Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
23 Haziran Seçimlerine Kısa Bir Yorum
24 Haziran 2019 Pazartesi Saat 12:43

Türkiye 31 Mart seçimlerinin iptali sonrası, yeni bir döneme girdiğinin açık işaretlerini taşıyordu.


Şimdi 23 Haziran seçimlerinde Ekrem İmamoğlu’nun şahsında, millet ittifakının kazandığı büyük başarı İstanbullu’nun nezdinde bütün dünya için Türkiye’ye yönelik önemli sinyaller üretti.


Son yıllarda gerek ekonomik, gerekse de politik adımları ile çizgi dışı bir yol izleyen Cumhur ittifakı büyük bir hezimet yaşadı.


Yıllardır halkın gönlünü kazanma propagandasıyla ürettiği popülist politikalar, ülke ekonomisini sürdürülemez bir noktaya getirdi.


Ülkenin üreten kesimlerini cezalandırıcı, üretmeyen kesimlerini ise ödüllendirici, dünyada pek az örneği olabilecek bir sistem zaten sürdürülemez idi.


Özgürlüklerin kısıtlanması, sert ve diğerileştirici politikalar ile “ben bilirim”, “ben yaptım oldu” tarzı uygulamalar halkın dikkatinden kaçmadı.


Demokrasi, insan hakları, uluslar arası hukuk ve evrensel ilkeler konusunda ülkenin karnesi kötüleşmeyi uzun yıllar boyunca sürdürdü.


Buna piyasalarda oluşan aşırı oynaklık, dövizin hızlı yükselmesi, borsa ve gayrimenkul piyasasının aşırı düşmesi, işçi-memur-emekli tüm maaşlı insanların gelirlerinin reel anlamında büyük bir kayba uğraması ve yolsuzluk söylentileri gibi sebepler ile yurttaşlar arasında hükümet kanadının büyük prestij kaybı eşlik etti.


İstanbul, küçük bir Türkiye’dir. Sonuçta üretimin, sanayinin, hizmetler vd. sektörlerin en büyük payı bu kentte üretilmektedir. İşçi ve işvereni her daim bir araya ya da aynı hizaya getirecek en önemli sebepler ardı ardına ortaya çıktı.


Eğitim, sanat, kültür vb dallarda ülkenin en nadide ürünleri bu şehirde üretilmektedir. Üretici kesimlerin emeklerinin karşılık bulamaması, bilakis cezalandırıcı tavırlar, uzun yıllardır hüküm süren iktidarı, uçurumun kıyısına taşımış oldu.


Sığ, sloganvari ve geçmişe atıflarla dolu bir dil üreten parti, kendini yenilemekten uzaklaştı.


Bugünü yaşamaktan uzaklaşmış bir anlayışın, geçmişten ders çıkartmak, geleceği doğru biçimde kurgulamak gibi büyük bir işi başarması zordur.


Bu tür durumlarda geçmişi yinelemekten başka ne tür bir sonuç ile karşılaşabiliriz?  


Açık ideoloji kokan dili ile partizanca yurttaşlar arasında ayrımcılığı körüklemiş oldu.


Sadece ihale, arazi vb rantlar ile yemlediği kitlelerden oy alan bir parti konumuna düşmek bir hükümeti doğal olarak yıprattı.


Üstelik demokrasinin olmazsa olmazı, yurttaşların eleştiri hakları olmayınca farklı bakış açıları rafa kaldırılmış idi. Doğal olarak değişik yönlerden, farklı bakış açılarından mahrumiyet, kendi kendini zehirleyen bir anlayışa evrilmişti.


Ayrıca geniş yasaklarla dolu entelektüel yapı ortadan kalkınca; etraf, yalaka ve yanlış yönlendirenlerce dolmuştu.


Nitekim örneğin 31 mart sonucunu demokrasinin gereği olarak, “13 bin kişilik bir fark ile kaybettik” demek kolaylığı, anlayış ve yumuşak bir tutum ile karşılamak dururken, ülkeyi yeni bir seçim belirsizliğine sürüklemek gayretkeşliğine girmek, hırs ve kanaatsizlik anlamına geliyordu.


Herkes deli diye dalga geçer fakat “aramızdaki uzaylı” Mustafa Topaloğlu bile katıldığı bir Tv programında o kadar mantıklı, akılcı ve sağduyuya hizmet eder bir konuşma yaptı ki; kısaca CB.’nına hitaben, “Çevresini doldurmuş dalkavukların kendisini yanlış yönlendirdiğini ve ister istemez yanıltıldığını” anlattı durdu.


Sık sık düşünür, bazen de yazarım, güç zehirler insanı, fakat insan insanı uyarmalı ve zaaflarını hatırlatmalı değil mi?,


İyi ki insan olarak zaaflarımızla varız, yoksa tanrılığımızı ilan etme zafiyeti, biz de diğer zafiyetlerimize galebe çalabilir.


Bunu derinden hisseden Sultan III. Murad Han yazdığı bir şiir de duygu ve düşüncelerini, ne de güzel ifade etmiş.


Bakınız>  https://www.youtube.com/watch?v=-DYwAT8aYtQ


UYAN EY GÖZLERİM

 

Uyan ey gözlerim gafletten uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Azrail’in kastı canadır inan

Uyan ey gözlerim gafletten uyan


Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Seherde uyanırlar cümle kuşlar

Dillu dillerince tesbihe başlar

Tevhid eyler dağlar, taşlar, ağaçlar


Uyan ey gözlerim gafletten uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan

 Semavatın kapuların açarlar

Müminlere rahmet suyun saçarlar


Seherde kalkana hülle biçerler

Uyan ey gözlerim gafletten uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan

 

Bu dünya fanidir sakın aldanma

Mağrur olup tac-u tahta dayanma

Yedi iklim benim deyu güvenme

Uyan ey gözlerim gafletten uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan

 

Benim, Murad kulun, suçumu affet

Suçum bağışlayub günahım ref’et

Resul’un sancağı dibinde haşret

Uyan ey gözlerim gafletten uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan.


Bu yazı toplam 3022 defa okundu.





hapi cevdet yıldız

Sayın Akgün, çok güzel ifade ettiniz. Erdoğan 7 Haziran 2015 te kaybetmişti. İç ve dış düşmanları oynayarak, HDP ve Kürtlere karşı savaş politikası sürdürerek, aşırı sağcı, Türkçü MHP 'yi, Bahçeli'yi yanına alarak, 1 Kasım 2015 'te iktidarda kalmayı başardı. Ama Başbakan Davutoğlu 'nu da harcadı. Harcama nedeni Başkanlık sistemine soğuk bakması olabilir.

Bunlar işin politik yanı. Kitleler onay verdi tabii. İşin bir de ekonomik ve moral yanı var. MHP ile ittifak AKP 'yi çekilmez düzeyde baskıcı politikalara itti. Tek tük kalmış liberal ve sosyal demokrat taraftarlarını da attı.

Bu arada küresel konjonktürden, durgunluktan da etkilenerek ekonomik gelişme durakladı, 2013 ten başlayarak ekonomi eksiye geçti. Bir ara 12 bin dolara yükselen kişi başına milli gelir, gerilemeye başladı ve bu yıl 8,8 bin dolara düştü. Düşündürücü bir düşüş. İşsizlik çığ gibi büyüdü. Özellikle büyük şehirlerde emeği ile geçinenler geçinemez durumlara düştüler. Açlık ve yoksulluk, hizmetlerde kalitesizlik genişledi. Paralar inşaata, şatafata, eşe dosta, Suriye macerasına harcandı. Kahramanlık söylevleriyle işin kotarılacağı sanıldı. Dini ideoloji ile ülke ve ulus sevgisi yaratılabilir mi? 15 Ağustos 2016 dinci darbe girişimi yaşandı,
Nurcuların, yani Fetöcü dincilerin öyle mazlum kişiler olmadığı görüldü.

Kürt sorunu yani etnik sorun yok sayıldı. Kürt seçmen bunun yanıtını sandıkta verdi. Koşullar gereği, İmamoğlu gibi evrensel değerleri kavramış yetenekli bir yönetici ortaya çıktı. Kürt seçmen demokrasi ittifakı amacıyla Millet İttifakı adaylarına oy verdi ve iktidarı büyük şehirlerin yönetiminden uzaklaştırdı. Bu da Kürt seçmenin etkili bir güç olduğunu öğretmiş oldu.

Bundan sonra Cumhur İttifakı (AKP+MHP) yeniden seçimleri kazanabilir mi? Kazanması zor, inişe geçmiş durumda. Bir deneme olarak MHP 'yi başından atma, demokratikleşme sürecine dönüş düşünülebilir. Başka çaresi yok gibi. Ama MHP buna izin verir mi? Bu gibi nedenlerle AKP demokrasi kervanını kaçırmışa benziyor. En önemli olan şeyi, hukuk devleti, bağımsız yargı sorunu, bağımsız yargı hiçbir zaman olmadı. AKP iktidarı yatırım, dış sermaye ve ekonomik kalkınma şansını, istihdam yaratma gücünü yitirmiş görünüyor. Yabancı sermaye hukuk devleti ve hukuki belirlilik olmayan bir ülkeye yatırım yapmaz. Sonuç Erdoğan, hızlı dönüş yapmadığı takdirde ektiğini biçecek gibi görünüyor.

10 Eylül 2019 Salı Saat 15:00
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net