Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kalekute Enver Sağlam
Kendimi Hıyar Gibi Hissediyorum Dostlar
07 Temmuz 2011 Perşembe Saat 22:43

Böyle de başlık olmaz diyorsanız haklısınız. Bence de olmaz ama kabahat Barış Manço da.Rahmetli bir zamanlar yaptığı bu şarkıda bir de “beni dilim dilim doğrasalar Atlas okyanusu bile cacık olur dostlar” diye devam ediyordu. (Bir gün o anki ruh halini beğenmediğim bacanağımın oğluna bu şarkıdan bahsedince; “enişte iki dakikada amma da yazdın” dediydi de böyle bir şarkı var diye yüzlerce kaset arasından bu şarkıyı bulup çıkardıydım)

Bu şarkıdan mülhem aslında söylemek istediğim tam da tersi aslında. Bazen dilimin ucuna ucuna geliveriyor da yutkunuyorum. Derinden bir la havle çekip “durmak yok yola devam” ediyorum. (Korkmayın canım hemencecik, çark edip Ak Parti’ye dönmedik)

Daha da işin aslı Çetin Altan ustadan ilhamla “bugün yazı yazmak istemiyor canım” modundan çıkıp biraz da nazla karışık ‘arayıp soran var mı acep’i test etmekti niyetim. Vallahi bendeniz kardeşinizin niye yazmadığını soran var hâlâ. O zaman Çetin Altan modundan çıkıp Demirel olmaya soyunmanın zamanıdır. Dün dündür bugün de bugün...Siz de ister populizm deyin ister oportunizm. Keyfinize kalmış.Sosyalist Çetin Altan liberal oluyorsa; ihtilal mağduru Demirel de ihtilalcilere yardım yataklık yapıyorsa biz de arada dönüverelim biraz. Müslüman mahallesinde salyangoz satmak misali Cherkessia Net sayfasında arz-ı endam edelim tekrardan.

Yahu bu kadar uzuuun girizgâhtan sonra ne diyecektim lan ben diye düşünmeye başladım birden. Hani bazen uzun bir cümle kurup da konuşmanın ortasında “ne diyordum ben diye” apışıp kalanlar olur ya benim ki de o hesap olacak diye ödümüz kokumuza karıştı.

Vallahi yarenler daha doğrusu Nartlar ve de Abrekler ve bilumum Kafkasya coğrafyasının nadide kahramanları… Aslında canım çok sıkkın da kendi kendime gaz vermeye çalışıyorum açıkçası.

Ve açalım pandoranın kutusunu…

Canımı  sıkan daha da esaslısı içimi acıtan bir türlü “titreyip de kendine gelemeyen” yurdumun ve dünyamın güzel Çerkesleri ve dahi Kafkasya halkları…

Rauf Tamer ( ki kendisinin Çerkes olduğu da söylenir durulur) yazılarında “cambaza bak cambaza” derdi… Yanisi arkamıza geçenlerin “cambaza bak cambaza” nidasıyla işimizi hallederken biz bütün dikkatimizi ipteki cambaza veriyoruz. Cambazlar çok. Bir tarafta şeytan-ı ekber Rusya. Korkma V.D. elbet A.B.D. de var ipte… Bir ipte iki cambaz oynamaz derler ama ama bu ipte iki (İpte kelimesine kafiyeli)  o malum kelime devletler cambazlık yaparken de sanırım Türkiye’nin görevi de “cambaza bak cambaza” demek...

Allah’ı var biz de ağzımız açık seyrediyoruz cambazı. O işini hallederken; biz, kış uykusu mu desem; yoksa Nuri Alço’nun gazozuna ilaç kattığı kenar mahalle dilberinin “ah başım dönüyor, ne oldu bana ?” mahmurluğu mu desem bir türlü kendimize gelemiyoruz vesselam.

Gelin bazı rakamları alt alta yazalım isterseniz:

Çerkes filminin seyircisi (Türkiye toplamı) beş on bin…

Jineps gazetesinin en iyi döneminde tirajı birkaç bin…

Nart dergisi de ondan iyi değil ha…

Üstelik biri aylık  diğeri iki aylık periyotta  çıkıyor.

Devam edelim.

ÇHİ Ankara Mitingi birkaç bin

İstanbul mitingi daha da az.

Görünen o ki Eskişehir daha da az olacak.

21 Mayıs’ta ise…

Kafkasya Forumu+Çerkesya Yurtseverleri+Kaffed+Abhazfed organizasyonlarının (ki hepsi ayrı ayrı organizasyonlardır) toplamı beş  on bin…

Kimse çıkıp da rakam ukalalığı yapmasın lütfen. Rakamları  özellikle ben biraz da yuvarlak yazdım ki camia dışında okuyanlara daha da ayıp olmasın.

Murat Bardakçı densizini protesto edenlerimiz ise bir iki kişinin el-ayak parmaklarının toplamı kadardı…

Velhasıl durumumuz içler acısı.

Bütün bunları görünce insan ister istemez demoralize oluyor…

Yahu bu milletin çocukları mı Ruslarla savaştı yıllarca diyesi geliyor insanın.(Gerçi yaşlı Abaza büyüğü Rus ırkının zarif ve latif temsilcisini görünce, derin bir iç çekerek “bunlarla savaşılır mı yaahû” demiş ama neyse bugünkü konumuz o değil)

Kurtuluş  Savaşında adeta fason olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu diyecek kadar aktif ve organize olan büyüklerimizin torunları hâlâ “oyunda oynaşta” vaziyetindeler.

Tövbe! Vallahi tövbe… Oyunda oynaşta bile değiller vallahi; ki nerde kaldı yeni Abrek,Nart ve Seteneyler’i oluşturacak yaşa gelsinler.

Öyle olsaydı eğer oyun oynaş gecesi üç neslin gösteri yaptığı Caddebostan Kültür Merkezi’nde salon dolardı. Gerçi gençler “YAMÇI” gurubunun gösterisi yanında sönük kaldılar, açıkçası nal topladılar ama yazının konusu “bu da değil” olduğu için pas geçiyorum. Kısacası salon boştu o gece.(Gençler YAMÇI’nın gösterisini izleyip 50-60 yaşının enerjisinden ders çıkarmalı ayrıca. Burada dolaylı olarak kendime de paye çıkarıyorum elbet)

Kıyısına kadar gelince değinmeden geçmemem gerek. Yazmazsam çatlarım açıkçası. Oyunda oynaşta olan gençlerimiz ne acıdır ki bu oyunu ve oynaşı da genel olarak boşuna yapıyorlar açıkçası. Kaşen olmaya bile tenezzül etmiyorlar birbirleri ile. Kimileri Devrimci ve Ülkücülerin bacı sendromunu aşıp (ki onların akıl ve idrakleri örgüt-teşkilat tarafından kiralık alınmıştı) birbirlerine  bakamıyorlar. Bazıları da sanki daha matahını bulacaklarmış gibi diğerlerine yan gözle bile bakmıyorlar.(Ondan sonra ‘al sana nur topu gibi asimilasyon’)

Ulen bari gelin biraz ilim-irfan-tartışma-sürtüşme-bilgi-belge diyoruz…Heyhat orada da yok benim asil hemşerim. K.Kafkasya sempozyumunda Ali Emiri Kültür Merkezi’nde hepi topu 50 kişi…Bir eksi puan daha kısacası.

Sempozyumun gecesi Boğazda tekne turuna katılan da sadece üç tane ‘delekan’  vardı.(Kim olduklarını sormayın söylemem) Halleri de kasap dükkanı önündeki ciğerci kedisinden beterdi.İstanbul’un tarihi ve turistik güzelliklerine karışmış doğal güzelliklerine kaçamak bakış atmaktan gözleri şaşı oldu o gece.( Ve rivayet odur ki o geceden sonra kara sevdaya karıp, yorgan döşek yatmış bir meczup)

Şimdi anladınız mı yazının başlığını ve dahi olması muhtemel diğer başlığını(yani bizden bir cacık olmaz)…( Bu başlığın, okuduğunuz paragraftan bir önceki paragrafta yazılanlarla hiç alâkası yoktur. Paragrafta yazılanlar yazıya heyecan ve reyting unsuru olarak sokuşturulmuş bir pir-î faninin hezeyanlarıdır.) 

Bu yazı toplam 4615 defa okundu.





nartsawa

türkiye de 5 milyonuz diyen ve türkiye çerkeslerinin üst örgütü olan kuruma bu yazıyı faks çekebilirmisiniz. belki bu yazıyı adı geçen dergiye "kapak" yaparlar. gerçekten kaç kişiyiz enver bey söyleyelim biz gerçekten yazınızda yazdığınız kadarız. yani bizi bırakın atlantiği marmara denizine doğrasanız bir cacık olmaz.. ha uyanacak çerkesler var aslında daha çoguz deme gayretinde olanlara (bakınız 2011 seçim sonuçları) bir de güzel bir laf var biz 40 kişiyiz birbirimizi biliriz. evet her ortamda aynı çerkeslerle karşılaşan insanlar olarak dilimize pelesenk oldu. ama bizim 5 milyoncular takke düşmüş kel görünmüş ne gam devam etsinler biz 5 milyonuz... biz 5 milyonuz... 40 kere söyleyince olur inşallah.

19 Temmuz 2011 Salı Saat 10:12
Enver SAĞLAM

Kaçan balık büyük olurmuş ya benim ki o hesap. Dün gece özene bezene yorumlara cevaben bir kaç satır karalamıştım. Ne de güzel yazmıştım oysa(!). ( Ne olduysa uçup gitti internette) Becerip toparlayabilirsem eğer aynı minval üzere bir kaç kelam edeyim yeniden.
Yazımdaki baştaki karamsar hava bazen üst üste yaşanan hayalkırıklıklarından doğan üstümüze yapışan bezginliktir. Yoksa ben hâlâ umudumu yitirmedim. Belki de bu kopnuda en umutlu insanlardan biri benim. Yazdıklarımı biraz da ajitasyon unsuru olarak görmek gerek belki de.
Yazdıklarıma karşılık yapılan yorumlardan muhakkak bir pay almaya çalıştığımı söylemem lazım. Yeter ki okuduğunu anlayan ve şahsiyeti tahkir edici şeyler olmasın.
Yeter ki yaptıklarımızla şerefli bir noktada duralım. Şer-ehli değil...

10 Temmuz 2011 Pazar Saat 16:57
Dinamis Ebru Oner

Selam Enver Agbi,
Geriye dönüp bakınca,köklerinden koparilmis olmanın acısını yaşıyor insan. Kültür,gelenek nesiller boyu aktarılarak oluşturulan bir şeydir. Şimdi hayata dair pek çok konuyu sorgularken, atalara dönüp bakma ihtiyacı hissediyor insan. Genetik bilimine inanıyorsak eğer isler dahada can acıtici oluyor. Bu yol çok uzun görünüyor, daha yenecek bir fırın ekmek var. Ama sunu farettim ki artık anneannemin konuşurken kullandığı pek çok kelimeyi anlayamıyorum. Bir sonraki gidişime konuşmalarını kayitetmeyi düşünüyorum.
Birazda iğneyi kendimize batırmalı, ama hakkimizida çok yemeyelim.
Cambazlarinda o ipten düşme riski oldugunu unutmamak gerek.
Ancak her gosteriyide izlemek zorunda değiliz. Çok çalışmak gerek:))

09 Temmuz 2011 Cumartesi Saat 09:44
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net