Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
Siyasi-Tarihi Coğrafyası İçinde Çerkesya ve Çerkes Halkının Bütünlük Sorunu
29 Haziran 2011 Çarşamba Saat 00:17

Çerkesya’da, Vıbıhlar, Çerkesyalı Abazinler ve Karaçay/ Balkarlar  konusunda belli bazı karışıklıklar bulunmaktadır.


Bu potansiyel sorunlar daima yönetilenlerin kendi aralarında ki bir iç  sorun gibi durmakta ve yönetenler tarafından da sık  sık kaşınmaktadır. Sanki bütün bu sorunların suçlusu olan Rusya değil de kendileriymişçesine!!!


Onun için konunun başlangıçta tartışılması  ve ileride ortaya çıkabilecek sorunlara karşı  şimdiden önlem alınması, yeni çareler, çözümler üretilmesi gerekmektedir.




Çerkesya siyasi/tarihi coğrafyası, içinde farklı ulusal bünyeleri barındırmaktadır. Bu farklı yapı, son 500 yıllık bir süreçtir ve Rus Çarizm'inin dehşet ve zorbalıkla uygulaya geldiği bir durumdur.


Fakat daha uzun bir süreç içinde de Çerkesya içinde daha farklı ulusal birimler de bünyeye katılmıştır. Ve bugün orada yaşamıyor olsa bile orada yaşadığı dönemler olmuştur.


Her ne olursa olsun, son 150 yılda süreç daha da sert biçimde işlemiş ve bölgenin yerlilerinin yalıtıldığı ya da adacıklara hapsolduğu bir Rus okyanusuna doğru dönüşmüştür.


İlk bakışta içinden çıkılamaz gibi görünen sorunlar, başta bölgenin yerlileri olan Çerkesler ve bağlaşıkları açısından, Rusya ile ve daha sonra da kendi aralarında bazı çelişkileri barındırmaktadır.


Çerkesya’da, Vıbıhlar, Abazinler ve Karaçay/ Balkarlar konusunda belli bazı karışıklıklar bulunmaktadır.


Bu potansiyel sorunlar daima yönetilenlerin kendi aralarında ki bir iç sorun gibi durmakta ve yönetenler tarafından da sık sık kaşınmaktadır. Sanki bütün bu sorunların suçlusu olan Rusya değil de kendileriymişçesine!!!


Onun için konunun başlangıçta tartışılması ve ileride ortaya çıkabilecek sorunlara karşı şimdiden önlem alınması, yeni çareler,mantıklı ve barışçıl çözümler üretilmesi gerekmektedir.


                                                                        *****


Bilindiği gibi Çerkesya içinde, Abhazya sınırına yakın bazı yörelerde Abazinler, Çerkesler'le karışık yaşamaktadırlar. Üstelik bu karışık yaşama durumu, hem diyaspora da, hem de anayurt ta kendini göstermiştir. Çerkesçe'sin doğu diyalektini konuşan (Kabardey ve Besleney)lerle, Abazin(Aşuwa-Aşkrawa)ler’i birbirlerine fazlasıyla karışmışlar.


Eski teoriye göre zaten Adığe ve Abhaz dilleri aynı kökten gelmişler ve 2500-3000 yıl kadar önce aynı ortak dilden ayrışmışlardır. Bu ayrışma, ilk önce lehçe ayrışması şeklinde olmuş, ancak zaman içinde dilsel bir ayrılığa dönüşmüştür.


Genetik araştırma sonuçlara göre, 3 etninin genelinde yoğun biçimde bulunan G2a2b haplogrupunun kurucu unsur olduğu ve Adığe/ Vıbıh/ Abhaz Erken dili içinden (yaklaşık 2800 yıl) önce Abhazca’nın ayrıştığı ve yaklaşık 500-1000 yıldan fazla bir süre sonra da Vıbıh dilinin Adığe dilinden ayrışarak farklı bir yol izlediğini ortaya koyduğu düşünülmektedir.


Fakat G2a haplogrupu yönünden ortak dil sorununa bakarsak G2a Çerkes/ Vıbıh ve Abhazlar'da ki kadar Svan, Oset ve Megrel/ Lazlar'da da çok yüksek oranlarda bulunmaktadır. Hatta daha az olsa da Gürcüler ve Karaçay/ Balkarlar'da. Yani Çerkesçe ile Abhazca arasında bir akrabalık ilişkisi var ise ve bu G2a kurucu etkisi ise Gürcüce, Svanca ve Megrelce ile de olmalı. 


Ancak işin içinden çıkılamaz hale gelen teori, Osetler ile başlıyor. Osetler'in %70'inden fazlası G2a'nın bir başka kolu olan G2a1a ve diğer Güney kafkasyalı G2a'ların genelinde olan bir alt dalı paylaşıyorlar ve sonuçta İrani bir dili konuşuyorlar. Öbür yandan Karaçay/ Balkarlar ise Türki bir dil konuşmaktalar.


Kısaca özetlemek gerekirse, son 8000 yıllık süreçte dallara ayrışmış G2a Hg'den soylar batı Kafkasyalı etniler arasına kümelenmiş görünüyorlar. Fakat dilleri sadece "kurucu etki"ye bağlamak ya da tek bir haplogrubu "kurucu unsur" görmek bizleri yanlış sonuçlara götürebilir. Zira G2a dışında, R1a, J2a gibi farklı haplogruplardan soylar da bulunmaktadır. Bunların Kafkasya kökenli olmadıklarını iddia edecek bir bilgi ya da veri yok elimizde. Çünkü örneğin Çerkes R1a'nın ya da Çerkes J2a'nın yerel ve tarihsel bir soy olduğunu kimse iddia edemez. Hele Çerkes J2a'nın Kafkasya genelinde belki 10 bin yıldan fazla bir yaşı dahi olabilir. 


Bu konuda bilimsel çalışmaların, ancak antik ve güncel DNA, arkeoloji, lenguistik vb bilimsel disiplinler ile birlikte, korele çalışmalarla doğrulara ulaşabileceğimizi düşünüyorum.


                                                                        *****


1990’lı yıllarda, Gürcistan’dan tek yanlı olarak bağımsızlık ilanı ile bağımsızlık(!) savaşına girişen Abhazya, Rusya’nın ve diğer Kuzey Kafkas halklarının desteği ile -özde bir halkların kaderleri- bir yerde ayrışmış oldu. Zira Abhazya, niteliği tartışılır olsa bile Bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkmış oldu.


Fakat Abhaz halkı anayurtta, salt Abhazya’da yaşayanlardan ibaret değildi. Kendilerine Abaza adını vermiş olan, ancak Adige/Çerkes kültürü ve dilini de benimseyen, Ruslarca Abazin adını alan bir grup daha vardı;Kuzey Abazalar’ı.


Kuzey Abazalar'ı kendilerini hem Abaza, hem de Çerkes hissediyorlar. Bu çok doğal değil mi? Çok kültürlü, çok dilli topluluklarda böylesi durumlar olması normal: Kişinin babası Adığe, annesi Abaza ya da tersi.

Burada şunu kabul etmek gerek; O kişi gerçekten hem Çerkes(Adığe), hem de Abaza'dır. Bunda tartışılacak bir şey görmüyorum. Bence bu konu artık aşılmış olmalıdır. 


Ve tartışılmamalıdır bile.

                                                                     ****


Çerkes olmak/olmamak herkesin bileceği iştir. Fakat Çerkes olmak sonuçta, tabii ki Adığe olmaktır.


Abhaz halkı Abhazca konuşur, Çerkes halkı Adığece. Bunları birbirine karıştırmadan ele almalı ve birbirimizi farklı düşüncelerimizden dolayı suçlamamalıyız.


Çerkes=Adığe denildiğinde Abhazlar’ın gocunmasını gerektirecek bir durum yoktur ortada. Bunda gocunacak ya da kırılacak bir şey de yok.

Nasıl "Çerkes, Abhaz'ım!" demezse, Abhaz'ın da "Çerkesim!" demesinin maddi temeli yoktur. Ancak şu anlamda!


Yukarıda belirttiğimiz çift dillilik ve….! Evet! Kardeşlik! Yani aynı soydan gelme anlamında hepimiz kendimizi, Oset, Dağıstanlı, Çeçen'de hissediyor olmalıyız. Dayanışma anlamında. Kavramları, birbirine karıştırmadan.

Her Kafkasyalı, diğer Kafkas halklarına, barış ve kardeşlik duygularıyla yaklaşır.


Fakat Çerkesler’den lanetledikleri asimilasyon çukuruna, başka halkları çekmek istemesini beklemek yakışıksız olur.

Adığeler'le birbirlerine karışmış ve Adığe/ khabze kültürünü benimsemiş Abhazlar, “ben Çerkes veya Adığe'yim” diyorsa, buna kimse itiraz etmez. Hatta “hem Çerkes/Adığe, hem Abaza'yım” derse de.


                                                                 ****


Çok kültürlülük, Kafkas halklarının kaderidir. İnanılmaz bir şey ama, Kafkasya sürprizlerle dolu bir bölge.


Orada Türkçe'nin kuzey lehçelerini konuşan Karaçay, Balkar ve Kumuk halklarının önemli kısımları da Türkleşmiş olan Çerkesler, Svanlar, Osetler, Gürcüler'den oluşmaktadır.


Bunun hem genetik haritalarda açıkça ortaya konmuş olduğu kesindir, hem de benim bizzat şahitliğimle bazı önemli tespitler vardır. Dağıstan Kumuklar'ının genetik olarak % 11, Karapapak Türkmenler’inin % 17’si Adığe/Kabardey geni taşıdıkları bilinmektedir. Karaçay-Balkarlar'ın ise 1 / 3'ü eski Kuzey Batı Kafkas dilli halkların bakiyeleri olarak görünmektedir..


Adığe / Çerkes kabileleri içinde ise % 6-18 arasında farklı kökenden gelme insanlar yaşamaktadır. Bu orantılar, yeni yapılan araştırmalarla sonucunda değişmekte ise de sağlıklı verilere giderek yaklaşmaktayız.


                                                             ****


Karaçay/Balkar halkı  genetik(genel) olarak Kafkas özellikleri gösteriyor olsa da sonuçta Türkçe’nin Kuzey/Kıpçak lehçesini konuşmaktadırlar. Bölgeye MS.X. yy’dan itibaren Asya içlerinden Kafkasya’ya doğru akan Kuman-Peçenek-Tatar-Moğol gruplarından konuştukları dili miras aldıkları bilinmektedir.


Halk kendine “Alan”  adını yakıştırmaktadır. Zaten genetik olarak bu durum ortadadır.


Yaşadıkları  yerlere, XIV-XV. yy.’da Karça Han’ın önderliğinde bazı Tatar gruplarının, yerleştikleri bilinir. Bölge, Çerkesya topraklarının dağlık, yüksek ve nispeten nüfusça az olan bölgelerdi. Yerleşmeden sonra bazı Çerkes ve Abaza klanlarının onlara katıldıkları bilinmektedir.


Her ne olursa olsun Karaçay/Balkar halkı bugün bulundukları toplumsal doku itibarıyla farklı bir ulusal birim(ler) olarak örgütlüdürler. Nüfusları ve güclerini artırmışlar ve Çerkes-Rus savaşları sonucunda Çerkesler’den boşalan bölgeleri kısmen doldurmuşlardır.


Dolayısıyla gelecekte iki halkın anlaşarak, farklı ulusal yapılanmalara gidip gitmemek istekleri, karşılıklı anlayış ve rıza ile halledilecektir.


                                                                      *****


Gelelim Vıbıhlar'a: Talihsizlik; Vıbıh halkını toplumsal süreçlerin en çetinin de, daha henüz kabile düzeylerindeyken yakaladı. Uluslaşamadılar, korkunç bir savaş, soykırım ve sürgün içinde kendilerini buldular. Belki bir kaç yüzyıl mevcut durumlarını koruyabilselerdi Çerkes ve Abhazlar'dan bağımsız bir ulus haline dönüşebilirlerdi.


Savaş koşullarından önce de Çerkesya ile Abhazya sınırlarının her iki tarafında da yaşıyorlardı. Her iki sınırın da epeyce içlerinde, hala da öyleler.


Konuştukları farklı bir dil sadece 2 köyde konuşuluyordu ve bu dilin Vıbıhbze mi, Pekhıbze mi olduğu henüz oldukça tartışmalı. Vıbıhlar belli ki Çerkes/ Adığeler'in Şapsığ, Abdzah gibi bir kabilesi. Ve büyük ölçüde de Çerkesçe'nin batı lehçesini(Şapsığ diyalektini) konuşuyorlardı, hala da öyle; Hakuç şivesi. Ticaretleri, evlilikleri, dayanışmaları genellikle diğer Adığe kabileleriyle idi.. Kuşkusuz Abhaz halkı ile de yakınlık ve akrabalıkları vardı ya da bir kısmıyla sonradan akrabalık kurmuşlar idi. Fakat sonuçta büyük miktarlarda Abhazya sınırının ötesinde Çerkesya içinde konsolide oluyorlardı.


Bu doğal bir süreçtir. Bazen aynı toplum içinden farklı kabileler çıkar ve farklı uluslara dönüşür. Bazen farklı ulusal unsurlar başka boy birliğine katılırlar ya da ayrılanlar yeniden tekrar ana kütleye katılırlar. Bütün bunlar olabilir.


Fakat bu doğal süreçleri başkalaştıran, hızlandıran bir başka sebepler vardır. Kuzey bat Kafkasya’da ki sebep: Rusya idi. Yukarıdan yaptığı askeri harekatlarla, tüm Çerkes kabilelerini yerinden oynatmıştı. Onlarda canlarını kurtarmak için giderek Kuban’ın güneyine, Karadeniz kıyı boyuna doğru inmek zorunda kaldılar. Bu durumdan en çok etkilenen Adığe/ Çerkes kabileleri; Hatko, Jane, Hatukay, Natuhay, Bjeduğ ve Abdzah kabileleri olmuştu.


Bu durumun tek sorumlusu Rusya Çarlığıydı. Canını kurtarmak için, güneyde ki kardeşlerine sığınan kuzeyli Çerkes kabilelerinin bu durumdan dolayı suçlu olduğunu öne sürmek doğru olmazdı.


Fakat sonuçta bu giderek kabaran göç dalgası, Çerkesya’nın giderek küçülüyor olması, özellikle Kıyı boyunda yerleşik köy topluluklarının da rahatını, düzenini bozdu. Özellikle Şapsığ, Vıbıh ve Abdzah kabileleri giderek topraklarını diğer kardeşleriyle paylaşmaya başladılar ve giderek de karıştılar.


Vıbıhlar’la yerleşik alanlarda da, sonradan üretildiği iddia edilen dil belli ki hiç bir zaman yaygınlaşamadı. Vıbıhlar arasında Adığece diğer kabileler ve bölgelerde olduğu gibi tabii şekilde gelişimini sürdürüyordu. Giderek küçülen Çerkesya’da, Adığece/ Çerkesçe, bir ortak anlaşma dili (Lingua Franca) olduğu ve bunun öngörülebilir bir geçmişin derinliği içinde varlığını sürdürdüğünü düşünebiliriz.. Bunun da geçmişinin son 5 bin yıllık bir süreçten aşağı olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. "Kurucu unsur"mudur bilemeyiz ama G2a2b2'nin G2a1a'dan ayrışmısının yaş ağacı 5500-6000 yıl gibi bir süreyi içerdiği görünüyor.


Bugüne gelirsek. Aramızda bazı Vıbıh arkadaşlar, Vıbıh dilinin, yeniden canlandırılmasına kadar, hayali ulus yaratma izinde koşarken, büyük çoğunluk kendilerini, Çerkes(Adığe) halkının ayrılmaz bir parçası olarak görüyorlar. Bunun kararını Vıbıhlar kendileri daha da doğrusu ataları anayurtlarını savunurken, canlarını verirken vermişlerdi. Onların yaptıkları sadece seçim değildi, doğal olan ve olması gerekendi. Toplum, birey ya da cemaat olarak mı! Artık her ne şekilde olursa olsun, Çerkesya yurdunun özgürlüğü için beraberce savaş verilecekti.


Hem de öylesine birleştirdiler ki ilk Çerkesya Ulusal meclisinin kurulmasına bizzat öncülük ettiler. Vıbıhlar XIX. yy. boyunca devam eden Rus savaşlarında Çerkes/ Adığe ordularının öncü ve vurucu güçlerini oluşturdular.

Üstelik Vıbıhlar ile diğer Çerkesler arasında genetik yakınlık değil, daha da ötesi komşu hiç bir halk ile olmadığı kadar aynılık sözkonusu. Vıbıhlar, Şapsığ ve Abdzahlar ile aynı genetik kodların altdallarında kümelenmiş görünüyorlar. Hatta daha ileri gidelim, bu kabileler arasında ayrı kümelenme yok, doğuda ki Kabardey/ Besleneyler ile bile ortaklıklar net olarak ortaya çıkmış durumda.


Bugüne gelirsek özgürlük kazanılmadan bu tür tartışmaların fayda vermeyeceği ortadadır. Neyin! Hangi postun kavgası verilecektir ki? Olmayan bir şey tartışılmaz.


Kendilerini Abhaz hisseden Abhaz, Çerkes hisseden Çerkes veya her ikisini birden hisseden ya da hiç hissetmeyip salt Vıbıh olarak hisseden de olacaktır. Benim görüşüm, kabilecilik yerini, Çerkes/ Adığe halkı içinde birlikteliğe bırakmaktadır.


Aynı şekilde Abhaz, Abazin farklılıkları da bir yana konup, sadece Abhaz ulusal bütünlüğü ortaya çıkartılmalıdır. Vıbıhlar arasında da Abhaz ulusal bünyesi içinde kendini hisseden de Abhazya ile bütünleşme yoluna zaten girmiş, girebilir. Gagra ve civarlarında Geçba, Bağapş gibi çok sayıda Vıbıh soyu şimdiden Abhazlaşmışlar bile. Artık onların Çerkes/ Adığe kimliği yok ki. Eh bence zarar da yok. Kim be hissediyorsa o.


Ancak bugün itibarıyla, Vıbıhlar'ın, büyük ana kütlesi Çerkes/ Adığe ulusal varlığından ayrı düşünülmesi söz konusu edilemez. Bu bir reel-politiktir. Olandır, doğaldır. İsteyen sorgulasın. Çerkesler sorgulamaz.


Dünyada Çerkes halkı diye bir adlandırma varsa, o da Adığece konuşanları ya da Adığece'yi bilmese de, mensubu olduğu ulus dilinin adı olduğunu kabul edenleri kapsar.


Türkiye’ye Kuzey Kafkasya’dan gelen halk toplulukları içinde % 80’den fazla ağırlığı Çerkesler oluşturduğu için, Osmanlı her geleni Çerkes diye tanımladı. Gerçekten Abazinler ve Vıbıhlar’ı da içine katarsak, Adığeler’le birlikte Çerkesya sürgünlerinin oranı (KK.’dan) gelenlerin % 85’inden daha fazlasını oluşturmaktadırlar.



Çerkes halkının Adığeler olduğu ve MÖ.V. yy.'a kadar tarihinin gittiği bilinmektedir. Siraca /Siraces / Siraceni / Seraci / Serces / Siracoi / Cercet / Kerkit /Kerketoy adıyla anılan topluluk başlangıçta bir kabileler federasyonuydu(1). Ve MÖ. ki dönemlerde Sarmat konfederasyonunun da bir parçasıydı(2).


MÖ. I. Yy.’da Siraces ordusu Kral Abeacus döneminde 20.000 atlı savaşçı çıkarttığı bilinmektedir (3).


MÖ. 310-309 yıllarında Bosfor Krallığı ile müttefik olarak savaşa girdiği yazılı antik kaynaklarda belirtilmiştir (4). O döneme göre Siraces ordusunun bu denli büyük bir atlı savaşçıyı bünyesinde istihdam ediyor olması ilginçtir. Bünyesinde Abhazlar’ı da içerdiği tahmin edilmektedir.


Siraces ülkesinin sınırları Hispanis(Kuban) ırmağının ağzından başlardı. (Strabon-Geographica) Demek ki o dönemde de Çerkesya’nın kilidi, Novorosisk çevresiydi(5).


MS. 193 yılında Boğazda bir çarpışmadan sonra Siraces krallığı gücünü giderek zamanla yitirdi. Ve MS.IV. yy’dan itibaren uzunca bir süre sessizliğe gömüldü.


                                                                *****


O dönemde Siraces Krallığının sınırları bugünkü Abhazya bölgesini de kapsıyor olmalı. Bu gerçek, Abhazlar'ın, Çerkes olduğu anlamına gelmez.


Yukarıda değindiğimiz gibi Kuzey batı Kafkasya’nın yerel halkları olan Abhazlar ve Çerkesler büyük ölçüde aynı genetik yapıdan gelmekte ve günümüzden 3000 yıl kadar önce yaşayan bir “Ortak Ata”, “ortak bir kült” dayanmaktadır. “Ortak bir dil”e dayanma konusu ise tartışmalıdır.


Aynı şekilde 5000-8000 yıl öncesinde Gürcü, Laz ve Megrel halklarıyla büyük ölçüde “Ortak Ata”ya dayanmaktaydılar.


Sonuçta Kafkasya haklarının  bir kısmının ortak köken birliğine dayanıyor olması  aynı halk olduklarını anlamına gelmez.


Zira bu binlerce yıllık dönemlerde başka halklarla kısmen karışmış olmaları, aynı  coğrafyanın farklı yönlerinde, değişik birer konsolidasyon süreçleri geçirmelerine yol açmıştır.


Özellikle zorlu bir coğrafya olan Kafkasya’nın dağlar, derin vadiler ve çok sayıda ırmaklarla bölgelerin birbirleri arasında iletişiminin sık sık kesiliyor olması, izole bölgeler de farklı dil ve lehçelerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.


                                                                *****


Abhazya Abhazlar’ının bugün gelinen noktada, Çerkes/Adığe birliği içinde olamayacakları ortadadır. Sözde dahi olsa bağımsız bir cumhuriyetin tadını çıkartmak Abhazya’ya yaramış gibi görünüyor. Fakat gerçekte durum nedir?


Rusya’nın gölgesinde, uydu bir ülke olmak, şimdilik kader gibi görünmektedir. Bu nüfus ve güçle daha fazlasını beklememek mantıklı olur.


Bağımsız cumhuriyet olmasına rağmen ülke nüfusunun ezici çoğunluğu Abhaz olmayan farklı topluluklardan oluşmaktadır. Abhazya nüfusunu artırmak için, Türkiye ve Ürdün gibi diyaspora ülkelerinden yeterince Abhaz nüfus çekmek için gayretkeş değildir.


Bu konuda atılan küçük adımların ise, ülke politikası olarak sadece, Abhaz veya Vıbıh kökenlileri kapsaması oldukça düşündürücüdür!


                                                                *****


Bütün Kafkas dilli halkların kökenleri Mezopotamya ve Anadolu’dur. Hatta İran dilli Osetler ve Türk dilli Karaçay-Balkarlar’ın da önemli bir kısmı.


Kuzeydoğu Kafkas halkları Çerkes değildirler. Ancak, Kumuklar % 11, Avarlar % 6-10, Çeçenler içinde % 4-6 civarlarında K.B.K.  genetiği bulunmaktaysa da, her halkın kendine özgü bir dili ve adı vardır.


Türkiye’de K.Kafkasyalılar içinde ezici çoğunluk Çerkes olduğu için bütünüyle, Kafkasya’dan gelen herkese Çerkes denmesi veya yanılgısını getirmiştir. Bu bir yanılgı olmasına rağmen, bazı kesimlerde tutmuş gibi görünmektedir. Bilinçli bir Dağıstanlı veya Çeçen, hiçbir şekilde Çerkes olduğunu belirtmez.


Onların “Çerkes’im” diyenlerinin bir çoğu, ya diyasporadaki komşu halkların kendilerini ve aralarındaki ayrımı algılayamayışıyla, işin kolaycılığına kaçmak ya da kendi bilinçsizlikleriyle ilgilidir.


Bir halk için en güzeli kendi adıyla anılmaktır. Çerkes dedin mi Adığe anlaşılır. Her halkın birden fazla adı olabilir. Fakat bir Avar, bir Çeçen, bir Abaza, bir Oset, bir İnguş, bir Dargi, bir Lezgi, Çerkes olmayı kabul etmez.


Bir Avar = Maarula, bir Çeçen = Nahçu, bir Abhaz = Apsuwa, bir Oset = İron veya Digor, bir İnguş = Galgay, bir Dargi = Tsutkhur/Tsedah, bir Lezgi = Khural'dır. Bunların kendi otokton adı dışında uluslararası literatürde geçen karşılıklarıdır. Çerkes olmadıkları için hiç bir eksiklikleri, fazlalıkları yoktur. Her halk yalnızca kendi adlandırmaları ve uluslararası adlarıyla anılmak isterler.


Resul Hamzat’ın deyişiyle; “Çerkesler Çerkesya’da, Dağıstanlılar Dağıstan’da yaşar!”


“Benim Dağıstan’ım” adlı başyapıtında bunu bu şekilde belirttiğine göre Büyük Şair, Rusya’da da anlaşılan-tanınan, Türkiye’de olduğu gibi Dağıstan-Çeçenler’den çok Çerkesler idi. Ta ki Çeçen savaşına kadar. Ve Abhazya tabii.


İki ülkede yaşanan süreçler, bu iki ülke halklarını tarihin ve Çerkesler’in önüne koymuş gibi görünmektedir.


                                                                *****


Osetler; Kafkas tarihinde As/ Aorslar olarak geçmekte olan halktır. Sarmatya konfederasyonunun en önemli üyesiydiler.


Siraces; Kafkasya’nın batı bölgesini, yukarıda Don’a kadar yönetirlerken, Doğu da Volga ırmağına kadar geniş bir alan Aorsiler’in egemenliği altında idi.


Konuştukları  dil itibarıyla bir Hint-İran dili konuşuyor olmalarına rağmen, genetik olarak Çerkesler’in içinde olduğu Batı Kafkas genetiğindendirler.


Yeni yapılan genetik araştırmalar, Osetler içinde özellikle Digor kabilesinde ve diğer çoğunlukta büyük bir dil kaymasına işaret etmektedir(6). Çerkes(% 45-86) ve Abhazlar’ın(% 46-56) ezici çoğunluğunun genetik olarak yaygın olduğu G haplogrup, Osetler’de de % 56-73 oranında yaygındır(7).


Sonuçta 5-8000 yıl kadar önce “Ortak Ata”ya sahip olmak bir ulus olmak için yeterli koşul değildir. Nitekim tamamen farklı bir dil konuşmak, ayrı bir ulus olmanın yolunu açmıştır.


Osetler anayurtlarında hiçbir şekilde Çerkes olduklarını iddia etmezler.


Fakat yine bir yanılgı  olarak Türkiye’de Osetler’in bir kısmı Çerkes olduklarını söyleseler de, dost meclislerinde bilinçli bir dinleyici karşısında Çerkesler’den farklı bir halk olduklarını, Alanlar’dan geldiklerini söylerler.


                                                       *****


Çerkes halkını yalnızlaştırmak, düşmanların işi olmalı.


Bizlerin işi; ittifaklarla, dostluklarla Özgür ve Birleşik Çerkesya'yı yeniden anayurtta ayağa kaldırmak. Ve diyasporada Çerkes kültürünü, dilini, kurumsallaştırmak, yaşatmak ve geliştirmektir.


Kardeşler arasına nifak sokulamaz. Dün Abhaz savaşında nasıl Çerkesler, Abhaz, Çeçen savaşında Çeçen oldularsa, yarın Çerkesya'da diğer Kafkasyalılar da Çerkes olacaktır. Bizim birbirimizden başka tutunacak dalımız mı var ki?


Tabii herkesin kendi gündemi var. Her halkın kendi öncelikleri var. Kişi kendi evini temizlememiş, gidip başkasınınkini süpürecek değil ya(8)...


Kabardey, Şapsığ, Abzah, Vıbıh, Natuhay, Hatukay, Bjeduğ, Mehoş, Hakuç, Besleney, Jane, Yegerukuey,  Çemguy, Mamhığ ve bazı küçük diğer kabile(bölge/diyalekt)ler kendini Adığe olarak kabul edenlerin tümüne, Adığe/Çerkes denir. 


Kavram kargaşası, Çerkesler’in de diğer halkların da kafalarını karıştırır. Gereksiz tartışmaların içine sokar. Ve toplumu sönmeye/atalate/çürümeye iter.


Bir halkın kendini adlandırması  ve uluslar arası literatürde başka bir adla tanınıyor olması, ne ilk, ne de şaşırtıcı bir durumdur… 


1) http://perseus.uchicago.edu/cgi-bin/philologic/getobject.pl?c.371:20.GreekTexts

2) http://books.google.se/books?id=eeGZEgdj9-cC

3) http://books.google.se/books?id=8Kc5r9IxDD4C

4) http://en.wikipedia.org/wiki/Siraces

5) http://books.google.se/books?id=krwuAAAAIAAJ

6) http://www.eva.mpg.de/genetics/pdf/Caucasus_big_paper.pdf

7) http://blogs.discovermagazine.com/gnxp/2011/05/caucasus/

8) Kube Nurhan Fidan.


Bu yazı toplam 8913 defa okundu.





semih akgün

Bana Türk demedikleri için kendimi Türk arkadaşlarım yanında dışlanmış ya da ötekileştirmiş hissetmedim. Biz gerçeklerle yaşamalıyız. Dünya literatüründe ve bilimsel literatürde ne ise ona uygun söz ve düşünce kalıpları geliştirmeliyiz. Biliyorum Uzunyayla'nın farklı bir sosyolojik atmosferi var. Orada Kabardey/ Çerkes çoğunluk içinde yalnız Abazinler değil, Çeçenler hatta Kumuklar'da Çerkes kimliği ile kendilerini birleştirmeye yakın dururlar. Kimse yok Çerkes değilsiniz demez, siz Çerkesim dedikçe. Fakat gerçeklerden söz edelim; "Çeçenler, Kumuklar, Abazinler Çerkes/ Adığe midirler? Yoksa karşısında durduklarımızın yanındakinden olmak bizim doğamızda var.

26 Aralık 2018 Çarşamba Saat 15:26
semih akgün

Anayurtta bir Çeçen'e veya Oset'e, Abhaz veya Lezgi'ye Çerkes derseniz küfür etmiş gibi bakar. Haklı olarak insanlar kendi dilleri, kültürleri, ulusal adları ve tarihsel kimlikleri varken başka bir adla anılmayı kabul ederler mi?
Bir Çerkes'e Çeçen veya Oset demek gibi saçma. Bu kafa karışıklığını bir tarafa koymak lazım. Kimse Kafkas halklarını birbirine düşürmek istemez, istemiyoruz. Tam tersi Kafkas dayanışma ruhu için halkların birbirine saygılı ve tahammüllü olması gerek. Tanımazsan, kabullenmezsen, başka bir adla anarsan olmaz.

26 Aralık 2018 Çarşamba Saat 15:19
Çerkes (Abaza)

Kafkasyalılar anlamalıdırlar ki kendi aralarında savaştıkları sürece hiçbir zaman özgür veya bağımsız olamayacaklar. Dış dünyanın gözünde böyle bir bölge özgürlüğü hak etmez, tersine güçlü bir devletin ve silahlı güçlerinin devamlı işgali altında olmalıdır.
Kafkasya’daki tüm otonom bölgelere önerim; Dağlı Cumhuriyeti adı altında zaten varolmuş olan tek bir cumhuriyette birleşmeleridir. Çok dilli özelliğimize rağmen, ORTAK TARİHSEL, SOSYAL, KÜLTÜREL ve JEOPOLİTİK MİRASIMIZın bakış açısıyla, dış dünya bize genel bir ulusal isim vermiştir. Ruslar “Kafkas Dağlıları” demiş, batıda ise “Çerkesler” olarak tanınmışızdır. Hiç bir zaman ırksal farklılıklar veya dinsel sürtüşmeler ile anılmadık. [1]

ÇEÇEN TARİHÇİ merhum A. Avtorkhanov

*1. Gazeta: Kavkaz (Sukhum), 1990, no. 1

26 Aralık 2018 Çarşamba Saat 13:05
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net