlerce oldukça sevilip benimsenmiş bir Abhaz-Abazin politik hipotezi olan "Aşuy dil ailesi" adındaki uyduruk dil ailesi grubu içine almak için çabalayanlar, bahsettiğimiz bu kuvvetle muhtemel ihtimale karşı çıkmaya başlıyorlar. Elbette onlar karşı çıkarken sorulan akılcı sorulara cevap verememeleri veya verecek cevapları olmadığı için kaynak göstermeden, tarihi karşılığı olmayan fantastik hikaye ve masalları anlatıyorlar.
 
Vıbıhlar ile ilgili en güzel tespitlerden birini rahmetli Düzceli Yusuf Suat Neğuç yapmıştır. Ağuç’ıps; Şapsığ, Abzakh (elbette Tubekh, Cıhı, Madzmey sub-grupları dahil), Natuhay ve Vıbıhlar'dan oluşur. Ağuç’ıps Çerkes (Adığe) halkının Karadeniz kıyısında ve kıyı bölgelerine komşu dağlık bölgelerde yaşayan özel bir alt topluluğuydu. "ADIĞE KHEKU, ADIĞE, AĞUÇ’IPS VE ŞAPSIĞ ADLARINA GENEL BİR BAKIŞ" makalede Ağuç’ıps adıyla ilgili detaylı bilgiler vermiştik. http://cherkessia.net/makale_detay.php?id=3764
 
 
Eğer Pekhibze, geçmişte bütün Vıbıhlar ile çoğu Şapsığ ve Abzakh sülalelerinin ana diliyse, 1860'larda 40-50 hane tarafından, bir Kıyı Çerkes (Adığe) topluluğuna ait Psakhe'de konuşulan bu dilin, aynı yerde günümüzden üç-dört asır önce daha fazla bir nüfus tarafından konuşulması gerekmez miydi? Fakat Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde maalesef bu realite yok, başka kaynaklarda da yok. Çelebi bunu göremedi veya es geçti desek, Şahe ve Soçi nehirleri arasındaki dağlık bölgede yaşayan "Takaku Çerkesleri" nden bahsediyor. Suçeler aşireti dediği Soçi'ye bakıyoruz "Havdoka" adlı bir Çerkes (Adığe) soyu ve onunla aynı adı taşıyan bir köyden bahsediyor. Soçi nehri vadisi girişinde. Psakhe'nin kuzeyinde Vardan (Tsöpsin) yöresinde Bjedığ'ular'ın (Tsöpsin topluluğu) dahi olduğundan bahsediyor. Tamam o dönemde Vıbıh adı yoktu, çünkü bu ad 1780'den sonra ortaya Şahe nehrinin 37 km'lik Vıb kolu vadisine yoğun bir yerleşim olunca (Dişan hable) o vadiye izafeten Yukarı Şahe bölgesindeki bütün halka, yani başlangıçta Babık'u Tam, Şevlukh Hable, Dişan Hable, Bzıç ve Tokh Hable köylerinden oluşan bu topluluğa Vıbıh adı verildi. 
 
Bunun itiraz edilecek bir yanı yok. 1864'de Şahe vadisinde çoğu Şapsığ 74 köy vardı, birinci köy Şehape, 74. köy Babık'u Tam'dı. Hadi 1640-1650'lilerde bu dili konuşanlar dağlık izole bir yerdeydi desek, bu yeri/bölgeyi net olmasa da yaklaşık olarak söylemeleri gerekir. Bu noktadan itibaren elbette soracağımız onlarca sorunun cevabını veremeyenler, Pekhi dilini öncelikle bütün Vıbıhlar'ın geçmişteki dili olduğu iddiası ile çalışmalarına devam edecekler. Onları sorgulamadan inanan insanlar ile yollarına devam edecekler. Öyleyse onlar kendi yolunda biz kendi yolumuzda gideceğiz ve bu konularda ‘’kral çıplak’’ demeye devam edeceğiz.
 
Vıbıhlar'dan açık bir şekilde tarihte ilk kez 1796'da bahseden Polonyalı Kont Poctocky, Vıbıhların (en azından bir kısmının) Alan kökenli olduğunu söylüyor. Nerede mi? "Memoire sur un nouveau periple de Pont-Euxin" adındaki Viyana baskısı eserinde bahsediyor. Güldenstad, Pallas ve Klaphort da Vıbıhlar'dan bahseder ama onların bahsettikleri konular Pekhibze'nin bütün Vıbıhlar'ın geçmişteki dili olduğunu iddia eden çevrenin pek işine yaramaz. Çünkü o bahislerde Pekhibze mevzusu geçmez. Kont Poctocky aslında Vıbıhlar içindeki Alan kökenli bir topluluktan bahsetmiş ve on ikiden vurmuştu. Hemen korkmayın Alanlar İran kökenli ya da Türki kökenli bir halk değil. Bu konuda da aynı yıl, 1796'da Kont Poctocky ile eş zamanlı olarak Reyneggs yardımımıza yetişiyor.
 
Bundan sonra yazacaklarım keyifle okunacak gerçekler manzumesidir. Elbette Reyneggs ile başlayalım. Sıkı durun şimdi, Reyneggs 1796'da Alanlar'la karşılaşıyor ve onlarla ilgili etnografik ve lingustik bilgiler veriyor. İşte burası önemli. XVIII. yüzyılın sonunda Reyneggs'in karşılaştığı Alanlar'ın dili, Alanlar'ın ataları olduğunu iddia eden Karaçay-Balkarlar'ın ve Osetler'in dilinden farklıydı. Yani ne Türki ne de İrani bir dil değildi. Ve Alanlar'ın kültürü de Karaçay-Balkarlar ve Osetler'in kültür ve yaşayışından oldukça farklıydı. 
 
Alanlar, günümüz Abhazya'sında bulunan Yukarı Kodor'da, Svanlar'la birlikte yaşıyorlar ve onlarla aynı kültür ve yaşam şeklini paylaşıyorlardı. "Alanda" köyü merkezleriydi. Svanlar ile aynı mimari özellikte taştan kuleli evlerde yaşıyorlardı. Reyneggs Alanlar'ın bir Kuzeybatı Kafkas dili ile Merkezi Kafkas dillerinin karışımı bir dil konuştuklarını açıkça belirtiyordu. (Reyneggs 1796, 17-18). Kuzeybatı Kafkas derken Reyneggs'in, o günlerde bir Kuzey Batı Kafkas dil hipotezi olmadığı için, Güney Batı Kafkasya’da yaşayan Abhaz dilinden bahsetmediğini de belirteyim. 
Merkezi Kafkas dillerinden kasıt ise ne olabilir? Elbette Svan dili bunlardan biri, diğeri ise muhtemelen V. Bagrationi'nin bahsettiği geçmişte bir Çerkes dili konuştuklarını söylediği Dwalı halkının dili ile Kabardey Çerkes (Adığe) diyalekti olabilir. (Dwalı halkının konuştuğu eski dilin Nakh kökenli olduğunu iddia eden görüşler de var).
 
1856-1859 yılları arasında, Çerkes (Adığe)-Rus savaşları esnasında Çerkesler'e yardım amacıyla gelen Polonyalı Albay Theophil Labinski'de, Psakhe vadisinde Pekhibze konuşan insanları görmüş ve ne tesadüftür ki onların dilinin Svan diline benzediğini belirttikten sonra, Svanlardan da bahsetmişti. Theophil Labinski'nin Svanları çok iyi tanıdığını şuradan biliyoruz; Svanların çoğunun aynı zamanda Çerkes (Adığe) dilini de çok iyi bildiklerini söylüyordu, onlarla karşılaşmış ve dillerini duymuştu. Şimdi burada elimizi vicdanımıza koyarsak, Pekhibze'nin konuşucularının Yukarı Kodor'da Svanlar ile birlikte yaşayan Alanlar'dan kopmuş küçük bir grup olup, 18. yüzyılda Çerkesya'ya gelerek Psakhe vadisine, Psakhe Çerkes (Adığe) kıyı topluluğunun Çerkes (Adığe) beyleri olan Çizemığular'ın izniyle yerleştiklerini düşünsek yanlış mı olur? Aslında hiç de yanlış olmaz. Öyleyse Alanlar ile ilgili daha fazla done sunalım. 
 
Şahe vadisinin en yukarısındaki sarp dağlık bölgede yer alan Babık'u Tam'ın (burada ki tam kelimesi Abhazca değil Şapsığ lehçesine mahsustur ve yerleşim yeri belirtir, Abregetam, Ahıntam gibi) olduğu yerin adı "Alan" dı. Devam edelim, Vıbıhlar içinde Zeuşö adında iki ocak/küçük topluluk vardır. Biri Vardan (Tsöpsin) yöresinde bulunan Çerkes Hasan'ın da mensup olduğu Zeuşö-Braq, diğeri de Psakhe yöresinde Pekhibzenin konuşulduğu Pekhi köyünde ki Zeuşö-Alan'lar. Bu iki soy arasında akrabalık var mı bilmiyoruz ama, "Zeuşö" terimi nedeniyle kendilerini artık akraba olarak gördüklerini söyleyebiliriz, en azından birbirlerini akraba olarak görenleri vardır, bu da diaspora şartlarında normaldir. Rahmetli Tevfik Esenç'in de Zeuşö-Alanlar'a mensup olduğunu ifade edelim.
 
Bu konuda bir diğer önemli konuda, Pekhibze dilinin George Dumezil tarafından 1954'den itibaren kayda alınması sürecindeki uygulamaları ile daha önce Adolf Dirr'in yapmış olduğu çalışmalardaki bariz şaibeli durumların mevcut olmasıdır.
 
Dumezil yayımlanmış çalışmalardaki yanlışları düzeltmeleri ve bunların sürecini anlattığı "Ubıhçada Eylem (Le Verb Oubykh)" adlı kitabının giriş bölümünde aynen şöyle demektedir. "Adı geçen bu çalışmalar dilbilimciler için hemen hemen hiç kullanılamaz biçimdeydi. Dilin ses bilgisel yapısı henüz tamamıyla çözülmemiş, kullanılan semboller dakik değil, tutarsız ve çelişkiliydi. Gerekli düzeltmeler bir kere yapıldıktan sonra, onlar dil için iyi bir kaynak oluşturacaktı. Hacı Osman Köyü ve Hacı Yakup Köyü'ne gittiğimde, onlardan benim 1913 ve 1930’da Adapazarı ilinde kayıt etmiş olduğum notlardan birkaçını okumalarını rica ettim. Böylece, önce metinlerim ve Ubıhlar'ın Dili kitabımdaki notları anlaşılabilir kılmak için Tevfik Esenç tarafından İstanbul’da 1955 ve 1958’de yapılan düzeltmeleri (temizlemeleri) yayımladım. Ses düzeltmeleri sırasında, Tevfik metinlerde bir takım değişiklikler de yaptı. Bunlar kendisinin titizliğinden dolayı dilbilgisi hatası olarak gördüğü Türkçeden alınmış sözcük ve deyimler ve o günün Ubıhçasında bulunan Çerkesce'den geçmiş oldukça büyük sayıda sözcüklerdi."
 
Bu beyanda Dumezil 1913'deki çalışmalarından bahsediyor. Ancak o tarihte Adolf Dirr'in yaptığı ve kendi orjinal el yazmaları kayıp olan çalışması vardır. Dumezil 1926'da Türkiye'ye gelmiş ve Vıbıhlar ile ilgilenmeye ise, Adolf Dirr'in ölümü ile 1929'da başlamıştır. Bunun yanında, Pekhibze denen (Mészaros'un adlandırmasını esas alarak) bu dilin doğal yapısında bulunan "oldukça fazla" diye belirtilen Çerkesce kelimelerin ayıklaması ve dildeki sesler üzerinde yapılan "düzeltme" adındaki değişiklikler etik mi dir?, bilimsel midir?
 
Bu değişiklikler bu lokal küçük köy dilinin Çerkesce tarafından daha önce anlaşılabilir olma özelliğini yok etme amaçlı mı yapılmıştır? Böyle bir ses düzeltmesi ve kelime ayıklaması sonucu bu dil değiştirilmiş ve orjinalitesini yitirmiş olmuyor mu? Böyle bir değiştirme sonucu dilin orjinalinde olmayan seslerin dile karışmış olma ihtimali var mıdır? gibi soruların yanında, rahmetli Tevfik Esenç’in Pekhibze ve Adığabze dillerine ne kadar vakıf olduğu konusunda da netlik yoktur. Adığey'de ilgilenen birçok kişi, Vıbıh kökenli birinin YouTube'da konuştuğu kısa bir Pekhibe pasajın Fransız aksanına sahip olduğunu (yani içinde Fransızca sesler bulunduğunu) ve oldukça deforme edilmiş bir dil olduğunu söylüyor. Diğer taraftan George Dumezil'in benzer düzeltmeleri Adolf Dirr'in sözde tespit ettiği 800 kelime üzerinde de yaptığını biliyoruz.
 
İşin birazda başka yönüne de bakalım isterseniz. Yıl 1913, Rus Çarlığı Çerkesya'yı işgal edeli 49 yıl olmuş. Schleswig-Holshtein düklerinin soyundan gelen Alman kökenli Çarlık sülalesi Romanov'lar Soçi'yi çok sevmişler kendi sayfiyeleri yapmışlardı. Buraları eski sahiplerine tekrar verme niyetinde değillerdi. Bu yüzden geçmişte Soçi'de yaşamış Çerkes (Adığe) halkının içinde büyük bir fitne oluşturup, bu toprakları aslında Çerkeslerden (Adığelerden) almadıklarını, başka bir halktan aldıklarını, bu halkında kendi isteği ile Türkiye'ye göçtüğünü ve oralarda Türkler ile karıştığını anlatacak bir hikayeye ihtiyaçları vardı. Bunun için zaten daha 1861'de Uslar ile birlikte bir çalışma başlatmışlardı. Ama Uslar Vıbıhlar içinde Çerkesce'den başka bir dil konuşulduğunu bir türlü ispat edememişti. Çarlık hizmetindeki önemli bir kurumsal yapı olan Rusya Emperyal Bilimler Akademisinin bilim insancıkları, bu iş için adam aramaya başladılar. 
 
Ve en sonunda Adolf Dirr adında, Çar'ın etnik hemşehrisi bir Alman'ı buldular. Bu iş için aslında bir nevi ihale açmış olan Rusya Emperyal Bilimler Akademisi, bu işe soyunacak genişlikte bilim adamı bulamamış ve Adolf Dirr'i teklif usulü ile Moskova'ya davet etmişti. Bu davet üzerine Rusya Emperyal Bilimler Akademisine gelen Adolf Dirr, koskoca İmparatorluk tarafından kendisine sipariş edilen bu işi hakkıyla yerine getirecek tek kişi olduğunu göstermek istiyordu. Akademi ona, daha önce 1891'de Türkiye'ye gönderilmiş Aage Mater Benedictsen'in bulduğu Kırkpınar adlı köyde üç hafta kalıp tuttuğu notları da verdi. Bu notları Rusya Emperyal Bilimler Akademisi üyesi Kafkasolog Lopotinsky'ye Benedictsen yollamıştı. Lopotinsky'de bu notları Rusya Emperyal Bilimler Akademisine vermişti. Bunun yanında Kafkasları dolaşsın ve halklar hakkında bilgi toplasın diye çok daha önce Kafkaslara gönderilen aynı akademinin üyesi ve Adolf Dirr gibi bir Alman olan Johann Anton Güldenstadt'ın gezi notlarını da Adolf Dirr'e verdiler. 
 
Bu gezi notlarını aynı akademinin bir diğer üyesi Peter Simon Pallas daha önce yayınlamıştı. Polonyalı Kont Poctocky’un Vıbıhlar'ın en azından bir kısmının Alan kökenli olduğunu söylemesi de Hind-Avrupa ekolünün en önemli kalesi olan bu akademinin hipotezleri lehine araştırılmaya oldukça değerdi. Çerkeslere (Adığelere) yardım için giden Polonyalı Albay Theophil Labinski'de Vıbıhlar'ın topraklarında küçük bir köyde Svancaya benzeyen bir dil/farklı bir lehçe konuşan bir grup insandan bahsetmişti ve Ruslar da bu insanları duymuştu.
 
Adolf Dirr'e bu iş böylece ihale edildi. Adolf'ün elinde müthiş bir malzeme vardı. Gideceği köyün de hangisi olduğunu zaten Rusya Emperyal Bilimler Akademisi yetkilileri söylemişti, köy köy dolaşıp araştırma yapmasına gerek yoktu, adres de elindeydi. Ve Adolf Dirr 1913 yılında İstanbul'a geldi. Rus elçiliği ile görüştü. Rusya Emperyal Bilimler Akademisinin bir görevlisi olarak gelmiş ve "Soçi havalisinde Çerkes olmayan, Çerkesce konuşmayan bir halk oluşturma projesinin elemanı olan Çarlık görevlisine, Rus Elçiliği gereken her türlü yardımı yaparak, İstanbul'a yakın olan Kırkpınar köyüne ulaşmasını sağlamışlardı. Bu Alman orada bulduğu Çerkes köylüler içinde Çerkesceden başka bir dil konuşanlar olarak iddia edilen bir grup yaşlıdan 1914'e kadar 800 kelime derler ve bütün alem bu hapı yutar. "Herhangi bir Çerkes köyünde bir yılı aşkın çalışma yapılsa, en az 10 bin kelime derlerdi bay Adolf" diyecek biri olmadığı için, bu sözde derlenmiş 800 kelimeye tav olmuştur herkes o dönemde. "Bir dilin normal olarak ortalama günlük konuşma kelime sayısı bile 4000-5000 kelimedir bay Adolf, bu insanlar 800 kelime ile mi konuşmuşlar" diye sorgulayacak birilerinin olmadığı 1913-1914 yıllarında Adolf Dirr'de bu meydan boşluğunu fırsat bilmiştir.
 
Uslar'a gelirsek; Uslar'ın karşılaştığı genç prens Ciget (Cıhı) idi. Vıbıh değildi ve üstelik Berzeg soyundan da değildi doğal olarak. Bu karşılaşılan şahsın anadili de Çerkesce (Adığabze) idi. Uslar'ın yanındaki Abhaz tercümanı, Uslar'ın Ciget Prensi olarak bahsettiği kişinin konuştuğu dili anlamamıştı ve "bize yabancı bir dil" demişti. Ardından bu prens Uslar'a Vıbıhlar'ın dilini de bildiğini ifade etmiş ve bu dilde 50-60 kelime söylemişti. Abhaz tercüman bu kelimeleri de anlamamış ve Uslar yanındaki Çerkesce sözlükten bu 50-60 kelimenin de Çerkesce olduğunu görmüştü. Yani Uslar Pekhibze felan bulamamıştı. 
 
Ama Uslar'ın sanki Pekhibze konuşan birini bulduğunu, bu kişinin de bir Vıbıh Prensi olduğunu anlatan hikayeler Türkiye diasporasında söylenegeldi. Eminim Uslar'ın bu konuda yazdığı metnin aslını kimse çevirip okumayı düşünmemiştir. Hatta Uslar'ın sözde 50-60 Pekhibze kelime kaydetmiş gibi anlatılması bir çarpıtmadır. Aynı durum J. Bell'in Abaze dili diyerek kayda aldığı 40 kelime için de geçerlidir. Bu 40 kelime ne Abhazcadır ne Pekhibze. Bu Abaze dili denen dilde Çerkescedir.
 
George Dumezil,  Adolf' Dirr'in 1929'da ölümünden sonra, onun sözde kayıp olan 1913-1914 yıllarındaki çalışmasının, 1926'da Adolf Dirr tarafından tekrar yazılmış nüshasında geçen o 800 kelimelik sözcük listesinde yeniden tadilat yapıp sesleri değiştirmiştir. İkinci ses değiştirme operasyonunu da Manyas'ta yapmış, tekrar sesleri değiştirip, Pekhibze'nin doğal yapısı içindeki oldukça fazla olan Çerkesce (Adığabze) kelimeleri de çıkartarak ortaya çıkan dili, Çerkesceden farklı olan Vıbıhça olarak dünyaya sunmuştur. Acaba Güldenstadt'ın çalışmalarında Yukarı Kodor'da konuşulan Alan diline ait sözcükler var mıydı? Ve bu sözcükler, Pekhibze'den Çerkesce (Adığabze) kelimelerin çoğu ayıklandıktan sonra, bu dile monte edildi mi? Bilim kisvesi altında da elbette şeytan papucu dikilir, bunu sık sık duyarız. Neticede Rus Çarlığı da, Sovyetler de, Rusya Federasyonu da Çerkesya'yı (Adığe Kheku'yu) ve özellikle Soçi'yi çok sevmiştir. Arif olan anlamıştır bu sevgiyi.
 
Şimdi son olarak tespitlerimi yapıp, sorularımı sorup konuyu kapatıyorum.
 
TESPİTLER:
 
1.Tespit;
 
Adolf Dirr'in orjinal çalışması sözde kayıptır. Kayıp olan çalışmasını tekrar yazmak zorunda kalması ayrı bir ikilemdir. Rusya Emperyal Bilimler Akademisi tarafından 1913'de davet edilip Çerkes dili ile Çerkesler ve özellikle Vıbıhlar içinde ayrı bir dil konuşulup konuşulmadığı noktasında kendisine iş verilmiş kişidir. Yani Rusya Emperyal Bilimler Akademisi tarafından bu iş için tutulmuş biridir.
 
2.Tespit;
 
Adolf Dirr'in ardından bu işi George Dumezil almış görünüyor. Dumezil Adolf Dirr'in sözde kitabı üzerinde tespit edilmiş 800 kelime üzerinden ses düzeltmeleri yapıyor, ancak Kırkpınar’da Pekhibze konuşan toplam 20 kişiden bu dili en iyi bilen 2'sinin yaşlılık nedeniyle ne dediği anlaşılmadığı için kayıt yapamıyor ve İstanbul sular idaresinde çalışan birinden yardım alıyor.
 
3. Tespit;
 
George Dumezil'in ses düzeltmeleri yaptığını belirtmiştik. Ardından 1954'de Tevfik Esenç ile birlikte Pekhibze'de ayıklama yapıyorlar. Öncelikle bu dil içindeki Türkçe ile diğer dillerden ve özellikle Çerkesceden, bu dil içinde oldukça fazla olan Çerkesce kelimeleri ayıklıyorlar.
 
SORULAR:
 
1-Öyleyse bu ayıklama sonucu, ayıklanan kelimeler yerine hangi kelimeleri koyuyorlar? Bu ayıklama ile Pekhibze'de Çerkesce (Adığabze) oranı %45'e düşürülüyor?
 
2-Ayıklanan kelimeler içinde Türkçe, diğer diller ve oldukça çok sayıda Çerkesce (Adığabze) kelime dışında, diğer tabiriyle hangi dillerde kelime vardı? Bu ayıklanan kelimeler hangileri? Cevap yok
 
3-Pekhibze'de eğer bu kelime ayıklaması ve ses düzeltmeleri yapılmasa idi bu dili Çerkesce'nin bir lehçesi deme gibi durumumuz olur muydu?
 
4-Pekhibze'de yapılan sözde ses düzeltmeleri ile bu dile Fransızca sesler karışma ihtimali var mıdır? Cevap Yok. (Biz cevap verelim, evet var, Fransızca sesler karıştı)
 
5-Bu kelime ve seS ayıklaması yapılmasıydı, Pekhibze'yi Çerkes (Adığe) dilinden farklı bir dil deme gibi bir durum olur muydu? Cevap Yok.
 
6-G.Dumezil Pekhibze olarak 3000 kelime kayda aldı. Soruyorum, çıkarttığı Çerkesce (Adığabze) kelime sayısı kaydettiği Pekhibze kelimeden fazla mıydı?
 
7-Aslında ortada ölü bir dil mi var, yoksa ileride bütün Vıbıhlar'ın geçmişte konuştuğu dil olarak öne sürülmesi için yeniden düzenlenip farklılaştırılmış bir dil mi var?
 
8-Bu dil içinde ayıklanan diğer dillere ait kelimeler içinde Svanca, Megrelce ve Gürcüce kelime var mı?  Ayıklanan kelimeler yerine eksiklikler hangi dilden takviye edilerek tamamlandı? 
 
Aslında bir Oset araştırmacısı olan ve Alanlar'ın dilini Osetler'in diline bağlamak için araştırmaları olan Aryenci ve Nazi kimlikli George Dumezil'in zahirdeki Pekhibze araştırmaları aslında batındaki bir Alan dili araştırması olabilir mi?
 
9-Lyule, Pekhibze'nin ayrı bir dil mi ayrı bir lehçe mi olduğunu söyledi? Lyule'nin bu dilin geçmişte bütün Vıbıhlar'ın dili olduğunu ima ettiği düşüncesine ve fikrine nereden kapınıldı?
 
10-Tevfik Esenç'le tanışmadan önce G.Dumezil'in Kırkpınar'da Adolf Dirr'in tespit ettiği kelimeler üzerinde yaptığı ses değiştirmeler düzenleme midir, yoksa deforme etme- başkalaştırma- değiştirme midir?
 
11-George Dumezil, başvurduğu bu bilimsel olmayan yöntemleri ve zihniyeti Türkiye'de hangi camialara davranış biçimi ve karakteristiği olarak miras bırakmıştır?
 
12-George Dumezil Nart destanlarının Çerkes (Adığe) destanı olduğunu ve Çerkeslerden (Adığelerden) diğer Kuzey Kafkas halklarına geçtiğini mi savunurdu?
 
13-Eğer Pekhibze üzerinde böyle oynamalar yapılmasa idi, acaba bu dilin orjinalı hangi dilin lehçesi olurdu?
 
14-Bu çalışmayı yapanlar, tüm bu çelişkiler ortada iken bunları Çerkesler'in (Adığeler'in) sorgulamayacak bir halk olduğu düşüncesiyle mi bu kadar hoyratça bir özgüven içinde bu işlere tevessül ettiler?
 
15-Adolf Dirr ve George Dumezil güvenilir kişiler midir? Yapmış oldukları bu değiştirmeler ve kelime çıkarmalar ile Mészaros’un çalışması yüzde kaç oranında benzeşiyor?
 
Evet bu konuda soracağım yüz küsür sorudan 15'ini sordum. Kimileri Vıbıhlar'ın ayrı bir halk olduğunu (Cigetler'in bile Çerkesler'den ayrı bir halk olduğunu yada Abhaz olduğunu) iddia edenler, M.Ö. şu tarihte, M.Ö. şu milenyum da Vıbıhlar'ın prensliği olduğunu, M.S. 13. yüzyılda Vıbıhlar'ın prensliği olduğunu,  Vıbıhça diye empoze edilen Pekhibze'nin Hititçe olduğunu felan fantastik bir bilgisayar oyunu konusu dizayn eder gibi düşünmeye devam etsinler. Zaten bu ciddi konu ile ilgili yazdığım bu makalede onlara hitap etmiyorum, bunu özellikle belirtmeliyim. Bu yazının muhatabı toplum bilinci ve vicdanıdır.
 
Vıbıhlar, Cigetler (Cıhılar) ve Medoveyler (Medajoy, Madzmey, Mdıjuwı), Çerkes (Adığe)'dir, en az diğer Çerkes (Adığe) kabileleri kadar. Bundan zerre şüphem yok. Aşağıda Vıbıh sülale isimlerinden tespit edebildiğimi Adığe alfabesi ile aslına uygun yazmaya çalıştım. Vıbıh sülale adlarının Adığe alfabesi ile yazılması noktasında özellikle yardımcı olan değerli bir büyüğümüz ve kardeşimize de teşekkür ederim.
 
Tespit edebildiğim Vıbıh sülaleleri ise şöyle. Elbette bu sülaleler içinde diğer Çerkes (Adığe) kabileleri olan Şapsığ, Abzakh, Bjeduğ, Mehoş kabileleri kökenli olanlar olduğu gibi, Cıhı (Ciget) ve Madzmey (Medovey) Çerkes (Adığe) toplulukları kökenli olanlarda var. Cıhı (Ciget) ve Madzmey (Medovey) Çerkes (Adığe) toplulukları çoğunluk olarak Abzakh kökenli olmakla birlikte geri kalanları da Şapsığ ve Vıbıh kökenliydi. Şaşe ve Hamış da ise Woblağo ve Hamışıko adlı iki bakiye Bjeduğ soyu varlığını sürdürüyordu. Mesela Atse ve Tlıbaje sülalesi aslında Çerkes (Adığe) topluluğu olan Medovey (Madzmey, Medajoy, Mdıjuwı) kökenlidir. Tlıbaje Çerkes (Adığe) sülalesi Psov (Adığabze: Psewu) nehrinin yukarısında, Madzmey (Medovey) bölgesinde bulunan Aibğa (çirkin tepe) adlı tepelerin kuzey eteklerinde, Psewu nehri kenarındaki aynı adlı köyde Vahokh ve Kute adlı diğer iki Çerkes (Adığe) soyuyla birlikte 400-500 kişilik bir Madzmey (Medovey) topluluğuydu. Bu gün diasporada Tlıbaje (Rusça: Tlebago, Şapsığ diyalektinde Tlebağe) sülalesi Vıbıhlar içinde, Atse sülalesi ise diaspora da kimi yerde gene Vıbıh olarak anılmasına karşın bir çok Şapsığ köyünde yaşamaktadır.
 
Убыхмэ ялIакъохэр (Фамилии Убыхов):
 
1- Aбacэ
 
2- Ажъукъу (Аджук, рода Берзеков)
 
3- Ажъдухъу/Aжьдухъa
 
4- Агур (Аджук,рода Берзеков)
 
5- Альмез (род Чизымогуа)
 
6- Aндыбэ
 
7- Ацэ / Ӏацэ
 
8- Бабукъу (Бабук, рода Берзеков, дворянский род в Бабук-Аул)
 
9- Бажъ Абдзах рода "Бажъ"
 
10- Бэгъ Абдзах рода "Бэгъ"
 
11-Бэрэкъэт
 
12- Брау/Браукъу (Браук)
 
13- Быгь
 
14- Блэгъо/Уэблагъуэ (Общество Саше-Сочи до р. Агуры в том числе долины рек Бзугу, Цаник, Мацеста, дворянский род), Бжъэдыгъу рода Блэгъожъ
 
15- Беранда (дворянский род в Берандупь/Беранда в состав общества Вардане)
 
16- Бэрзэгь Абдзах рода "Бэрзэдж"
 
17- Джыхьы Абдзах-Джыхьы рода
 
18- Чызымугъуэ/Чъызымыгъу (Чизымогуа, Общество Псахе/Мамай дворянский род) Шапсыгъ рода "Mыгъу"
 
19- КIакIэ
 
20- КIэф/КIыф
 
21-Кӏыкӏ Бжъэдыгъу рода "Кӏыкӏ"
 
22-Кӏыргъ Бжъэдыгъу рода "Кӏыргъ"
 
23- Чэрэн/Чъэрэн
 
24- Чъыгъы
 
25- Цужъ
 
26- ЧIыу/Чъыу Шапсыгъ рода "Шыу"
 
27- Цуекъу
 
28- Чулэ
 
29- Чупэ
 
30- Дэгумыкъу (Дагомуко, род Дегу-Берзека, Мутыхуасуа, ныне там Пластунка, дворянский род в Aул-Мутыхуасуа, дворянский род в Дагомыс/Тыгъэмыпс/Дэгумэз/Дэгъумэз или Дэгъумыпс) 
род Дегу-Берзека)
 
31- Дзэпщ (Общество Вардане/Цопсын-Ц1опсын, Буу-Буап и Хъопс-Хобза, дворянский род Дзиаш/Дзейш)
 
32- Дышaн/Дэчэн (дворянский род в Дышaн хъаблэ)
 
33- Дычъу
 
34- Дыу Шапсыгъ рода "Дыу"
 
35- Дыжьы Шапсыгъ рода "Дыжьы"
 
36- Дыпсэу/ДыпсIэу
 
37- Дыгъунэ
 
38- Дoгъбы
 
39- Дыгъу Мэхъош рода "Дыгъу"
 
40- Eбжьын
 
41- Емын (Емин, рода Берзеков)
 
42- Эльбузд (Бузд, род Бабук-Берзека)
 
43- Eзыхыкъо/Езыхъo
 
44- Фагъур (Фагурка, протяженность 18 км вдоль Западного Дагомыса)
 
45- IФoкъуащэ
 
46- Гacым (род Бабук-Берзека)
 
47- Гогьен/Гoгэн
 
48- Гъoгъoa/Гъуэгъуэ
 
49- ГъocIэ
 
50- Гошoкъо
 
51- ГубэкIoкъо/ГубэкIыкъо
 
52- Гужъ
 
53- ГутIэ Абдзах рода "ГутIэ"
 
54- Гъырбы/Гъырбэ (Гербо)
 
55- Гуaзэ
 
56- ГъукIэшъыгъ
 
57- Гумзар (род Бабук-Берзека)
 
58- Жъэдыу
 
59- Жьей
 
60- Жьу
 
61- Жьы
 
62- Жьулар
 
63- ЖьoкIур/Жъoкьур
 
64- Жъудэ Мэхъош рода "Жъудэ"
 
65- Хьабракъ
 
66- Хьаджэкъо
 
67- Хаджомэр (род Бабук-Берзека)
 
68- Хьакӏмаф (род Аджук Берзека)
 
69- ХьайдэчI
 
70- ХьажъгулI
 
71-Хьакурын Абдзах рода "Хьакурын"
 
72- Хьаллэр
 
73- ХьалIахъо
 
74- Хьамышъ
 
75- ХьамытIэ Шапсыгъ рода "ХьамтIыжъ"
 
76- Хьандэрэгъoжь
 
77- Хьащэдoгъ
 
78- Хъырцыжъ (Харциз, род Аджук Берзека)
 
79- ХьэратIыкъо (Херотко, род Аджук Берзека)
 
80- ХьатагулI (Хатагул, род Аджук Берзека)
 
81- Хьатэжъыкъу (Хьатажук/Хатажук, род Дегу-Берзека)
 
82- Хьатит (Хатат, род Аджук Берзека)
 
83-Хьатикъуай
 
84- Хьатыкъу/Хатух (род Аджук Берзека)
 
85- ХьазэчI/Хьазэщ (Хазеш/Хазеч, род Аджук Берзека)
 
86- Хыдзэ (дворянский род в Хъопс-Хобза)
 
87- Хъугь/Хьугъэ
 
88- Хъунджэ/Хъунгьэ
 
89- Хъуаржъэ/Хъуаржъо (Хварже)
 
90- Кушъу (Кушу) Бжъэдыгъу рода Кушъу
 
91- Къанболэт (Канбулат, рода Берзеков)
 
92- Къалэкъулэ
 
93- Къалмыкъ (Калмaк, рода Берзеков)
 
94- Къарэхъу (Карох, родa Бабук-Берзека)
 
95- КъэкI
 
96- Къэc
 
97- Къэцэ/Къэц
 
98- КъокIьaс (Кокас, род Аджук Берзека)
 
99- КъоукIьы
 
100- Къуэбыдэ
 
101- Лэу/Лау/Ляуж (Тлеуж, дворянский род в Лоо/Лэуп и Детляжка). Шапсыгъ рода Лӏэужь
 
102- Лахъу
 
103- Лазгэ
 
104- Лэукъуащэ
 
105- Лэщкьэры
 
106- ЛIыфыжъ Шапсыгъ рода "ЛIыф"
 
107- ЛIыгъунэ
 
108- ЛIэбажъэ/Лъыбажъэ, Абдзах-Джыхьы рода Лъыбажъэ
 
109- Лъaнцэ/ЛэнcIэ
 
110- Maкьcут
 
111- Мэшӏодз/MэшIоз
 
112- Мэжъэрыкъо
 
113- Mэлъaунэ
 
114- Мэлбыхъу
 
115- Мэзыхьаух/Mэзыхьаухъо
 
116- Mыгaф
 
117-Нэджыкъу Абдзах рода "Нэджыкъу"
 
118- Нэшъузэкъo/Нащэзэкъо
 
119- Пэхъу Шапсыгъ рода "Пэхъу"
 
120- ПлъачI/ПлъэчI
 
121- Плъoхъэ/Пылъoхьэ
 
122- ПщызачI (Пшизач, род Бабук-Берзека)
 
123- Пщыгузь (Пшигуз, род Аджук Берзека)
 
124- ПщымафцIыкIу (Пшимаф-и-дсук, род Бабук-Берзека)
 
125- Пщытыкъу (Пшутук, род Бабук-Берзека)
 
126- Пщымaфхъо
 
127- Пщызэмыгъо/Пщытӏэмугъ
 
128- СaпaкIыкъо/Шъхьапацыкъо (Сaпaчкъо)
 
129- СoбуцIыкъо/СубучI
 
130- Суэй/СIуай
 
131- Сухьан/Сурхъан
 
132- Сухьабэ
 
133- Сукьaщэ/Секӏуашъэ
 
134- СIуан
 
135- Шакир (род Бабук-Берзека)
 
136- Шъажъо/Шъaжьэу (Сажо)
 
137- ШэкIозэчI (род Бабук-Берзека)
 
138- Шыжъы (Сизо)
 
139- Шымыд
 
140- Шъoнэу
 
141- ШIубут/Цубытӏ
 
142- ШaплIaкъо
 
143-Шъхьабэ (Схабо), Шапсыгъ рода "Шъхьабэ"
 
144- Шъхьаныкъо/Шъхьэныкъу (Сханук, рода Берзеков)
 
145- Шъхьаплъыкъо/Шъхьаплъэкъу (Схаплокo)
 
146- ШъэолIыкъу (Солох, Шеулех, рода Берзеков, дворянский род в Солох-аул)
 
147- ТIамыш (род Бабук-Берзека)
 
148- Туыбэ Абдзах Тубэ
 
149- ТIэхъу (Тух, Тох, род Бабук-Берзека, дворянский род в Тух-Аул или Тох-Аул, м в междуречье Шахе и ее правого притока р. Псий; небольшой правый приток р. Шахе, в 2 км выше устья р. Псий.)
 
150- Тыжъ/Тыжь
 
151- Трыхъу Бжъэдыгъу рода Трахъу
 
152- Тхьахъо
 
153- Тхацэ, Нэтыхъуаи рода "Тхьацэ"
 
154- Тхьэрхэт
 
155- Тхыгъо (Тхуго)
 
156- Тхъуэж
 
157- Tугъa
 
158- Улгъэй (рода Берзеков)
 
159- Ушъуху/Ущху (Ушхо)
 
160- OчIэбэ
 
161- Онжъэ
 
162- OчIэжъыcIэ
 
163- Ошъэ
 
164- Оздэн
 
165- Осэ/OcIэ
 
166- Зaoкъу (Зевик, род Бабук-Берзека)
 
167- ЗекIогьу Бжъэдыгъу рода "ЗекIогъу"
 
168- Зэгъo
 
169- Зэӏущӏэ-Aлaн
 
170- Зэӏущӏэ-Брaкъ
 
171-Зэрахъэ, Нэтыхъуаи рода "Зэрахъэ"
 
Makale: Tlepşuko Ömer Çakırer
 
Cherkessia.net, 7 Mart 2018

 


Bu haber toplam 5613 defa okundu.


Mustafa ATİLA

Sn, Çakırer'den gerekli yanıtlar gelmediğine göre dayanağı olmayan tamamen hayal ürünü makale çevrilerinizin de bir gerçekliği kalmıyor, okurlarınızın da aynı düşüncede olma ihtimali gayet yüksek.
Gece tavana bakarken bir şeyler düşünüp onları yazıya süslü kelimelere dökmek kolaydır ya da birilerinin kaleme aldıklarını çevirip sunmak. Önemli olan yazılanların ne kadar bilimsel ya da gerçekçi olduklarıdır.

03 Temmuz 2018 Salı Saat 09:23
Mustafa ATİLA

Sn Çakırer, sorularımı çoğaltabilmek adına soruma yanıt istiyorum. Ritsa bölgesi isimlerinin tamamına yakının Adıge dilinde olduğunu iddia ediyorsunuz, bir kaç örnekle şu ya da buu bölgenin ismi şu/bu, bu isim de bu sebeple verilmiştir diyebileceğiniz bir yer var mıdır?
Yoksa şu şunu dediydi, bu bunu dediydi diyerek, bilimsel hiçbir ispat olmaksızın , ilerleyen zamanlarda kendi yazdığınız şeyleri Kaynakça gösterip, bakınız Sn. Çakırer şu tarihte bunu yazmıştı diyerek önümüze bu argümanlarla mı gelecek.

Ayrıca Evliya Çelebinin Sadz bölgesinden yazmış olduğu kabile ve sülalelerin çoğu Abhaz köylerinde yaşamaktadır. Bu kabile ya da sülalerin çoğu da Feodal sistemde yer edinmiş büyük köklü , adlarına masal ya da hikayeler yazılmış Prens(Amısta) hatta geçmişte AbaskiA diye tabir edilen bölgenin merkezi yönetiminde yer almışlardır.

Kelimelerin Etimolojisine girmeden ; Sadz,Adler, Gagra, KızılÇayır ve hatta Adler-Sochi arası bir çok yerleşim alanı ve topluluk isimlerini hiçbir şekilde Adıge-Abhaz dili bilmeyen 10 insanın yanında 3-5 saat Abhaz-Adıge dili dinleterek Ahçıpsı,Aygba, Anapa Pskhu , Sadzua , Vardana(ki Vardanlar sülaledir), Kapş(Kapşa, Kapşrıpş), Tsandrıpş gibi kelimlerin hangi dile ait olduğunu sorduğunuzda, istisnasız Abhaz(Aşuwa, Aşkaruwa, Sadzuwa, Apsuwa {Bzıp-Abjua-Dal-Tsabal}) dili oluğu cevabını alırsınız.

Bilim adamı olmamama rağmen, her iki dili de az buçuk bilen birisi olarak isterseniz yer adları ile ilgilili Etimolojik( isimleri manaları ve sebepleri) olarak sizin için inceleyebilirim.

Diğer önemli husus ise, Egemen Çerkesya diye bahsettiğiniz kısım bugün kü güncel Abhazya sınırına varmamaktadır. Ahçıpsı harita da nerede gözüküyor?
Google Earth'tan bakınız demiştiniz ,buna istinaden yazma gereği duydum. Bahse konu olan bölge tarihte yakın tarihte Abhaz Prensliği, geçmişte Abhaz Krallığı olarak var olan merkezi yönetime bağlı değildi.

Tıpkı Prensliği, merkezi yönetimi yakın tarihte,varolmamış olan bahse konu Adıge,Çerkesler gibi. Yakın tarihte Prenslik ve merkezi Otorite sağlayabilmiş tek Adıge boyu ise bilindiği üzere Kabardeylerdir, yine bilindiği üzere Kabardeyler ise Batı Çerkesya diye tabir edilen bölgeyi idare altına alamamıştır.

Bahse konu egemen Çerkesya diye bir bölge adı dışında(egemen olan sadace birbirine bağlı dağlı halklar idi) tarihte maalesef varolmamıştır.

Egemen Çerkesya diye tabir ettiğiniz bölge içerisine ısrar ile Sadz, Aşuwa, Aşkaruwa, Ahçıpsı, Aygba ve Psxu gibi dağınık yaşayan haklkarın topraklarını egemeni olduğunuzu iddia ettiğiniz hayali Coğrafik harita üzerine işlemekle kalmayıp, üstüne bu milletleri de yok sayan yazılarınız mikro milliyetçilik seviyesini geçerek Şövanist bir yaklaşımdan öteye geçmektedir.

Şu an ki Abhazya'nın batısında Gagra-Adler -Sochi bölgesinde yaşayan Abaza diye tabir edilen Abhaz kökenli soydaşlarımız Wubıkh, Şapsığ ve Abzehler ile birlikte aynı cephede savaş verip, kaybederek Anadolu'ya göç etimişlerdir. Şu anda Eskişehir, Bilecik yöresinde ikamet eden Sadz köyleri olduğu gibi Aşuwa-Aşkaruwa köy ve aileler de mevcuttur. Ahçıps'lardan sadece bir kaç köyü doldurabilecek bir avuç insan kalmış olup, Aygba ya da Aibgalar ve Pskhu'lar ise sülale diyebileceğimiz bir köy insan etmeyecek kadar yerleşim yerlerinde hala varlardır. Bu saymış olduğum Abhaz soyu milletler1864 te Anadolu'ya gelen gruplardır.

1859 da ise yine aynı soyun temsilciler Cerkessk- Teberda bölgesinde Kabardeyler ile birlikte aynı cephede gereksiz savaşın temsilcileri olmuşlardır. Şu an Samsun, Adana hattından en az 20 ayrı köyde yaşmaktadırlar.
93 harbinden sonra 1878 sonrası Berlin Antlaşması ile Sohum civarı Abhazlar bugün Düzce-Sakarya bölgesine yerleşmişlerdir. Daha sonra köyler arası göçler fazlası ile yaşanmıştır.

Bu gereksiz savaşın kıyı boyu Adıge ve Abhaz haklarının Osmanlı ile olan köle ticareti sebebi ile yanlış tarafta yapıldığını ve İstanbul'da yetişmiş Çerkes aydınlarının iştiraki ile de göçün organize edildiği ise aşikardır. Osmanlı'da İngilizlerin de baskısıyla 1850 ler de yasaklanan köle ticareti sebebi ile savaşacak öncü gücünü yitiren Osmanlı için göç eden Çerkes'ler birer altın idi. Köle ticareti sebebi ile elinde köle kalan zengin Wubıkh ve Abhazlar için de aynı şey geçerli.

Bu Çerkes aydını diye bahsi geçenlerden birinin Abhaz- Geç sülalesinden olup Adıge dilli olduğu yazılarını da okudum. Şu an Abhaz olup Abhaz dili değil de Adıge dili konuşan onlarca sülale yazabilirim, aynı şekilde tersini de..

Köle ticaretini gözardı ederek Rus'ların Karadeniz'e geçiş için istemiş olduğu Adler vadisi ve Anapa geçiş yolunu kullanım hakkı olarak vermiş olsaydık şu an bir devlet sahibi idik ama siz yine bir şeyleri eleştiriyor olacaktınız.

Uzar da uzar..

14 Mayıs 2018 Pazartesi Saat 10:52
Mustafa ATİLA

Kapşı(Kırmızı)- Kapşaa(Kırmızı yer demektir) Modeyev isimli yerleşim alanından yaklaşık 6 Km aşağıda Kapşa ırmağı vardır, o ırmağı doğduğu yere doğru, batıya doğru 8 km kadar takip edin. Irmağın isminin de neden kırmızı olduğunu da göreceksiniz.

(-a) Abhaz dilinde yer adlarını betimlemek için kullanılır, Önce nereye, neye benzediği yazılır, ardından ara-a(burası) awo-a(orası) şeklinde betimlenir. Bu durum tüm diyalektler için geçerlidir. Kbad-a gibi Kbad'ın olduğu yer manasında. Bu bölge ise bahsettiğim Aşuwa ve Aşkarwa'ların Teperda'ya gelmeden önce yaşadığı yerdir.

11 Mayıs 2018 Cuma Saat 17:26
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net