Swastika diye isimlendirilen şey nedir, Kimler tarafından, ne zaman, ne amaçla kullanılmış?
Swastika diye isimlendirilen şey nedir, Kimler tarafından, ne zaman, ne amaçla kullanılmış, Günümüze yansıması nasıl olmuştur?

Dünyanın yüzden fazla yerinde arkeolojik kazılar ve tarihi araştırmalar sırasında bu şekle rastlanılmıştır. Gerçekte ise bu işaret kutsal bir “Mu” sembolüdür. Fakat Avrupalıların köklerini dayandırmak istedikleri üstün bir Ari ırk arayışı sevdasına kurban gitmiştir.
Mu kültüründen etkilenen birçok antik uygarlık da, bu sembolü kullanmıştır.
“19.Yüzyılın sonunda Almanya ve Avusturya’da ‘Yeni Tapınak Şövalyeleri’ adında tarikatlar kurulmuştu ve işaretleri şaşırtıcı bir şekilde Hitler’in kullandığı Gamalı Haç’tı. Tapınakçıları ilginç kılan bir başka önemli özellik ise kayıp ATLANTİS kıtasına ilişkin olarak yaptıkları dini ritüellerdi ve bu yüzden piramitler onlar için son derece önemliydi. Bu yüzden tapınakçıların Mısır öncesi bir uygarlığa ait bazı kadim sırları sakladığına ilişkin iddialar anlam kazanıyordu. İddialara göre Tapınakçılar yeryüzünde insandan önce yaşamış bir türle(*) bağlantılıydılar ve amaçları bu türün yeniden ortaya çıkması için gerekli koşulları hazırlamaktı.” (1)-Apokalipse say. 15
(*) Kuran da Bakara suresi 30. ayette “Hani rabbin meleklere yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti de melekler ona biz seni hamdinle tesbih ve takdis ediyoruz yeryüzünde fitne fesat çıkaracak bozgunculuk yapacak kan dökecek insanoğlunu mu yaratacaksın demişti. Allah da onlara ben sizin bilmediklerinizi bilirim demişti.” Bu ayetin bir yorumunda da melekler olacakları nereden biliyorlar? Demek ki önceden yaratılan bir şeyler var ki tecrübe edinmişler denilmektedir.
Muhiddini Arabi’nin Fütuhatül Mekkiye kitabında da buna benzer bir hikaye konu edinilmiştir. “Muhiddin Arabi Kabeyi tavaf ettiği sırada, Kabe’nin köşesinde birinin kendisine baktığını görür. Bize benzemeyen bir insandır. Başka kimsede onu görmemektedir. Yanına gider selam verir, kim olduğunu sorar. Selamı alan kişi; ben atası Adem olmayan bir insanım. Allah atası Adem olan sizin neslinizi yaratmadan önce altı taife insan yarattı, ben o altıncı taifeden kalan son kişiyim der”

Mısır Piramitleri Kafkasya'da Adığey'de Pramit Dolmen
“Her şey Thule efsanesiyle başlıyordu. Thule efsanesinin kökeni ise kayıp bir uygarlığa dayanıyordu. Bu da Nazizmin temelini oluşturuyordu. Bu efsane etrafında birleşen bir grup, Thule adında gizli bir tarikat kurdu. Thule tarikatının temel felsefesi şöyle idi; (Thule’un tüm sırları, eski kayıp bir uygarlığa dayanır. İnsanoğlu ile ‘dış zekalar’ arasında bulunan bazı aracı varlıklar, bu sırlara erenlere büyük bir güç kaynağı oluşturmaktadır. Bu güç kaynağı Almanya’yı dünyaya egemen kılacaktır. Yine bu güç kaynağı geleceğin üstün insanının ortaya çıkmasını ve insan türünün değişimini sağlayacaktır.) İşte bu sözler özetle Nazizm’in de temelini oluşturmaktaydı.” (2)-Apokalipse say. 52
“Thule örgütünün ardında Cermen kökleri yatıyordu. Dünyanın gizli tarihinde kuzey kutup bölgesinde batmış bir ada olduğu rivayet ediliyordu. Kökleri Mu uygarlığına dayanıyordu. Öğretinin temel taşlarını “insan psikolojisinin bilinmeyen yanları” ve “zaman boyutları” oluşturmaktaydı.” (3)-Apokalipse say. 56
“Thule Örgütü’nde, Güneş,”Aryan”ların kutsal sembolü olarak bilinirdi. “Aryan”ın lugat anlamı, “Ari Irk” ve Hint-Avrupa dilini konuşan tarih öncesi kavim (Hint-Avrupalı) demektir. Bir Tibet efsanesine göre, üç-dört bin yıl önce, Orta Asya’da, Gobi’de çok büyük bir uygarlık vardı. Bu uygarlık, Bir felaket, belki de bir atom savaşı sonucu yıkılır; Gobi bir çöle dönüşür. Bu felaketten canını kurtarabilenler, Kuzey Avrupa’ya, Kafkasya’ya göçederler (Bu olay, tarih kitaplarında okuduğumuz, Orta Asya’daki kuraklık ve göçler konusuyla uyumludur.) Thule örgütünün ermişleri, bu Gobi göçmenlerinin, insanlığın temel ırkını (ari soyunu) oluşturduğuna inanmaktaydılar.” (4)-Ezoterika say. 235
“Orta Asya efsanelerinde de Gobi Çölü’nün önemi büyüktür. Efsanelere göre, çok eski zamanlarda Gobi Çölü’nün yerinde (bunu jeolojide doğrulamaktadır) büyük bir deniz bulunmaktaydı. Çin bilgelerinin anlattıklarına göre, bu denizde ‘mavi gözlü ve sarı saçlı beyaz insanlar’ın yaşadığı bir ada vardı. Efsaneler ve gizli sırlar bilgisine sahip rahipler bu adada yaşayanların gökyüzünden geldiklerini söylerler… Bu bilgiler ezoterik kaynaklarda ifade edilen bilgilerle de paralellik gösterir. Ezoterizm’e göre Mu halkı’na uzaydan gelen bilgeler kozmik sırları açıklamışlar ve onları eğitmişlerdir.
Rus Prof. Arkeolog Koslof, Gobi Çölü’nde kadim Khara Khota kentinin kalıntılarında kazı yaparken bir mezara rastlamıştı. Yapılan hesaplar, bu mezarda bulunan bir duvar resminin 18.000 yıl önce yapılmış olduğunu ortaya çıkarttı. Ancak işin en ilginç tarafı, mezarın duvarında bulunan resmin tamamen Mu yazıtları ve sembolleriyle dolu olmasıydı.
Mu Uygarlığı’nın elindeki sırların içeriği nelerle doluydu…Bu sırları bizim devremiz uygarlıklarına nasıl aktarmışlardı ?” (5)-Gizli Sırlar Öğretisi say. 33
“Ezoterik öğretiler, Agartha’nın Hakimini, Dünyanın Kralı rütbesi ile anarlar. Yardımcıları durumundaki iki Rahip-Kral ile birlikte, insanlığın geleceğini planladığı söylenir. Sembolü, Hitler tarafından çarpıtılarak kullanılmış olan Gamalı Haç’tır.”(6)-Türkiye Gizemleri say. 71
“Nazilerin bayraklarında kullanmış oldukları Gamalı Haç (Swastika) sembolü öylesine rasgele seçilmiş bir sembol değildi. Gamalı Haç, Mu tabletlerinde ilk bulunduğu şekle dayanıyordu. Bu sembol Mu’nun gizli bilgilerinin en önemli sırlarından birini bünyesinde saklıyordu. Sembolün anlamı Eski Mısır ve Tibet’deki mabetlerde bulunan rahiplerce, büyük bir sır olarak saklanmış ve kimseye bu sırla ilgili bir açıklama yapılmamıştı. Bu sembolün sırrını sadece gizli eğitimden geçen rahipler bilmekteydi. Kökeni Mu’ya dayandığı için bu sembol iki yeraltı uygarlığı olan Agartha ve Şambala da bilinen ve kullanılan bir semboldü. Nazilerin bu sembolü ele geçirmeleri de Tibet’deki gizli çalışmalarına dayanmaktaydı. Şambala üyesi bazı rahiplerden öğrendikleri bazı sırlar arasında bu sembolde bulunmaktaydı. Böylece sembol Şambalanın karanlık güçlerine hizmet eden Naziler tarafından dejenere edilerek karanlık amaçları doğrultusunda bayraklaştırıldı.” (7) Ezoterika say. 243
“Hitler’in Kafkasya’ya karşı tutumu çok iyiydi. Kafkasya’ya yaklaşırken, ilerleyen Alman birliklerine hitaben bir günlük emir çıkarmıştı. Bu emirde “Kafkasya’ya giriyorsunuz. Girdiğiniz yer insanoğlunun müzesidir. Üzerine bastığınız her taşın, insanlık tarihi bakımından fevkalade bir önemi olabilir. Bizim çıktığımız yer burasıdır. Burası, dünyanın üstün ırkının geldiği yerdir. Sizi bu topraklardaki herkese ve her yere saygı göstermeye davet ediyorum. Bu ülkeye zarar vermemek için elinizden geleni yapın! Bunlar Hitlerin sözleriydi.” (8)-Kafdağının Ardından Geliyorum say. 96

“Kafkasya’ya girdikten sonra yüksek rütbeli üç SS subayı, yüksek bir dağın zirvesine (Elbruz - Oşhamafe) Gamalı Haçlı kara örgüt bayrağını dikti.” (9)-Ezoterika say. 243
“Orta Doğu’da Agartha’nın yeraltı dünyasına açılan üç kadim giriş, 1-Giza (Mısır), 2-Elbruz (Oşhamafe)Dağı (Kafkaslar), 3-Troya (Batı Anadolu)’da yer alıyordu.”
“Agartha’nın Batıda yer alan girişleri de şuralarda bulunuyordu; 1-Stonehange, 2-Mont Saint-Michel, 3-Alpler, 4-Broceliande Ormanı.”

Kafkasların Kuzeyinde bir mağara(Osetya) Kafkasyaların Güneyinde bir mağara(Abhazya)
“Anadolu’nun, Elbruz Dağı’nın yer aldığı Kafkaslar’a yakın olan kuzeydoğu köşesine yaklaştıkça, mağaraların adedi ortalama sayının çok üzerine çıkmaktadır. Speleolojik etüdler, Türkiye’nin tam kuzeydoğu ucunda yer alan Artvin ilinin, mağaralarla dolu bir araziyi kapladığını göstermektedir. Peter Kolosimo’ya göre, Sovyet bilim adamları, Azerbeycan’da, Gürcüstan’da bulunan ve Kafkasları bir uçtan bir uca kateden daha başka tünellerle bağlantılı oldukları meydana çıkan komple bir tüneller şebekesinin yer aldığını tespit etmişlerdir… Kafkas tünellerinin yakınında sık sık rastlanan mağaralarda, dünyanın her yanında görülen motifleri de temsil eden çizimler vardır: Bunlar Gamalı Haç ve sarmaldır.

Soldaki resim: Ani Harabeleri "Lion Gate" eski bir tapınağın üstünde Swatika motifi Kars-Türkiye
Sağdaki resim: Kafkasya'da (Osetya) antik bir kalenin mağara ağzı girişi
Kolosimo, daha sonra, bu galerilerin İran’a doğru uzanan devasa bir şebekenin bir parçasını oluşturduğunu, ve Amu Derya yakınlarında (Türkmenistan’la Rusya-Afganistan sınırında) keşfedilen tünellerle, hatta merkezi ve doğu Çin’in, Tibet ve Moğolistan’ın yer altı labirentleriyle irtibatlı olduğunu bildirmektedir.”
“Kafkaslar’da yapılan bir kazı sırasında bulunmuş olan metal bir kupa üzerinde, bir dağ resmi görülür. Bu dağın eteklerindeki iki ayrı noktadan çıkan iki çizgi, kıvrılarak, kupanın alt kısmına doğru uzanır ve orada, 4 hayvan resmiyle çevrili olan bir dairede son bulur. Bir tanesi Aslan olan ve Kutsal Hayvanları hatırlatan bu hayvanlar, diziliş şekilleriyle bir Gamalı Haç oluştururlar. Kupa üzerinde görülen dağların, Kafkasları; eteklerindeki iki yerin, yer altı geçitlerine giriş noktalarını ve kıvrılarak uzanan çizgilerin de, bir Agartha yer altı üssünde son bulan tünelleri gösteriyor olmaları çok muhtemeldir.

Kafkaslar’da çıkan vazo ve Gamalı haç motifli bir obje.
A System of Caucasian Yoga adlı kitabın yazarı Kont S.C.Walewski’ye , 1920’lerden önceki bir tarihte, Kafkaslar’da, nadiren temas kurulabilen gizli bir topluluğun iki İnisiyesi tarafından, bazı ezoterik bilgiler aktarılmıştı. Bu İnisiyelerin Agartha’nın elçileri olmaları söz konusudur. (10)-Türkiye Gizemleri say. 74
Kafkasya’da Adığey’de bir mağara içinden görüntüler
Hazırlayan: Mamış Şıble, Şışha’umaze / 2009 - Eskişehir
Devam Edecek....
Öyle böyler değil bayağı sert söylemler üstelik.
Halkların aşağılık-üstünlük tezlerine basamak yapılmaya başlandı sanki.
Bu yazı için demiyorum ancak bu söyleme Dağıstan Avarlar'ında da rastladım.
Çok ilginç geldi bana.
Bu ezoteric öyküler ve masallara dahi saf gerçekmiş gibi bakmalar.
Yoğurdu dikkatlice üflemek mi yaptığım?
Bilmem.
Fakat yine de uyarı olsun diye kulağımıza(belki küpe).
Çerkes halkının dünyada hiç bir halktan üstünlüğü yoktur.
Tıpkı aşağı olmadığı gibi.
Ve meziyet diye bize hiç bir şekilde ait olmayan şeylerin aitmiş gibi gösterilmesi karşısında -hayır demesini bilmek gerekiyor.
Dışındaki şekerlemeye aldanmamak evet! İçindeki zehri farketmek.
Ve Çerkes toplumuna ait olmayan şey veya kişilerin aitmiş gibi gösterilmesi ne toplumumuza inancımızı yükseltecektir, ne de kalitemizi artıracak.
Ancak bilimsel gerçeklerin tanıklık ettiği tüm veri ve materyaller evet.
Onları da soysuz bir serüvene harcamak amacıyla değil.
İnsani erdem ve etik değerlere uygun olarak.
Sadece tanımak, bilmek ve tanıklık amacıyla.