Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hapi Cevdet Yıldız
Kuzey Kafkasya ve Adıge/ Çerkesler Sorunu
25 Aralık 2017 Pazartesi Saat 10:01
KUZEY KAFKASYA HARİTASI ile ilgili görsel sonucu


Kuzey Kafkasya’ya ilişkin değişik tanımlamalar

Kuzey Kafkasya (KK) neresi ve nerede? Öncelikle bunu bilmek gerekir.


Klasik anlamda KK, Karadeniz ile Hazar Denizi arasında sıralanan Kafkas Sıradağlarının kuzeyde kalan kısmıdır. Tarihsel anlamda burası, bu yerde yaşamış olan ya da halen yaşamakta olan halkların yurdudur.


Politik ve idari anlamda KK, Rusya Federasyonu (RF) içinde bir bölgeye (okrug) verilen ad, ancak bu bölge Krasnodar Kray ve Adıge Cumhuriyeti topraklarını içermiyor.


Ekonomik bölge (rayon) olarak KK, Krasnodar Kray ve Adıge Cumhuriyeti’ni de kapsar.


Kuzey Kafkasya ekonomik bölgesi 6 RF cumhuriyetini (Karaçay-Çerkes, Kabartay-Balkar, Kuzey Oset-Alaniya, İnguş, Çeçen ve Dağıstan), Stavropol Kray, Krasnodar Kray ve Adıge Cumhuriyeti’ni içerir.


Yakın tarihte (1917’de) Kuzey Kafkasya, önce Rusya’nın eski Terek ve Dağıstan oblastlarının (il yönetimlerinin) Dağlı nüfus çoğunluğunu içeren kesimlerini kapsamak üzere Dağlı Cumhuriyeti adıyla ilan edilmişti (Kasım 1917- 5 Mart 1918), ardından sürgünde/İstanbul’da Türk desteğiyle bir Şimali [Kuzey] Kafkasya Cumhuriyeti ilan edildi (11 Mayıs 1918-1919).


Ardından, karşıdevrimci Beyazordu’nun yenilmesi üzerine, Terek ve Dağıstan oblastlarını da içine alan Kuzey Kafkasya Sovyet Cumhuriyeti kuruldu (1920). Bir süre sonra bu cumhuriyet Dağlı ve Dağıstan özerk cumhuriyetleri biçiminde ikiye ayrıldı. Daha sonra Dağlı Cumhuriyeti’ni Çeçen, İnguş, Kuzey Oset, Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes yörelerine (oblast) bölünme süreci izledi.


Eski Kuban oblastı (il) (bugünkü Adıge ve Karaçay-Çerkes yöreleri de dahil) Dağlı ve Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti sınırları dışında Rus nüfus çoğunluklu bir yerdeydi, burada Rus/ Kazak kimlikli, karşıdevrimci Kuban Halk Cumhuriyeti kuruldu (28 Ocak 1918-Mart 1920), bu yönetimi Sovyetlere bağlı Kuban-Karadeniz oblastı izledi. Bu oblast içinden Adıge (1922) ve Şapsığ (1924-1945) özerk yöreleri oluşturuldu.


Gürcistan sınırları içindeyken bağımsızlık ilan eden, ancak tanınmayan Abhazya ve Güney Osetya’yı da Kuzey Kafkasya toprakları kapsamında değerlendirenler vardır.


Görüldüğü gibi Kuzey Kafkasya deyiminin değişik tanımlamaları bulunduğu görülüyor.


Adıge ve Çerkes tanımları

Adıge, Çerkeslerin kendilerine verdiği addır, kökeni, etimolojik anlamı tartışmalıdır. Adıge adını öne çıkaran ve yaygınlaştıran olgu, o adla bir özerk yörenin (Adıgey ve Adıge ulusu) doğmuş olmasıdır (1922). Çerkes, Adıgelerin diğer adıdır. Adıgeler Çerkes’in kendilerini tanımladığını bilirler ancak birbirleri ile değil, Adıge olmayanlarla konuşmalarında bu adı kullanırlar. Abhazlar Adıgelere “Adzkhuva” (Адзхъууа/Azhuva) derler.


Çerkes kimliğini diasporada Adıgeler dışında Abazin, Karaçay ve Osetler de sahiplenebiliyorlar; ancak anayurtlarındakiler, diasporanın aksine Çerkes adını benimsemiyorlar.


Moskova KK toplulukları içinde Adıgey Adıgelerine ve Şapsığlara ilişkin özel (kısıtlayıcı) bir baskı politikası uyguluyor. Moskova bu Adıgelerin 1864 yılı öncesinde sahip olduğu toprakların yüzde 90’dan fazlasını “Novorossiya” (Yeni Rusya) konsepti adı altında soykırım ve etnik temizlikten geçirip Ruslaştırmış, Krasnodar Kray’ın Kuban Irmağı güneyini bir tarihsel ‘Rus toprağı’ saydırmış ve bunu kabul ettirme politikasını uygulamaya koymuştur. Örneğin, 2014 Soçi Kış Olimpiyadı öncesinde Putin, Soçi tarihinden söz ederken, bu yerde yaşamış olanlar olarak Kolhid, Grek ve Türkleri saymış, yörenin 1829 Edirne Antlaşması ile Türklerden alındığını söylemiş, ama yörenin yerli halkı olan Çerkesleri ağzına almamıştır.


Moskova Adıgelerin güçlenmelerini, alternatif oluşturmalarını istemiyor ve engellemeye çalışıyor. Çünkü Moskova Adıgelerin sayıca az olsalar bile (150 bin) büyük bir tarihin taşıyıcısı ve büyük bir kültürün mirasçıları olduğunu, büyük bir diasporalarının bulunduğunu biliyor.

***

Adıgey ve Karadeniz kıyısı Adıgelerinden (Şapsığ) satılık kalem bulmakta güçlük çeken ya da bulamayan Ruslar diğerlerinden, özellikle bazı Abhaz kalemler kiralıyorlar. Örneğin eski Gürcü krallıkları içinde yer almış, hiçbir zaman Adıge/ Çerkeslerle bir arada bulunmamış olan Abhazlar, Adıge topraklarının büyük bir kısmını Abaza/Abhaz etnik toprağı sayıyor, bu gibi yerlerde yaşamış olanların da Abhaz kökenli olduklarını ileri sürebiliyor, tarihle oynuyor, tarihi haritalar yayınlıyorlar. Rus desteği olmadan bu haritaları ve bu tür şeyleri başarabilirler mi?..


Etnik temizliğe uğramış ve boşalmış, ardından Rus nüfusla doldurulmuş bu gibi yerleri kendilerine ‘maletmeyi’ istemedeki amaç ve beklentileri ne olabilir? Örneğin, Abhaz nüfusun tamamını toplasan, Soçi’nin merkez ilçesi eder mi? Buna karşılık, Abhazlar eski/ kadim başkentleri olan Kutatisi’den (Kutaisi) söz etmiyorlar, niye söz etmezler? Gözleri niçin sürekli soykırım ve etnik temizliğe uğrayan acılı Adıge topraklarında? Öncelikle kendi cumhuriyetlerinin sorunlarına niçin yoğunlaşmazlar? Makalelerimde bu gibi konulara fazlasıyla değinmiş olduğumdan şimdilik geçiyorum.

***

Abhazya’da 100 bin gibi bir nüfus, 1990’lar başlarında Rusya desteğiyle genel nüfusun yüzde 45’i olan bir çoğunluğu, 240 bin Gürcü’yü sınır dışı etti, mülklerine el koydu. Bu nedenle Abhaz milliyetçiler Rusya’ya şükran borçlular, ancak sorun uluslararası düzlemde çözülmüş değil. Rus vetoları sayesinde BM yaptırımlarının bir kısmından korunuyorlar ama ambargolara da takılmış bulunuyorlar. Abhazya limanlarına hiçbir yabancı gemi yanaşmıyor. Abhazya zorda.


Filistin konusunda BM’lerde işgalci İsrail’in hamisi ABD’nin bile yalnızlaştığı bir dünyada yaşıyoruz (128 Filistin yanlısı oya karşı, 9 ABD ve İsrail yanlısı oy). Etnik sorunlar günümüzde kuvvetle, askeri yöntemlerle değil, görüşmeler, uluslararası hukuka göre ele alınıyor ve çözülmeye çalışılıyor. Barışçı İskoçya ve Katalonya örnekleri ortada. Baskıcı Rusya rahat değil (Bu arada, Abhazya Savaşı’nda RF yönetimi tarafından kullanılan Adıge, Kazak, özellikle Şamil Basayev komutasındaki Çeçen gönüllüler anımsanmalı. Rusya işi bitince bunların hepsini bir kenara itti, defterini dürüdü).


Yabancılar [özellikle ABD kaynakları], politik anlamda, tüm Kuzey Kafkasya kökenlilere [İnguş, Çeçen ve Dağıstanlılar da dahil hepsine] genel ad olarak Çerkes (Circassian) diyebiliyorlar. Tarihsel planda Mısır Memlûkları döneminde Gürcülere de Çerkes denildiği biliniyor.


Alt kimlikler

Sovyet ya da Rusya terminolojilerine göre Adıge/ Çerkesler 4 alt kimliğe ayrılır: 1) Şapsığ [Karadeniz kıyısındaki Adıgeler], 2) Adıge [Adıge Cumhuriyeti], 3) Çerkes [Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti], 4) Kabartay [Kabardey-Balkar Cumhuriyeti]. Bu 4 gruba Adıge veya Çerkes de denilebiliyor. Buna karşılık bu 4 grup dışında hiçbir halk kendini Çerkes olarak tanımlamıyor. Resmi Rus ve Batı terminolojisi de böyle.


Bütün bu halkların ve Rusya Federasyonu halklarının (Ruslar dahil) demokratik ilkeler doğrultusunda işbirliği ve dayanışma içinde bulunmaları demokrasinin başarısı için gerekiyor.


Rusya’nın dağılması Adıgeler açısından en istenmeyecek şeydir. Çünkü Krasnodar ve Adıgey’in 6 milyon üzeri nüfusu içinde dağınık 150 bin gibi, azınlığın azınlığı bir Adıge ve Şapsığ nüfusun bir şansı olabilir mi? Şans için Adıge yüzdesinin biraz daha artması gerekir. Ama Rus dönüşü, Adıgelerin güçlenmesini engelliyor. Gerçekler böyle.


Farklılıklar ve tarihsel geçmiş

KK halklarından doğudaki İnguş, Çeçen ve Dağıstanlılar arasında Sünni Şafii mezhebi, tarikatçılık/ dinci görüş ve örgütlenmeler yaygındır, çoğunlukla bağımsız şeyhler (şıhlar/imamlar) tarafından yönetilirlerdi. 19 uncu yüzyıl ikinci yarısında Rus reform programı kapsamında feshedilen Dağıstan hanlıkları topraklarındaki şeyhler (imamlar) ise bağımlıydılar, Türkiye’deki benzerleri gibi devlet memuru konumundaydılar, etkisizdiler, Rus ve yerel hanlar tarafından yönlendiriliyorlardı.


Osetler, Rus yayılması sırasında Rus Ortodoks Kilisesi’ne bağlanmışlardır. Osetlerin çok azı Sünni Hanefi Müslümandır. Abhazlar dışında diğerleri (küçük bir Hıristiyan Kabardey nüfus dışında) Sünni Hanefi Müslümandır. Bu bakımdan Türklere ve Tatarlara daha yakın ve daha hoşgörülü topluluklardır.


Şapsığ, Natuhay ve Abzakhlar demokratik yönetimli topluluklardı. Ancak Abzakhlar arasında, Şeyh Şamil’in naibi (vekili) Muhammed Emin’in (1848-1859) yönetimi sırasında katı dinci (şeriatçı) görüşler yayılmış ve güçlenmiştir.


Abhazlar Gürcü Ortodoks Kilisesi’ne bağlı iken, 1810 yılı sonrasında Rus Ortodoks Kilisesi’ne geçiş yapmışlardır. Yine de Abhazlar dinsel anlamda hoşgörülü ve eski inançlarını korumuş kimselerdi.


1877 - 1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, 1877’de Abhaz nüfusun önemli kısmı (Türk işbirlikçisi Abhazlar) Sohum limanında toplanmış, Osmanlı gemileri ile Türkiye’ye göç etmişlerdir. Sonuç olarak Abhazların ve Abhazya ‘nın Hanefi Müslümanlarının sayısı azalmıştır (Yüzde 16).


Karaçaylar 1943’te Alman işbirlikçiliği suçlamasıyla topluca Kazakistan’a sürüldüler, 1957’de geri getirilerek, ikinci kez Adıge topraklarına da yayılacak biçimde, kendilerine konutlar inşa edilerek ve iş sağlanarak yeni oluşturulan Karaçay-Çerkes Özerk Oblastı topraklarına yerleştirildiler. Bu dönüş ve yerleştirme biçimi, bir dönüş örneği olarak müzmin/kolaycı dönüşçülerimizin ilgilerine sunulur. Belki daha derin düşünürler diyelim. En azından dönüşün nasıl yapılabileceği konusunda bir fikir edinebilirler. Daha çok bilgi için bkz. “Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti (KÇC) 1.Bölüm; “Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti (KÇC) 2.Bölüm”, Cherkessia.net, Tarih.

***

Şuna da şükür diyelim, İnguş, Çeçen ve Dağıstanlı tarihçilerden “Novorossiya” konsepti doğrultusunda (kemirgen) yazılar yazıldığına henüz tanık olmadık, yazıldıysa da bilemiyorum.


Rus tarihçilerden kiralık kalemler Rusların 300 yıldan beri Çerkesya’da (Karadeniz kıyılarında, sözgelişi Krasnaya Polyana’da) yaşamakta olduklarını, bu yerlerin Rus kanı dökülerek alındığını ve Rus toprağı olduğunu yazabiliyorlar. Oysa, 1828 yılına değin Çerkesya bağımsızdı, tek bir yerleşik Rus nüfus bile yoktu. Tarihsel anlamda Ruslar 190 yıl önce 1828’de Çerkesya’ya kalıcı olarak ayak bastılar, 1864’te de ülkeye tam hakim oldular. Ruslar Abhazya’ya 208 yıl önce 1810’da, Kabardey’e ise 461 yıl önce, 1557’de ayak bastılar. Ancak 279 yıl önce, 1739 yılında Kabardey’i boşalttılar. Kabardey, 1774’ten, yani 244 yıldan beri Rus yönetiminde.


Karadeniz’e kıyısı olan Kırım Hanlığı toprakları 1783’te, yani 235 yıl önce Rusya’ya ilhak edildi.


Sonuç olarak, Rus iddialarının hiçbiri 300 yıl öncesine gitmiyor.

***

Rus resmi politikaları Adıge/Çerkes tarihini değiştirme, değersizleştirme, Adıgeleri aşağılama, yağmacı ve kültürsüz, ilkel bir toplum imiş gibi gösterme, Adıge tarihsel (arkeolojik) mirasını İskitlere, Alanlara, Greklere maletme, Adıgeleri sahadan silme, diaspora Adıgelerini eski topraklarına, anayurtlarına sokmama üzerine kurgulanıyor. Bu da soykırımcı ‘Novorossiya’ politikalarının bir gereğidir. Rus’a bu politikasında Abhaz, Karaçay, Oset ve en üzücüsü de bazı Kabardey ‘yazarları’ yardımcı olabiliyorlar. Adıgeler bu gibi konularda son derece hassaslar. Sırası geldikçe bu işbirlikçiler bir bir teşhir edilmelidir. Abhaz etnik iddialarına/ işbirlikçiliğine karşıt bir belgesel yazı örneği olarak bkz. “ EVLİYA ÇELEBİ'NİN SEYAHATNAMESİNDE CİGET'LER (CIHI'LAR ) ve CİGET (CIHI) DİLİ/CIHIBZE (Джыхыбзэ)”, Cherkessia.net, Tarih.


Yapılması gereken

Doğru tutum, işbirlikçilerin (piyonların) yazılarını dikkate almamak, özellikle polemik ve tartışmalardan kaçınmak olabilir. O tür kişiler Adıgelerle polemiklere girerek gündemde kalmaya çalışıyorlar. Yalanları ortaya çıktıkça kendilerine ilgi azalıyor (“Novorossiya” yanlısı Oset tarihçi Prof. Dr. Mark Pliyev örneği için bkz. “Ğuaşo Ruslan ve Şapsığların Bitmeyen Çilesi” yazımız).


Öncelikle şunu belirtmeliyim: Günümüz barış dünyasında düşmanımız olan bir devlet ve ulus yoktur. Devletler ve uluslar ile doğrudan bir sorunumuz olamaz. Ayrıca devletler arasında sürekli dostluk ve düşmanlıklar değil, karşılıklı çıkarlar söz konusudur. Abhazlar ve diğer KK halkları kardeşlerimizdir. İşbirlikçiler kardeşliğimizi ve dayanışma gereğini zedelememeli.


Halkların haklarda eşitliği önemlidir. Sorunumuz, demokratik olmayan devlet politikaları ve bu politikalardan doğan zararları, işbirlikçi yazarların yaydığı bilgi kirliliğini en aza indirmek olmalı.


5 Ekim 1990’da kurulan, 3 Temmuz 1991’de Rusya Parlamentosu tarafından tanınan Adıge Cumhuriyeti’ne bir bakalım:


İyi biliyorum, 199o’larda RF ve Adıge Cumhuriyeti yurttaşlıkları biçiminde ikili bir vatandaşlık statüsü vardı. Çok sayıda Adıge’ye oturma izni veriliyor, RF yurttaşlığı için de destek sağlanıyordu. Sonra Moskova tarafından bu destekler kaldırıldı. Niye? Hedefte kim vardı? Adıgeler dışında kim Rusya’ya dönüş yapacaktı ki?..


O sıralar Rusya, gidilen, yerleşilen bir yer değil, kaçış yapılan, terk edilmek istenen bir ülke idi.

***

Bugün ben Abhaz’ım ya da Vıbıh’ım diyen ve başvuruda bulunan herkese Abhazya yurttaşlığı verilebiliyor. Bu kişiler Soçi üzerinden, karadan Abhazya’ya gidiyorlar. Abhazya yurttaşlığına alınıp Abhazya pasaportuna kavuşuyor, ardından serbestçe ve vizesiz Rusya’yı dolaşabiliyor, giriş çıkış yapabiliyor, isteyenler Rusya Federasyonu vatandaşlığını da alabiliyorlar. Bütün bunlara karşı değiliz.


Peki Abhaz diasporasına Rusya tarafından sağlanan bu olanak, bu yardım niçin Adıge diasporasından esirgenir? Abhazlar iyi de Adıgeler mi kötü ? İki soydaş halka karşı yapılan bu ayırım niye? Adıgeler niçin Rus giriş kapılarından polis marifetiyle aşağılanarak geri çevrilir, terörist muamelesi görür, nezarethanelere atılır? Konu, Novorossiya politikasından ayrı düşünülebilir mi?..


Aklı başında Adıgelerin Ruslara ve Rusya’ya zarar verici çalışmalar içine girebileceklerini düşünmüyoruz.


Adıgeler soylu, demokratik gelenekleri ve kültürü olan temiz bir toplumdur, hiçbir toplum için kötülük düşünmezler. Asla saldırgan olmamışlardır. Tarih buna tanıktır. Yahudilerle bile dostluk köprüsü kuran Adıgeler hayda hay Ruslarla da aynısını kurabilirler, Adıgey de bunun canlı bir kanıtı.


Bu bakımdan Adıge önderlerin ve aydınların, özellikle Meşbaşe İshak, Şhalaho Abu, Carıme Aslan, Şevmen Hazret, Thakuşıne Aslan, Kumpıl Murat, Lıuj Adam, Çaçuh Mecid gibi bilge ve tanınmış kişilerin, toplum kanaat önderlerinin, diğerlerinin sorunu anlatmaları, Adıgelere dönüş izni verilmesi için bir araya gelmeleri ve Moskova nezdinde girişimlerde bulunmaları yararlı olacaktır diye düşünüyorum. Böylesine bir girişim, diasporada bir rahatlamaya, bir nefes almaya yol açacağı gibi Rusya açısından da yararlı bir kazanım olacaktır.

Bu yazı toplam 4466 defa okundu.





hapi cevdet yıldız

Sayın Batıray Özbek, verdiğiniz bilgi önemli. Teşekkürler.
500 bin yaklaşık nüfuslu Adıge Kabardey'den her yıl 10-15 bin kişi ayrılıyormuş. Yüksek bir rakam. Bu nüfus nereye gidiyor? Kuşkusuz Rusya'nın gelişmiş bölgelerine. Bunlar zenginleşip dönecekler midi? Bilemiyoruz. Normal örneklerde dönmüyorlar.

Putin, İnguşetya'yı bilmem ama Çeçenya'ya para yağdırmış. Başkent Grozni'de Osmanlı tarzı devasa bir cami yapıldı, yanılmıyorsam Rus parasıyla. Rus'un maddi yardımı aslında gerekiyor, hep sömürmüş. Rusya'nın merkezi ve bazı yöreleri Avrupa standartında imiş. Bazı yöreler de bizim Ordu, Giresun, Bayburt ve Bingöl gibi dışarıya göç veriyor. Neden? Yoksullaşmaktan.

Yine ben Kabardey'de Çerkes nüfusun çoğunluğunun korunacağı düşüncesindeyim. Çünkü Rus ve Balkar da dışa göç ediyor.
Adıgey'e gelince, dışa göç olup olmadığını bilemiyorum, varsa da azdır diye düşünüyorum. Baskıcı koşullar ve belki bilgisizlik nedeniyle dışa, diasporaya bilgi akışı sınırlı. Analiz yapamıyor ya da yazmaktan korkuyor olmalılar. Kuşkusuz Adıgey'den de dışa bir beyin göçü vardır. Adıgey'den dışarıya Kabardey'deki gibi bir Rus dış göçü yok gibi.

Bu gibi konularla ilgilenecek yerde gündem değiştirme girişimlerine tanık oluyoruz. Bunlara göre, Kabardey köy beylerinin içlerinden görevlendirdikleri büyük bey (pşışho) Grandük eşiti imiş ve 1822 yılına değin sürmüş. Biz ekleyelim, Kabardey'de beylik (pşı) düzeni 1869'da kaldırıldı, bey köyleri normal muhtarlıklara dönüştürüldü.

Bu kafayla Kabardey'in Rusya'ya ilhakı 1774 değil, 1822 olmalı imiş, çünkü Kabardey köy beyleri pşışho (büyük bey) seçmeye devam etmişler, vs. 1557'de Kabardey'in Rusya korumasına girmesi de bir karşılıklılık statüsünde imiş. Süzeren ve vasal kim miş? Bunlar belirtilmiyor. Yani ortada eşitçi bir oluşum var imiş havası verilmek isteniyor.
1557, 1739, 1774 gibi tarihe malolmuş antlaşmalar, İdar Temruko'nun kızının Çar Korkunç İvan'la evlendirilmesi, vs hepsini yok 'saymak' mı gerekecek? Dünyanın dediği değil bizim diyeceğimiz önemli der gibi bir hava var. Bu ciddiye alınması gerekli bir bilgi kirliliği dalgası.
Abaza-Abhazlar derken, Kabardey asaletini öne çıkaran bir yeni dalga ile mi karşı karşıyayız?..

Sayın Özbek, geriye dönüşü olmayacaksa çıkış da bizim için zararlı. Kabardey'de toprak dağıtımı yapılmış mı? Turizm sektörü canlandırılacak mı? Ekonumik yatırımlar, sanayi, madencilik, herşeyden önce halka hesap veren bir özgürlükçü düzen, işte bütün bunlar önemli.
Yılda 10 kişinin diasporadan anayurda dönmesi konusu ise siyasi bir konu. Rus isterse, yani dönüşe izin verirse, Novorossiya konseptini terk eder Çerkesya topraklarını Çerkesler için sakıncalı arazi statüsünden çıkarırsa, Abhazya örneğinde olduğu gibi, o zaman dönenler çoğalacaktır kanısındayım. Selamlar.

28 Aralık 2017 Perşembe Saat 09:57
hapi cevdet yıldız

Sayın Dzıbe Fatih, Ber Hikmet bey yazımın "bam teline dokunuyor" diyorsunuz. Neymiş o şeyle? Açıklasanız da biz de öğrensek. Bam teli neymiş?..Yuvarlak laflarla olmaz. Varsa bir bildiğiniz yazın da görelim. Anlaşılan ufukta yeni tür milliyetçilik zuhur ediyor...

27 Aralık 2017 Çarşamba Saat 15:04
Dzıbe Fatih

Sayın Cevdet Yıldız;

Esasında Ber Hikmet Bey hiç de ilgisiz ve dayanaksız şeyler yazmıyor. Daldan dala da atlamıyor. Aksine, tam da yazınızın bam teline dokunuyor. Dokunmaktan da öte kanırtıyor lakin siz ya görmüyor ya da görmek istemiyorsunuz.
Söylediğiniz bir konuda çok haklısınız. Okuyucu eleştiriyi anlayacak düzeydedir. Hem bu makalenizi, hem de öncekileri okuyoruz ve söyleneni de, arkasında yatanı da gayet iyi anlıyoruz.

27 Aralık 2017 Çarşamba Saat 01:39
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net