Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
Hayal Edebildiğin Her Şey Gerçektir
15 Mayıs 2018 Salı Saat 10:25


“Hayal edebildiğin her şey gerçektir.”   

                                                          Pablo Picasso

 

Ruhunu kavrayamadığın, ruhunla kavrayamadığın, içini okuyamadığın, yüreğinle dokunamadığın hiçbir şeyi elde edebilmen mümkün değildir.

 

Bir şeyi elde etmek istiyorsan, önce hayal etmen, onu tanımaya, keşfetmeye çalışman, anlaman, çokça istemen gerekir.

 

Hayalini kuramadığı, tanıyamadığı, keşfedemediği, anlayamadığı, çözemediği, yeterince arzulamadığı, hangi isteği elde edebildi ki insan?

 

***

 

Yarım yüzyıla merdiven dayamış bir insan olarak yaşamdan ne tür beklentilerim vardı?

 

Kimilerine ulaşabildim, kimilerine yaklaşamadım bile.

 

Zaman, mekan, doğa, toplum, tarih, gelenekler, bir çok değişken ve etken, insanı kimi arzularının kıyısına yaklaştırabiliyor, kimi tamamen uzaklaştırabiliyor.

 

***

 

İnsanların bazıları genel olarak olumlu, bazıları da olumsuz düşünmeye yatkındırlar. Fakat gerçekçi olmak; her şey için hem olumlu, hem olumsuz yanları görmek demektir.

 

Zira tartışmalı her şeyin her iki yönü de vardır. Birinden birini görmemek insanı yanlışa, hataya ve başarısızlığa sürükler.

 

21 Mayıs yaklaşıyor. Çerkes halkı için önemli bir gün. Genel olarak bu günü acı, hezimet ve yok oluş ile eşit görenlerimiz aramızda daha fazladır.

 

Neden? Çünkü bir kere yere düşen, bir daha ayağa kalkamaz diye düşünülür.

 

Oysa tarih, yok oluş öyküleri kadar var oluş öykülerinin de bilimidir. Yani Çerkes halkı için her şey daha henüz bitmedi.

 

Çerkes halkı 154 yıl önce çok şey kaybetti. Muhtemeldir ki nüfusunun yarısını savaş, soykırım ve sürgün yollarında yitirdi. Geride kalanlar pasifize edilmiş ve dağıtılmışlardı.

 

Fakat soykırım tarihi araştırmacıları 4. ve 5. nesillerde halkların genellikle közlerinden dirilen ateş gibi yenilendiklerini belirlemişler.

 

Nitekim Çerkesler’de de böyle oldu. Çok ateşli tartışmalar oluyor Çerkes aydınları arasında. Bu tartışmalar; biraz kafa karışıklığı, biraz da bilinçsizlik sebebiyle kafa-göz yarıyor olabilir, fakat tartışmacılar, ateşli ve tutkulular.

 

***

 

Burada dikkat edilmesi gereken, sonuca ulaşmaktan daha önemlisi, doğru şeyi amaçlamaktır. Çoğunluk böyle düşünmüyor olsa da, ben hala “Hacca giden karınca” rolünü kendime yakıştırıyorum.

 

Benim hayallerim, gerçeklerimdir, benim yaşadıklarım, umut ettiklerimdir. Hedeflerime ulaşamasam da, ideallerimi içimde ve çevremde yaşatırım. Bu benim seçimim.

 

Kimileri kaderine boyun bükebilir, kendi halkına zilleti yaşatanlar karşısında ezilebilir, umutsuzluğa kapılıp, kendi yolundan uzaklaşabilir.

 

Herkes yeisi, başarısızlığı içinde farklı şekillerde yaşayabilir. Ben halkımın tüm yaşadıklarını kabullenmişim, alçakgönüllülük ile tarihte almış olduğumuz yeri görmüşüm.

 

Ancak her şeye rağmen yeniden dirilişin, yeniden var oluşun yolunu açmak için elimden, dilimden, yüreğimden, aklımdan ne geliyorsa yapmaya çalışıyorum.

 

Çok güçlü değilim, çok cesur da değilim, çok akıllı da…  Kapasitemi  biliyorum, kendi minik ölçülerimde, hayallerim de kendi gerçeklerimi yaşıyorum.

 

Zalimlerin, hainlerin, kalpazanların biçtiği dünyayı kendime gerçek olarak kuşanacağıma, kendi doğrularım, iyi bildiklerim ile hayallerimde, gerçeklerimi yaşarım.


Bu bir hayalperestlik değil, gerçekleri görerek, hayalleri kaybetmemektir. Yeter ki pembe hayal alemlerinde yaşayan değil de, düşünen, çalışan ve hedeflerinin ısrarla takipçisi ol.

 

***

Kimi Çerkes halkı için, halkımızın yok oluşu kabullenmesi gerektiğini uygun gördüler. Başkalarının ardına sığındılar, asimile oldular. Çerkes halkına ölümü layık gördüler.

 

Kimi Çerkes halkı için, halkımızı yok oluşa sürükleyen egemenlere boyun eğmenin kendimiz için en iyi şey olduğunu söylediler, söyleyecekler.

 

Kimi Çerkes halkına biçilen yok oluşa, ithal bölgesel ideolojilerle yanıt vermenin en doğru şey olacağına söylediler, söyleyecekler.

 

Oysa Çerkes olmanın gereği; Çerkes ulusal varlığının, özgür, birleşik Çerkesya’da bir araya gelmesi hedefini gerçeklemeye gayret göstermektir.

 

Çerkes dilini, kültürünü, khabze’sini, çağdaş, demokratik, barışçıl, akılcı, özgürlükçü değerler ile konsolide edip, toplumsal yaşamımıza egemen kılmak için şiddete yönelmeden sivil yollarla savaşını vermektir.

 

Onun için bir şiirini anımsadım Edgar Allan Poe’nun, bugünkü durumumuza pek uygun buldum;

 

Eldorado

Kuşanmış keyifle,

Yiğit bir şövalye,

Gün ışığında ve gölgede,

Bir şarkı söyleyerek,

Yol almıştı epeyce,

Arayarak Eldorado'yu.

 

Ama yaşlandı-

Bu korkusuz şövalye

Ve bir gölge düştü yüreğine

Bulamayınca hiçbir yer

Anımsatan Eldorado'yu.

 

Ve en sonunda

Gücü tükendiğinde,

Rastladı bir gezgin gölgeye-

"Gölge" dedi,

"Nerede olabilir-

Bu Eldorado denilen ülke?"

 

"Sür atını aydaki

Dağların üzerinden.

Aşağıya gölgeler vadisine,

Korkmadan sür" Diye yanıtladı gölge,-

"Arıyorsan eğer Eldorado'yu"….

                               


Bu yazı toplam 3370 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net