Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tegulan Yakup Temel
Binlerce Yıllık Kültürümüzü ve Kimliğimizi Devam Ettirmek İçin Çok Nedenimiz Var
23 Aralık 2019 Pazartesi Saat 21:57

Çerkes Kültürü tüm kültürlerin içerisinde en güzelidir, en üstünüdür diye bir iddamız yok. Ancak şöyle bir iddia ve inancımız var; Çerkes Kültürü tüm dünya kültürleri içinde en eskilerinden, özgün özelliklerini en iyi korumuş, bize göre en güzellerinden, en özgün renklerinden biridir. Böyle düşünüyor olmamız diğer kültürleri küçümsüyoruz anlamına gelmez. Şüphesiz tüm kültürlerin güzel tarafları var ve hepside dünya durdukça korunmayı hakkediyor.


Geçmişten örnekler vererek kimliğimizin ana unsurlarından olan kültürel değerlerimizi sürekli işliyor olmamız yadırganabilir ancak buna mecburuz. Zira tüm dünyada, dağınık olarak yaşayan insanlarımız, gençlerimiz hiç bir devlet koruması olmaksızın hakim popüler kültürlerin kuşatması altında olup kendi kimlik değerlerini yitirme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu sebeple kültürel değerlerimizi yaşanmışlıklar üzerinden örneklemek sureti ile sürekli işlemek, diri ve güncel tutmak zorundayız.


Çerkes toplumu olarak bunu yapmak zorundayız ve bütün bunlar kuru kuruya övünmek olarak değelendirilmemelidir.


“ L’o zerısşınur, Sıt kızrısşhapenur? / Ne yapacağım? Ne işime yarayacak ?” diyenlerede rastlıyoruz..


Öncelikle kimliğimi oluşturan kültürel değerleri biliyor muyum? Koruması gereken dünyanın en eskilerinden olan bir dilimin, bir kültürümün, bir kimliğimin olduğunun farkındamıyım?


Bir kimlik mücadelesi yaparken öncelikle bu kültürel değerleri bilmek, sonra da bunları korumaya değer olduğuna inanmak, inandırmak, sevdirmek ( gençler için ) gerekir.


Önce bilmek, sonra inanmak...


Kültürümüzün, kimliğimizin değerini pek bildiğimiz söylenemez ( özellikle genç nesil için) ve bilmeyeni, inanmayanı bu mücadeleye katmak zor olmakta.


Her alanda yapılacak bütün mücadeleler ancak bu temel üzerinde yürütülebilir.


Bilmemek/ tanımamak/inanmamak, özellikle yeni nesil için en büyük sorunumuz bu gibi gözüküyor.


Dilimizi, kültürümüzü, tarihimizi tanıtıcı aktiviteler, görsel ve yazılı çalışmalar bu noktada önem kazanıyor.


***


Niçin “ Çerkes “ kalmak ve kimliğimizi korumak için çabalıyoruz? Her alanda buna yönelik tüm uğraşlarımızın nedeni nedir?


Şüphesiz bu kimliği değerli bulduğumuz ve dünya kültürlerinin en eskilerinden birinin bu günkü temsilcileri olarak onu yaşatma ve ileriye taşıma sorumluluğunu hissettiğimiz için..


Peki bu kimliği nasıl aktaracağız?


Çerkes kimliğinin iki ana unsuru olan dil ve kültürel değerler şimdiye kadar doğal ortamlarında görülerek, duyularak, yaşanarak sözlü olarak aktarıldı. Son devirlerde yazılı olarak, daha yakın zamanlarda da görüntü ve ses olarak kayıt ve aktarımlar başladı.


Yaşadığımız büyük şehirlerde artık bu doğal ortamlar kalmadığına göre, daha önce yaşanmış ve kısmen de olsa halen yaşanmakta olan, bizi biz yapan kimliğimize ait değerleri kayıt altına alıp o şekilde gelecek kuşaklara aktarmak durumundayız.


Çerkes kimliği, Çerkes kültürü bir bütündür. Kimi bölgelerde bölgenin özelliklerine bağlı olarak bazı yönler daha iyi korunurken, bir başka yerde daha başka özellikler daha iyi korunmuş bir durumdadır


O halde bizlere düşen önemli görevlerden biri, köy veya kent demeden, o yöre veya bu yöre demeden, kültürümüze ait değerleri nerede bulursak, yazılı ( kitap vs gibi ), sözlü ve görüntü olarak kayıt altına almak ve bu şekilde sonraki kuşaklara aktarılmasını sağlamaktır.


Bu güne kadar hiç kesintiye uğramamış olan dil ve kültürel aktarım zincirinin kopmasına izin veremeyiz, vermemeliyiz.


***

Uzunyayla’ da 1960 lı yıllardan itibaren köylerden şehirlere göçler yoğunlaşmaya başladı. Göçler dışında, ayrıca çocukların okutulması amacı ile de sezonluk olarak şehirlere gidilir gelinir oldu ve böylelikle farklı sosyal ortamlar, farklı diller ile karşılaşıldı.


Önceleri sadece Çerkesçe bilen çocuklar, gençler bu şekilde Türkçe’yi de öğrendiler ve iki dilide rahatlıkla kullanır oldular. Zamanla da, her iki dil de bilinmesine rağmen şehirlerde doğan veya şehirlerde daha fazla kalan çocuklarda Türkçe daha baskın olmaya başladı. Öyleki, bazı durumlarda köye döndüklerinde bile Türkçe’ye ağırlık verir oldular.


Bazen, şehirde uzun süre kalan çocuk köye ilk döndüğü günlerde şehirde sürekli Türkçe konuşuyor olmanın verdiği alışkanlıkla büyükler ile Türkçe konuşmaya yeltenir ve o zaman da,“ Yemuks, nehıjham Turkubzek’e wemıpsal’e / Büyükler ile Türkçe konuşma, ayıp olur” diye ailesi ve çevresi tarafından uyarıldığı olurdu. Şüphesiz burda kimliğe, Adige olmaya verilen önem ve Çerkesçe dışında bir dil kullanılarak, sanki bunlara sırtı dönülüyor gibi algılanacak endişesiydi.


Günümüz de Türkiye’de ve Xeku’ ( Çerkesya) deki kimi çevreler, Çerkeslerin bu gün dillerini, kimliklerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalmış olmalarının nedeninin asıl kendilerinin, kendi dil ve kimliklerine yeteri kadar ilgi göstermemiş olmalarına, asıl kabahatin kendilerinde olduğuna inandırmaya çalışmaktalar ama bu gerçek dışıdır. Böyle yaparak maruz kaldıkları Soykırım ve Sürgün, yeni gittikleri yerlerde de dil ve kültürlerine yapılan baskılar gözden kaçırılmaya ve asıl neden gizlenmeye çalışılmaktadır.


Çerkesler en az dünyadaki diğer uluslar kadar, belkide daha fazla tarihleri boyunca dilleri, kültürleri ve kimlikleri konusunda hassas ve her şeye rağmen onları koruma gayreti içinde olmuşlardır.


***

Çok yıllar önce Uzunyayla' lı bir büyüğümüz ile konuşurken bir nedenle oğlundan bahs etmek durumunda kalmıştı ve biraz da çekinerek, '' Wi nemıs l'aye wığhu / уи нэмыс льагэ ухьу '' , yani saygınlığın yüksek olsun diyerek söze başlamıştı.. Sonradan anladım ama o zaman çok anlam verememiştim bu söze ve kendi oğlundan söz etmekteki bu isteksizliğe.


Çerkesler kendilerinde, kendi çocuklarından, ailelerinden söz etmeyi, hele hele övücü cümleler kullanmayı pek sevmezler ve benimsemezler. Taktir edilecek bir iş, bir başarı, iyi bir davranış başkaları tarafından ortaya konur, toplum tarafından sahiplenilir, başarı sahipi onurlandırılır, yeni işler için teşvik edilir.


''Nerıl'ağu şıtğure nerıml'ağu wıbere zıxuedes '' derler. Çerkes kültüründe ve yaşamında övgü arkasından, çevredekiler tarafından yapılırıken eleştiri yapılacaksa o yüzüne karşı yapılır, toplumun temel davranış şekli budur.


Bir taraftan kendinden, kendi ailesinden, çoluğundan çocuğunda bahs etmeyi bile ayıp kabul eden bir kültür, diğer taraftan da söz etmek bir tarafa, sahip olduğu mevkileri kullanarak kendine, kendi ailesine, uzak yakın tüm akrabalarına ayrıcalık ve menfaat sağlamaktan çekinmeyen günümüz insanları ve toplumları..


İyiki, bu tür bir ayrıcalık ve menfaat sağlamayı insani değerlere aykırı / adiyağami dzıxuğami kemıku gören bir kültürün mensuplarıyız..


***

Sadece kendini, kendi ailesini düşünüp kendi menfaatleri doğrultusunda yaşayanlara Çerkesler Çerkesçe olarak,“ Yi bekum doşxıkıj ” derler ve bu durumu çok ayıplarlar.


Halalarımdan biri anlatmıştı; komşumuzun yeni doğmuş bebeği vardı ve sütü yetmiyordu. ...( kendi çocuğunun ismini söylüyor) bıdzafet ( emziriyordum). Böyle olunca komşumuz bebeğini getirir ve ben emzirirdim. Kendi bebeğimi önce emzirecek olsam kaynanam ( si guaşer )araya girer “ Önce onu emzir, o doysun sonra seninkini emzirirsin “ derdi ve ben de öyle yapardım.


Çerkeslerde süt kardeşliği çok yaygındır. “ Bıdz zıdefas” denir ve buna çok değer verilir. Komşunun bebeği açken kendi bebeğini doyurmak düşünülmez bile. Bebeklikte başlayan bu paylaşım kültürü daha sonralarıda hayatın tüm kademelerinde devam eder.


***

Dün bir baş sağlığı ziyaretindeydik..


Dışarıdan bakan bir gözlemci şöyle bir ilginç tablo ile karşılaşacaktır; odaya girenlerin bir kısmı hiç kimse ile tokalaşmadan oturup bir müddet sesizce bekledikten sonra baş sağlığı dileklerini iletiyordu


Diğer bir kısmı ise odaya girer girmez sırası ile herkesle tokalaşıp ( bazende kucaklaşarak) oturduktan sonra baş sağlığında bulunmaktaydı


Dışarıdan bakan bu gözlemci burada iki ayrı kültür, iki ayrı toplumsal davranış olduğunu hemen fark edecektir. Bunlardan ilk grupta olan Çerkeslerin diğer bir çok alanda olduğu gibi yas durumlardaki davranışları da kendilerine has ve özgün bir karekter taşır.


Toplumlara özellik veren, onları farklı ve özgün kılan günlük hayatın içinde sergiledikleri bunun gibi önemsiz gibi görünen ama gerçekte önem taşıyan ayrıntılardır.


Bunun gibi bir çok ayrıntı ile bezeli olan Çerkes Yaşam Kültürü, anadilimiz ile birlikte bizi kimliğimizle yarınlara taşıyacak olan unsurlardır.


***

Çerkeslerde ölümle sonuçlanmış anlaşmazlıklar, olaylar diğer toplumlara nazaran çok azdır ve bütün zamanlarda her köy için ancak bir iki defa olmuştur.


Böyle bir olay durumunda, olayın niteliğine ve büyüklüğüne göre, kuaje wınafe, jıle wınafe şeklinde, komşu köylerden veya daha geniş bir katılımla oluşturulan bir heyetle konu bir çözüme kavuşturulur.


Burada esas amaç ”emıkur di kuaje, di jıle kıdırenej” düşüncesi ile olayın dışarı yansıtılmadan, dışarıdan bir müdahaleye meydan vermeden, başkalarını karıştırmadan çözmek ve böylelikle toplumun itibarını korumaktır.


Bir keresinde, Uzunyayla’ nın bir köyünde bir olay olmuş ve bir şekilde bunun çözülmesi gerekmişti. Bunu haber alan komşu köylerden oluşturlan bir grup, konuyu çözmek üzere bu köye gelirler. Bu gibi durumlarda genellikle varılan kararlara kimse itiraz edemez ancak bu sefer taraflarda bazı itirazların olduğu görülür. Bunları duyan uzlaştırıcı heyet her iki taraftan sözü geçen iki kişiyi çağırırlar ve,” Biz bir çözüm ortaya koyacağız, eğer siz bu alınan karara uymayacaksanız biz hemen köyden ayrılıyoruz, kendi sorununuzu da kendiniz çözünüz “ der. Bunu üzerine itirazlar sona erer ve her iki taraf uzlaştırılarak olay çözülür.


Şüphesiz şehirleşme ile birlikte şartlar çok değişmiştir ancak Çerkeslerde çok eskiden var olan bu kültür günümüz şartlarına uyarlanarak, politik konularda da olmak üzere toplumumuzu ayrıştırma potansiyeline sahip tüm alanlarda uygulanabilir.

Bu konuyu bir düşünmekte yarar var.


***

Çocukluktan ilk gençliğe geçiş yıllarımda, bir keresinde, haçeşde oturan dedem yaşlarında iki misafire hoş geldin demek (oğhus yasxınu) için içeri girdiğimde ayağa kalkmışlardı da bu durum hem hoşuma gitmiş hem de özgüvenimi arttırmıştı.


Bir odaya girildiği, bir grubun yanına gidildiği zaman genç yaşlı (çok yaşlılar da dahil olmak üzere ) orada bulunanların hep beraber ayağa kalkmaları Çerkes Yaşam Kültürünün en dikkat çekici, Çerkes olmanın da en ayırt edici ayrıntılardan birisidir..


“ Size ( sana ) saygı duyuyor, değer veriyor ve kişilik haklarını teslim ediyoruz ” mesajı veren.


Bu yazı toplam 3558 defa okundu.





Halit Yaşar Nogay

Çok doğru bir açıklama. Bu gerçeği herkesin anlaması lazım.

26 Aralık 2019 Perşembe Saat 21:44
Zeki Bestepe Beshto

Çok doğru ve gerekli.

23 Aralık 2019 Pazartesi Saat 22:40
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net