Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Şoqul Kürşat
Yöntem ve Siyaset - 2
13 Temmuz 2011 Çarşamba Saat 00:06

Toplumun bir gerçel ve operasyonel telkinden etkilenmesi anında toplumun süreçleri ve dinamikleri de bundan etkilenme gösterecektir. Bu doğal bir süreçtir. Zira bireyler mekanizmaları tetiklerken mekanizmalar ve oluşumların reaksiyonu doğrudan ortaya çıkmaya başlar. Bu bakımdan öncelikle şu anlaşılmalıdır ki; toplum içinde reaksiyonlar, ikincil dönem aksiyonlar ve devamında yeni aksiyon arayışları net bir şekilde gözlemlenebilir. Bu teorik nitelemedeki reaksiyon ve aksiyonlar toplumu yönlendiren etkene karşı süreklilik arzeden bir karşıtlığın tezahürüdür ve toplumun her katmanında bu ortaya çıkabilir. İşte son dönemde gördüğümüz dönüşüm, oluşum, yenilenme ve reaksiyonlar hep bunun göstergesidir. 

Sadece bir kaç örnek verirsek toplumumuzun süreçlerini şu son bir senede nasıl etkilediğimizi rahatlıkla görürüz. Türkiye diasporasında hala Çerkes kelimesini tanımlamakta sorun yaşayanlarımız olmasına karşın bu kimliğin kimi ifade ettiğini artık herkes anladı. Mesela önceleri bu konuda sesleri fazla çıkmayanlar şimdi manifesto yazmaya bile tenezzül etti. Çerkes dernekleri kuruldu isimler değişti ve bu devam edecek, her nekadar tanımları geniş tutulmuş olsa da. Artık bir çok aydınımız da bu kimlik siyasetinde kavramsal kargaşaya karşı çıktı. Bütün bu olup bitenler yukarıdaki paragrafta örneklediğim reaksiyon ve yeni aksiyon süreçlerinin tamamıdır. İkincil dönem aksiyonlar ise artık bu içinde bulunduğumuz dönemi kapsıyor. İkincil dönem aksiyonlarda ve devamında artık toplumsal şuur, ki buna aydınlarımız ve yazarlarımız da dahil, artık normları  oturmuş bir vaziyet alır. Kavram kargaşaları en aza inmiştir, artık gerçekçidirler. Ayrıca önceki dönemin geniş zamana yayılmış tembelleri artık içi boş fikir jimnastikleri ile bir yere varamayacaklarını anlamıştır. 

İkincil dönemin yeni aksiyonları ise artık kavram kargaşaları aşıldığına göre evrensel doğrular üzerinden yeni tanımlar ve stratejiler geliştirebilir miyizdir. Bu stratejik karşıtlık tüm protestanlarda görülebilir. Toplumu sürükleyen bir fikir ortada esmeye başlamışsa ve bu fikrin argümanlarını yanlışlayamıyorlarsa o halde rüzgarın şiddetini ölçmeye başlarlar. Rüzgardan etkilenme ölçütü herhangi bir varlık için farklı olabilir. Bunlardan en fazla etkilenenini ele alırlar ve bu evrensel bir değermiş gibi dillendirilir. İşte ikincil dönemin yeni aksiyonları sürecin öncesindeki tembellerde ortaya çıkmaya başladı. Kaçınılmaz değişimden etkilenmenin yanısıra acele ile yanlış metotlar üzerinden (örneğin yukarıdan-aşağı ön kabuller ve öznel doğrularına uydurulmak suretiyle yöntem geliştirme) gitmelerini anlayışla karşılamak gerekiyor. Kalite iterasyondur, yani önceki kalite anlayışı  şimdi nasıl değiştiyse gelecekte de herkesin kalitesi değişecektir, umalım ki gelişerek değişsin. Şimdi bu reaksiyonların içindeki evrensellik atıflarında içini dolduramadıkları safsataları bir kenara koyup işimize bakalım. 

***

Burada bir haber dizisi veya tarihten örnekler vererek bir alıntı ve haber içerikli yazı  da yazabilirdim. Ancak mesele süreçleri iyi anlayabilmemizdir. Tam da burada süreçleri iyi gözlemlemeniz için kurumlarımızda değişik web sitelerindeki protest köşe yazarlarımızdaki değişimi görebilmeniz için yukarıdaki süreç örneklemesini yaptık. Bu süreci şunun için de anlatmaya çalıştım; hep laf, icraat yok diye yakınan insanlarımız  çok ve haklılar. Ancak gördüğünüz gibi işte bütün bu süreç  icraatlerden ibaret ve toplumumuzun bilinçlenmesi bunun en önemli kazanımı. 

Diasporamızda farklılıklarımızı  gözlemlemek isterseniz genellikle yöntem farklılıkları görürsünüz, siyaset bir farklılık mekanizması değildir aslında. Siyaset bir istikrarlılık düzeyi ölçütü olabilir. Yöntemlerimiz ne kadar tutarlı, ne kadar evrensel, ne kadar mantıklı bunu iyi gözlemleyebilmeliyiz. Birilerinin sürekli evrensel mesajlar vermesi, evrensel değerlerden örnekler vermesi onların doğru bir yöntem izledikleri anlamına gelmez. Evrensel değerler biz Adıge'lerin (Çerkeslerin) ve tabiki diğer halkların kaçınılmaz olarak sahip çıkmaları  gereken değerlerdir. Biz bu yüzden meetinglere destek verilmesi gerektiğini söyledik, bir sonuç çıkması için değil sadece; doğruyu doğru bir şekilde ifade edebilmek için.

Bizim izlediğimiz yol açık ve net. Açık ve net oluşu saldırılara maruz kalmasını da yanında getirecektir elbette. Ancak bunun dışında mantıklı  yöntem geliştirmek günümüz şartlarında imkansız. Bize Çerkes faşizanlığı iftirası yapanlar olabilir bu onların su-i zanlarıdır. Bir meselede herhangi bir çözüm önerisi getirmeyip sadece konuyu ısıtıp ısıtıp önünüze getirirler, evrensel değerlere atıfta bulunurlar ama hiçbir şekilde ortada bir çözüm emaresi yoktur. Evrensel değerlerin söylenmesi çözüm demek değildir. Mesela Kabardey-Balkar'daki mera meselesinde diasporada çözüm sunmuş  bir tek kişi bulamazsınız, çünkü fikirleri yoktur, sadece milliyetçiliğe karşı oluşları vardır, evrensel değerlere atıfları vardır ama gerçek dünyada çözümler de somut olmalıdır. Bu konuda uzlaşı en önemli çözümdür. Balkarlarla ilgili mera mevzusuna burada değinmeyeceğim ancak diasporayı anavatandan ayrı tutan bu zihniyetlerin anavatan ilişkin herhangi bir konuda çözüm üretmeyerek sadece demogoji maksatlı bu konuları  dillendirmeleri de manidardır. Bunu milliyetçilik kelimesi ile süslemeleri sadece konuyu zihninizde bulandırmak için kullanılan bir argüman. Anavatanda işine gelen noktada, görmek istediği noktada konuyu dillendiren, diaspora için anavatanı bulaştırmak istemeyen bu geçmişin tembellerinin biraz daha makul yazı yazmaları gerekecek. 

Diasporada tüm etnisitelerin kendi uluslarını temsil edebilmeleri gerektiğini de söyledik, yöntem bazında. Bu yöntem sadece Çerkeslerin değil Abhazların ve Çeçenlerin de yöntemi olmalı. Belki sayıca Adıgelere oranla az sayıda olsalar da kendilerini kendi kurumları ile özgürce ifade edebilmeliler. Farklı siyasi tavırlar çözüm önerileri gelebilir her gruptan, bu doğal ve olması gerekendir zaten. Birbirleri ile ilişkileri yine aynı şekilde devam edecektir. Ancak anavatanı  tamamen dışımıza itmeye çalışan ancak işine geldiğinde anavatana sırf sorun atfında bulunanların iyi niyetli olmalarını da beklemek fazlaca iyi niyetlilik olur. Anavatan bizimdir, anavatanla ilişkiler daha da fazla artarak devam etmelidir. Anavatan sadece sembol olarak kalırsa anavatan ve diaspora diye bir tanımımız olamaz. Ayrıca anavatanda milletler arası ilişkileri de görmezden gelemeyiz. Örneğin bugün anavatanda Çeçenlerle Gürcistan halkının ilişkileri diasporada Gürcistanı ezeli düşman görenlerin gördüğü  gibi değildir. Anavatandan bihaber size birçok yorum yapabilirler ancak bu sizi sadece yanıltır. Burada yöntem tutarlılığından bahsediyorsak anavatanı ve politikalarımız mecburen anavatana ilişkin ise mecburen Kafkasya'daki dinamikleri iyi irdelemeliyiz.  

Gürcistan'ın Çerkes soykırımını tanıma kararını herkes istediği gibi yorumlamıştır, bu herkesin en doğal hakkı. Ancak diasporanın paranoyası anavatanın gerçeklerini değiştirmiyor. Bunu geçmişte ve yaşadığımız  şu süreçte kimse değiştiremedi, bundan sonra da kimse değiştiremez. Paranoyaları bir kenara bırakıp daha ciddi şeyler söylemeye ihtiyacımız var. 



Semih Akgün

Kendin kal

Semih Akgün

Sen planörsün
Çift pırpır

Karşında
Son teknolojik
Dev bir jet

Ey minik ülkem
Sıkı dur
Kendin kal
Kendin kal ama

İki kere düşün
Düvüşmek için

Ey minik ülkem
Sıkı dur
Kendin kal
Kendin kal ama

Gücünü de boşa
Çocuklarını bir hiçe harcama...


Diye yazmışım bir şiirimde değerli Kürşat.
Fakat biz ne kadar barış, insanlık, dostluk, empati, karşılıklı saygı desekte, yazık ki söylediklerimiz ağzımızın içinde donuyor.
Tıkıştırıp dudaklardan boğazımıza doğru atıyorlar tüm iyiniyetimizi.

Yani her devlet, kendini koruma mekanizmalarını tabii ki kuracaktır.
Fakat bunu insani yöntemlerle yapmasını beklememiz mi yanlış?
İşte herşey ortada.. İbrahim Yağan, Doğu Çerkesya'da büyük bir şiddete maruz kalmış.
Bu ne ilk, ne son.
Bu suçun ardında hangi gücün olduğu konusunda suçlamalar var.
Kimse de "hayır biz yapmadık, suçluyu kınıyoruz" filan da demiyecektir.

Dediğiniz gibi tüm bunlar süreç meselesi.
Zaman her şeyi çözmeye yetmez ama çözümün bir parçasıda o dur.
Biz çalışacağız, irademizi ve sistemimizi ortaya koymaya çalışacağız.
Bazen yitirdiklerimiz de olacak, sıkıntı çektiğimizde... Yine de yılmayacağız.
Yolumuzda ki engeller ağır ağır ortadan kalkana kadar, bu engebeli, bu çetyin yolda yürümeyi sürdürmek zorundayız.
Üstelik moralimizi bozmadan, üstelik inançla, umutlu, çoğalarak...
Başka çaremiz yok.
Kendimiz kalarak, sabırla..
Günden güne çoğalacağız, çoğalacağız, çoğalacağız.

20 Temmuz 2011 Çarşamba Saat 11:30
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net