Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çetao İbrahim
KUBE ŞABAN:SÖYLEDİĞİM KENDİ ŞARKIMDIR
18 Kasım 2014 Salı Saat 23:12

Tarihte Çerkeslerin vatanlarından kopmak zorunda kalmalarını üç döneme ayırabiliriz.İlki, Kafkas Rus savaşlarının sonuna doğru başlayıp 19. yüzıl boyunca sürmüştür.İkincisi 1918'de  Kızıllar ile beyazlar arasında çıkan iç savaşta beyazlarla birlikte oldukları için vatandan ayrılmak zorunda kalanlardır.Üçüncü gurup , İkinci Dünya Savaşının sona erişiyle geri çekilen Almanlarla birlikte vatanı terketmiş olanlardır.


Üçüncü guruptakilerin büyük bir kısmı Almanların Kafkasya'yı işgali sırasında bölgede oluşturdukları polis gücünde yer almış olanlardır.Ancak bunların arasında bir istisna var ki o kendisini "Hiçbir partide,hiçbir orduda görev almadım.Tek görev yaptığım yer kültür cephesidir"diye tanımlamaktadır.Bu kişi  kompozitör,şair,folklorist Kube Şaban'dır.


1890 doğumlu Kube Şaban savaş başladığında 50 yaşındadır.Bjıhakoyej köyünde öğretmenlik yapmaktadır.İşgal güçlerinin zulmünden bir şekilde kendilerini koruyabileceklerini düşünen Adiğeler ,Almanlara bir karşılama töreni düzenlerler.Kube Şaban da bu toplantıda mızıka çalmış ve şarkı söylemiştir.Bu sebepten dolayı,savaşın sonuna doğru geri çekilmeye başlayan Almanlarla birlikte çok sevdiği  ailesini ve yurdunu terkedip  Avrupa'ya gitmek zorunda kalır.


Almanya,Türkiye,Ürdün,Suriye,Lübnan,Fransa ve Amerika'da yurduna ve ailesine kavuşma özlemi içinde otuz yılını geçirir.Vatana duyduğu özlemi şu şekilde dile getirir:


Alplerin azgın suları

Bana Kafkası hatırlatıyor.

İçimden atamadığım sevgili yurdumu

Nerede bulabilirim,

Bir kerecik olsun ona kavuşabilsem

Yeşil otlarının üzerine uzanıp

Kabarık toprağını öperdim.


Der ama bu umudunun gerçekleştiğini göremeden 1974 yılında Patterson'da hayata veda eder.


Kube Şaban  Çerkes diasporası içinde "sürgün" tanımına en uygun kişidir.Vatanından kendi isteği olmaksızın ayrılmış ve bir daha dönme fırsatı bulamadan,vatanına ve ailesine hasret içinde yaşamını yitirmiştir.Duyduğu vatan özlemi nedeniyle ona Çerkeslerin Nazım Hikmet'i de diyebiliriz.


Kube Şaban'ın yaşamını yurdunda geçirdiği 54 yıl ve sürgünde geçirdiği 30 yıl olmak üzere iki döneme ayırabiliriz.Yurdunda geçirdiği 54 yılı anlamak için, onun sanatını en iyi bilen,hakkında kitaplar çıkaran,ölümünden sonra Amerika'dan  kızı Saida ile birlikte  tüm eserlerini yurduna getiren usta yazar ve edebiyatçı Şaşe Kazbek'e kulak verelim:


"...Savaştan önceki yıllarda da Kube Şaban Adiğe halkının değer verdiği şair ve kompozitördür.Halk şarkılarını iyi bilen,onları bilimsel yöntemlerle derleyen eğitimli bir insan,okuma ders kitapları,matematik ve doğa bilgisi kitapları yazan  aydın bir öğretmen  dir.Bu kadar işinin yanısıra dans ve şarkı topluluğu yöneticisi,Bilim Enstitüsü görevlisidir.Onu esas Kube Şaban yapan ise şairliği,kompozitörlüğü,şarkıcılığıdır.Bu alanlarda Kube Şaban'ın savaştan önce atmış olduğu adımlar büyüktür , değerlidir..." 


Kube Şaban vatandan ayrıldıktan sonra Avrupa'da Alp dağları eteklerinde,Drav nehri boylarında kendisi gibi  sürgünlerin yaşadıkları acıların hepsini tatmıştır.Acı dolu bu günleri 1945 yılında kaleme aldığı "Alplerin ağıtı" (Алпым игъыбз) "Drav ağıtı" (Драв игъыбз) adlı şiirlerinde dile getirir.


Avrupa'daki ilk durağı Almanya olmuştur.Almanya günlerini anlamak için yine sözü Şaşe Kazbek'e bırakalım:


"...Alman ülkesi  Kube Şaban için huzur bulacağı,düşünebileceği,çalışabileceği bir yer olamazdı.O fazla Adiğe biriydi.Adığe sesi duymadan,Adiğe ailesine konuk olmadan,Adığe yemeği yemeden yaşayabilecek biri değildi.Almanya yaşamak için ne kadar uygun bir ülke olursa olsun,Adığe'nin olmadığı yer Kube Şaban'a mekan olamazdı.Peki nereye gidebilirdi?Elinden gelse vatanına dönecekti ama oranın kapısı kendisine kapalıydı


Kube Şaban'ın tek umudu,Adığelerin yaşadığı bir ülkeye gidebilmekti.En çok Adığe Türkiye'de yaşıyordu.Mal mülk ve iyi yaşam heveslisi olsaydı,buna en uygun ülke Almanyaydı.O bu imkanı elinin tersiyle itti.Türkiye yoluna koyuldu..."


Kube Şaban halkıyla beraber olmak,onların ulusal kültürel gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla Türkiye'ye gelmişti ama geldiği ülke bakanlar Kurulu kararı ile Suriye'de basılan Çerkes Alfabesinin ülkeye girişini yasaklayacak kadar farklı kültürlere tahammülsüz bir ülkeydi.Kube Şaban'ın ibret dolu Türkiye günlerini Şaşe Kazbek'ten dinleyelim:


"...Geldiği ülke Adığelerin en çok yaşadığı ülkeydi.Kısa zamanda kendisine birçok dost ve arkadaş buldu.Bununla birlikte ülkenin koşulları kendi umduğundan daha ağırdı."Adığeyim" deme imkanı yoktu.Anayasaya göre herkes Türktü.Oysaki Şaban'ın istediği Adığe sözlü edebiyat ürünlerini derlemek,yazmak,kaybolmaktan kurtarmaktı.Bunu yapmak kolay değildi.Anlatacak kişi korkuyordu,anlatacağı kişinin durumu da ondan iyi değildi.Bir köyden çıkıp bir köye,bir evden çıkıp bir başka eve giderek sözlü edebiyat ürünlerini yazıyordu.her gittiği yerde insanlara Adiğe'nin öyküsünü anlatıyor,Adığece hakkında bilinçlendiriyor,vatanda azda olsa Adığelerin hala yaşamakta olduklarını anlatıyordu.Türkiyede Adığelik bilincini  ilk uyandıran kişi Kube Şaban'dır dersek yanıltmış olmayız.O Adığe insanı tarafından tanınmıs,kendisinden söz edilir olmuştu.Yaptığı çalışmaların anlamını Türk devletinin anlamaması mümkün değildi.İnsanların aklını karıştırıyorsun,yapmamaları gerekenleri yaptırıyorsun,Türk devletine zarar veriyorsun diyenler eksik olmuyordu.Bu ülkeden ayrılmasaydı başına gelebilecek olanları tahmin etmek zor değildi.Kube Şaban Ürdüne gitti".


Kube Şaban'ın Çanakkale kahramanları için,Mustafa Kemal için övgü dolu şiirler yazmış olmasıda  Türkiye'de barınabilmesi için yeterli  olmamıştır.Bu durum Türkiye Çerkes halkı için  bir talihsizliktir.Türkiye'de kalabilmiş olsaydı Adığe dilinin gelişimine,Adığe edebiyatı oluşmasına,Adığe dilinde şarkılar söylenmesine önemli katkılar sağlayacağı şüphesizdir.


Ürdün,Suriye ve Lübnan'da geçirdiği yıllarda önemli kültürel çalışmalarda bulunmuştur."Ayna"(гъундж) "Adığe şarkıları" (Адыгэ пщыналъ) adlı şiir ve şarkıların yer aldığı kitapları çıkarmıştır.Sözlü şiirler ve atasözü derlemelerinden oluşan "Eski Adığe halk şarkıları"(Адыгэ орэдыжъхэр)"Adığe atasözleri"(Адыгэ псэлъэжъхэр) adlı kitapları 1953-54 yıllarında yayımlamıştır.Adığe tarihinin öğrenilmesi,anlatılması için çok çalışmıştır."Bir Amman öyküsü" (Амман изытхыд) adlı poemasını,Memlükler hakkında 20 poemasının bulunduğu kitaplarını çıkarmıştır.Düz yazı ve dram türünde Kabardey dialektinde de olmak üzere kitaplar yazmıştır.


Kendisi gibi bir sürgün olan Kobl Bore,Patterson'da geçirdiği son yıllarında Kube Şaban'a değerli yardımlarda bulunmuş,şarkılarını kasetlere kaydetmiş,arşivini korumuş ve vatanına ulaşmasını sağlamıştır.


Kube Şaban'ın sanatını tüm yönleriyle bir makale sınırları içerisinde anlatabilmek zordur.Bunun için her şeyden önce usta bir edebiyatçı olmak gerekir.Benim amacım,yüreği vatan ve halk sevgisi ile dolu bu büyük kültür emekçesini elimden geldiğince sizlere bir nebze tanıtabilmekti. 


Aşağıda Kube Şaban'ın sevilen şarkısı "Benim şarkım" (Си орэд) usta sanatçı Anzereko Çeslav'ın sesinden dinleyebilirsiniz.

http://gigmuziki.com/dll2/Andzerekyo-CHeslav-KyaIore-se-si-ored.mp3?type=s&aid=2918460&sid=10726982&dur=210



BENİM ŞARKIM

İşine giden arabacının

Söylediği benim şarkımdır.

At sırtındaki köy  çobanının

Söylediği benim şarkımdır.

Nak:  Dağlarımızda toprağında yaşayanın

Söylediği benim şarkımdır.

Şarkılarımın söylenmediği

Vatanımda bir yer yoktur.

Kulak verip dinlediğinde

Söylenen benim şarkımdır.

Nak:   Kulak verip dinlediğinde

Söylenen benim şarkımdır.

Yağız atın binicisinin

Söylediği benim şarkımdır.

Kartal kanatlarında bulutlarda gezenin

Söylediği benim şarkımdır.

Nak:    Özgür yürekle vatanını görebilenin

Söylediği benim şarkımdır.

Demirhanede çekiçini öttürenin

Söylediği benim şarkımdır.

Kreşlerde küçük öğrencilerin

Söylediği benim şarkımdır.

Nak:   İşinde çalışanında,küçük öğrencilerinde

Söylediği benim şarkımdır.

Kız toplantılarında eğlenmek için

Söylenen benim şarkımdır.

Yaşlı kadınlar gelin çıkardıklarında

Söyledikleri benim şarkımdır.

Nak:   Gelinlik kızların,yaşlı kaynanaların

Söylediği benim şarkımdır.

Saida anasının koynunda

Benim yatağımda yatarlarken.

Beni düşünüp,gözyaşı döktüğünüzde

Söylediğiniz benim şarkımdır.

Nak:   Beni düşünüp göz yaşı döktüğünüzde

Söylediğiniz benim şarkımdır.

Kavuşamadan ecelim gelirse

Tek çocuğum Saida'ya.

Notalarımı iletirseniz

İçindekileri size anlatıverir.

Nak:   Notalarımı iletirseniz.

İçindekileri size anlatıverir.

Yaşlı ile yaşlı,genç ile genç olarak

Söylediğim kendi şarkımdır.

Umutsuzluk anında güç vermek için

Söylenen benim şarkımdır.

Nak:   Umutsuzluk anında güç vermek için

Söylenen benim şarkımdır.

Ben yaşadıkça yorulmadan

Söyleyeceğim kendi şarkımdır.

Ölümümden sonra,rüzgarların 

Söyleyecekleri benim şarkımdır.

Nak:   Ölümümden sonra ,rüzgarların 

Söyleyecekleri benim şarkımdır



Bu yazı toplam 4471 defa okundu.





badinokue

Sayın Çetao,
Kafkas-Rus mu yoksa Rus- Kafkas savaşı mı??

25 Kasım 2014 Salı Saat 20:10
ali nart

Çok sevilen vatana, işgalciler mızıka çalarak şarkı söyleyerek karşılanmaz sonuna kadar direnilir. gerisi tefferruat.

21 Kasım 2014 Cuma Saat 04:59
Wotey

Kube Şaban Çerkes halk biliminde büyük değerdir.

Teşekkürler İbrahim abi.

Bilmeyen gençlerimiz için sanatçılarımızı tanıtan yazılarınız büyük fayda sağlıyor bence.

19 Kasım 2014 Çarşamba Saat 22:02
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net