Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kalekute Enver Sağlam
BATAN GEMİNİN MALLARI BUNLAR
21 Mayıs 2012 Pazartesi Saat 22:17

Sürgün ve Soykırım gibi son derece ciddi ve insanı yaralayan bir konuyu böylesine laubali bir başlıkla anlatmaya çalışacağım için bütün hemşerilerimden peşinen özür dilerim.

Özrümüz kabul olur mu bilinmez ama 21 Mayıs sürecinde aylardır süren tartışmaların geldiği raddenin bendeki çağrışımı maalesef başlıkta özetlendiği gibidir.Bunu da yazı başında kısaca belirteyim ki okur yazının sonuna hazırlıklı olsun.

Yazımız biraz dilbilgisi, biraz yabancı dil içerecek ki bu da şahsımızın  entelektüel(!) seviyesini ortaya koyması bakımından önemlidir. Biraz da bilmece bulmaca ile bezediğimiz yazıdan  bakalım bir şey alabilecek misiniz? Bir gram bal için bir kilo keçi boynuzu yemek tadında olacak yazımızdan, ayrıca çevreye vereceğimiz rahatsızlık için de bir peşin özür daha… Camiamızın allame-i cihan ekabirleri arasında bu fakir-i pür taksir kulun sözü olmaz amma, siz yine de bir yol dinleyin arkadaşınızı…

Gelin önce biraz yabancı dil bilgilerimizi tazeleyelim.
Ne diyor İngiliz? One two… (Van tu)
Acem de, Yek dü (hafiften du)…
Peki biz ne diyoruz? Zı tu…
Size Kafdağı’nda geçen masal tadında bir şeyler anlatmamı ister misiniz?

Bu Kafdağı ülkesinin bir iki tane derebeyi varmış. Bunların astığı astık kestiği kestikmiş. Çok ka-tı yöntemlerle yönetirlermiş ülkeyi. Bu katı derebeyin bir de ka-dı kardeşi varmış.(Ara toplam: tı-dı… Çerkesçe adıdıt diye bir nida  da çıkabilir ağzınızdan)

Şimdi hemen bir toplama işlemi yapalım isterseniz.  Bir bir daha ne yaptı? Yek – dü… İsterseniz siz  yek - du da diyebilirsiniz. Geçelim…

Kendi aralarında kavga eder görünse de bu iki derebeyi kardeş, aslında bu toz du-man arasında gül gibi idare ederlermiş dü-kalıklarını… Ve hatta rivayet ol ki bir de limited şirket kurmuşlar aralarında… Bilgimiz odur ki bu limited şirketler de aslında aile şirketi ile maruf  yapılarmış.

Burada bir saplama yapıp hafiften İngilizcemizi de konuşturalım yeniden.

Adam=Man (Okunuşu Men) Vallahi yok bir dümen. Siz ister man okuyun ister men…

Biraz başa dönüp toparlayalım bilgilerimizi.
Ne demiştik? Yek du-dü
Sonra man-men
Daha sonra toplayıp hepsini ister okuyun du-man ister okuyun dü-men.

Bizim limited şirketin ortakları daha da fazlaymış meğer. Global bir dünyada yaşıyoruz ya. Şirketimizin bir ayağı Asya’da bir ayağı Avrupa’da…  Hatta bir ayağı da yeni dünyada…

Şirket merkezinin eski genel müdürü de meğer bu aileden değil miymiş. Eski genel müdürle etti mi üç-men…
Durun daha bitmedi. Bu şirketin bir de Anatolia’daki taşeronu varmış meğer… Etti mi dört –men… İngilizcesi four-man… Okunuşuyla for-men… Yani ustabaşı…(Aynı şirketin diğer aile fertlerini söylemeye bilmem gerek var mı? Aralarında birkaç da şube müdürü var bilesiniz)
Ne yapar bu ustabaşılar? Patron ne derse onu… Yani big boos! Yani büyük patron!
Peki kimdir bu big bos?

Kim olacak? Bugünlerde höykürüp duruyor. Black Sea’nın kuzey kıyılarından esip savuruyor. Çekerim kulağımızı deyip, bizi mahalle muhtarımıza şikayet ediyor.( Burada söylenecek söz şu: Anamızı belleyen kadı. Kimi kime şikayet edeceksin ki. Al birini vur ötekine)( Sanki biz anavatandan turistik gezi için çıktık. Ve dahi sanki biz bu ülke(lerde) yaşayıp vergi verip, askerlik yapıp, gerektiğinde de ölmüyoruz)

Peki bu big bos’un taşeronu for-men arkadaş(lar) ne yapıyor dersiniz. Onlar mı şu an kalecileri blokaj konusunda çalıştırıyorlar. Esas işleri forvet olup gol atmak olmalı iken onlar stop-er olup kalecileri top tutma konusunda eğitiyorlar… Kalecilere degaj yapmayı yasaklıyorlar. Top kalemizden çıkmamalı ki rakip kalede gol olmasın.Varsın olsun onlar da arada bir kendi kalelerine gol atsın üstelik...

Big boss (büyük patron) bir de oyun icat etmiş üstelik. Big Brother namıyla bilinen (hadi Türkçesini de yazalım. Biri Bizi Gözetliyor) oyunun aktörleri haline getirmiş bizleri ve nefes alışımızı bile takip etmekte. Biz de bu oyunun figüranları olarak ortalıkta dolanıp durmaktayız. Bu oyunun figüranları olmak ve buna karşı koymamak da en azından gaflettir. Olmadı dalalet ve hatta hıyanettir. (Sizler meşrebinizce buradan payınızı alınız karınca kararınca)

Hali pür melalimizi anlatmaya yeter mi bu satırlar bilinmez elbet. Derseniz ki biraz da ciddiyet…

Gelelim sadede…

Bütün bu toz duman arasında katı “kural”cı kardeşi de unutmayalım elbet… O da almalı nasibini bu eleştirilerden. Nitelik nicelik tartışması ile bu toz duman da bence o da bilerek ya da bilmeyerek değirmenine su taşımakta büyük patronun…

Diğer taraftan yazımızın başlığındaki ki Mahmutpaşa işportacılarını geçen tavrıyla “gel vatandaş gel” diyen arkadaşlar… Vallahi milletin başı döndü söylenilenlerden. Kime niye ve neye inanacağını şaşırmış bir grup insan ortalıkta kurbanlık koyun gibi toplanmış bekliyorlar.  Kabzımal arkadaşlar da seçmece-kesmece karpuz misali şapşaplayıp şapşaplayıp Tijın Kam’ı vuruyorlar böğrümüze…

Bu hengamede etinden yününden sütünden ve de sakatatından istifade edilmeyi bekleyen karaman koyunu gibi sürüklenip duran bu sessiz çoğunluk da sanmayın ki hep böyle duracak… Onlar da eminim karamanın koyunu sonra çıkar oyunu deyip bu çirkin oyunları bozacak iradeyi gösterecektir en nihayet.(İnşallah)

Biz ne kadar çok dükkan  o kadar çok müşteri derken birbirinizin gözünü oyun demedik elbet. En azından YILDA BİR KEZ BİR ARAYA GELİN dedik sadece ey millet!..

Silah tüccarları ve bilgisayarcılar kıyasıya kavga ederken dünyada; Facebook’u kuran gencecik bir kızan  eşek yüküyle paraları götürürken biz burada neredeyse meleklerin cinsiyetini tartışacağız. O arada da atı alan Üsküdar’ı geçecek ki o zaman da söylenecek söz: “ Vah vah geçmiş olsun!”

Benim açıkçası beynim uğuldayıp duruyor.

Kendimin ve toplumumuzun  sağmal bir holstein ineği  ya da maltız keçisi gibi görülmesinden de son derece rahatsızım bilesiniz. Kapalıçarşı hanutçularının tavrından beter kapanın elinde kalma duygusu yordu beni. Gruplardan, kişilerden azade sadece 21 Mayıs’tan yana bir tavır sergilenmesi beklemek gibi son derece masumane ve insani bir beklenti benimkisi.

Gruplar kendilerini şu veya bu sebepten farklı görmeli elbet ama bu 21 Mayıs söz konusu oldumu bir kenara bırakılmalı diye dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık. Dilimizle ve elimizle düzeltemediğimiz bir konuda en azından “buğz etmek” hakkımızı da kullanmış olalım ayrıca.

21 Mayıs’ı 1 Mayıs örneğindeki gibi birliktelikle anmak çok mu zor diye sorduk ısrarla. Solun bin bir fraksiyonundan; sarı sendikacı kalantor sendika ağalarından gerçek emekçiye kadar işçi temsilcilerine; cinsel tercihi farklı marjinal gruplardan anarşistlere; ve dahi “işçinin emeğini alın teri kurumadan verin” diyen İslami öğretiyi benimsemiş anti kapitalist gruplara kadar herkes sadece ve sadece 1MAYIS ekseninde bir araya gelirken biz 21 MAYIS’ı çekiştirip duruyoruz sağa sola… Söylemlerimiz bir din taassubuna bürünmüş,
kurumsal fetişizm tavan yapmış ve şişkin egolar bir türlü inmek bilmiyor iken bu söylediklerimiz beyhude gibi dursa da biz yine de şansımızı  deneyelim bir kez daha. Allah rızası için bir günlüğüne “lekum dinikum veliyedin” (senin dinin sana benim dinim bana) diyebilecek adamları arama arayışına çıktık. Diyojen misali gündüz gözüyle elimizde bir fener “adam arıyoruz” kısacası… 

Bu görüntü dışarıya karşı bizleri son derece komik gösteriyor ki kimse de ciddiye almıyor bu sebepten. Siyaset sahnesinde karşılığımız yok açıkçası. Medya da bireysel ilişkilerin zorlamalarıyla, o da dönemsel çıkışların dışında sesimiz davulcu öksürmesinden öte gitmiyor. Hal böyle olunca da ortada dolanan bir grup insan taşeronların-formenlerin elinde oyuncak olup heba olup gidiyor.

NOT: Bu yazı ana fikir itibarıyla  “parçalı yapıya  tepki olarak bu seneki anma programlarına katılmayacağım” dediğim haftalar öncesinden düşünülmüş, 19 Mayıs tarihinde yazılmış ve 20 Mayıs saat 16.00 itibariyle Cherkessia Net’e gönderilmiştir.


Bu yazı toplam 4893 defa okundu.





Ş'hafit

Enver abi selamlar. Çerkes siyasetinde bana kendini tanımlarmısın deseler. ÇY olarak tanımlarım ve her yerdede yazarım bu kimlikle.
İşin bu kısmı ayrı. 1Mayıs benzeri ortak eylem tabiki olabilirdi.Eylem komitesi veya başka yöntemle eylem için bir araya gelinmesinin olanağı bulunabilirdi.Bu konudada ÇYne gördüğüm kadarıyla herkes hakkını teslim ediyor.Çaba gösterdiler ama olmadı.Senin eylemlere katılmama konusundaki kişisel tavrınada saygım var.Ancak bir arada eylem konusunda çabalayanla, çaba göstermeden baştan dirsek gösterende bir olurmu allahaşkına? Bunuda sen söyle.Selamlar

26 Mayıs 2012 Cumartesi Saat 18:09
Wuserej Hamit

Sayın Ğis Aydın,

Aktardığınız kısa yaşanmış olay beni sarstı doğrusu. İnsanlarımız bundan elli yıl önce bu kadar sert ve acımasızmıydı?
Fakat şu yorumunuz kıssadan hisse gerçekten de '' Bir insanın gururunun kırılmış olması, cinayet sebebi olamaz.
Ama Pışınavo isen herkese çalacaksın''

25 Mayıs 2012 Cuma Saat 15:26
Ğis Aydın

1864'te savaşın bitmesi ile yayınlanmış bir Rus subayının, esirlik serüveni konulu kitapta anlatılan doğruysa, aksi istikamette giderken karşılaşan iki atlının hangisinin yol vereceği kanlı bir kavgaya dönüşebilirmiş. CC'de sesli kayıtlı sohbetinde Yenemuko Mevlüt Atalay ağbi, yanlış hatırlamıyorsam geleneklerimizden güzel olanları sürdürmeliyiz demişti. Heredot Tarihini okurken, bahsettiği toplumda bir saygı ifadesi olarak bir ihtiyar içeri girdiğinde gençlerin ayağa kalktığını kaydetmiş. Bir toplum geleneklerini elerken, bence çağın yeniliklerini de kültürüne eklemelidir. 1945 senesinde yaşandığını tahmin ettiğim şu gerçek olay başka örneği olmadığı için temsili değildir: Köyümüzden Mehmet Emin isimli bir kişi, aralarında babamın da olduğu bir grupla komşu adige köyüne düğüne giderler. Hatiyako, iyi bir oyuncu olan Mehmet Emin'i meydana çıkarır, Pşınavo oyunun yarısında, oynayan kız kaşeni olduğundan çalmayı keser. Mehmet Emin, kıza selamını verip geri çekilir. Düğün bitiminde, gruptan ayrı olarak, pşınavoyu bekler, ve kama ile aynı yerde öldürür. Bir insanın gururunun kırılmış olması, cinayet sebebi olamaz. Pışınavo isen herkese çalacaksın.

25 Mayıs 2012 Cuma Saat 01:29
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net