Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
H. Yaşar Nogay
21 Mayıs, Çerkeslerin Soykırım ve Sürgünü Anma Etkinlikleri:
19 Mayıs 2020 Salı Saat 23:23


İnsanlık tarihinde, yeryüzünün gördüğü en korkunç soykırım ve zulüm uygulamalarından biri, belkide en büyüğü olan Çerkes soykırım ve sürgününün, 156. sembolik tarihi bu 21 Mayıs 2020.


Çerkesler, çıkar çatısması halindeki, çağın üç büyük İmparatorluğu arasında sıkışarak, bu trajik sonuca katlanmak zorunda kalırken, Çağın iki büyük imparatorluğu, Rus Çarlığı ve Osmanlı Devleti, çok geçmeden çökerek tarih sahnesinden çekildiler.


Gerek bu çöküş sürecinde, gerekse yerlerine kurulan yeni devlet yönetimleri, bu hukuk dışı ve insanlık dışı soykırım ve sürgünü hatırlamak ve anlamak istemediler. Yok saymayı, yasaklarla baskılarla örtbas etmeyi tercih ettiler.


Ancak, sonsuza kadar saklanması gizlenmesi mümkün olmayan bu trajedi, günümüzde bütün boyutları ve gerçek yönleri ile gün ışığına çıkmıştır, çıkmaya devam etmektedir.


Olayı yaşayanların, yaşadıklarını kayıt altına alma, belgeleme şans ve imkanları yoktu. Sağ kalabilenlerin de çoğunun bunu hatırlamak ve aktarmak istemedikleri, pek azının ağıt şarkılar (ĞIBZE) lerle gelen nesillere kısmen aktardıklarını biliyoruz.


Ancak, bugün arşivlerden elde edilen belgelerle, suçu işleyen Rus generallerinin yaptıkları ve itiraflarını, olayların faili Rus subaylarının raporlarını, Çoğu Rus tarihçilerinin yazdıklarını, Tolstoy, Larmentof, Puşkin gibi ünlü Rus yazarlarının ifadeleri ve olaylara şahit olmuş bulunan Rus halkından insanların ortaya koyduğu bilgi ve belgeleri görüyor, olayı bütün boyutları ile öğrenmiş bulunuyoruz.


Bu bilgi ve belgelerle de desteklenen Çerkes halkı, bu tarihte, bu kara günü unutmama ve unutturmama’nın kararlılığı ile, giderek yoğunlaşan anma programlarını ve etkinliklerini sürdürüyorlar ve sürdürecekler de. Ancak bu yılki anma programları, dünyayı esir alan, gözle görülemeyecek kadar küçük bir virüsün yarattığı koşullarda farklı uygulanmak durumunda.


Bu programların ve çabaların iki temel amacı olmalı.


1. Vatanını ve namusunu savunmaktan başka suçu olmadığı halde, binlerce yıllık ana vatanından silah zoruyla kopartılarak sürgün edilen Çerkes halkının uğradığı haksızlığın sorumlusu Rus Çarlığının bugünkü varisi Rusya Federasyonu Devletince kabul edilmesini, soykırım ve sürgün mağduru Çerkes halkının torunlarının rehabilite edilerek, haklarının iade edilmesini sağlamak.


2. Yer yüzünde, herhangi bir topluma, orantısız güç ve silah üstünlüğü ile, bu tür hukuk dışı ve insanlık dışı saldırı ve cinayetlerin tekrarını önlemek


Bu amaçlar doğrultusunda bu güne kadar, ne failin varisi sorumlu devlet, ne de uluslar arası ilgili kurumlar tarafından bir adım atıldığı görülmemiştir. Çünkü, gerçekleri ortaya koyarak failin kınanması ve lanetlenmesi yetmiyor. Gerekli adımların atılabilmesi için güçlü kamu oyu baskılarına, sürekli ve ciddi takibe ihtiyaç vardır. Bunu gerçekleştirecek olan da, davanın sahibi Çerkes diasporası örgütleri ve kurumsal yapılarıdır.


Bunu gerçekleştirmek üzere 29 yıl evvel kurulan DÇB (Dünya Çerkes Birliği) kuruluş amacından uzaklaşmış, En büyük kurucu ortağı ve en büyük diasporanın temsilcisi konumunda bulunan Kaffed yönetimi günümüzde toplumun tümüne hitap etmek ve toplumun tümünü kucaklamak yerine, kendisi dışında oluşan örgütleri dışlamayı, yok saymayı tercih ediyor. En büyük olma iddiasıyla, görüşüp konuşma ve işbirliği taleplerini reddediyor.


Diasporanın bir kanadı gibi gözüken Abhaz toplumunun bir bölümü, geleceğin gerçekleri yerine, Abhazfed üzerinden, “bizim bağımsız devletimiz var, konumumuz ayrı” diyerek, sözde farklı günlük politikalar üretmeye çalışıyor


Bu manzara, milyonlardan bahsedilen Türkiye Çerkes diasporasının binde birini geçmeyen örgüt aktörleri arasında sürdürülürken, toplumun Diğer binde 999 u sessizce uzaktan seyrediyor. Bu kitlenin içinde, davaya güçlü destek verme potansiyeli olan çok sayıda kişilerin bu kaotik ortamdan korkup uzak durmayı tercih ettikleri bir gerçektir.


Tam da büyük davanın sorumlusu olarak muhatap sayılan devletler ve uluslar arası kurumların istediği manzara budur.


Görünürde amaç ve hedefleri aynı olan ve “BİRLİKTEYSEK GÜÇLÜYÜZ” sloganı ile, sürekli birlik ve bütünlükten bahseden toplumsal kurumların başında ve yönetiminde bulunan aktörlerin, gerekli diyalog içerisinde, en azından acil ve önemli konularda iş birliği ortamını yaratmaları ve elzem olan toplumsal gücü oluşturmaları gerekiyor.


UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ temelinde sürdürülen, yoğun çaba ve çalışmaların, yukarıda açıklanan iki temel amaca hizmet etmesi için, var olan toplumsal gücün ve potansiyelin, BİRLİK VE BÜTÜNLÜK içerisinde harekete geçirilmesinden başka çare yoktur.



Bu yazı toplam 3234 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net