Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kalekute Enver Sağlam
Peynirli Börek
11 Kasım 2010 Perşembe Saat 19:25

1999 da ki büyük depremin  şokunu atlatmadan bir de Düzce depremi vurmuştu Türkiye’yi. Kasvetli bir İstanbul akşamında insanın içini sıkıntı basarken Düzce’den deprem haberleri akmaya başlamıştı. Tam da o gün ağır bir gribin etkisiyle evde yatarken bir taraftan da Ayşe Kulin’in Sevdalinka isimli romanını okumaya çalışıyordum. Romanın Yugoslavya’da süren iç savaşa ait anlatımlarından iyice daralmış neredeyse imdat deyip sokağa fırlayacaktım.

Yazımın konusunun ilhamı da söz konusu romanın bir sahnesinde saklıymış meğerse şimdi açığa çıktı. Romanın kahramanlarından olan çocuk babaannesinin yaptığı peynirli börekten memnun olmadığını dile getirip, daha önceki tadı arıyordu. Sevgili ninesi savaş şartlarından dolayı peynir bulamadığı için böreğin içine pirinç lapası koyduğundan tabii ki peynirin tadı bozulmuştu.

Yazımızın zurnasının zırt dediği nokta da burada gizli anlayacağınız.Peynirsiz peynirli börek, sütsüz sütlaç, soğansız piyaz ya da nasıl desem bilmem ki demokrasisiz cumhuriyet gibi…

İlerleyen bölümlerde,”seni gidi ikinci cumhuriyetçi” diyeceğinizi  biliyorum merak etmeyin, onun için sizin adınıza ben şimdiden yazayım da yiğitlik bende kalsın. Evet ben illa ki numaralamak gerekirse “ikinci cumhuriyetçiyim”. Ve dahi hatta ikinci cumhuriyet kurulacaksa eğer cumhurbaşkanı adayım bile hazır. Elbette ki Mehmet Altan.

Sadede dönersek…

Türkiye de cumhuriyetçiyim diyenlerin; sanki Türkiye’deki Cumhuriyet yönetimini eleştirince onu yıkıp yakmak , ortadan kaldırmak gibi bir dertleri varmış gibi bir söylemle, muhaliflere yüklenmeleri hep bana bunu düşündürtüyor.( Belki gerçekten yıkmak isteyenler de olabilir tabii) Sanki cumhuriyet döneminin kısaca Türkiye Cumhuriyeti’nin hiç eleştirilecek bir yönü yokmuş gibi. Osmanlıyı yerden yere vuranlar cumhuriyet söz konusu olunca sütten çıkmış ak kaşık misali davranmıyorlar mı illet oluyorum açıkçası.(Osmanlıyı da eleştirelim yeri gelirse elbet)

Efendim ‘Cumhuriyet’ halkın kendi kendisini idare etmesiymiş  diye Yurttaşlık Bilgisi derslerinde bize öğretmişler idi. Biz de sanırdık gibi hakikaten öyle. Sonra sonra okuduk, gördük ve anladık ki kazın ayağı öyle değilmiş. Cumhuriyet sofrası menüsünde meğerse sadece bir çeşit yemek varmış. Beğensen de beğenmesen de yiyeceğin yemek uzun yıllar hep aynı idi. “Biiiiz cumhuriyeti kurduuuk!” diyenler farklı ses duymak istemediler epey bir süre.

Ne zamanki dışımızdan birileri “hadi bakalım” deyince önümüze farklı bir yemek konduğunu görünce koşup o tabağa kaşık çalmaya kalkıştık… Ve fakat ve de heyhat !.. Dalga dümen, gece yarısı operasyonu ile yine aynı yemek önümüze sunuldu. ( Vay beee onun bile üzerinden altmış dört sene geçti)

Vatandaşın gözü açıldı ya; bu sefer işi sağlama aldılar ve nihayet başka yemekleri de yiyebileceklerini gösterdiler…

Kavga da burada başladı işte. Onlar bizim adımıza daha iyiyi düşündükleri ve bizim ne yiyeceğimize  en iyi kararı vereceklerine inandıkları  için bu sefer tepeden inme operasyona başladılar. On senede bir de kulaklarımızı çektiler ama -maalesef ki onlara- biz yine bir yol bulup buzdolabından yürüttük yemek istediklerimizi.

Onlar mı?

Isıta ısıta dibi tutmuş pilavı bu sefer sulandırıp pirinç çorbası diye sunmaya çalışıyorlar önümüze…

Yerseniz tabi…

Ben yemem.

Yersem de lahmacun yerim, Çerkes tavuğu yerim, pizza yerim; ya da ne bileyim Arnavut ciğeri falan yerim.

Uzun lafın kısası peynirsiz börek ya da demokrasisiz cumhuriyetten sıtkım sıyrıldı.

Bu menüyü değiştirin artık.

Belki o zaman sofranıza oturan olur…


Bu yazı toplam 2733 defa okundu.





SEMİH AKGÜN

Okurken sizin sayfalarınızı,
yıllar önce bir başka şair arkadaşıma yazdığım
şiirim geldi aklıma.
Ama ne oldu?
Bu güzel yazıyı, umarım ki taçlandırır.

"
İkinci Cumhuriyet

Semih Akgün

Keşke değerli şair keşke
Bilseydik yapılanın değerini
Birinci Cumhuriyet'te
Kazanımlarını gerçek
Mutlak kazanımlara
Çevirebilseydik eğer
Belki şimdi
Kurulurdu
Beşincisi de...

Yalnız bu korku ne ki?
Önemli olan kazanımları
Kaybetmemek birincide ki...

Bir kere dahi
Düşürmemek
Demokrasiyi
Geriye...

Ve cumhuriyet;
O nazlı gelin
Taçlandırılmadıkça
Demokrasiyle
Güzelliği nerede?

Tam doğumuzda
Bir ülkede mi
Tam kuzeyde
Soğuk ele değen de!

Cumhuriyet gövdedir
Fazla değil
Ona demokrasi
Aklı yaraşır.

Onun için
Tüm sevenleri
Çağdaş, ileri, müreffeh
İnsanca bir yaşam için
Cumhuriyeti
Taşıyacağız
Daha ileri...
"

27 Kasım 2010 Cumartesi Saat 12:52
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net