Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tegulan Yakup Temel
UZUNYAYLA ‘DA TEST EDİLDİ
01 Temmuz 2013 Pazartesi Saat 21:53

Geçen haftalarda  Uzunyayla’daydım . Burası bir zamanlar , Türkiye ‘de  Çerkeslerinin   toplu  olarak yasadıkları , kendi kimliklerini , dillerini  ve kültürlerini yaşayıp koruyabildikleri bir  bölgeydi .Adigeler , Soykırım ve  Sürgün  sonrası geldikleri bu bölgede , toplu  olarak bulunmanın ve ayrıca  nispetten  izole  ve dışa kapalı olmanın  avantajı ile , anavatanları  Xeku ‘ den ( Çerkesya  ) getirdikleri kültürlerini  uzunca bir süre yoğun olarak yaşayabildiler . Öyleki , Uzunyayla ‘ya  Küçük Xeku ( ХЭКУ ЦЫК1У ) ismini  takmayı bile  uygun bulmuşlardı.

Adigeler , zorunlu olarak geldikleri  bu  yörede , Kafkasya ‘da  uzun yıllar boyunca oluşturdukları yaşam  tarzlarını burada da sürdürmeye çalıştılar ve bölgenin zor  şartlarına  rağmen bir  süreliğine bunda da başarılıda oldular . Çerkes  yaşam  tarzının  bütün  ögeleri   (Adigağe , Adige  Xabze , Adigebze ) uygulanmaya  çalışıldı . Çerkes  kültürünün  kökleri çok  eski zamanlara uzanan  sağlam yapısı ,  bu kültürün evrensel insani değerler olan uygunluğu ve bir çok kültürel  unsurunun mensup oldukları İslam dini ile uyuşması , şehirleşmenin ve diyasporik bir halk olmanın asimilasyoncu  etkisine karşı bir süre için direnç göstermesinde yetkili oldu .

Uzunyayla ‘nı ‘’Küçük Xeku ‘’  olduğu  zamanları  kısmen de olsa  yaşamış biri olarak ,buraya  her gidişimde Çerkes kültürü  ve onun temel unsuru olan Çerkesçe’nin nasıl günden güne yok  olduğunu görmek benim için üzüntü verici bir gözlem  olmuştur .Bir  nesil  sonra buralarda Adigabze konuşan hiçbir kimsenin kalmayacağı gerçeği insanı dehşete düşürecek nitelikte . Bu  Uzunyayla gerçeği , Türkiye ‘ de Çerkeslerin yoğun olarak yaşamış oldukları diğer bölgelerde  uyarlanabilir .

Bütün bunlar göz önüne  alındığın da şu tür bir  sorular   akla  geliyor ;

Uzunyayla ‘da bile  korunamayan bu  kimlik , diyasporada , mensuplarının şehir şehir , mahalle mahalle dağınık olarak yaşadığı bir toplumda nasıl korunabilir ?

Nispetten uygun şartlarda , Uzunyayla’ da  başarısız olan bu kimlik koruma  mücadelesi Türkiye ‘de başarılı olabilir mi ?

Bu kimliği , bu kültürü , bu dili devam ettirme uğraşı niye  başarısız oldu ?

Kanımca , bu başarısızlıkta ,  günümüzde kimliği  korumanın en önemli şartlarından olan anavatanda yaşama faktörünün olmaması  en önemli neden olmuştur . Anavatan yaşamak ,bir  kimliği korumanın garantisi  değilse de  ön  şartıdır..

Uzunyayla  örneğini bütün Türkiye ve diğer diyasporalara’da  uyarlayabiliriz . Belki bir süre için ‘’ Küçük Xeku  ‘’  dedirtecek kadar kültür yaşatılabilir ancak sadece  bir süre için ….

Diyasporada ve bu arada Türkiye’de bütün demokrtik hakları talep edebilir ve belkide elde edebilirsiniz , hatta Türkiye ‘yi Çerkesler için bir merkez  yapmayı bile düşünebilirsiniz ama bütün bunlar sizi orta vadede bile  yok olmaktan kurtaramayacaktır ..

Peki çare  nedir ?

Çare , bütün dünyada yürütülecek kimlik mücadelesinin merkezine  herhangi bir diyaspora ülkesini değil Xeku – Çerkesya’ ya koymak , bütün mücadeleyi ve bütün çalışmaları anavatan odaklı yapmaktır..

Çerkes  kimliğinin anavatan dışında  korunamayacağı gerçeği Uzunyayla ‘da  test edilmiş ve deyim  yerindeyse  onaylanmıştır . Diyasporada çerkes  kalınabileceğine inanmak ve buna halkı inandırmaya çalışmak ancak bir  kandırmacadır  ve bu , yavaş yavaş ısıtılan suda farkına varmadan haşlanarak ölen bir kurbağa örneğinde  olduğu gibi , Çerkes kimliğinin yok oluşuna seyirci kalmak demektir.

Artık  ‘’Küçük Xeku ‘’  mümkün değildir . Mümkün olabilecek olan  ancak,  Xeku- Çerkesya ya tekrar canlandırmaktır…

Bu yazı toplam 6070 defa okundu.





hapi cevdet yıldız

Tegulen Yakup Beyin görüşleri acı gerçeğin bir anlatımı. Bu gerçekçi tabloda baskı politikalarının payı önemli. İsrail'de iki köyde Çerkesçe korunmuş, çocuklar Çerkesçe konuşuyor. Çünkü orada asimilasyon politikası uygulanmıyor. Türkiye'deki gibi orada, İsrail'de Çerkesçe baskı altında ve yasaklanmış olan bir dil değil.
Anayurda dönüş diyoruz, ama nasıl? Bu soruya da yanıt aranmalı. Görüyoruz, Rus, Suriyeli Çerkes'e vize vermiyor, çirkin bahaneler uyduruyor: 1864'te Çerkesler Rus idaresine girmemişlerdi, Rus idaresine girmeyi, Rus vatandaşı olmayı kabul etmemişler de Türkiye'ye ve diğer yerlere, Suriye'ye göç etmişler. Yani Çerkesler, hiçbir zaman Rusya vatandaşı olmamış olduklarından dönüş hakkına sahip olamazlarmış. Çok tuhaf. Bir an için doğru kabul edelim. Peki 1864 öncesinde ve çok sonrasında pasaport verilerek Osmanlı topraklarına ve bu arada Suriye'ye gönderilen on binlerce Çerkes Rusya vatandaşı değil miydi? Kabardey'den, 1859'da Rus yönetimine giren Laba ve Kuban ırmakları sol yakalarından, Kuban'dan 'göç edenler' Rusya yurttaşı değil miymişler? 1880'lerde göç edenler hangi devletin yurttaşı idiler?..1889'da Laba solundan 24 bin Çerkes'i Türkiye'ye göç ettirme, topraklarını emekli askerlere ve Kazaklara tahsis etme kararını alan devletin adı neydi?..
Karşımızda güvenilmez olan ve doğru konuşmayan Rus devlet bmakamları var.
Türkiye'de ise, antiasimilasyoncu bir iktidar oluşmadığı sürece sadece Çerkesçenin değil diğer dillerin de hiçbir yaşama şansları yok. Asimilşasyon ilerlemiş, süreci kesmek için köklü önlemler, pozitif müdahale gerekiyor. Zor, geç kalınmış. Benzeri bir süreç, daha yavaş da olsa, anayurtta da yaşanıyor. Cumhuriyetler yetkisiz, sistem son derece kötü. Anayurtta anadilini haftada bir iki ders saati okutabiliyorlar, o da Rusça üzerinden. Kiril alfabesini latine çevirme yetkileri bile yok. Kafese konma gibi bir durum sözkonusu.
O halde asıl sorun özgürlükler sorunu, egemen olma sorunu. Bunu ıskaladığımız zaman havanda su dövmüş oluruz. Şimdiye kadar hep diledik, birilerinden bekledik, övünüp durduk. Artık önümüzde mücadele dönemi duruyor. Ona göre hazırlanmamız gerekiyor.
Saygılarımla.

03 Temmuz 2013 Çarşamba Saat 11:26
Hatko Vural Ulutaşlı -Hollanda

Sorunu dillendiren bir yazı olduğu için beğendim.
Aslında acı bir yazı,ölümü kendinde yaşamak bu olsa gerek.
Umudumu yitirmek istemiyorum,kötüye inat bir gün daha yaşamak istiyorum........СЫГУГЪЭШТ !!.

02 Temmuz 2013 Salı Saat 01:03
Peserey Hamit

Bir ağacın govdesi köklerinden koptuğunda bir süre daha yeşermeye, gelişmeye devam eder, lakin kökünden uzak gövde kurumaya mahkumdur...

01 Temmuz 2013 Pazartesi Saat 23:03
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net