Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hatko Mahmut Bi
Zikh (Cigh)’lerin Etnik Kimliği
02 Ocak 2016 Cumartesi Saat 22:15


Değerli dostlar, değerli okurlarım; Profesör Giorgi Rogava’nın 110.Doğum Yıldönümüne adanan uluslararası bilimsel konferans 11-12-13 Aralık tarihlerinde, ''Tiflis Çerkes Kültür Merkezi'' tarafından  Gürcistan'ın Tiflis kentinde düzenlendi. Sağlığımın el vermemesi nedeni ile benim adıma Tiflis'de ki konferansa katılan Cherkessia.net sitesinden genç kardeşlerim Kuekue Caner Yaşar ve Merzey Erol Yavuz hazırlamış olduğum ‘’Zikh(Cigh)’lerin Etnik Kimliği’’ başlıklı sunumu başarı ile yaptılar. Kendilerine müteşekkirim. Konferansta yapılan sunumum, Türkçe ve İngilizce olarak aşağıda yer almaktadır. 


Saygıdeğer Konuklar, Çerkes Halkının Dostları,  


Prof. Giorgi Rogava’nın 110. Doğum yıldönümü münasebetiyle programlanan bu konferansı düzenleyen ve davetleri ile beni onurlandıran Çerkes Kültür Merkezi Başkanı Prof. Merab Chukhua ve Başkan yardımcısı sayın Andro Gabisonia’ya bu girişimlerinden dolayı kutluyor, teşekkür ediyorum.


Ben sizlere, “Zikh (Cikh)’lerin etnik kimliği, yabancı kaynaklarda Zikh(Cikh)’ler, Zikhler’in memleketi ve Karadeniz sahilinde oluşturdukları Zikh Birliği üzerine bir tebliğ sunacağım.


Bu konferansa iştirak etmek lütfunda bulunan tüm katılımcıları da saygı ve sevgi ile selamlıyorum.


ZİKH(CİKH)’LERİN ETNİK KİMLİĞİ

Bilindiği üzere, Kafkasya (Çerkezistan)’da en eski kabilelerden birinin yaşadığı yerin adı “Dzixya” veya “Dzixhiya” olup bu kabilenin bulunduğu bölge eski Latin tarihçileri tarafından “Cıgetiya” diye anılmış, hatta bazı tarihçiler Çerkes halkı “Cikhiya” olarak adlandırılmıştır.


Zikhler’in memleketi Tuapse kentinin her iki tarafını kapsayan bölgede, en eski zamanlardan beri  Zikhler oturur. Zikhler kendilerinden Cikhi diye söz ederler. Abhazolog B.Ö. Büyüka’ya göre; Cikh(Zikh)’ler Kafkas Sıra Set Dağlarının kuzeybatısında yaşayan bir Adıge boyu; Zyğ’ler ise Dağların güneybatısında bir Abhaz boyu idi. Bütün yazarlar Zikh’ler ile Zyğ’leri birbirine karıştırmışlardır. 


 N.Anfimov’a göre Meot kabile birliği içinde akraba kabilelerden oluşan  Zikhler Adıge halkının atalarıdır.  Grekler doğu Karadeniz kıyılarında yaşayan bu insanlara Zikhler diyorlardı, ancak Bospor yazılarında  “Adzaha “ sözcüğünün geçtiğini de görüyoruz, bu sözcük Adıge “Adzehler”e benziyor. 


“Dzehler” ya da”Dzeh halkı”. Zikhler kendilerine böyle diyor olmalıydılar. Diğer bir görüşe göre, Adıge adı güneşe duyulan saygıdan türemedir, oradan geliyor olmalı. Eskiden “A-dığe”=Ulus-güneş=Güneş Ulusu, deyimi kullanılıyordu.(Circassiancenter)


Neiman ve Lopatinski, “Zikh” kelimesini Adıgece’deki “İnsan” anlamına gelen “Tzıfı”ten türemiştir. Lopatinski bu ismi, Abhazca’daki “Zuhuny”, Kafkasya’daki “A-zh-ua” olan “Dzikh” olarak görmektedir.


Adıge dili doğu şivesi ile insan “Tsukhu” demektir ve bu “bil !- bilen” anlamına gelir. Nitekim,  Latin dilinde, bilen çağdaş insan Homo Sapiens olarak belirtmektedir.


“Cikh” ismi eski zamanların ve Ortaçağ’ın yazarları tarafından farklı ifade edilebilmektedir: Zikhi, Zigh,  Sikhi, Sakhi, Tsikh, Ciget, Zixi, Cikhi, şekillerine girmiştir.


YABANCI KAYNAKLARDA ZİKH(CİKH)’LER

Greko-Romen devrine ait vesikalarda, Kas kavimlerine ait yedi kabile arasında Zikhler de yer almaktadır. ; Aytek Namitok, Çerkesler’in Kökeni, adlı eserinde belirttiği gibi, Thophanes’un açıklamasına göre Zikhler, Ahayler ile Heniohlar’ın arasında yerleşmişlerdi. Strabonos Cikh/Zigh adını ilk defa M.Ö. 26’da kendi kitabında kullanır. Kiessling, Zigler veya Zinkleri Laka ile Yukarı Kuban arasında zikreder.


M.Ö. VI.yüzyılda Prokoppiy Kesariskiy “İlk zamanlarda Zikh Kralları Bizans tarafından belirlenmekteydi; ancak daha sonraları krallarını kendileri seçmeye başladılar.”demektedir.


Aynı yüzyılda,  Scylax eserlerinde, Kafkasya’da isimlerini zikrettiği Çerkes kabileleri arasında Jikhler veya Cikhler(Djyeks) den de söz etmektedir. M.Ö. II.-I.yüzyıl yazarı Efesli Artemidoros da Scylax’ın verilerini tekrarlamıştır.


Şora Noghumuka, Çerkes Tarihi  adlı eserinde;” Karadeniz’in doğu kıyılarına yerleşmiş olan eski Yunanlılar Çerkesler’in atalarından  genellikle “Tzukh/Ts’ıxu” veya “Cih/Cix” diye yad ettiklerinden söz etmektedir.


Noghumuka, “Dzixya”’nın çok eski bir Çerkes kabilesi olan “Tsuhi-Tsouchi” den geldiğini ve Çerkesce’de “insan, adam” anlamına gelen “Tzıfı, Tzıxu/Tsukh, Tzıkhu” sözcüğünün ilk oluşan insan toplumlarına özel ad olduğu gibi, Çerkesler’in ilk ve en eski kabilesinin de bu adın verildiğini ileri sürmüş ve iddia etmiştir. Nitekim Eski Keldani Ülkesinde, Ninova ve Babil çevresinde “Tsuhiler” vardı.


Eskiçağın ünlü coğrafyacısı Amasya’lı Strabonos, M.Ö. 26 yılında yazdığı kitabında,  Kuzeybatı Kafkasya aşiretleri arasında Akhey ve Genioklar’la birlikte ilk defa Cikhi’leri de kaydetmiştir. Strabonos’a bakılırsa Cikhi(Zikhi)’ler aşiretler olarak Bosphorus(Mitridate dönemi) kaynaklarında da geçmektedir.


Antik çağ literatüründe Flavis Arrionus, Roma İmparatoru Adrian(117-138) emri ile yaptığı araştırma gezisi ile ilgili Periplus Ponti Euxeni  Maris Erythreel adlı kitabında  ilk defa Zikh’lerin güneydoğu sınırını belirtmiş olan yazardır. Ve metinde Zikhler diye sözcük kullanmıştır. 


Eserinde, Genioklar(Eniokhi)’lerin adı kaybolarak yerine Abhaz boyları olan Sanyghe, Abask, Apsile toplumları anılıyor. Cikhi’ler Akhae’ları   kendi içinde asimile ediyor.  Akhae nehri de Zikh, Sanyghe’yi ayıran bir sınır  olduğunu Julius von Klapproth, Kafkasya ve Gürcistan’a yaptığı seyahat ile ilgili  kitabında söz eder. Akhae’ların adı ise bugünkü Pşade bölgesinde bir köyün adı olarak kalıyor.


M.S. V.yüzyıla ait diğer bir Peripl metnin ise değişik dönemlerde Zikhlerin oturduğu araziler hakkında özgün bilgiler içermektedir. Zikhler önceleri(M.S.II.yüzyıl) Akhenut ırmağının güneydoğusunda oturuyorlardı. V.yüzyılda ise Zikhlerin sınırı kuzeybatıda Phagra limanına ulaşmıştı.


VII.yüzyılda her yönüyle zirveye ulaşan Zikhi’ler için Bizans tarihçisi Feofen(VIII. Yüzyıl) “ Zixia büyük bir devlet olarak görünüyor.” Demektedir. Bizanslılar  Çerkezistan’ı “Tsuhiya” veya “Cikhiya”(veya Zikhiya) adıyla anmışlardır.


Bizanslı rahip Epiphannius’un IX. Yüzyılda yazdığı “Epiphannius’un Yolculuğu” adlı eserinde, Zikh ve Kasog adlarını ayrı ayrı belirtiyor. Fakat X. Yüzyıl ve sonraki belgelerde sadece Kasog adı geçmektedir.


1404yılında Kafkasya’da bulunan Başpiskopos Johannes de Galonifontibus’un notlarında Çerkesler ile ilgili şu bilgileri vermektedir:


“Çerkesya veya Zikhia adı verilen ülke Karadeniz’in arkasındaki dağların eteklerinde uzanır. Burada iki farklı kavim yaşar. Yüksek dağların üzerindeki vadilerde yaşayan dağlı kavim Kara Çerkesler(Karaçay Türkleri)’dir. Aşağılarda deniz kenarında oturanlar ise Beyaz Çerkesler(Adıgeler)’dir.


VIII.-XV. Yüzyıl arası Avrupalı tarihçiler Adıgeler’ın hepsine “Zikhi” demeye başladılar.  1502’de Kuzeybatı Kafkasya’da tetkik gezileri yapmış bulunan Ceneviz tarihçisi George Interiano, gezi sonunda kaleme aldığı La Vita Et Sito De Zichi, Chiamatı Circassi, Historia Notabile(Venetü1502) isimli kitabında, Zikh’lerin örf ve adetlerinin izahına başlarken şöyle der; 


“Bu paragrafta görüldüğü gibi, Interiano, Grek ve Latinler’in Zychie, Tatar ve Türkler’in de Circassi dedikleri toplumun, kendilerini Adıge ismiyle tanımladıklarını belirtmiş bulunuyor.


Zychie, in lingua volgere, Grece et Latina cosi chiamati, et da Tatari et Turchie dimandati Circassi et in lora proprio linguaggio apeleti Adıge.”


XV.-XVI. Yüzyıllarda Kafkasya’yı ziyaret eden Alman Seyyahı Joahnn(Hans) Schiltberger ve Paho Carpini, o dönem içerisinde “Çerkes” olarak tanımlanan halkın, kendilerini “Adıge” olarak tanımladıklarından söz edilmektedir.


Kuzeybatı Kafkasya’da Adıge ülkesinin güneydoğu komşuları Abhaz ve Gürcüler, Bizanslılar tarafından Adıge ismi yerine ikame isim olarak Abhazlar’ca Azıwa, Azığa, Azkhua; Gürcü tarihçileri, örneğin  Adıgeler’e Cikh ve memleketlerine de Cikitya ismini vermişlerdir.  Çerkezistan sahiline Djikhi ve Djikheti’den başka bir ad vermemişlerdir. Dzikhi adı gerçek bir ulusal unvandır. Cikhi(Zykhe)’ler kuzeybatı Kafkasya’da ve Adıge boyu idi. Bizanslılar’ca  da Zikhie biçimlerinde kullanılmış olduğu tesbit edilmiştir.


Cikhi denilen kavim, İtalyanlar’ın hazırlamış olduğu ortaçağ haritalarında Kuban vadisinden Karadeniz kıyılarına, Pitsunda(eski Pytius) ve Pezonda’ya kadar uzanan yerlerde gösterilen Çerkes kavmidir. Bunlar eski Bizans’ın “Zikhi(Zychians) dediği kavimdir.


X.yüzyılda Bizans İmparatoru Konstantin’in  kendi yönetim dönemi ile ilgili olarak oğlu tarafından yazılmış bir kitapta bize gösteriyor ki, Prokop zamanında olduğu gibi, bu imparatorun zamanında da Çerkezistan kıyılarında yalnız iki büyük kabile “”Cixi/Zikhi”lerle “Abazği/Abasghi”lerin varlığı biliniyordu. “Papağya/Papaghia ve Kazaxhya/Kasakhia ülkelerinin halkları tamamen Çerkesler’den idiler.


Vakhuşti Bagrationi(1686-1757); Büyük ve Küçük ülke olarak belirttiği Kabardey Bölgesinin Zikhi(Jıca) dışında, Soçi-Adler Bölgesinde Sadz-Dzhigetov’dan söz eder. Dr.M.Wagner, 1843’da yayınlanan eserinde, Cigetya ve Abhaz halkı, kendi dillerinde kendilerine Apsua derler. Aslında Cİget Ubıhlarla Abhazlar arasında yaşayan ve daha çok Abhazlarla yakın olan Sadz’lara Gürcüler’in verdiği ad.(Cih+et)


T.V. Polovinkina, Çerkesya adlı eserinde(2007) şöyle diyor,” Zikhlerin, şimdiki Adıgelerin ataları olduklarına dair tez, bizim Sovyet ve Rus tarihçilerince    kabul edilmiştir.”


N.Anfimov(1987), Meot bir kabile değil, Kuzeybatı Kafkasya’da  kabilelerin ortak adıydı. Meotlarla akraba kabilelerden oluşan Zikhler ise Adıge halkının ataları olduğunu belirtmektedir.


ZİKH KABİLE BİRLİĞİ

Meotlarla akraba kabilelerden oluşan Zikhler  M.Ö.II.yüzyılda  Kralları Stakhemfak, Zikhler’in dünya görüşünü geliştirmek amacıyla, Roma İmparatoru’nun hizmetine girmiş imiş gibi yapıp, onlardan edindiği bilgileri toplumuna uygulamaya çalışıyordu.


Strabonos’un verdiği bilgilere göre, Zikhler’in genelde ırmak vadilerinde oturduklarını, dar vadilerde bile ekin ekmişlerdir. Zikhler Meotlar gibi hayvancılık, tarım ve balıkçılıkla geçimlerini sağlıyorlardı.


Mevsim uygun olduğunda Akheyler ve Geniohlar ile birlikte denizde egemenlik kurdukları için korsanlık yapıyorlardı. Strabonos eserinde, bu aşiretlerin 20-30 kişi alan hafif ve dar teknelere Camara’lara  sahip olduklarını, bir tür filo halinde birlikte hareket ederek ticaret gemilerine saldırdıklarını, hatta kent ve limanlara akın düzenlediklerinden söz eder. 


Zikhler gemilerini Deniz Tanrısı Hatkh’ın resim ve figürleriyle süslüyorlardı. Zikhiya’da sert bir köleci düzen vardı Ele geçirdikleri köleleri Bosporos kentlerine götürüp satıyorlardı.


Samir Khotko’ya göre; Zikhiya Tarihi  Savaşçı Zikhlerin Kafkasya’nın( yaklaşık olarak Adıgelerin-Adıgeya) kuzey yamaçlarından inip Karadeniz kıyısını işgal etmeleriyle M.Ö.I. yüzyılda başlamaktadır. Bu yüzyılda Zikhler, Pontus Krallığı’nın yardımına bel bağlamış durumdaydılar. Hırsız ve komşularını yağmalamakta olmaları nedeniyle, Zikhler’in elinde bol miktarda altın birikmiş bulunuyordu.


Zikhler’in kuvvetlenme dönemi, Milattan hemen sonraki yıllarda başlamıştır. M.S. II.yüzyılda Zikh Kralı Stakhemfak, Roma’nın tebaası olduğunu açıklamıştır. Roma’nın gücünü anlayacak ve politik adımlar atabilecek bir olgunluğa sahipti. Bu durum komşu aşiretler arasında Zikhlerin siyasi ağırlığını ve prestijini de arttırıyordu. Bu anlaşma eski Gürcü Tarihi  “Kartlis Tshovreba” da da geçmektedir. Zikhler’in politik alandaki muhataplarına bakıldığında, güçleri anlaşılabilmektedir.


I.yüzyıldan beri Gagra ve Tuapse arasındaki alanda yaşayan Zikhler,  Roma’nın yardımıyla Got-Tetraksites’lere karşı V.yüzyılda verdikleri savaş neticesinde, topraklarını kuzeybatı yönünde, Gelencik’e kadar genişletmeyi başardılar. 


Zikhler, İskit-Sarmat-Alan dünyasıyla bir dereceye kadar temas halindeydiler. Aynı zamanda o dönemin gelişmiş kültürüne sahip Bosphorus, Roma, Bizans devletleriyle deniz üzerinden ilişkiler kurmuşlardır.


Eski yazıtlara göre, Zikhler ve Alanlar askeri bir birliktelik kurarak, büyük bir ordu ile M.Ö. 72’de Partiyan ve  Ermenistan ile savaşmışlar.  Savaş sonrasında büyük bir ganimetle Kafkasya’ya dönmüşlerdir. Eski Rus yazıtları, Adıgelerin ve Alanların dışarıdan gelen saldırılara karşı beraber savaştıklarını yazmaktadır.


Gürcistan, Çerkesya üzerinden gerek politik gerekse kültürel etki yaratmak için fazlasıyla uzaktı. Bunun yanında Kafkas Sıra Set Dağları’ndan kaynaklanan engeller bu iki ülkeyi ayırmıştır. Bu nedenden ötürü Gürcü-Çerkes ilişkileri düzensiz bir yapıya sahipti.


Tarihçi, Nikolai G. Javakhishvili’ye göre, Gürcü Kralları tüm engellere rağmen, eski çağlardan beri Çerkesler’in doğal müttefiki idiler. I.yüzyıl ve XVI.-XVIII. yüzyıllarda tesis edilen birlik, dış düşmanlara karşı korunmak amacıyla oluşturulmuştur.


Prokopiy Kesariskiy “İlk başlarda Zikh Kralları Bizans tarafından belirlenmekteydi; ancak daha sonraları Krallarını kendileri seçmeye başladılar.”demektedir.


Gürcü kayıtlarında, Miladi 87-107 yılları arasında Azorka ve Armazeli kralları döneminde Gürcistan ordusunda bulunan Cikh’(Zikh)’ler hakkında bilgi verilmektedir.


Kral Farsman(116-140), Media, Parthia ve Ermenistan’a yaptığı askeri seferde Çerkesler ile birlikte yürümüştür.


Gürcü Kralı I. Vahtang Gurgaslan(445-499)  Osetler’e meydan okumuş ve Jikatia(Zikhiya)’dan geri dönerken onlardan saygı gösterisi olarak pek çok at ve sığır almıştır.VI.yüzyıl sonunda Zikhe yurdu daha da genişleyerek başka Adıge halkları da Zikhler’e katılmış ve Zikhler daha güçlü bir yapıya kavuşmuşlardır.


VI.yüzyılda Zikhler Hrıstiyanlığı kabul etmişlerdir. Zikhlerin birkaç büyük  şehirde papaz okulları, din görevlileri yetiştirilen okullar açılmıştır. İstanbul’daki patriğe bağlı Hrıstiyan “Zikh cemaati” oluşmuştur. Kilise yönetiminin merkezleri Taman ve  Nikopsis(Ngegepsuko)  idi. Rahip Epifanius eserinde, Bizans’ın komşuları olan Zikhler’in Hristiyanlığa yatkın, hoşgörülü ve uysal olduklarını dile getirir.


O dönemden başlayarak eski Adıge aşiretleri bütünleşme sürecinde Antik dönemin Karadeniz boylarında olan Zikhler önde gelen etnik faktör oldular. Abhaz topraklarından Taman Yarımadası’na kadar  oluşturdukları bağımsız bir “Kabile Federasyonu”, zamanla “Zikhya” Devletine dönüştü. VIII. Yüzyıl sonlarında Zikhya güçlü bir devlet sayılıyordu.


Tuapse ilçesinin Agoy ve Nebug kurganları dışında Gelencik ve Novorossiyk civarındaki ören yerleri ve mezar alanlarında yapılan arkeoloji çalışmaları, o dönemde Zikhlerde zanaat ve tarımın göreceli olarak yüksek düzeye ulaştığını göstermektedir. Ayrıca Zikhlerin diğer halklarla, deniz aşırı ülkelerle ilişkileri olduğu da kanıtlanmıştır.


Samir Khotko araştırmasına göre, Zikh’lerin Bizans ve İran arasında yapılan savaşa katılmasının temel nedeni komşu Lazica’dan sıçrayan etkiler olduğuna değinmekte;  Lazlar’da hüküm süren tabakanın kökeninin  Zikh aristokratlarına dayandığından, bu durum Lazlar’a sadık ve güvenilir Zikh’lerin müttefikliğini getirmiştir.


Şora Noghumuka, Adıge-Çerkes Tarihi, adlı eserinde;  “Justinian kendisini bir Adıge şovalyesi ve Adıge’lerin müttefiki olarak tanımlamakta; Adıge’lerin  de sıklıkla Bizans ordusuna iştirak ettiklerinden” söz etmektedir.


Örneğin 821 yılında II. Mihail’in dönemi sırasında Zikh’ler, Phom tarafından komuta edilen ve Küçük Asya’da yani Anadolu’da yayılmakta olan başkaldırıya karşı gönderilen büyük Bizans ordusuna hizmet etmişlerdir.


X.yüzyıla ait anonim bir eserde(Cambridge Document), Hazarlar ile en büyük mücadeleyi Zikhlerin yaptığını yazmaktadır. 


Ruslar 965 yılında Hazar Devletini yıktıları tarihten itibaren Adıgeler ve Ruslar Batı Kafkasya’da karşı karşıya gelmişlerdir. Taman Rusların eline geçmiştir. Ve orada Tamatarh Rus Prensliği kurulmuştur.


Zikhlerin topraklarının gözle görünür gelişimi, Karadeniz kıyısındaki yerel Adıge kabilelerinin birleşme sürecini açıkça yansıtmaktadır. “Zikhya Birliği”  Adıge halkının oluşumunda temel bir unsurdur.


VIII.yüzyıl sonunda güçlü bir devlete dönen Zikhia tüm soydaş halkların kesin birliğini sağlayamadı. Batı Kafkasya’da, güneyde Apsuva(Abhaz) ve kuzeyde Kuban nehrinin öte yakasında Kasog(Adıge) olmak üzere iki yeni birlik doğdu. Bu etnik süreç, erken Ortaçağ döneminin Zikhler veKasoglar olarak bilinen iki aşiret birliği çerçevesinde devam etmiştir.


Erken Ortaçağ döneminde Adıgelerin etnik arazilerinin sınırları şöyledir: Batıda Karadeniz kıyısından Abhaz aşiretlerin sınırına kadar, Kuzey’de Kuban ırmağı, Doğuda Laba ırmaığ X.yüzyıl itibariyle belirli olarak arazisi, ortak dili ve kültürüyle Adıge halkı, genel çizgileriyle artık oluşmuştu.


Bizanslı rahip Epiphannius’un IX.yüzyılda yazdığı”Epiphannius’ un Yolculuğu” adlı eserinde, Zikh ve Kasog adlarını ayrı ayrı belirtiyor. Fakat X.yüzyıl ve sonraki belgelerde sadece Kasog adı geçmektedir.


MAHMUT Bİ, Tarihçi-Yazar


11-12 ARALIK 2015, Tiflis-Gürcistan


****


Dear Guests,


Friends of Circassian People,


I would like to congratulate the President of Circassian Cultural Center Prof. Merab Chukhua and Vice President Mr. Andro Gabisonia for organizing this conference dedicated to the 110th anniversary of Prof. Giorgi Rogava and I would like thank them for honoring me with their invitation.


I will present you a paper on “Ethnic identity of Zikhs (Cikh), Zikhs (Cikh) in foreign sources of information, land of Zikhs (Cikh), and the Zikh Union established at the shores of Black Sea”.


I respectfully greet all participants of this conference for their kind participation.



ETHNIC IDENTITY OF ZIKHS’ (CİKH)

As is known, the land where one of the most ancient tribes of Caucasus (Circassia) once lived was called ‘Dzixya’ or ‘Dzixhiya’ and the region where this tribe had stayed was called ‘Cıgetiya’ by the old Latin historians. Moreover, some historians called them as Circassian people “Cikhiya”.


Since ancient times, Zikhs had lived in their homeland, in the region including the both sides of Tuapse city. Zikhs refer themselves as Cikhi. According to Abkhazolog B.O. Büyüka; Zikhs were an Adygean tribe living in the northwest of the Caucasus Mountain Range; whereas Zygs were an Abkhazian tribe living in the southwest of the Mountains. All authors have confused Zikhs and the Zygs. 


 N.Anfimov claims that Zikhs, consisting of relative tribes in the Meot tribes union, were the ancestors of Adyge people. Greeks called these people who had been living in the shores of Black Sea, as Zikhs, whereas in Bosphor writings the word ‘Adzaha’ could be encountered, which resembles the Adyge ‘Adzeh’s. Zikhs should have called themselves like this; ‘Dzehs’ or ‘Dzeh people’. In another argument, the name ‘Adyge’ derives from the respect to Sun; the word stems from it. ‘A-dığe’=Nation-Sun=’Nation of Sun’ phrase was used erstwhile. (Circassiancenter)


Neiman and Lopatinski argues, the word ‘Zikh’ derives from the ‘Human’ in Adyge language which is ‘Tzıfı’. Lopatinski considers this name as ‘Dzikhi’ which is ‘Zuhuny’ in Abkhazian and ‘A-zh-ua’ in Caucasia.


In the eastern dialect of Adyge language, ‘Human’ is ‘Tsukhu’ which means ‘know!-the one who knows’. As a matter of fact, wise modern human is called Homo Sapiens in Latin.


The name ‘Cikh” had been rephrased by Ancient and Medieval authors in different forms, such as; Zikhi, Zigh,  Sikhi, Sakhi, Tsikh, Ciget, Zixi, Cikhi.


ZIKHS (CIKH) IN FOREIGN SOURCES OF INFORMATION

In Greco-Roman records, Zikhs are one of the seven tribes belonging to the Kas people; Aytek Namitok, argued in his ‘Origins of Circassians’ that with respect to Thophanes’s explanations, Zikhs settled between Ahays and Heniohs. Strabonos used the name Cikh/Zigh first time in his own book in 26 BC. Kiessling makes mention of Zigs or Zinks as settling between Laka and Upper Kuban.


In 6th century BC, Prokoppiy Kesariskiy mentions that “kings of Zikhs had been appointed by Byzantians in the earlier stages; but then they started to select their own kings”.


In the same century, Scylax makes reference to Jikhs or Cikhs (Djyeks) among the Circassian tribes in Caucasus that he mentioned in his works. In 2nd -1st century BC an Ephesian author Artemidoros had repeated Scylax’s data. 


Sora Noghumuka, discusses in his work ‘Circassian History’ that, the ancient Greek that settled in the eastern shores of Black Sea had mentioned the ancestors of Circassians as ‘Tzukh/Ts’ıxu’ or ‘Cih/Cix’.


Noghumuka, argues that ‘Dzixya’ derives from a very ancient Circassian tribe ‘Tsuhi-Tsouchi’ and the Circassian word ‘Tzıfı, Tzıxu/Tsukh, Tzıkhu’ which means “man” in Circassian language was used as a private name for the first formed human societies, as well as the first and the most ancient tribe of Circassians. As a matter of fact, ’Tsuhis’ had lived in the old Chaldean State, around Nineveh and Babylon.


Strabonos of Amasya, the famous geographer of ancient times, recorded the the Cikhis for the first time in his book in 26 BC among the Northwestern Caucasia tribes, as well as Akhey and Genioks. According to Strabonos, Cikhis (Zikhi) had also been mentioned as tribes in the Bosphorus’ sources of information (Midriate Period).


Flavius Arrionus was the first author in Antique Age literature to define the southeast border of Zikhs in his book named Periplus Ponti Euxeni Maris Erythreel which he wrote about the research travel he had made (117-138) by command of Roman Empire Adrian. And in the text he used the word ‘Zikhs’. In his study, name of Geniok (Eniokhi) perishes, and Abkhazian tribes of Sanyghe, Abask and Apsile people are mentioned instead. Cikhis assimilate Akhaes within. In his book about his travels among Caucasus and Georgia, Julius von Klaproth mentions the river Akhae as a border between Zikh and Sanyghe. Akhaes’ name continues its’ existence as name of a village in today’s Pşade region.


Another travel book text belonging to 5th century BC includes specific information about the land that Zikhs had settled in different eras. Zikhs previously had settled in the southeast region of the river Akhenut (2nd century AD). In the 5th century, Zikhs’ border had reached to the Port Phagra in the northwest.


Byzantine historian Theophanes (8th century AD) mentions Zikhis that reached to their top in every aspect in 7th century as “Zixia appears to be a sizable country”. Byzantines referred to Circassia as ‘Tsuhiya’ or ‘Cikhia’ (or Zikhia).


In the ‘Travel of Epiphannius’ written by Byzantine priest Epiphannius in 9th century, the names Zikh and Kasog are separately mentioned. But in the documents from 10th century and on, only Kasog name is referred to.


In the notes of Archbishop Johannes de Galonifontibus who were in Caucasus in 1404, below information about Circassians were given:


“The country called Circassia or Zikhia lays along the feet of the mountains behind the Black Sea. Two peoples live there. The mountaineer people living up in the valleys over the high mountains are called Black Circassians (Karachay Turks). The ones settling down along the seaside are called White Circassians (Adyge).


Between 8th-15th century, European historians began referring to all the Adyge people as ‘Zikhi’. Before starting explanations about the Zikhs general customs and traditions in his book called ‘La Vita Et Sito De Zichi, Chiamati Circassi, Historia Notabile’ (1502) written in the end of his travel, Genoese historian George Interiano who made investigation travels in Northwest Caucasus in 1502, writes: 


“Zychie, in lingua volgere, Grece et Latina cosi chiamati, et da Tatari et Turchie dimandati Circassi et in lora proprio linguaggio apeleti Adıge.” 


As can be seen in this paragraph, Interiano mentions that the People who are called by Greek and Latins as ‘Zychie’, and by Tatars and Turks as ‘Circassi’, define themselves as ‘Adyge’.


German traveler Johann (Hans) Schiltberger and Carpini who visited Caucasus in 15th-16th centuries claim that the people who were referred to as ‘Circassian’, defined themselves as ‘Adyge’.


Byzantines, Abkhazian and Georgians who were the southeastern neighbors of Adyge land in the Northwest Caucasus; as a replacement name to Adyge, Abkhazians used Azıwa, Azığa, Azkhua; Georgians named Adyge as Cikh and their country as Cikitya. Circassian shores were called nothing alse but Djikhi and Djikheti. Dzikhi is a real national title. Cikhis (Zykhe) were an Adyge tribe in the Northwest Caucasus. It’s ascertained that the word was used in the form ‘Zikhie’ by Byzantines.


The people called Cikhi was the Circassian people shown in the region from Kuban Valley to Black Sea shores, to Pitsunda (formerly Pytius) and Pezonda in the medieval maps prepared by Italians. These are the people referred to as ‘Zikhi’ (Zychians) by Byzantines.


A book written by the son of Byzantine Emperor Constantine about his reign in 10th century claims that, only two big tribes had been known to exist along the shores of Circassia in his period of reign, ‘Cixi/Zikhi’ and ‘Abazgi/Abasghi’, as it also had been in the Prokop’s period. Peoples of ‘Papağya/Papaghia’ and ‘Kazaxhya/Kasakhia’ had completely been composed of Circassians.


Besides the Kabardinian region Zikhi (Jıca) which is mentioned as Big and Small Country, Vakhushti Bagrationi(1686-1757) also refers to Sadz-Dzhigetov in the Sochi-Adler region. Dr. M.Wagner, in his work published in 1843, claims that the Jiketi and Abkhazian people call themselves as Apsua in their own language. Indeed, Jikis was the name given by Georgians to the Sadz people who settled between Ubihs and Abkhazians and had been more close to Abkhazians (Cih+et).


T.V. Polovinkina, in his work called Circassia (2007) claims that “it is a well accepted thesis by our Soviet and Russian historians that Zikhs are the ancestors of the actual Adyge.”


N.Anfimov (1987) claims that ‘Meot’ was not a tribe; it was the common name of the tribes in Northwestern Caucasus. Zikhs being a relative tribe to Meots, were the ancestors of Adyge people.


THE UNION OF ZIKH TRIBES

Zikhs were composed of relative tribes with Meots. In 2nd century BC, in order to enhance his people’s vision of world, their king Stakhemfak pretended being at Byzantine Emperor’s service, and tried to apply the knowledge he got from them to his people.


With respect to the information from Strabonos, Zikhs settled at the river valleys in general, and they planted crop even at the narrowest valleys. Zikhs had made a living from husbandry, agriculture and fishing.


Since they established sovereignty at seas together with Akheis and Geniohs, they pirated when the season was appropriate. Strabonos mentions at his study that these tribes had narrow and light boats called ‘Camara’s with 20-30 passengers capacity, moving together like a fleet and attacking merchant ships, even more that they carried out attacks to cities and ports. Zikhs patterned their ships with images and figures of the Hatkh, the God of Seas. 


There was a tough slavery order in Zikhia. They were taking the slaves that they had captured to the Bosporos cities and sold them.


Samir Khotko claims; History of Zikhia begins at 1st century BC, when the warrior Zikhs went from northern sides of Caucasia (around Adyges- Adygea) down to the shores of Black Sea and invaded there. In that century Zikhs relied on the support of Pontus Kingdom. Being thieves and neighbor despoilers, Zikhs had too much Gold saved.


Rise of the Zikhs began at the very first years AD.  In 2nd century AD Stakhemfak, the King of Zikhs, declared that they were subject of Rome. He had the maturity to understand the power of Rome and to take the necessary political steps. This situation increased the political weight and prestige of Zikhs among the neighbor peoples. This treaty is also mentioned in the old Georgian history “Kartlis Tshovreba”. Power of Zikhs can be evaluated by considering their political respondents.


Zikhs who had been living in the region between Gagra and Tuapse, succeeded to extend their land towards northwest, all the way to Gelencik, as a result of their war supported by Rome against Got-Tetraksites in the 5th century. 


Zikhs were in contact with Scythian-Sarmatian-Alan world to a certain degree. They also had relations overseas with the states that have improved cultures of that period such as Bosphorus, Rome and Byzantine.


With respect to old inscriptions, Zikhs and Alans formed a military alliance, and with their huge army, fought against Partian and Armenia. They returned Caucasia with a great prize at the end of the war. Old Russion inscriptions mention that Adyges and Alans fought together in alliance against the external attacks.


Georgia was too far from Circassia to have a political or cultural effect on them. Besides, the obstacles of Caucasus Mountain Range had separated the two countries. Hence Georgian-Circassian relations had an unsteady structure.


Historian Nikolai G. Javakhishvili claims, the Georgian Kings had been the natural ally of Circassians since ancient times against all odds. This alliance had been formed in the 1st century and 16-18th century in order for protection against the external enemies.


Prokopiy Kesariskiy argues “Zikh Kings were appointed by Byzantines at first; but afterwards they started to select their own kings”.


Information about the Cikhs (Zikhs) who were in the Georgian army in the years 87-107 AD during the reign of King Azork and Armazel could be found in Georgian records.


King Farsman (116-140) marched together with Circassians in his military expedition to Media, Parthia and Armeina.


Georgian King I. Vahtang Gurgaslan (445-499) challenged the Ossetians and had taken a great number of horses and cattles from them as a sign of respect while returning from Jikatia (Zikhia). At the end of 6th century Zikhs’ land expanded further, incorporating other Adyge peoples, and Zikhs achieved a stronger structure.


Zikhs accepted Christianity in the 6th century. Denominational schools and other schools raising chaplains were established in some big cities of Zikhs. A Christian Zikh community had formed which was connected to patriarch in Istanbul. Consistory centers were Taman and Nikopsis(Ngegepsuko). Bishop Epiphanius mentions in his study that Zikhs, as a neighbor to Byzantine, were amenable, tolerant and prone to Christianity.


Beginning from that period Zikhs, who were at the Black Sea shores of the ancient era, had been the prominent ethnic factor during the unification process of old Adyge tribes. The independent Tribes Federation that they formed from the Abkhazian land to Taman Peninsula transformed into Zikhia state in time. At the end of 8th century, Zikhia was considered as a strong country.


Archeological studies made in archeological sites and graveyards around Gelencik and Novorossiysk and in Agoy and Nebug eairns of Tuapse district proves that handicraft and agriculture were at a relatively high level at that period. Also it is proved that Zikhs had relations with other peoples and overseas countries.


Samir Khotko claims in his research that the reason why Zikhs participated in the war between Byzantine and Iran was the affect of their neighbor Lazica. Origins of the upper crust that ruled the Lazs came from Zikh aristocracy and this brought to Lazs a loyal and trustable alliance of Zikhs.


Sora Noghumuka, claims in his Adyge-Circassian History that; “Justinian had considered himself as an Adyge knight and and ally of Adyges; and Adyges had often joined the Byzantine Army.


For instance, in 821 during the reign of Michael 2nd Zikhs had served for the great Byzantine army under the command of Phom who were sent against the rebellion that had been spreading in Anatolia, the Asia minor.


In an anonymous work belonging to 10th century (Cambridge Document), it’s claimed that the biggest struggle of Khazars were against the Zikhs. 


After the Khazar state fell against Russians in 965, Adyges and Russians came face to face in the western Caucasia. Russians capture Taman. And there they established the Tamatarth Russian Principality.


The significant development of Zikhs’ land reflects obviously the unification of local Adyge tribes at Black Sea shores. “Unity of Zikhia” is a basic factor in the formation of Adyge people.


Zikhia, transforming to a strong country at the end of 8th century, could not manage to unify finally all the cognate tribes. Two new unions were born in the Western Caucasus; Absuva (Abkhaz) in the south and Kasog (Adyge) in the north at the other side of the Kuban river. This ethnical process, continued in the frame of two tribes union known as the Zikhs and Kasogs in the early medieval period.


Borders of ethnic Adyges in the Early Medieval Period were: From the shores of Black Sea to the borders of Abkhazian tribes in the west, Kuban River in the north, Laba River in the east. With their specified land, common language and culture, Adyge people were formed with their baselines as of 10th century ever after.


Thank you all for your attention and patience.


MAHMUT Bİ, Hıstorıan-Wrıter


DECEMBER 11-12, 2015, Tbılısı-Georgıa


References:

1-Kadir, NATHO;  Çerkesler, Ankara, 2009.


2-T.V. , POLOVİNKİNA; Çerkesya, Ankara, 2007.


3-M.F.BROSSET; Gürcistan Tarihi, Ankara, 2003.


4-Şora, NOGHUMUKA; Adighe-Hatikhe-Çerkes Tarihi, İstanbul, 1974.


5-Nihat, BERZEG; Çerkesler, İstanbul, 2006.


6-M.F. ŞOENÜ; Tüm Eserleriyle, Kaf-dav Yayınları, Ankara, 2007.


7-Ber, HİKMET; Adıgece Fiiller Kitabı, Ankara, 2002.


8-Mahmut, Bİ; Kafkas Tarihi, 2 Cilt, Ankara, 2011.


9-M.Ç. Yusuf, İZZET; Kafkas Tarihi, Ankara, 2002.


10-M.Ç.Yusuf, İZZET;Kafkas Tarihi-Evrikalarım, Ankara, 2009. 


11-Moritz, WAGNER; Çerkesler-Çeçenler-Kazaklar ve Gürcüler, İstanbul, 1999.


12-B.Ömer, BÜYÜKA;  Kafkas Kaynaklarına Göre İlk Yararatılışlar-İlk İnsanlık-Kafkas  Gerçekleri, İstanbul, 1986,Cilt 2.


13-Avledin, DUMANIŞ; Çerkes Kültürü Üzerine Etüd, Kayseri, 2004.


14-Kazım, ATAKAN; Eski Kaynaklarda Zikh ve Çerkes Kavramları, K.K.K.Dergisi, İstanbul,  1988,  Sayı: 71-73.


15-İsmail, BERKOK; Tarihte Kafkasya, İstanbul, 1958.


16-Ramazan, TRAHO; Çerkesler, İstanbul, 2007.


17-Aytek, NAMİTOK; Origines Des Circassiens, Paris, 1939. 



Bu yazı toplam 4744 defa okundu.





Erdem Tezcan

Sunumu yapanlarında sayın Mahmut Bi'ninde emeklerine sağlık.Sağlığınıza kavuşursunuz en kısa zamanda inşallah.

04 Ocak 2016 Pazartesi Saat 13:39
Natho Mustafa

Gürcistan devlet desteği ile 'Tiflis Çerkes Kültür Merkezi' açtığında bizim sözde kurumlarımız Gürcüleri dövmekten beter etmişti. Çünkü aynı dönem çerkes soykırımını da tanımışlardı. 2012de oldu bu işler öyle uzak değil hatırlıyoruz. Neymiş efendim Abhazya ile Güney Osetyaya operasyon yapan Gürcistan'ın soykırımı tanıması caiz değilmiş. Caiz olan nedir? öyle hiçbir şey yapmadan geviş getirir gibi oturmak mı acaba?
Adamlar kültür merkezi açmışlar uluslararası konferanslar düzenliyorlar bu site dışında tek laf eden yok. Çerkes halkının öncülleri yani proto-Çerkesler Kerketler ve Zikhlerdir. Çerkeslerin Kerketlerden önceki medeniyeti Mıewut (Meot) tur.
Başlayabildikleri kadar eskiden başlayarak çerkes kültür ve tarihi için adım atmışlar gürcüler. Çerkes Kültür Merkezinde bu konferansın yapılmasını sağlayan bilim insanlarına minnettarım.
Çerkes halkı için bu kadar önemli bir konferansı görmemezliğe gelen kurumlarada yazıklar olsun diyorum başkada bir şey demiyorum.

03 Ocak 2016 Pazar Saat 10:43
Tuğçe Aktaş

Kafkasya' nın diğer adı ÇerkeZistan mı ??

02 Ocak 2016 Cumartesi Saat 22:45
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net