Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hatko Mahmut Bi
ÇERKESCEM CAN ÇEKİŞİYOR
24 Mart 2012 Cumartesi Saat 22:17
İtalyan Ambrogio Donini; “ Halklar, İdoller, Tanrılar ve Dinler Tarihi “ adlı eserinde: ” Dil, halkın yaşam felsefesini ve ideolojisini içeren, insanlık tarihinin farklı çağlarının ve farklı özelliklerini saklayan bir örtü gibidir.” Diye söyler.

Gerçekten de tarih açısından bakıldığında dilin, tarihi oluşturan ilkelerden biri olarak ortaya çıktığı görülür. Ancak dili olanın tarihi vardır. Burada dil, yalnızca konuşulan sözcükler birikimi değil, yaratıcı atılımın düzenleyici, yapıcı olanağıdır. Bir topluluk konuştuğu dille vardır.

Dili olmayan bir millet düşünülemez. Çerkesler “ Dilsiz millet ölüdür.”,” Dili olmayanların milleti de olmaz.” Derler.

Çinli filozof Konfüçyüs( M.Ö. 551-479 ) bu konuda şöyle der: “ Bir milleti yok etmek istiyorsanız, işe önce dili ile başlayın.”

Bir millet kendine özgü kültürel değerleri, gelenek ve görenekleri “ Dil “ aracılığıyla yeni kuşaklara aktarır.

Bilimsel olarak, bir dilin varlığını sürdürebilmesi ve gelişebilmesi için;

1-Öncelikle, O dilin konuşulduğu bir dil bölgesinin olması,

2-Bu dil bölgesinin de, sağlam bir politik ve ekonomik temele sahip olması,

3-Dil, çalışma gününün ve yaşamın tüm alanlarında kullanılması,

4-Yazı dili oluşturulması,

5-Dilin kitle haberleşme araçlarında kullanılması, gerekmektedir.

“ Dil “i yok olan bir halkın tarih sahnesinden silinmesi kaçınılmazdır.


Nitekim, binlerce yıldır dünya üzerinde yer tutmuş Medeniyetler içerisinde ilkelerini ve hedeflerini yitiren, örneğin; Sümer, Asur, Babil, Hitit, Roma ve Bizans gibi uygarlıklar zamanla tarihin tozlu sayfalarında kaydolup gitmişlerdir.

Tarihten silinmemek için, geçmişte yıllarca mücadele vermiş Ubıhlar’ın kullandığı Ubıhça, Ruslar’ın XIX.yüzyılda Kafkasya’da uyguladıkları işgal, soykırım ve Halkının tamamının sürgün edilmesiyle birlikte varlığını yitirmiştir.

Kafkas kültür ve Medeniyetinin en önemli temsilerinden olan Çerkes Halkı da dili, Nart Destanları, Khabzesi, dini ve ahlaki anlayışıyla, folkloru, giyiniş tarzı ve tarihte yaşanan olaylar karşısında kendine özgü davranışları ile yüzyıllarca Çerkesya’da yaşamakta olduğuna göre, ulusal bir dil ve kültür geliştirmiş demektir.

Çerkesya’da 80 yılı aşkın bir süredir yazılı hale getirilerek yaşamın her alanında kullanılan Çerkes dili “ Edebiyat, Tiyatro, Müzik ve Okul eğitiminde “ kullanılarak kurumlaşmıştır.

Kendi diliyle eğitimi ve kendi devletine sahip çıkmasının bir sonucu olarak Çerkes diliyle eserler veren birçok sanatçı yetiştirmiştir. Dilin yazılı hale getirilmesinden bu yana yığınla sözlü kültür ürünleri derlenmiş ve yeni kuşaklara aktarılmıştır.

Görüleceği üzere; bir dilin yaşaması ve gelişmesi için gereken bütün alt yapıya sahip olunmasına rağmen, Çerkesya’da anadilimiz Çerkesçe gelişmiyor, aksine sürekli kan kaybediyor.

Uzun vadede mevcut nüfus yapısı değişmediği, yeni bir siyasal yapılanmaya gidilmediği takdirde Çerkesya’da ciddi bir asimilasyon sorunu yaşanabilecektir. Özellikle, uygulamaya konulan ekonomik ve sosyal sistem, dilde ve kültürel yapıda ciddi asimilasyon sorunlarını gündeme getirebilir.

Şayet genelde devletin resmi dili olan Rusça’nın etki alanı büyür, Çerkesler’in geçerlilik ve etki alanı bilinçli ve sistemli bir şekilde geliştirilmezse, Çerkesya’da toplum giderek tek dile( Rusça’ya ) kayacaktır.

Bu nedenle; Aydınlara, politikacılara, eğitimcilere, yazar ve yayıncılara çok büyük görevler düşmektedir. Şu anda dört bölgede mevcut şive farklılıkların( diyalektlerin ) kaldırılarak, tek dilde bütünleşmiş bir Çerkes toplumu oluşturulması konusunda gerekli çabaların yoğunlaştırılması gerekmekte olup, bu sorunları çözebilecek güçte bir ulusal Çerkes bilinci ve potansiyeli mevcut olduğu kanaatindeyim.

Yıllar önce ortak yazı dili oluşturulması konusunda alınan kararların biran önce hayata geçirilmesi için mevcut engellerin kaldırılması konusunda ortak adımların ( tekrar ) atılması gerekmektedir.

Çerkesya’da bu dili korumanın yolu da, askıya alınan söz konusu kararların hayata geçirilmesinden geçmektedir.

Ortak bir duyguyu paylaşamayan insanlar Ulus olamazlar. Çerkesya’da devlet olmanın yolu önce ulus olmaktan, ulus gibi hareket etmekten, ortak bir duyguyu, kaygıyı ve umudu paylaşmaktan geçer.

Türkiye’de mevcut Türk Dil Kurumu gibi, Çerkesya’da da, gündelik hayata giren yabancı sözcüklere alternatif arayan, Çerkes dilinin kirlenmesine engel olmaya çalışan ve bu konuda önermelerini toplumun önüne koyan bir yapı, günümüz şartlarında olmazsa olmaz bir zorunluluk halini almıştır.

Bilindiği üzere; her gün yeni bir sözcük eksiliyor dilimizden, anadilimiz bir ağacın kurumuş kökleri gibi kuruyor. Ve o ağaç yakında Çerkesler’in tepesine devrildiğinde, anadilimizde feryat bile edemeyeceğiz böyle giderse.

Çerkesya dışında, örneğin Türkiye’de anadil sorunu çok ciddi bir boyutta olup, hızlı bir şekilde yok olmaktadır. Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde yarım yüzyıl içinde anadilini konuşabilen çok kişi kalmayacaktır.

Çünkü, Çerkes dilinin varlığını sürdürebilmesi ve gelişmesi için gerekli olan şartlar mevcut değildir. Türkiye’de bir dil bölgesine, sağlam bir ekonomik temele sahip değildir.

Çerkesler, başlangıçta oluşturulan küçük köylerde dışa kapalı bir şekilde yaşam sürmeleri sayesinde kendi anadillerini ve ulusal “ Kafkas Kültürü “nün bütün özelliklerini yaşatma olanağını bulmuşlardı.

Hapi Yıldız, anadil konusunda şöyle diyor;” Dil, güncel sorunları ifade etmeyi sağlayan bir iletişim aracıdır. Güncel sorunlarla atbaşı ilerlemeyen bir dil yaşayamaz.”

Dünkü bir çok Çerkes kendi güncel sorunları, kendi dünyası içinde, kapalı ve dar bir çerçevede yaşıyordu. Dil o çerçevede yaşam buluyordu.

Ancak, XIX. yüzyılın ikinci yarısında yaşanan sosyo-ekonomik değişimle birlikte kırsal alanda çözülme ve kentlere yöneliş başladı. Dolayısıyla dilin yaşam bulduğu dar çerçevenin dağılması ile birlikte bu süreçte yeni ve daha büyük bir çerçeve olan Türkçe’nin oluştuğunu kaydeden Hapi’ye göre; önlem alamayan hiçbir küçük çerçeve, bu büyük gelişme karşısında tutunamaz.

Türkiye’de yaşayan her Çerkes, Türkçe’yi, Rusya Federasyonu’nda yaşayan her Çerkes, Rusça’yı bildiği halde, bu ülkelerde hiç kimse Çerkesler’le ilişki kurmak için Çerkesçe’yi öğrenmeyi düşünmemektedir. Bunun ana nedeni, Çerkesler’in bu ülkelerdeki etkinliklerinin az olmasıdır.

Çerkes dili ve kültürü evrensel dünya kültürünün bir parçası olması nedeniyle, “ Dilin yok oluş=sorunu “ tüm uluslar arası kültür kurumlarını da ilgilendirmektedir.

Çerkes dilinin ve kültürünün yok olmasını istemeyen Çerkesler dahil tüm dünyalı insanlar( bilim adamları ), bir araya gelerek, bu ciddi sorunun çözümü konusunda kısa ve uzun vadeli planlar yapmak üzere güçlerini birleştirmelidirler.

Bilindiği üzere; Çerkesler’in bir Ulus olarak kalabilmelerinin üç ana saç ayağı vardır:

1-Çerkes kültürü.

2-Çerkes dili.

3-Çerkes Yurdu ( Çerkesya=Adige Heku ).

Çerkes sofrası Ane, üç ayaklı olmazsa yıkılır. Biri eksik olursa olmaz. Üçüne de gerekli ilgi ve önem gösterilmelidir.

Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde, Çerkes Halkı da, Ubıhlar gibi, tarihin yapraklarına kaydolmaya, gelecekte Çerkesya topraklarında yapılacak arkeolojik kazılarda anılmaya mahkum olacaklardır.

 

Makalenin hazırlanmasında başvurulan makale ve kaynak eserler:

1-P’az Sergey;” Abaza dili gelişiyor mu ? Yoksa kayıp mı oluyor ?”, Nart, Ankara, 2004, s: 37

2-Hakase Andrey;” Yarını nasıl olacak Adigecem”, Nart, Ankara, 2005, S: 41-42

3-Shalaho Abu;” Adige yazısının doğuşu”( circassiecenter.com)

4-Elhep Hasan;” Adige yazısı hakkında”( circassiencenter.com)

5-L’ışşe Süleyman;” Çerkesler’de anadil sorunu”, Kafdağı, Ankara, 1990-1991, S: 43-48

6-Cehvar Davur;” Adige dili hakkında; Halkın dili tek olmalıdır), Kafkasya Gerçeği, Samsun, 1991, S: 4

7-Mr. Rix;” Çerkes dili ile ilgili bazı hususlar”,( circassiencenter.com)

8-Ber Hikmet;” Adige dili üzerine”( circassienworld.com)

9-Ergun Yıldız;” Anadil gününden Adige dili gününe”( Kafkasfederasyonu.org)

10-Teğulan Yakup Temolin ( cherkessia.net)

11-İsmet Z. Eyüpoğlu;” Tarihin İlkleri), İstanbul, 1991

12-Hapi C. Yıldız;( cherkessia.net,15.6.2010 )

Bu yazı toplam 6108 defa okundu.





mehmet salih

Abi son gelen haber Çerkesçe ders kitaplarının basımının bittiği ve Kürtçe ile Zazacanın da basılmakta olduğu şeklinde.
Yetermi, değil ama, fena bir başalngıç sayılmaz ne dersin?

08 Ekim 2012 Pazartesi Saat 12:36
saim

Her yazınızı ilgiyle ve bilgilenerek okuyorum.
Saygılar

25 Mart 2012 Pazar Saat 22:03
Badinokue

SAYIN YAZARI TEBRİK EDİYORUM. BİR HALKI YOK ETMEK İÇİN , ÖNCE DİL'İ YOK ETMEK LAZIM CÜMLESİNE ŞİMDİLERDE GECERLİ OLAN BİR TESPİTİMİ EKLEYEYİM; BİR HALK ÖNCE ULUSAL BİLİNCE ULAŞMASI GEREKİR. ULUSAL BİLİNCİ OLMAYAN HALKIN DİLİ OLSADA BİRSEY FARKETMEZ. BENİM KÖYÜMDE ADİGECE BİLEN VE KONUŞAN BİR SÜRÜ İNSAN VAR, AMA HİÇ ADİGE GİBİ YAŞAMIYORLAR VE ULUSAL - KİMLİK BİLİNÇLERİ YOK.. MALESEF

25 Mart 2012 Pazar Saat 09:29
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net