Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Peserey Hamit Esen
Suları Terse Akıtmak
26 Nisan 2012 Perşembe Saat 22:34

Umutsuzluğu Bilmeyen, Yaşamı Bilir Yaşam da Bulur...
Adıge Atasözü

Allah'ın lanetine uğrayası Hodz vadisinden kan buharları yükseliyor..
Kuruyası Hodz suyu, dalgalar halinde kan köpükleri getiriyor...

Bir ozana ülkesinin toprağına ve suyuna, böylesi lanet ettiren bir savaştı yaşanan. Doğu Kafkasyanın düşmesi ile birlikte tüm birliklerini Çerkesya’ya yığan Çarlık Rusyası o topraklara sahip olmak istiyordu ama orada yaşayanlara generallerinin itiraf ettiği üzere ihtiyacı yoktu.

Çerkesya’nın ele geçirilen her bir köyü yerle bir edilmiş, ekinleri çiğnenmiş, ormanları yakılmıştı.

Son nefesine ve son insanına kadar Kadın-Erkek direnen halk öldürülmüş ya da sahile doğru sürülmüştü. Ele geçirilen çocuklar birbirlerine bağlanarak topçu hedefi yapılmış, insanın aklının alamayacağı bir vahşilikle nefret kusmuştu Çar'ın ordusu.

1860 – 1864 yılları arasında Çerkesya’nın her bir direniş noktası teker teker geçilmiş ve nihayet 148 yıl önce 21 Mayıs'ta Çar'a bir telgrafla haber verilmişti Çerkesya'nın düşüşü. Ve o telgrafla birlikte çok daha önceleri başlayan sürgün, o tarihle birlikte doruk noktasına ulaştı.

Bir millet neredeyse kimse kalmayıncaya ve kökleri kazınırcasına bilinen tüm tarih boyunca yaşadığı yurdundan çıkarılıyordu.

Karadeniz kıyılarına yığılan halk gemilere kapasitelerinin çok çok üstünde bindirilerek bir muammaya yelken açıyordu.

O gemilerin bir kısmı Karadeniz’in sularına gömüldü, içindekilerle beraber.

Yıllar ve yıllar sonra bir Rus denizaltısı Karadeniz dip araştırmaları sırasında, Hiçbir canlının yaşamadığı Karadeniz’in ölü sularında “Yüzen Hayaletlerle” ilgili bir rapor bildirdi ana karaya.

Kim bilir belki de o, hiçbir canlının yaşamadığı sularda belki de görece bozulmadan kalan Atalarımızın bedenleriydi raporda bahsedilen.

Karaya ulaşabilenler ise açlığa ve hastalığa sonunda da ölüme mahkum edilmişti..

Öyle ki Samsun, Sinop, Trabzon limanlarında ölenlerin sayısı toplamda her gün binlerle ifade edilir oldu.

Kökleri Halifenin ülkesinin topraklarında, gölgesi Halifenin ülkesinin üzerinde olan Tuba ağacının ferah gölgesine mollalar vasıtasıyla davet edilen halk, çöllerin kızgın kumlarına, birbirine düşman edilmiş halkların arasına, her bir santi metre karesine milyon tane sineğin düştüğü sıtma dolu bataklıklara serpildi.

Ve 148 yıl önce Ölüme mahkum edilmiş olanların torunları olan bizler, burada 148 yıl sonra yaşanan o felaketi yeniden yaşıyoruz.

Bedensel olarak acı çekmiyor ya da aç, susuz kalmıyor olabiliriz. Lakin bizi biz yapan, bizi Çerkes yapan Dilimiz, Kültürümüz, Toplumsal Dayanışma Ruhumuz yok oluş sürecinde.

Bir balığın sudan çıktığında yaşamasının mümkün olmadığı gibi bir milletinde, vatanından ayrı yaşaması mümkün değildir.

148 yıl önce Vatanından ayrılmamak için, Çarın Rusya sınırları içerisinde gösterilecek herhangi bir yerde yaşama şartı ile barış teklif ettiği atalarımızın ölümleri pahasına savaş kararı almasının ve vatanlarından ayrılmayı kabul etmemelerinin ardında bu yatmaktadır.

Bu yüzdendir ki bugün bizler 148'inci yılında 21 Mayısı acıyla yad etmenin yanında artık ayağa kalktığımız ve Çerkesya’yı yeniden inşa etmeye başladığımız gün olarak kabul etmeliyiz.

Ancak bunun yolu savaştan, nefret dolu söylemlerden değil birlik olmaktan, ulus olmaktan ve Çerkesya bilincine sahip olmaktan geçer.

Bir günde ya da bir yılda değil, elbette bunun gerçekleşme zamanı. Ancak kardeşimize, arkadaşımıza, eşimize, akrabamıza bu yolu göstermek, umut aşılamak ve doğacak her çocuğumuzu bu bilinçle yetiştirmekle, yüzümüzü hep anavatana dönük tutmakla, bir ayağımızın hep Çerkesya’da olmasıyla mümkündür bu.

Bilinen tüm tarihi boyunca jeostratejik konumu yüzünden ülkesini savunmak için savaşmak zorunda kalan ve bu uğurda yüz binlerce canı feda eden atalarımıza vefa borcumuzdur bu.

Oğulları, kızları, torunları ve nesli için canlarını feda eden, bu uğurda doğdukları, büyüdükleri ülkelerini kaybeden atalarımıza yapılabilecek en büyük haksızlık ve hatta hıyanet, onların Çerkesya idealinden vazgeçmek, Çerkesya'ya sırt dönmek olacaktır.

Bu nedenden dolayıdır ki, her nerede yaşıyor olsak da, bir parçamız Çerkesya'da olmalı.

Hangi inanışa, hangi fikre ve ideolojiye inanıyor olursak olalım, en büyük idealimiz Çerkesya olmalı.

Bir ağaç kesildiğinde özsuyu kuruyana kadar filizlenmeye devam eder. O filizleri toprağa tekrar dikmediğiniz zaman ağaçtan geriye kalan o filizlerde kurumaya mahkumdur.

Bu yüzden, 148 yıl önce kesilen ulu meşenin filizleri olan bizler, yeniden Çerkesya’da yeşermeliyiz kuruyup yok olmadan önce.



YAZARIN DiGER YAZILARI

24.02.2013 - OŞHAMAFE


Gizem Ceki

Hamit merhaba.

Biliyormusun ben inkarcıların yüreklerinin karanlık olduğunu sanardım hep , ama ışıklı da oluyormuş. Zulmü asla dile getiremeyenler, gerçeğin gözünün içine açıkça bakarak yalan söylerler.

Suçlarını kabullenmezler. Kimbilir bu suçu yeniden işlemeye meyil doluklarını kendileri de bilir. Kötülüğe muktedir olduklarının farkında olduklarından, yaptıklarının cezasız kalmasını isterler.

Kim mi onlar? Soykrım gerçeğini kabul etmeyen karanlık yürekler…Gerçeği görmeye yüreği dayanamayan yürekler. Bilgiye bilmeye olan tahammülsüzlükleri ile yapılan zulme olan tahammülsüzlükleri arasında fark yok.

Belki de ben yanlış yorumluyorum yalanı. Yalanı zulmün tekrarını mümkün kılmak için kullanmazlar. . Onlar atalarının zalim olabileceklerini bir türlü kabullenemiyorlar. Bu yüzden yalana sarılıyorlar. Onlara benzeyen diğerlerinin de aklında pırıltılı güzel manzaralar olmalı.
Yalanı, zulmün tekrarını mümkün kılmak için kullanmıyorlar; tam aksine, kendilerinin ve kendilerine benzeyenlerin öylesine pırıltılı, öylesine pirüpak bir resmi var ki kafalarında, atalarının zalim olabileceklerini kabullenemiyorlar birtürlü ve yalana sığınıyorlar.

Bugün, Müslümanlar soykırım yapmaz diyen yalancı yüreklerle, Boşnaklara yapılan soykırım değildi diyen sırp liderleri ile çerkes soykırımı olmamıştır diyen vicdansızlar arasında hiçbir fark yok.
İnkar ve yalan. Türlü türlü insanoğlunun karşısına çıksa da sonuç olarak aynı kapıya çıkıyormuş. Bunu öğrendim.

24 Mayıs 2012 Perşembe Saat 11:31

saim

Sevgili Hamit ezberleri ve ezberci zihniyetleri çok takma.Hoş geldin sixoş

03 Mayıs 2012 Perşembe Saat 05:47

adige

Sevgili Hamit,
Cherkessia.net jargonunda doğu kafkasya diye bişey yok, sana öğretmediler mi :)

28 Nisan 2012 Cumartesi Saat 13:36
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net