Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Arthur Evans ve Minos Uygarlığının Keşfi
23 Haziran 2017 Cuma Saat 01:26
 
Dr. Seyok Bülent Özgönenel
 
Yunanistan'daki ilk uygarlık, Girit adasında kurulmuş olan Minos uygarlığıdır. Bu uygarlık, M.Ö. 2600 - M.Ö. 1300 yılları arasında yani bin yılı aşkın bir süre Girit ve Ege'de hüküm sürmüştür.
 
Minos uygarlığı hakkındaki ilk ciddi düzeyde arkeolojik incelemeleri yapan İngiliz arkeolog Sör Arthur Evans'dır. Arkeoloji biliminin henüz gelişmekte olduğu bir dönemde kendi çabalarıyla Knossos'ta kazılar yapmış ve Minos uygarlığının varlığını keşfetmiştir. 
 
Varlıklı ve okumuş bir aileden gelen Evans, Oxford'da tarih üzerine üniversite eğitimi almıştır. Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde maceralı geziler yapmış, kılık değiştirmiş, hatta bir keresinde Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun Bosna-Hersek politikasını eleştiren yazılar yazdığı için Avusturyalılar tarafından kısa süreli hapiste tutulmuştur. 
 
Yunan mitolojisini zevkle okuyan ve tarihi eserlerle ilgilenen Arhtur Evans, 1884'te Londra'daki Ashmolean müzesinde göreve başlamıştır. O zamana dek arkeolojiden anlaşılan Klasik Çağ arkeolojisiydi, yani eski Yunan'da Perikles'in döneminden Roma imparatorluğuna uzanan dönem inceleniyor, daha öncesi karanlıkta bırakılıyordu. Evans ise tam aksine bu bilinmeyen arkaik dönemi incelemek istiyordu.
 
Daha sonra Yunanistan'a giden Evans, Atina'daki bit pazarında üzerinde esrarengiz yazılar yazan taştan damgalar gördü.  Kendisine bu taşların Girit kaynaklı olduğu söylenince, daha önce hiç bilinmeyen bir uygarlığın adada var olabileceğini düşünmüştür. Girit'e seyahat etmeyi ve orada kazı yapmayı kafaya koymuş, ancak tam bu sırada eşini aniden kaybedince, kederinden bir süre bu projeyi rafa kaldırmıştır. Bu sırada başka arkeologlar Girit'in Knossos şehrinde çoktan araştırmaya başlamışlardı.
 
Yası sona eren Evans, Girit'e ilk olarak 1894'te gelmiştir. Knossos harabeleri üzerinde Yunanistan'daki en eski sembollerden biri olan 'çifte balta' sembolünü görünce heyecanlanmıştır. Ancak Girit'teki siyasi karışıklıklardan dolayı kazıya başlayamamıştır. 
 
O sırada şu olaylar cereyan etmekteydi: 1897'de Yunanistan Krallığı ve Osmanlı İmparatorluğu arasında Girit üzerine savaş çıktı. Osmanlılar, savaşı askeri alanda kazanmalarına rağmen, Avrupa devletleri ve de Rusya'nın müdahalesi sonucu Girit'i kendi öz idaresine bırakmaya zorlandılar. 1898'de Osmanlı askerleri Girit'ten ayrıldılar. Askerler ayrılır ayrılmaz, Girit'in Müslüman ve Hristiyan kesimi birbirini boğazlamaya başladı. (Giritli Müslümanlar köken olarak çoğunlukla İslam'ı seçmiş olan Rumlardı ve Yunanca konuşurlardı. 
 
 
Bu grup daha sonra, 1923 Lozan nüfus mübadelesinde Türkiye'ye göç ettirilecektir.) Bu sırada adada bulunan Evans, her iki toplum arasındaki bu çatışmaları belgelemiştir, ve de herhangi bir taraf tutmadan her iki toplum içinde uzlaşmacı yaklaşımı olmuştur.
 
Çatışmalar durulunca 1900'de kazılara başlanmıştır. Knossos'ta birbirine açılan binin üzerinde odadan oluşan, iki hektarın üzerinde bir alana yaygın, büyük bir yerleşke açığa çıkarılmıştır. Bulguları mitoloji ile özdeşleştirmeye çalışan Evans, bu büyük odalar kompleksinin kral Minos'un 'labirenti' hatta 'sarayı' olabileceğini öne sürmüştür. 
 
Mitolojide kral Minos, Girit adasında yaşayan zalim bir kraldır. Atina'yı haraca bağlamış, her sene yedi oğlan ve yedi genç kızın Girit'teki sarayına gönderilmesini şart koşmuştur. Bu gençler, Minotor adlı yarı boğa yarı insan bir yaratığa kurban edilmektedir. Kurbanlar büyük bir labirentin ortasına bırakılırlar, ve karmaşık dönemeçleri olan labirentten çıkamayıp Minotor tarafından öldürülürler. Atinalı kahraman Theseus, Minotor'u öldürerek hem kendi hayatını hem de sevgilisi Ariadne'nin hayatını kurtarır. 
 
Evans, yeni keşfettiği uygarlığa Minos uygarlığı adını vermiştir, yoksa o dönemde yaşamış insanların kendilerine ne ad verdikleri hakkında hiçbir veri yoktur, hatta yukarıda bahsedilen odalar kompleksinin bir saray olduğu da sadece bir varsayımdır. Tam o sırada içinde taş bir iskemle ve duvarlarında silinmiş freskler bulunan büyük bir oda açığa çıkarılır. Artık varsayımdan varsayıma atlayan Evans, bu taş iskemlenin bir 'taht' olduğunu ve bu nispeten daha büyük odanın 'taht odası' olduğunu iddia eder. Hatta 'freskler çok silik, bunları restore edelim' diye İsviçreli bir ressama duvarları boyattırır. Bugün bilinen gerçek şu ki, 'restorasyon' diye resmen orijinalinden farklı resimler yapılmıştır. Günümüz arkeolojisinde böyle bir şey yapılsa bilimsel yöntemlerle çalışan arkeologlar kalp krizi geçirirdi. 
 
Evans, kazı bulguları arasında iki türlü yazının var olduğunu fark eder. Bunlardan birinin daha eski olduğunu anlar ve ona 'Lineer A' adını verir. Diğer yazının daha geç dönemde kullanıldığını anlar ve ona da 'Lineer B' adını verir. Bugün Lineer B kullanılarak yazılan dilin Yunancanın çok eski bir şekli olduğu bilinmektedir. Lineer A hâlen deşifre edilememiştir ve Yunancanın adaya gelişinden önce var olan bir dile ait olduğu düşünülmektedir.
 
Arthur Evans, arkeolojiye katkılarından dolayı İngiliz kralı tarafından Sör ünvanına layık görülmüştür. Ancak Yunanistan ve Yugoslavya'da da Evans saygıyla anılmaktadır. Maceracı bir arkeolog olması nedeniyle Indiana Jones karakterine ilham veren kişiliklerden biridir. Her ne kadar uyguladığı yöntemler tartışmalı da olsa, Heinrich Schliemann ile beraber eski Yunan arkeolojisinin öncülerinden biri sayılmaktadır.

Sör Arthur Evans'ın portresi
 
Knossos kalıntıları
 
Knossos sarayı yerleşkesi
 
Çifte balta
 
Taht odası
 
Knossos'tan kazı bulgularının fotoğrafı
 
Arthur Evans'ın not defterinden sayfa
 
Lineer A yazısından örnek
 
Lineer B yazısından örnek
 
 
Kaynakça:
 
1- İngilizce,Yunanca, ve Türkçe vikipedinin Arthur Evans, Minos, Minotor, Girit, Lineer A, Lineer B adlı makaleleri
 
2- Britannica: Arthur Evans makalesi - https://www.britannica.com/biography/Arthur-Evans
 
3- https://owlcation.com/humanities/Sir-Arthur-Evans-Famous-Archaeologist
 
Cherkessia.net, 23 Haziran 2017

Bu haber toplam 2243 defa okundu.


SEMİH AKGÜN

Minos uygarlığı M.Ö. 2.700'de ortaya çıktı ve onlarla bronz çağını bütüniyecek olan Kura-Aras kültürünün sömürgecileri tarafından kurulmuş olabilir. Yunanistan'da, modern Giritliler'de G2a (% 11), J1 (% 8.5), J2a (% 32) ve L + T (% 2.5) en yüksek yüzdelere sahiptir (ve bu oranlar tüm Avrupa'daki J1 ve J2a'nın en yüksek yüzdesini oluşturmaktadır), Kura-Aras kültürüne bağlı üç haplogroup. Her ne kadar Girit veya Ege Yunanistan'ındaki derin dağılımlar hakkında çok az veri bulunmasına rağmen, İyon ve Dorlu Yunanlılar, özellikle Sicilya, Calabria ve Basilicata tarafından sömürgeleştirilen İtalya'nın bölümleri, G2a-L297 gibi tipik olarak Kafkasyalı haplogroup'un önemli oranlarına sahiptir. J1-Z1828 ve J2a-L581'in yanı sıra Avrupa standartlarına göre önemli derecede Orta Doğu ve Kafkas otozomal karışımı içerir. Aslında, J2a'nın birçok kolu (örneğin M319, Z7671, F3133, Z6046, L581) Güney Kafkasya'dan Kalkolitik Çağ'dan itibaren genişlebilmiş gibi görünüyor. Güney İtalya'daki bu haplogrup'ların ve katkılarının neredeyse kesinlikle, Ege adalarındaki Minoslu Yunanlar'dan miras kalan Kura-Aras soyunu temsil ettiği görünüyor. http://www.eupedia.com/europe/Haplogroup_J2_Y-DNA.shtml

30 Haziran 2017 Cuma Saat 15:03
Mahmut Ilbey

Ne iyi yaptınız sadece Çerkes adı geçmesi o yazının yayınlanması anlamına gelmemeliydi. Bizim milli kaygılarımızı evrensel noktaya tasimamizin bir yolu da mutlaka onu tanimaktan gecer. Tesekkur ederim bu guzel tercumeniz icin.

28 Haziran 2017 Çarşamba Saat 23:39
SEMİH AKGÜN

Eski Girit uygarlığının yaratıcısı Minoslar'ın genetik köklerinin Kafkasyalı çıkmış olması bu zamana kadar Avrupa'nın ilk gelişmiş kültürünün Afrika'dan geldiği üzerine uzun süredir devam eden teoriyi baltalamış oldu. http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-2325768/The-Minoans-Caucasian-DNA-debunks-longstanding-theory-Europes-advanced-culture-Africa.html

28 Haziran 2017 Çarşamba Saat 10:57
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net