Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kalekute Enver Sağlam
İSTANBUL'DA TÜNELİN UCU KARANLIK
22 Mart 2012 Perşembe Saat 20:07

Bu yazı aslında İstanbul’da Tünelin Ucu Göründü (2) olacaktı; ama o ham bir hayalmiş. Onu benim aptallığıma verin.  Demek ki bu toplumu bu yaşa gelmiş hâlâ hiç tanıyamamışım. (Şimdi bu yazdıklarımı da bana bir daha yalatırlar mı sen o zaman işe bak. Keşke!...)

Ben zannetmiştim ki bu sefer olacak galiba. Muhtemelen geçen yılın yamalı bohça programlarından bütün gruplar ders almıştır. Bu yıl elbirliği ile daha derli toplu ve yüksek katılımlı bir program olur da önümüzdeki yıllara ışık tutar. Bu hevesle içimdeki umudu,temenniyi yazıya taşıdım ve “İstanbul’da Tünelin Ucu Göründü” dedim. Yoksa asla ve kat’a kimseyi deşifre etmek, ajan-provokatörlük rolü oynamak değildi derdim. Aslında söylenenleri duyunca o his de doğmuyor hani. Sanırsınız ki meclisin gizli görüşme tutanakları açıklanmış. Amma velakin Enver’e vurmak sizi rahatlatacaksa buradan giderek içinizi dökün. Yeter ki sizler bir noktada buluşun. Ben herkesin elini sıkıp, özür dilemeye hazırım.

12 Eylül öncesinin netameli günlerinde bir karikatür hatırlıyorum.  Karikatürde Bülent Ecevit “tünelin ucu göründü” diyor. Karanlık bir ortamda  konuşma balonu içerisine alınmış “tünelin ucu göründü” cümlesi  aydınlığı gösteriyor. Bir sonraki karede de bir başkası şöyle bir laf ediyor: “O senin lafının balonu” 

Benim yazım da tam böyle oldu anlayacağınız. Açıkçası yuh olsun bana! Yazıklar olsun iyi niyetime! Tünelin ucunu göremeyip tosladım duvara.

Hadi peki anladık ben hata yaptım da hırsızın hiç mi suçu yok arkadaşlar…

Diyalogu monologa çevirenlere madalya mı takmak gerek…

Bağımsızlar katılmasın derken devletlû büyüğümüz ikinci toplantıya kendi derneğinden dört kişinin katılmasını ve söz almasını nasıl karşılar acaba. İlk toplantının “aykırı bağımsızlarından” mı rahatsız olmuştu dersiniz. Hani her gruptan bir temsilci katılacaktı diye de sorup fazla kurcalamadan esas söylemek istediklerime geleyim.

Evvel emirde en son söyleyeceğimi en başta söyleyip yazının kalanını isterseniz okumayın da diyebilirim.  Bu senede bu parçalı yapı devam edecek ve bir çok etkinlikcik olacaksa ben kendi adıma  yokum arkadaşlar. Ve hiç kimse ortada olan hep aynı insanların iyi niyetini  sömürüp gün boyu boşuna yormasın.Geçen yıl aynı gün üç etkinliğe katılıp kilometrelerce de yürüyünce canımız çıkmıştı… Neticede Diyojen gibi gündüz gözüyle meşale yakıp adam aramaya çıktık Beşiktaş’ta… Saatlerce boş boş bekledik sahilde. Taksimde biner kişilik dev gibi ordularla (!) yedi düveli titrettik neredeyse… 

Niyet okumak gibi bir derdim yok ama olay da ortada. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Herkes kendi kurumsal fetişizminin arkasına saklanıp insanları boşuna yormasın.

Yok kırmızı çizgiler,yok altı kalın çizilen metinler falan… İsterseniz bir de “mayınlı alanlar” gibi daha afili laflar da edebilirsiniz hani.

Hele hele o elitist tavrın şahikası “nitelik-nicelik” tartışması… Bari Aysun Kayacı’yı da getirin de sunumu o yapsın gün boyu… Arada kaptırır kızcağız. “Dağdaki çobanın oyuyla profesörün oyu bir mi olacak” gibisinden bir şeyler de söyler ki tamam olur her şey.

Şu da yapılabilir elbette. Taksim ve Beşiktaş’ta tören alanına girişte barikatlar kurulup  X Ray cihazından geçer gibi sorular da sorulabilir katılımcılara: “Anlat bakalım 21 Mayıs’ı” “Soçi de ne oldu?” gibi soruları doğru cevaplamayanlar  alana sokulmadığı gibi geçen ilk Rus gemisine verilip Anavatan’a bile gönderilebilinir.

Döne döne söyledik ve dilimizde tüy bitti. Ne kadar çok dükkan o kadar çok alışveriş diye… Her yapının bir potansiyeli elbette vardı. Yeri ve zamanı geldi mi bu yapıları doğru yere kanalize edebilmekti marifet olan. Zaten toplumumuz amipler gibi bölünerek çoğalmaya meyyal. Bir de sizler kurum fetişizminin, düşünsel tabularınızın tavan yaptığı; fikri yobazlığın gönül gözlerini kör ettiği tavırlarla iyi niyetli insanları  sömürge kölelerine çevirmeye ne hakkınız var.

Türk- Kürt- Çerkes ve her etnik gruplardan insanlar, solun her türlü fraksiyonu, sarı sendikacıdan işçiyi sömürmeyen (varsa eğer) gerçek işçi sendikasına ve hatta geçen yıl sağ tandanslı partilere kadar herkes 1 Mayıs’ta Taksim’de ortak bir eylem yaparken…

Hrant Dink’in ölümünde ve beşinci yılında “Ermeni olmayan” (kaldı ki sayıları zaten o meydanlardaki insan kadar yok)  ve siyaseten bir arada olamayacak on binlerce insan bir arada yürüyerek “Hepimiz Hrant’ız-Hepimiz Ermeniyiz” diye slogan atarken…

21 Mart Nevruz gününde yine aynı şekilde  Kürtler aynı meydanda, aynı saatte onbinlercesiyle toplanırken…

Biz Çerkesler ya da Kuzey Kafkasya’nın çocukları hepi topu birkaç bin kişiyi paylaşma derdindeyiz. Herkes o birkaç bin kişinin etinden, sütünden, yününden yararlanma derdinde.

Biri Beşiktaş’a tüm bayrakları asıyor ama sadece derdi Adıge-Abhaz vatandaşlarımızla… 21 Mayıs 1864 te gelmiş gelmemiş ne far eder ki. Sanki Alanlar Alanya’da deniz banyosu derdindeler… Ya da Çeçenler  bizim Biga’daki Çeçenay’a pikniğe gelmişler. Kaffed’in bir başka açmazı ad Taksim çekincesi. O yokuşu mu kesmiyor gözleri. Yoksa konsolosluktan “Persona non grata” (İstenmeyen Adam) damgası yemeye mi korkuyorlar. Öyle ise eğer onlar söylenecek söz: “Kuştan korkan darı ekmez…” Okey!!!

Diğerleri  düne kadar Karaağaç Köyü’nün yolunu bilmezlerdi. Şimdi kutsal mekanları oldu. Abhazya bayrakları Beşiktaş’ta ama kendileri yok.

Kaffed Kafkasya derken Çerkesya diyenler Beşiktaş’ta… Kafkasya diyenler Beşiktaş’a inemiyorlar.  Osetler, Çeçenler birilerinin öz birilerinin üvey kardeşi ama onlar da iki cami arasında beynamaz… Onlarda da var hata biraz… (Evet epey karışık oldu. Zor denklem değil ama bazen ben de anlamakta zorluk çekiyorum . Yine de anlayan anlıyor)

May 21 kutsayıcısı kardeşlerimizinkisi daha mı farklı sanki? Sanırsın Kur’an-ı Kerim’de yazıyor(sümme haşa) May 21’in dedikleri. Ya da anayasanın amir hükümlerinden biri. İlla ki şu saatte şöyle olacak. “Biz yapacağız gelen gelir…” laflarından sizin çıkarabildiğiniz sonuç nedir acaba? 364 günlük çabalarına,emeklerine, bilgilerine saygı duyuyor, takdir ediyorum. Okumuş çocuklar. Hoşlar güzeller… Ama tavırları Jön Türkler… Kaffed’in Makyavelizmine karşılık onların Jakoben tavırları maalesef ki eğreti duruyor. Zaten bizdeki modernleşme-batılılaşma çabaları içselleşmemiş bir yapıyla tepeden inmeci tavırlarla olmuştur hep. Cumhuriyet kurulalı beri devlet eliyle sürdürülen batılı olma sevdası  yönü batıya dönük koşu bandında son sürat koşmaktan farksız iken kardeşlerimiz maalesef ki aynı tavrı benimseyerek 21 Mayıs’a damgalarını vurmuşlardır. Hiç kusura bakmasınlar ama bende bıraktıkları intiba budur: Elitler eliyle adam terbiye etmek…

Açıkçası diğer kurum ve sanal gruplar genelde ılımlı ve olumlu bir tablo çizdiler. Sanırım geçen yıldan ders çıkardılar. En iddialı grup olan Çerkesya Yurtseverleri bile Kaffed kurumsal kimliğinin önderliğinde bir beraberliğe hazır olduklarını deklare ederken  Taksim+Beşiktaş’a da hayır demediler ki geçen yıl Beşiktaş’a inmişlerdi.

Velhasıl bu yıl da geçen yıldan farklı olmayacak  gibi görünüyor; ve ikili-üçlü-dörtlü kutlama programı bizleri bekliyor… 

Aslında son derece net bir konuyu nasıl da bir kargaşaya sokuyoruz bir bilseniz. Yapılacak iş şu. Kurulacak bir organizasyon komitesi ile ve genel kabul olduğu için Kaffed’in takım kaptanlığında ve de May 21- Kafkasya Forumu- Çerkesya Yurtseverleri ve Çerkes Hakları İnisiyatifi gibi sokak ve eylem tecrübesi olan grupların öngörüleri ile bütün gruplar o gün kendi kurumsal – grupsal kimlikleri ile bir arada olacaklar.  Mutabık oldukları “Sürgün-Soykırım-Soçi” üzerine kısacık bir metin hazırlayıp Taksim’de toplanacaklar. Oradan konsolosluğa gidip Sürgün-Soykırım-Soçi’ni siyasi muhatabı Rusya Federasyonu konsolosluğu önünde bildiri metnini okuduktan sonra denize inip artık gelenekselleşmiş olan çelenk ve anma programını yapıp makul bir saatte dağılacaklar ki medyanın haber saatlerine ve gazete baskılarına yetişsin bu elemler. Bu kadar basit… Merak etmeyin Rusya bu kadarcık eyleme zaten dünden razı… Soçi’den bir şey çıkmaz ama biz bunu kendi siyasi bilincimizi geliştirmek üzerine elbette ki kullanabiliriz. Sanki Rusya  (O zamanki S.S.C.B) ve Amerika ve bir çok ülke zaman zaman bu olimpiyatlara  hiç siyaset karıştırmadılar diye de en basit cümlelerle kendimizi anlatabiliriz.

Haa  olur da elbirliği ile biz bu işi kotarırız derseniz bir de eyleme ait tavsiyem olacak… Sürgüne ait o meşhur fotoğraftaki giysilere bürünmüş bir grubun yanı sıra atlı bir grup da yürüyebilir kortejde. Yanı sıra üstü açık bir arabada aksakallı tetejlerin ak saçlı nenejlerin ellerinde sülale armalarının bulunduğu bayraklar (geçen yılkine benzer) ile bir mizansen yaratılabilir. Ve bu gün için esas işi sunum olan davudi sesli bir vatandaş, düzgün diksiyonu derli toplu bir ses düzeniyle gümbür gümbür insanlara derdimizi anlatabilir. Tabii yanı sıra böylesine bir günde Türkiye’deki bütün etnik gruplara da çağrı yapılabilir. Türkler- Kürtler- Ermeniler ve hatta Gürcüler ve diğerleri dahil bu güne destek için çağrılabilinir… Siyasi partilere de davetler yapılır ve bugünün yerel siyaset günü olmadığı anlatılır. Yoksa geçen yılki gibi İsmail Ünal, Atatürk dönemine kadar gidip bir de asimilasyonun acımızı hatırlatır bize. Gelenler sembolik bir katılım için gelmeli ve orayı kendi siyaset arenasına çevirme gayretinde olmamalı diye de en başında konuşmalı elbette.

Benden bu kadar….

Ha derseniz ki biz yine bildiğimizi okuruz, o zaman yazılacak bir sonraki yazı hazır: “ Dağ yine fare doğurdu”


Bu yazı toplam 3459 defa okundu.





ismail karakayış

ben hala şoktayım dün akşamki toplantı biz çerkeslere yakışmayacak bir durum ben artık inanmıyorum istanbulda tek yürek olunacağına tabii bunları yazarkende içimden bir şeyler kopuyor.burdan herkese sesleniyorum bir düşünün biz neyin peşindeyiz?????

23 Mart 2012 Cuma Saat 17:30
Semih Akgün

Bütün amacımız, hiç olmazsa bir gün için Çerkes halkının varlığını, birliğini, ayakta kalma iradesini ve mücadele ruhunu göstermekti. Ancak bizim gibi düşünmeyenler varmış demek.

Bu konuda Çerkesya Yurtseverleri olarak elimizden geleni yaptık.
Bunu taviz olsun diye değil, Çerkesya anayurdu ve halkı için özveride bulunmak adına yaptık.

Denedik, 3 kez toplandık, zaman verdik, çene patlattık, olmadı.
Yapacak bir şey yok.
Bizde gönüldaşlarımızla, omuzdaş olacak ve Taksim'de Çerkesya'nın sadık çocukları olduğumuzu göstereceğiz.

Üstelik bu kadar moral bozmaya gerek yok.
Zira bu zamana kadar Taksim'e sırtını dönen Kaffed(belki gönülsüz belki soluksuz da olsa) ilk kez Taksim'e yeşil ışık yakmış bulunuyor. Bunu önemli bir kazanım olarak görüyorum.
Tabii bu sözlerinin takipçisi olurlarsa.

Fakat değerli Enver! Yürüyüşe katılmamak ne ki?
Birlikte yana olanları, olmayanlarla eş tutmak haksızlık olmaz mı?
ben inanıyorum ki o gün hepimizden önce meydanda sharhonun ve bayrağınla bulunacaksın.
Selamlar!

23 Mart 2012 Cuma Saat 09:44
Aslan Hatko

Merhaba Enver Bey,

Değerli görüşlerinizi ve yazılarınızı dikkatle takip ediyorum. Çok önemli noktalara değiniyorsunuz. kapalı kapılar ardında olanları bizlere yansıttığınız için çok teşekkür ederim şahsım adına. Sayenizde kurumların iki yüzlülüklerini görmüş oluyoruz. Cherkessia net, beni en başından beri çok heyecanlandıran bir oluşum ve toplumumuzda çok sesliliğe ciddi bir katkı yaptığını düşünüyorum.

Sizin ve diğer köşe yazarlarının yazılarından edindiğim bilgi ile 21 Mayıs birlik toplantılarında, Kaffed ve Kafkasya Forumunun oluşturulacak birliğe darbe vurduklarını hatta engelleyip dayatmacı bir tavır sergilediklerini, "ben yapıyorum gelen gelsin" dediklerini öğrendiğimde çok sinirlendim ve o gruplara da bu olumsuz düşüncelerimi iletmek istedim. Kaffed'in Beşiktaş dayatmasına karşı yazdığım mesaja cevap dahi alamadım. Sanırım kendilerinin verecek cevapları dahi yok. Bu zamana kadarki çizgilerine bakılırsa bunu yadırgamamak, şaşırmamak da gerekiyor.

Kafkasya Forumu'na yazdığım mesaj'da bana verdikleri cevap ise beni biraz şaşırttı. Kendileri May21 in Sadece kafkasya forumundan oluşmadığını, Kafkas Vakfı, Çerkes hakları İnsiyatifi, Diçeg, kafkas Evi, BKD, GOP Adige Xhase, Amerika, İsrail, Ürdün, Almanya dan vb 20 ye yakın grubun birlikte oluşturduğu bir grup olduğunu söylediler. Hoş bahsettikleri gruplar ya bir hayal olan birleşik kafkasyadan bahsediyor, ya da herhangi bir kitleleri yok, ya da amerika'nın ve diğer emperyal güçlerin maşası konumundalar. O yüzden bu birlikteliği çok ciddiye alıyorum. Merak ettiğim Çerkesya Yurtseverleri kim ile birlikteler? Bu konuda bilgilendirebilrseniz çok sevinirim.

23 Mart 2012 Cuma Saat 02:25
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net