Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
Avucunun İçindeki Yara Senindir
07 Eylül 2017 Perşembe Saat 10:51

“Yara en çok avucunun içindeyse sana aittir;

Sıkarsın avucunu, Canın yanar ama senden başka kimse bilmez neden acıdığını..”

                                                                                                           J. Christophe

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, bulut ve açık hava

Çerkesler’in acı anlayışı da bu olmuş tarih boyunca.


Bir yara vardır ama onu sadece kendin bilirsin, içten içe acır hissedersin.


Avuç, senin avucundur, belki bencilce ama paylaşmayı bilmezsin.


Ağlamayı, sızlanmayı, diz dövüp, yakarmayı.


Öyle bir onur anlayışın vardır ki içten içe kurur, çürür, yok olur, hatta ölürsün yavaş yavaş ama kimseye derdini anlatma gereği duymazsın.


İşte Çerkes halkının en büyük sorunu, en büyük derdi bu olmuştur.


Tarihin en büyük soykırımlarından birini yaşamış olmasına rağmen kendi içinden kendine bile anlatmak istememiştir.


Yüzlerce yıl süren savaşlar ve küçülen yurt toprakları… Ardından milyonu aşan insan kayıpları ve yine milyonu aşan sürgünler.


Böylesi acıları nasıl yüz elli yıldır yaşadığı halde içinde tuttu?


Yüreği kor alev için için yanarken, nasıl kimseciklere anlatmak ya da paylaşmak istemedi? Neden canhıraş yardım istemedi?


Bunu anlamak için Çerkes halkını tanımak, anlamak gerek.


Çerkes halkının tuhaflıkları burada da bitmez.


Alev alev yanan bu halk, intikam için yanmaz, yapılan zulümlerden kendine zulüm elbisesi biçmez.


Yaşamım boyunca tek bir Çerkes’e rastlamadım ki Rus’a, Rus halkına intikam ile yaklaşsın.


Sadece burukluk, hüzün ve atalarına çektirilen acının derin ıstırabını duyar Çerkes.


Her kişinin ayrı karakteri olduğu gibi, her halkın da bir karakteristik özelliği vardır.


Çerkes için zulme uğramış olsa da, toprakları ellerinden alınmış olsa da, yenilmiş, yağmalanmış, parçalanmış olsa da yaşadıkları acıyı içten içe yaşar.


Belki Karadeniz halklarının, Akdeniz halklarından farkı da budur.


Yunan, İtalyan, Arap, Yahudi, Akdeniz halklarını biraz tanırım, çok konuşan, ani parlayan, çabuk sönen bir karakteristir Akdenizlilerin ki.


Oysa Çerkes, daha az konuşur, derdini ulu orta anlatmaz, yüzüne övmez, kolay kolay parlamaz, sabırlıdır, parladıktan sonra tutulmaz, kolay sönmez.


Onun için Anadolu’da “Çerkes çıkını” diye bir tabir vardır. Yani Çerkes kolay sinirlenmez fakat öfkelendiğinde de patlama şeklinde kendini gösterir.


Şimdi durup düşünüyorum da; “biraz Akdenizlilik olsa mıydı diye bizlerde?” diye düşünmüyor değilim.


Keşke acılarını az da olsa paylaşan, biraz daha fazla konuşan, biraz daha meramını dillendiren bir halk olsaydık.


Böylece daha fazla savaşmak yerine daha fazla kendini anlatmak durumunda kalırdık.


Böylece savaş meydanlarından çok, zihinsel, politik, diplomatik, sanatsal, kültürel platformlarda kazanmak ve kendimizi tahkim edebilmek durumunda olurduk.


Bütün bunları sesli düşünmemin sebebi halk olarak, artık bir şeyleri tartışıyor olmaktan öte, bir öz-eleştiri getirme ve ileriye doğru sıçrayabilme kabiliyeti kazanabilme gayreti olarak düşünün.


Fakat sadece benim düşünmem değil, sizlerin, hepimizin düşünmesi ve düşüncelerini paylaşabilmesi gerek.


Çerkes aydınlanması ve halkımızın yeniden diriliş destanı yazabilmesinin tek yolu bu.


Baştan dedik ya "Avucunun içindeki yara senindir!", fakat artık yaramızı, acımızı paylaşmak zorundayız.

Bu hem bizim, hem insanlığın yarası, acısı, paylaşmak ve hafifletmek zorundayız.


Şimdi var mısınız? Yüreklice, açıkça, eksi-artılarıyla, doğru-yanlışlarıyla, iyi-kötü yanlarımızla her şeyimizi tartışmaya.


Ondan sonrası bize tutacak kim olabilir?


Bağımsızlıksa, özgürlükse, onursa, ayakta kalmak ve varlığını-birliğini korumaksa, her şey bu yoldan geçiyor.


Önce kendimize, sonra herkese, bizi düşman bilenlere dahi kendimizi anlatmaya var mıyız?



Bu yazı toplam 1135 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net