Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tlepşuko Ömer Çakırer
İlahi Adaleti Unutanlar İçin (2)
22 Ocak 2018 Pazartesi Saat 18:19


Çerkes (Adığe) Soykırımı ve Çerkes (Adığe) halkının bütünlüğünü bozmaya dayalı hastalıklı makro mikro ve megalo milliyetçilikler üzerine bir açıklama yapalım. Önce Soykırım mevzusu ile başlayalım.


"Yahudi Soykırımı" ve "Sözde Ermeni Soykırımı" ile "Çerkes (Adığe) Soykırımı" aynı şeyler mi? Kimileri bunu idrak edemiyor galiba. Çerkes (Adığe) Soykırımı'nı Yahudi Soykırımı ve tartışmalı Sözde Ermeni Soykırımı ile kıyas etmek ve bunlara göre pozisyon almak biz Çerkes'lere (Adığe'lere) hiç bir şey kazandırmaz.


"Yahudi Soykırımı" ile "Çerkes (Adığe) Soykırımı" arasındaki önemli farklılıkları anlatarak devam edelim.


Soykırıma uğrayan Yahudi'ler, Alman Devletinde iktidara gelen Naziler tarafından soykırıma uğradılar. Soykırıma uğrayan Yahudiler Alman vatandaşı ve Alman ordusunun işgal ettiği Avrupa Devletlerinin vatandaşı idiler. Yani bir ülkeleri olan bağımsız bir halk değildiler, ülkeleri işgal edilmedi. Soykırım öncesinde Yahudi'ler vatandaşı oldukları ülkelerde ekonomik ve siyasi yönden iyi durumda ve güçlü bir konumda idiler. Almanya'da Yahudi'ler vatandaşı oldukları devletçe ve Alman'ların işgal ettiği devletlerin vatandaşı iken o ülkeler işgal edilerek katledildi. Kendilerini korumak için asla direnmediler. Kendilerine soykırım yapan Alman'lar ve vatandaşı oldukları diğer ülke halkları ile de iç içe yaşıyorlardı.


Sözde Ermeni Soykırımı'na yada Türk literatüründe resmi olarak geçen adı ile "Ermeni Tehciri" ne gelirsek; Bahse konu Ermeni halkı, Osmanlı Devleti vatandaşı idi. Devlet içinde en yüksek mevkilere gelebiliyorlardı. Ekonomik ve siyasi açıdan Osmanlı Devleti ve Toplumu içinde güçlü ve saygın bir konumları vardı. Türkler ve diğer Müslüman ve Hıristiyan halklar ile içi içe komşu olarak yaşıyorlardı. Yaşadıkları hiç bir yerde nüfusun çoğunluğunu oluşturmuyorlardı. 


Osmanlı-Türk Toplumu ile asırlardır süren bir birliktelikten gelen bütünleşmiş ortak kültüre sahip bir halktı. Ermeni'lerden bir kısmı 1. Dünya savaşında çeteler kurarak, düşman Rus Çarlığı saflarında vatandaşı olduğu devlete ve müslüman halka saldırdılar. Devlette güvenlik önlemi olarak, savaş süresince geçerli olmak kaydıyla, Rus-Türk cephe hattı ve ona bitişik bölge ile ikmal yolu güzergahı üzerindeki Ermeni nüfusunu yine kendi toprakları içinde cephe hattından uzakta başka bir yere tehcir etti/zorunlu nakil etti. Bu nakil esnasında elbette acılar ve kayıplar yaşandı.


Şimdi "Çerkes (Adığe) Soykırımı" realitesine gelelim. Çerkes (Adığe) halkı kendi vatanında özgür yaşıyordu. Rus Çarlığı bu özgür halka ve ülkesine saldıran taraftı. Çerkes'ler (Adığe'ler) bu işgalci soykırımcının vatandaşı yada tebası değildi. Soykırım yapan devletin halkıyla birlikte iç içe hiç yaşamamıştı. Rus Çarlığı'nın vatandaşı olmadığı içinde, Rusya'yı arkadan vurma durumu da yoktu. Çerkes'ler (Adığe'ler) Rusya'ya karşı vatanlarını savunmak için savaşırken yenilip soykırıma uğramış ve etnik temizlik kapsamında ölümcül koşullarda zorla uygulanan sürgün ile sağ kalanların çoğuda yurdundan deport edilmiştir.


Bu nedenlerle öncelikle "Yahudi Soykırımı" bizim durumumuza bir kıstas/ölçüt olamaz. Sözde Ermeni soykırımındaki tartışmaya açık "oldumu - olmadımı" gibi muallak durumlar ise bize yapılan soykırımda yoktur. "Çerkes (Adığe) Soykırımı" net ve açık olarak hiç bir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde Rus Çarlığı tarafından yapılmıştır. Modern çağın en büyük ilk soykırımını yaşadık. Sürgün ise soykırımın devamı olarak etnik temizlik kapsamında yapıldı. 


Sürgün sırasında verdiğimiz kayıplarda ortada. Kimi yazar-çizer'in Çerkes (Adığe) soykırımı kavramı üzerinden gidilerek bir şey elde edilemeyeceğini, soykırımın bireysel ve yapıldığı dönemdeki yönetime ait bir suç olduğunu, soykırımı yapanların bu gün sağ olmadığından bahisle bu soykırımı Rusya'ya, diğer devletlere ve Uluslararası Kamuoyuna kabul ettirmenin beyhude bir çaba olduğunu söylemeleri de onların "sub-passioner" kişiliklerinden kaynaklı bir çarpıtmadan öteye gitmez. Bu gibi söylemler, yazının birinci bölümünde anlatılan Kremlin'deki Hubal sisteminin kendini korumaya dayalı refleksinin megafonize olmuş şeklidir.


Ayrıca şurası çok önemlidir ki, Çerkes'ler (Adığe'ler) olarak, sürgün şartlarına bakarsak, sürgün sırasında ve sonrasındaki iskan sürecinde sağ kalıp bu günlere ulaşabilmemiz ise tam bir mucizedir. O mucize neticesinde bu gün varız. Çerkes (Adığe) Soykırımı ve devamı olan etnik temizlik kapsamında ölümcül koşullarda zorla uygulanan deportasyonun, Kuzey Kafkaslar'da diğer halkların yaşadığı acılarla sonuç olarak dahi bir benzerliği yoktur. Öyleyse "Çerkes (Adığe) Soykırımı" dünya kamuoyunca bilindikçe karizması her seferinde daha fazla çizilecek olan o sözde büyük devletin derdi , bazı kişileri niye gerer?


Bir de Çerkes (Adığe) Soykırımı'nın içine başka halkları dahil etmenin izahı nedir? O halklara, eğer Rus Çarlığı tarafından bir soykırım yapıldıysa, o halklar ortaya kendi uluslararası marka isimleri çıkarlar, "Rus Çarlığı bize de şu şu tarihte, şu şu dönemde şöyle şöyle soykırım yaptı, etnik temizlik ve sürgün uyguladı" derler, uluslararası tanınmış adları olan kendi marka isimleri ve kendi milli sembolleri ile gereken mücadelelerini yaparlar ve biz de Çerkes (Adığe) halkı olarak gereken desteği o Kuzey Kafkaslı Halklara tarihsel komşuluk gereği ve mütekabiliyet esasına göre veririz. 


Çerkes'in (Adığe'nin) yaşadığını, aynı süreçte yaşamamış, hatta aynı ile vaki yaşamamış olan bu halkları özellikle Çerkes (Adığe) Soykırımı içine dahil ederek, sırf Kuzey Kafkaslılık adına Çerkes'lerin (Adığe'lerin) acısı yeterince çarpıtılmadı mı? Çerkes (Adığe) bünyesi bu şekilde yeterince zarar görüp zayıflatılıp bozuldu ve 21 Mayıs ise iyice sulandırıldı. Sürekli empoze edilen, üstelik tarihi karşılığı olmayan bu "Kafkasçılık/Kuzey Kafkasyalılık Makro Milliyetçiliğinin", Çerkes (Adığe) realitesine ve etnik bütünlüğüne verdiği zararların boyutlarını artık açıkça konuşma vakti gelmedi mi?


Not:

-Etnososyolojide, "Sub-Passioner" kişi, şahsi ve zümrevi çıkarlarını ulusal çıkarlarının üstünde tutan kişidir.

-Etnososyolojide, "Passioner" kişi, ulusal çıkarlarını, şahsi ve zümrevi (aile, bölge, yöre, klan, kabile) çıkarlarının üstünde tutan kişidir. (Bu iki terim için bkz. Etnogenez: Kavimlerin Türeyişi, Lev Gumilev)


İlahi Adaleti Unutanlar (1) için linki tıklayınız. http://www.cherkessia.net/author_article_detail.php?article_id=4414


Devam edecek...


Bu yazı toplam 4184 defa okundu.





Nogay Rauf

Bazı yazar-çizerlerimizin kimden yana olduklarını anlamak çok zor. Zorluğun nedeni benim idraksizliğimden çok onların hem nalına hem mıhına vurmalarından kaynaklanıyor sanırım. Sizin net duruşunuzu anlayamayanları da ben anlayamıyorum.
Devamlı takip ettiğim ve saygı da duyduğum bazı Çerkes aydınlarının Rusya'dançekinmeleri/korkmaları büyük talihsizlik. Ayıyı kızdırmayalım modunda takılı kalırsak ne geçmişi anlayabiliriz ne de, er-geç önümüze gelecek olası fırsatları görebiliriz. Saygılarımla.

28 Ocak 2018 Pazar Saat 22:19
SEMİH AKGÜN

Tartışma taraflarında seviye yüksek olunca tartışma da fayda, tat ve renk veriyor.
Öncelikle yazara ve eleştirene teşekkürlerimi sunmak isterim.
Demek ki insanlar aynı düşüncede olmamalarına rağmen bu denli düzeyli ve tatmin edici bir tartışma ortaya çıkabiliyor.
Gelelim tartışmalara yönelik belirtmek istediklerime;

1) Kendimce bende tarafım. Fakat tarihsel olay ve olgulara bakarken, inanç, düşünce ve kökenlerimize göre bakmaktan önce insani, rahmani ve vicdani bakmak gerek. Yani dindar olmamama rağmen bütün meselelere Tanrı'nın gözleriyle bakmak istiyorum. Yani yukarıdan, objektif ve hümanistik. Yapılan her tür haksızlıkları, uğrayan kim olursa olsun onu itibarsızlaştırmadan, hakkaniyet ölçülerine göre bakmak gerekir. Yani müslüman olmadığı için bir halka yapılmış olanı görmezlikten gelemez ve reddedemeyiz. Kaldı ki, çok uzun zaman olmamış olaylar üzerinde konuşuluyor. Anadolu'da, Balkanlar'da ve Kafkasya'da çevremizde, yakinen tanıklıkları olan onlarca, yüzlerce belgeden, insandan öğrendiğimiz bilgiler var ve bu bilgiler çok net bir durumu yansıtıyor.

2) Tabii sadece Anadolu değil, Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanlar'da sadece hristiyan değil, sanırım daha fazla müslüman halklar zulme uğradılar. Bu konuda da kişilere ve kimliklere bakmadan tümüne aynı ölçüde yaklaşmalıyız. Hangi devlet (sadece Osmanlı değil, Rusya ve diğerleri) ne tür kötülükler, yanlışlıklar, hatalar yaptı iseler, tarihsel olarak tespit edilmeli ve günümüze olan yansımaları fiziki olarak oratadan kaldırılmalı. Yani toplulukların yaşam alanları, ibadet haneleri, ekonomik merkezleri tümüyle özgürce yeniden ihya edilmeli ve yerleşime açılmalıdır. Bunu ütopik bulabilirsiniz, fakat gerçekten olması gereken budur. Kim ne derse desin? Yapılan hataların bu güne yansımaları, ancak acılar ortadan kaldırıldığı zaman bitebilir. Bu tür acılar, sadece yaşanıldığı zaman ve coğrafyada sınırlı kalmıyor, durmuyor. Acılarımızı durduracak tek şey, onun uygulayıcısı devletin kabul, beyan ve özürü ile duruyor ve fiziki olarak uygulama sonucunda olan koşulların ve yasakların ortadan kaldırılması ile de tamamen tartışılması durmuş oluyor. Yani olanlar sonucunda bir halk büyük ölçüde ya da tamamen bir coğrafyadan ortadan kalkmış oluyor ya, bunun tam tersi gerçekleşmeye başladığında da netameli kavramların tartışılması bir yerde noktalanmış oluyor. Bilmem anlatabiliyor muyum?

3) Yaşamını kaybeden Yahudi ve Ermeniler ile ilgili olarak rakamların yükseltilerek abartıldığı düşüncesine katılıyorum. Bu konuda soykırıma uğrayan Çerkes sayısının 2 milyon olduğunu söyleyenler oldu. O da abartılıydı. Yani bu tür bilgiler propaganda olarak değerlendirilmelidir. Fakat rakamlara takılmaya gerek yok. Az ya da çok ortada bir zulmün gerçekleşmediği anlamına gelmiyor. Bunu biz de yapsak, başkası da yapsa aynı şey.

4) Bu meseleleri tartışırken öncelikle şuna dikkat etmenin isabetli olacağını düşünüyorum; hangi ülkenin ve toplumun tarihine bakarsak bakalım yanlış uygulama ve atakların olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Hiç bir toplum ve devlet sütten çıkmış ak kaşık değil. Öncelikle bizler, yaşadığımız ülkenin, toplumun ve topluluklarımızın aleyhine/ zararına çalışmak ve meselelere dışarıdan bakmak yerine, içeriden bakmalı ve sorunlarımızı başkalarının çıkarlarına hizmet edecek şekilde değil de adalet ölçüsünde, demokratik, insani ve ahlaki çözüme kavuşturacak şekilde çalışmalıyız. Ayrıca bir Çerkes olarak kendi meselemizinde adaletin tecellisi ile makul, mantıklı ve istediğimiz şekilde çözümlenmesini sağlamak durumundayız.

Kısaca bunları söylemek istedim. Tartışmaya da bir katkı vermek adına...

25 Ocak 2018 Perşembe Saat 10:57
Ömer Çakırer

4'ten devam -
Dünyada Çerkes (Adığe) Soykırımın tanınmamış olması insanlığın bu konudaki bilgisi ile alakalı. Elbette insanlığın vicdani kalitesi ile de alakalı. Bu konuda insanlık kabul etmemiş diye, yok sayacak değiliz. Araştırıp daha fazla bilgi ve belge ile her geçen gün Çerkes (Adığe) Soykırımı hakkında öğrendiğimiz yeni şeyleri paylaşacağız.
Bunun yanında Rusya "Sözde Çerkes Soykırımı" dedi diye, Sözde Ermeni soykırımı ile eşitlenecek bir durum yok. İkisi arasındaki farkı çok iyi bildiğim için, Rusyanın bu tür çemkirmelerine değil işimize bakar geçeriz.
Çerkes (Adığe) Soykırımını tanıma noktasında Türkiye en önemsediğim ülke. Bu konuda Çerkeslerin (Adığelerin) Türk devleti ile muhatap olacak kurumsal yapıları ve sivil toplum örgütlerinin olmaması sıkıntı.
Çerkes eşittir Adığe realitesinde Çerkes (Adığe) halkını temsil eden bir kurumsal yapının girişimi ile 19. yüzyılda Ruslarca Çerkes (Adığe) Soykırımının yapıldığına dair Türkiye kamuoyuna hitap eden ciddi çalışmalar yapılabilir. Böyle bir kurumsal yapımız olmadığı için şimdilik bu bir temenni düzeyinde kalıyor. ORTADA BİLGİSAYAR OYUNU MU VARDI DİYE BİR İFADE KULLANMADIM. Sizde gereksiz yere bu ifadeyi kullanmışsınız Cevdet ağbi.
Çerkes (Adığe) Soykırımı olduğuna önce Çerkes (Adığe) halkı inanmalı ve bunu araştırmalı. Ki öyle yapılıyor. İnanmayan yada ortada belli olan bir soykırımı kabul etmeyen Çerkes (Adığe) varsa zaten onlarla muhatap olmaya değmez değil mi? Çerkes (Adığe) Soykırımı nasıl yapıldı bu anlatılır. Bunu dinleyen insan evladı ve ilkokul mezunu normal zekalı biriyse asgari olarak bunun soykırım olduğunu anlar. Anlamayan yada kabul etmeyen kişiler, kurumlar ve toplumlara bunu zorla kabul ettirecek inandıracak değiliz.
Gürcistan'ın bunu tanıması Gürcistan'ın politik gündemi nedeniyleydi yoksa gerçekten Parlamentosunun vicdanını mı konuşturdu işte burasını tartışılır. Ancak Gürcistan kıvamına gelememiş "de facto" yapıların mensuplarının da Gürcistan'ın aldığı bu kararı eleştirme hakkı yoktur.

5-Osmanlıyı suçlarken bunu madde madde belirtmek gerekiyor. YANİ OSMANLI ÇERKES SÜRGÜNLERİ KABUL ETMESEYDİ, ÇERKES SÜRGÜNÜ OLMAYACAK MIYDI? Önce buna açıklık getirelim? Ondan sonra Osmanlı konusunu konuşuruz sevgili ağbim.

6-Bunu yanlış anlamışsınız. Nogay, Tatar ve Sibie halklarını kastetmiyorum. Çerkes (Adığe) Soykırımı içinde dahil edilen başla halklar derken n dediğim çok açık. Sibiryadan ve Kırım Coğrafyasından bahsetmiyorum.

7-Soykırım tanımınıza katılıyorum. 1915 öncesi Doğu vilayetlerinin nüfus verilerine bakınız Cevdet ağbi. Sonra Ermenilerin yaptığı soykırımın büyüklüğünü görebilirsiniz. İsteseniz biz Çerkesler, Sözde Ermeni Soykırımı konusunu Türk ve Ermeni halklarının tarihçilerine bırakalım. Müslüman bir halk olan Türklerin Doğu ve Güneydoğudan 1915'te nasıl ortadan kaldırıldığını Türk tarihçiler Ermeni tarihçilere gösterecek yeterince arşiv belgesine sahipler.
Türk arkeologlarda Ermenilerin yaptığı çoluk çocuk katliamların yüzlerce toplu mezarını Ermeni arkeologlara gösterecek kadar donanıma sahipler. Yahudilerde sanırım 1945'te Auschwitz'de 6 milyonken bu gün 1 milyona indirdikleri soykırıma uğramış Yahudi sayısını 2020'de 500 bine, 2025'te 250 bine indire indire Yahudi soykırımını dünyada gündemde tutmaya devam ederler. Saygılar sevgiler değerli Ağbim.

24 Ocak 2018 Çarşamba Saat 12:53
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net